BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 28 Mayıs, 2007 - TSİ 07:56
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
28 Mayıs 2007 Basın Özeti
Independent baş sayfasını Akdeniz'in ortasında yaşanan bir mülteci dramına ayırmış.

İngiltere gazeteleri

Manşette "Avrupa'nın Ayıbı" deniyor. Habere eşlik eden fotoğrafta ise ton balığı yakalamak için kullanılan ağlara tutunan 27 Afrikalı göçmenin öyküsü anlatılıyor:

"Gana, Kamerun, Nijerya ve Sudanlı mülteci adaylarını taşıyan tekne Libya'dan yola çıktı. Derme çatma tekne altı gün boyunca Libya açıklarında sürüklendi.

"İki balıkçı teknesinin Afrikalı göçmenleri kurtarma girişimi sonuç vermedi. Ne Libya, ne de Malta hükümetleri sorumluluk almaya yanaştı.

"Sonunda bölgede bulunan bir Malta gemisi onlara yardım eli uzattı. Kaptan yukarı çıkmalarına izin vermediği için göçmenler, geminin çektiği ton balığı ağlarına tutundular.

"70 saat boyunca yani üç gün üç gece, hiçbir şey yeyip içmeden ağları tutan yarım metrelik dubaların üzerinde yolculuk ettiler.

Maltalı kaptan, ağlarda bir milyon dolarlık balık olduğunu, bunu riske atmak istemediği için böyle yaptığını söyledi. Ayrıca, sorumluluk alıp başını derde sokmak istemiyordu.

"Sonunda Sicilya yolu üzerinde bir İtalyan askeri gemisi göçmenleri ağlardan yukarı çekip İtalya'nın güney ucundaki Lampedusa adasına götürdü."

Independent, Afrikalı göçmenlerin yine de şanslı olduğunu, zira aynı bölgede son beş gün içinde dört ayrı teknenin batması sonucu toplam 120 Afrikalının öldüğünü aktarıyor.

Gazete, Birleşmiş Milletler Mülteciler Örgütü'nden bir yetkilinin sözlerine atıf yaparak, Afrikalı göçmenlerin derme çatma teknelerle Akdeniz'i geçmeye çalışmasının Rus ruletinden farksız olduğunu belirtiyor.

Blair'in Afrika'ya veda turu

Times, Haziran sonunda görevini Maliye Bakanı Gordon Brown'a devredecek olan İngiltere Başbakanı Tony Blair'in bugün Afrika'ya veda turuna çıkacağını belirtiyor:

"Blair, 2001'de Afrika'yı dünyanın vicdanında bir yara olarak niteleyip kıtada yoksulluğu sona erdirme hedefiyle kampanya başlattı.

"Afrika'yı küresel gündemin baş sıralarına oturtmayı başarsa da amacına ulaşamadı. Dünya liderlerinin parlak idealleriyle kıtadaki gerçekler arasında büyük uçurum var. Milyonlarca Afrikalı günde bir dolarla geçinmeye çalışıyor.

"Bazı gözlemcilere göre Blair, Irak ve Afganistan maceralarına girmeseydi, Afrika'ya yönelik çabalarından sonuç alabilirdi. Ayrıca birçok uzmana göre, Blair'in önerileri, Afrika'nın salt para yardımıyla kendi ayakları üzerinde duramayacağı gerçeğini dikkate almıyordu.

"Zira bu yardımlar, ekonomik kalkınma sağlamadığı gibi, yolsuzlukla suçlanan liderleri daha da güçlendiriyor. Kenyalı bir uzman, 'Artık yardıma değil, yatırıma ihtiyacımız var' diyor."

'Blair kadar İşçi Partisi de sorumlu'

Iraklı yazar Haifa Zangana, Guardian'daki yazısında Irak'ta yaratılan kaosun tek sorumlusunun Tony Blair olmadığını, liderlik ettiği İşçi Partisi'nin de bundaki rolünün sorgulanması gerektiğini belirtiyor:

"Blair, istifa tarihini açıkladığı duygu yüklü konuşmasında 650 bin Iraklının ölümü için özür dilemedi, "Ülkem için doğru olanı yaptım" dedi.

"Tarih bize diktatörlerin ve despotların da asla işledikleri suçları kabul etmediklerini, 'Herşeyi ülkemiz için, ulusal çıkarlarımız için yaptık' dediklerini söylüyor.

"Partiler ve ideolojiler için de aynı şey geçerli. Partiler vadettikleriyle iktidara gelirler. Bu yüzden yaptıklarıyla değerlendirilmelidirler. İşçi Partisi 1997'deki seçim bildirgesinde insan haklarının korunmasını ve ilerletilmesini dış politikasının merkezine oturtacağı sözünü vermişti.

"Ama İşçi Partisi hükümeti Irak'ın işgaline ortak oldu ve Filistin meselesinde ikiyüzlü bir politika izledi. Tony Blair gidiyor diye İşçi Partisi sorumluluktan kurtulamaz. İşçi Partisi'nin Irak'taki rolünü sorgulamak, üyeleri için ahlaki bir zorunluluktur."

Haifa Zangana, bu aşamada, Tony Blair'den İşçi Partisi liderliğini devralacak Gordon Brown'un izleyeceği politikanın önem kazandığına dikkat çekerek şöyle devam ediyor:

"Yeni liderin İşçi Partisi üyelerine ve Irak halkına kulak verip vermeyeceği önemli. Iraklıların büyük bir çoğunluğu işgal güçlerinin hemen çekilmesini istiyor. Tony Blair Iraklıların düşmanın El Kaide ve İran tarafından desteklenen unsurlar olduğunu söylüyor. Oysa Iraklılara göre düşman, bizzat işgalin kendisi. Irak'ta akan kanı durması için İşçi Partisi ve liderinin Irak halkını farklı seslerin temsil ettiği gerçeğini teslim etmesi gerekiyor. Bu sesler arasında direnişçiler de var."

'Bağdat'ta tarihi görüşme'

Daily Telegraph, İran'ın, Amerika Birleşik Devletleri'ni ülkede casusluk şebekesi kurmakla suçladığını aktarıyor ve son gerginliğin bugün Bağdat'ta iki ülkenin büyükelçileri arasında yapılacak görüşmeden sonuç alınması ihtimalini iyice zayıflatacağını belirtiyor.

"Daha önce Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'yi İran'daki etnik azınlıkları yönetime karşı kışkırtmaya çalışmakla suçlayan Tahran, dün gece, ABD'nin çıkarlarını temsil eden İsviçre Büyükelçisi'ni dışişlerine çağırarak casusluk şebekelerinin düşmanca faaliyetleri için izahat istedi.

"Amerikan Yönetimi de, İran'ı Irak'taki direnişçilere silah sağlamakla suçluyor. Bugünkü görüşmeler, bu iddiaların gölgesinde yapılacak. ABD görüşmelerin sadece Irak'la sınırlı olacağını, İran'ın nükleer programı ya da Hizbullah'a destek gibi konuların gündeme gelmeyeceğini söylüyor."

'El-Banna İngiltere'ye dönebilecek mi?'

Guardian dört buçuk yıl Guantanamo üssünde tutsak kaldıktan sonra salıverilen Ürdün vatandaşı Cemil el-Banna'nın İngiltere'ye dönme mücadelesi verdiğini aktarıyor:

"Ürdün'de işkence gördüğünü söyleyen Cemil el-Banna, 1994'te İngiltere'ye gelerek siyasi sığınma talebinde bulundu. Hükümet 2002'de El-Banna'ya mülteci statüsü verdi.

"Aynı yıl İngiliz istihbarat servisinin CIA'ye yanlış bilgi vermesi sonucu Cemil el-Banna tutuklanarak önce Afganistan'daki Bagram Üssü'ne, buradan da Guantanamo'ya götürüldü.

"Amerikalıların dört buçuk yıl sonra aklayarak serbest bıraktığı El-Banna şimdi İngiltere'ye ailesinin yanına dönmek istiyor. İngiltere daha önce iki Guantanamo tutsağına ülkeye dönme izni vermemişti.

"Avukatları El-Banna'ya da izin verilmemesi halinde müvekkillerinin Ürdün'de işkence görebileceğini söylüyorlar."

İlgili haberler
24 Mayıs 2007 Basın Özeti
24 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
23 Mayıs 2007 Basın Özeti
23 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
22 Mayıs 2007 Basın Özeti
22 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
21 Mayıs 2007 Basın Özeti
21 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
20 Mayıs 2007 Basın Özeti
20 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
18 Mayıs 2007 Basın Özeti
18 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
17 Mayıs 2007 Basın Özeti
17 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
16 Mayıs 2007 Basın Özeti
16 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik