|
15 Haziran 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Türkiye'deki Kuzey Irak'a harekât ve cumhurbaşkanlığı seçim süreci tartışmalarını yorumlayan Guardian yazarı Jonathan Steele, 'Asıl mücadele Türkiye'nin içinde, sınırlarında değil' diyor.
"Ordu harekete geçmek için sabırsızlanıyor. Hükümet ise tereddüt ediyor. Genel seçimlere bir ay kala, birçok gözlemciye göre bu konu, gölge boksuna döndü. Ordu kendini, Türkiye'nin laik geleneğinin temsilcisi olarak görüyor ve ana muhalefet partisi ile işbirliği içinde, İslamcıları zayıf ve vatanseverlikten uzak göstermeye çalışıyor olabilir." "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şimdiye kadar direndi ve bu hafta cesur bir şekilde, Irak'taki her bir PKK militanına karşılık, Türkiye içinde 10 militan bulunduğunu söyledi. Başbakan'a göre asıl mücadele, sınırın öbür tarafında değil, içeride verilmeliydi." Guardian yazarlarından Jonathan Steele, Kuzey Irak meselesi dışında, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşananları ve cumhuriyet mitinglerini de yorumlamış. "Aslında laik kesim, AKP'ye kıyasla daha dar görüşlü ve milliyetçi. Cumhuriyet mitinglerine katılanlar, genelde orta ve üst sınıflardan geliyordu ve göçmenlere karşı güçlü bir önyargı taşıyorlardı. Bir zamanların yönetici sınıfı, köylülerin kente yerleşmesine ve seçimleri kazanacak güce ulaşmış olmasına bozuluyorlardı." "Türkiye'deki asıl mesele, Kemalizm'in modernleştirilmesinin mümkün olup olmadığı. Laikler, tekrar ilerici ve açık görüşlü bir parti oluşturup, sınıfsal önyargılara dayanmayan, İslamlaşmaya yönelik fantezilerden arınmış ve sırtını askere yaslamayan bir şekilde İslamcılarla mücadele edebilecek mi?" Gazze'de Hamas bayrağı dalgalanıyor İngiltere basınında bu sabah en çok yer bulan Filistin'deki gelişmeler. Filistinli rakip gruplar Hamas ve El Fetih arasında hafta başından bu yana devam eden ve 100 kişinin öldüğü şiddetli çatışmalar, Hamas'ın Gazze'nin kontrolünü ele geçirmesi ile bambaşka bir boyuta taşındı. Filistin lideri Mahmud Abbas, iki grubun oluşturduğu ulusal uzlaşı hükümetini feshederek, olağanüstü hal ilan etti. "Hamas zaferini ilan etti" manşetiyle çıkan Guardian, gelişmeleri şöyle yorumluyor: "Hamas militanları, El Fetih üyesi rakiplerini sürerek ve kalanları öldürerek Gazze'nin kontrolünü ele geçirdi. İsrail'in yanı başında, İslami bir düzen ilan ettiler. Filistinlilerin bağımsız bir devlet hayali, suya düşmenin eşiğinde." "Filistin lideri Mahmud Abbas, olağanüstü hal ilan etti ama Gazze'de otoritesini nasıl kurabileceği meçhul. Zira bölge şimdiden, birçok hükümet binasında İslami direnişin yeşil bayrağının dalgalandığı Hamasistan olarak anılıyor." Independent da Guardian ile aynı görüşte. "Hamas için zafer, Filistinliler için trajedi" manşetiyle çıkan gazete, bunun, tüm Orta Doğu haritasının yeniden çizilmesi tehlikesini barındıran bir savaş olduğunu belirtiyor ve şöyle devam ediyor: "Şiddetin, siyasi dramın, roket saldırılarının doruğa tırmandığı bir günün sonunda, dün geceden itibaren Orta Doğu'da artık 'üç devletli çözüm' konuşuluyor: Gazze, Batı Şeria ve İsrail. Orta Doğu, tarihinin en öngörülemez evresine giriyor." "Gazze'yi bu çaresiz ve tehlikeli noktaya ne gibi faktörlerin sürüklediğini tam olarak tanımlamak zor. Sorunlardan biri, iki grubun oluşturduğu ulusal uzlaşı hükümetinin, aceleye getirilmiş, ortak bir siyasi programı olmayan bir birliktelik olmasıydı." "Umulan, bu adımın uluslararası tanınma getireceği ve çatışmalara son vereceğiydi. İlk hedef tutturulamayınca, çatışmaların tekrar patlak vermesi kaçınılmazdı." "Tabii bir de, Hamas'ın içindeki derin kuşku var. İsrail ve ABD'nin, kendisiyle mücadele etmesi için El Fetih'i perde arkasından desteklediği yönünde. Buna yönelik bazı kanıtların bulunduğu şüphe götürmez." Daily Telegraph yazarlarından Con Coughlin de, Gazze'nin Hamas'ın eline geçmesi ve İslami düzen ilan edilmesinin, İsrail açısından sonuçlarına değinmiş. "İslami köktenciler, artık İsrail'i her yönden tehdit ediyor" başlıklı yazıda dikkat çeken satırlar şöyle: "Hamas, mali ve askeri desteğinin büyük kısmını İran'dan aldığını gizlemiyor. Hizbullah'ın başarısını Gazze'de uygulamaya çalışıyor. Bu, İsrail için hiç de hoş bir durum değil. Zira artık kendini İsrail devletini yok etmeye adamış, İran destekli iki örgüt var sınırlarında. Biri kuzeyde, diğeri güneyde. Bu düşünce, İsrailler de uyku bırakmayacaktır." Avrupa anayasası tartışması İngiliz gazetelerinde geniş yer bulan bir konu da, gelecek hafta Brüksel'de yapılacak Avrupa Birliği zirvesi. Avrupa anayasasının, bu kez 'anayasa' değil bir 'anlaşma' adı altında canlandırılmaya çalışılacağı zirvede derin çatlakların ortaya çıkması bekleniyor. Dönem başkanı Almanya'nın başbakanı Angela Merkel'ın işinin bir hayli zor olacağının altını çizen Financial Times, zirvede üye ülkelerin takınacağı pozisyonları özetliyor. "Angela Merkel, yeni Avrupa anlaşmasının, süper devlet sembollerinden arındırılacağını ve provokatif anayasa sıfatının da bir kenara bırakılacağını doğruladı dün. Ancak anlaşmanın adının değişmesi, sembollerinden arındırılması işin kolay kısmı." "Merkel, özellikle Polonya ve diğer muhalif ülkelerin ikna edilmesinin çok zor olacağını teslim ediyor. Varşova, AB'nin temel yasama organı konumundaki Bakanlar Konseyi'nin yeni oylama sistemine itiraz ediyor. Bunun, kendisini en büyük üye olan Almanya karşısında güçsüzleştireceğini savunuyor." "İngiltere ise, ceza hukuku ve dış politika konularındaki veto hakkını korumasını sağlayacak ek güvenceler peşinde. Ayrıca İngiltere'deki işçilere yeni grev hakları tanıyacak olan temel haklar sözleşmesine de karşı çıkıyor." "Hollanda da, birliğin üyelik kriterlerinin de metne girmesini, böylece aday ülkelerin üyelik standartlarının zorlaştırılmasını talep ediyor. Peki, Almanya Başbakanı Angela Merkel, bu itirazlarla nasıl başetmeye hazırlanıyor? Önerileri, üye ülkeleri ikna etmeye yetecek mi? Financial Times bu sorulara da şöyle yanıt veriyor: "Angela Merkel, Avrupa Birliği'nce önerilen yasaları görüşecek ulusal parlamentoların rolünü güçlendirecek düzenlemeler yapıyor. Ancak daha önce anayasada yer alan en önemli değişiklikler aynen korunuyor." "Bunların başında da, AB'nin daimi bir başkan ve dışişleri bakanı olması, Avrupa Komisyonu'nun zayıflatılması ve nitelikli çoğunluk oylama sisteminin genişletilmesi geliyor. "Bu da, anayasa metninde yapılan değişikliklerin kozmetik nitelikte olduğu gerekçesiyle, İngiltere'nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin, yeni anlaşmayı referanduma sunma yetkisi talep etmesi ile sonuçlanacak." | İlgili haberler 7 Haziran 2007 Basın Özeti07 Haziran, 2007 | Basın Özeti 6 Haziran 2007 Basın Özeti06 Haziran, 2007 | Basın Özeti 5 Haziran 2007 Basın Özeti05 Haziran, 2007 | Basın Özeti 4 Haziran 2007 Basın Özeti04 Haziran, 2007 | Basın Özeti 3 Haziran 2007 Basın Özeti03 Haziran, 2007 | Basın Özeti 1 Haziran 2007 Basın Özeti01 Haziran, 2007 | Basın Özeti 30 Mayıs 2007 Basın Özeti30 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 29 Mayıs 2007 Basın Özeti29 Mayıs, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||