|
7 Haziran 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere'nin en büyük savunma şirketi BAE Systems'ın bir Suudi prensine bir milyar sterlini aşkın rüşvet ödediği yönündeki iddialar Guardian gazetesinin manşetinden duyuruluyor.
Suudi Arabistan'ın eski Washington büyükelçisi Prens Bender bin Sultan en az 10 yıl boyunca her üç ayda bir 30 milyon sterlin ödeme yapıldığı, ödemelerin büyük bir silah ihalesiyle ilgili olduğu iddia ediliyor. Ayrıntılar şöyle: "Savunma Bakanlığı içinden bazı kaynakların iddialarına göre, Prens Bender yapılan ödemeler Blair hükümeti döneminde ve öncesinde bakanlıkta çalışan yetkililerin bilgisi ve onayıyla gerçekleştirilmiş. Bakanlık çalışanları 20 yılı aşkın süredir gizli komisyonlarla ilgili herhangi bir şey bilmediklerini söylüyorlardı. Söz konusu komisyonlar 2002 yılında yasadışı ilan edilmişti. "1985 yılında imzalanan El-Yamamah silah anlaşması kapsamında, 120 Tornado uçağı, Hawk helikopterleri ve diğer askeri mühimmatın satışı gerçekleşmişti. Kayıtlar hakkında bilgi sahibi olan kaynakların aktardığına göre, BAE Systems, Prens Bender'e ödemeleri gizli bir hesaptan çektikleri paralarla yapmış. Söz konusu hesaba her yıl iki milyar sterlin kadar para aktarılması suretiyle, Tornado uçakları ve diğer silahların karşılığında Suudi petrolünün satılmasına imkân tanınıyormuş." Guardian haberinde, bu iddiaların Ağır Dolandırıcılık Masası'nın BAE Systems'ın Suudi Arabistan ile yaptığı anlaşmalar hakkındaki soruşturmasıyla ilgili tartışmaları da yeniden alevlendireceğini yazıyor. 2004 yılında başlatılan bu soruşturma geçtiğimiz yıl Aralık ayında - tam da Suudi kraliyet ailesiyle bağlantılı olduğu düşünülen İsviçre'deki hesaplara ulaşılmak üzereyken - ulusal güvenliğe zarar vereceği gerekçesiyle durdurulmuştu. Soruşturmanın durdurulmasına büyük tepki gösterilmiş, OECD konuyla ilgili yeni bir soruşturma başlatmıştı. Bush'a AB baskısı Almanya'da dün başlayan G-8 zirvesinde, resmi oturumlara bugün geçilecek. Ve İngiltere Başbakanı Tony Blair ile ABD Başkanı George Bush iki ülke liderleri olarak son kez bir araya gelecekler. İngiliz gazeteleri, bu görüşmede Blair'in Bush'u iklim değişikliğiyle mücadele konusunda ikna etmeye çalışacağını yazıyor. Guardian'a göre, Bush AB'nin baskısı altında... "Üç büyük Avrupa ülkesi, Almanya, Fransa ve İngiltere dün gece iklim değişikliği konusunda birleşik bir cephe oluşturdular. Bush'un ya sera gazlarının salımının 2050 yılına kadar 1990 seviyelerinden yüzde 50 oranında azaltılmasına ya da küresel sıcaklıkları sanayi öncesi seviyelerinden iki santigrat dereceye kadar artışla sınırlandırmaya ikna etmeyi umuyorlar. "Kaynaklar, ABD'nin sera gazları salımını yüzde 50 azaltmanın gerekli olduğunu kabul ettiğini, ancak Hindistan ve Çin'in de anlaşmanın bir parçası olmamaları halinde, bağlayıcı hedefler konulmasına çekimser durduğunu söylüyor." Olmert Şam'la görüşmeye hazır İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in Suriye'yle barış için görüşmelerde bulunmaya hazır olduklarını söylemesine de ilgi gösteriyor İngiliz basını bugün. Independent'ın haberi şöyle: "Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'la görüşmelerin yapılmasından yana olanlar, İsrail'in 40 yıl önce Altı Gün Savaşı'nda işgal ettikleri Golan Tepeleri'ni Suriye'ye vermeye razı olmaları halinde, Şam'ın Hizbullah ve Hamas'a verdiği desteğin önüne geçebileceklerini umuyorlar. "Olmert, dün kabineye yaptığı açıklamada Suriye'yle savaş istemediklerini söyledi ve doğrudan görüşmelerde bulunmaya hazır olduklarını ifade etti. İsrail daha önce, Suriye'nin Hamas ve Hizbullah'a desteğini kestiği yönünde somut bir kanıt olmadan Şam yönetimiyle görüşmeyeceğini söylüyordu. Sarkozy elini güçlendirecek Guardian gazetesinde yer alan bir habere göre, Fransa'da ilk turu 10 Haziran'da yapılacak olan parlamento seçimlerinde, ülkenin yeni cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin partisinin büyük bir zafer kazanması bekleniyor. Gazete haftalık Le Point dergisinde yayımlanan bir kamuoyu yoklamasının sonuçlarını aktarıyor. Buna göre, Sarkozy'ye yakın milletvekilleri seçim sonrası meclisin yüzde 40'ından fazlasını oluşturacak. "Seçimlerde alınacak açık ara bir zafer, Sarkozy'nin vergi kesintisi planlarına, işçi piyasasında yapmayı düşündüğü reformlara halkın destek verdiğini teyit edecek. Böylesi bir zaferle reformlarını hayata geçirmeye hemen başlayabilir, haftada 35 saat çalışma yasasını gevşetir, işçi piyasasındaki düzenlemelerde, üniversiteler ve göçmenlik yasalarında reformlarına başlar. "Ayrıca böylece Fransa'nın düşünüş biçimini değiştirme ve 1968 Mayıs'ının psikolojik mirasını öldürerek, vatanperver bir gururu yerleştirme tasarısını da kuvvetlendirmiş olur." İngiltere'nin üç talebi Financial Times'da yer alan bir haberde, bu ay yapılacak olan Avrupa Birliği zirvesinde İngiltere'nin Avrupa Anayasası'yla ilgili özellikle üç konuda ısrar edeceği, bu konularda ulusal egemenliğini korumak isteyeceği yazılıyor. Habere göre bunlar, Avrupa'da ceza yasasıyla ilgili olarak yapılacak düzenlemelerde ulusal vetoyu kaldıracak olan anayasa maddesinin değiştirilmesi; yeni yazılacak temel haklar sözleşmesinin İngiliz çalışma yasasını etkilemeyeceğine dair kendilerine bir güvence verilmesi ve dış politikanın Avrupa Birliği hukuku içinde şu anki özel statüsünde kalmasının sağlanması. Financial Times, başyazılarından birini de 21 Haziran'da yapılacak olan Avrupa Birliği zirvesine ayırıyor: "İngiltere'nin Avrupa Anayasası hakkındaki müzakerelerini yürütecek olan Tony Blair, zirveden birkaç gün sonra başbakanlığı Gordon Brown'a devredecek. Brown'un kendisinin onayladığı pakete destek verip vermeyeceğini garantileyemez. Müstakbel başbakan her koşulda bir referandum yapılmasını engellemek istiyor ve bir gözü de muhalefetteki Muhafazakârların üzerinde. "Bu yüzden İngiltere koparabileceği her şeyi talep ediyor. Geçmişte imzalanan her tür anlaşmayı, polisin eş güdümlü çalışması gibi hususlarda çoğunluk oylamasına gidilmesi gibi konuları, temel haklar sözleşmesini yeniden gündeme getiriyor. "Almanya Başbakanı Merkel, bir sonraki hükümetler arası konferansın sonu gelmeyen bir pazarlığa dönüşmemesi için bağlayıcı bir metin üzerinde uzlaşma sağlanmasını istiyor. Zaten Brown da sonsuz bir sürece gidilmesinden yana değil.. Bu yüzden zirveye Blair'le birlikte o da katılmalı." | İlgili haberler 6 Haziran 2007 Basın Özeti06 Haziran, 2007 | Basın Özeti 5 Haziran 2007 Basın Özeti05 Haziran, 2007 | Basın Özeti 4 Haziran 2007 Basın Özeti04 Haziran, 2007 | Basın Özeti 3 Haziran 2007 Basın Özeti03 Haziran, 2007 | Basın Özeti 1 Haziran 2007 Basın Özeti01 Haziran, 2007 | Basın Özeti 30 Mayıs 2007 Basın Özeti30 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 29 Mayıs 2007 Basın Özeti29 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 28 Mayıs 2007 Basın Özeti28 Mayıs, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||