|
24 Mayıs 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazetelerinde bu sabah hükümetin nükleer enerji santralleri inşa etme planlarına ilişkin haber ve yorumlar öne çıkıyor.
Sanayi Bakanı Alistair Darling dün parlamentoda Kuzey Denizi'ndeki petrol ve doğalgaz yataklarının azaldığı ve sera etkisi yaratan gazlarla mücadele konusunda baskının arttığı bir dönemde ''nükleer enerji seçeneğini'' dışlamanın büyük bir hata olacağını söylemişti. Independent gazetesi, hükümetin açıklamalarına kuşkuyla yaklaşıyor: ''Sanayi Bakanı kararın Ekim ayından önce verilmeyeceğini söylüyor. Ama hükümetin izlediği tutum iyimser olmak için yeterli değil. 2003 yılında hazırlanan strateji belgesinde, nükleer enerji ''çekici olmayan bir seçenek'' olarak nitelenmişti.'' ''2006 Ocak ayında ise hükümet nükleer seçeneğe yöneleceğini duyurdu. Yüksek yargı ise, hemen bir ay sonra hükümetin konuyu halkla uygun şekilde tartışmadığına hükmetti.'' ''Hükümet, açık bir tartışmadan yana olduğunu söylüyor. Fakat sanki kararını vermiş gibi davranıyor. Tony Blair, güçlü bir nükleer enerji destekçisi. Ama halefi Gordon Brown, Blair kadar keskin bir tutum izlemiyor.'' ''Bu tehlikeli budalalıkların bedelini ödeyecek kişi ise Brown olacak. Çevre dostu olan, nükleer olmayan bir enerji yolunu seçmek için henüz geç değil.'' Google'ın yeni projesi Indepenedent'in bugünkü manşetinde ise, internet arama motoru Google'ın ''kullanıcıların kişisel yaşamlarını izleme yolunda olduğu'' uyarısına ilişkin bir haber var: ''Dünyanın en büyük arama motoru Google, insanlara nasıl yaşayacaklarını bile söyleyebilecek, tarihin en büyük bilgi bankasını oluşturma yolunda. Şirket yöneticileri; hedeflerinin kullanıcıların 'yarın ne yapayım'', ''hangi işe başvurayım'' gibi sorularına yanıt verebilmek olduğunu söylüyor.'' ''Google halihazırda uyguladığı kişisel bilgileri saklama sistemlerine açıklık getirmesi yolunda Avrupa'da taleplerle karşı karşıya.'' Sarkozy, Brown'la çatışacak mı? Fransa'nın yeni cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Avrupa Komisyonu yetkilileriyle görüşmek üzere dün gittiği Brüksel'de yaptığı açıklamalar da gazetelerin iç sayfalarında irdelediği haberlerden. Financial Times, Sarkozy'nin ''birliğin küresel ticaret görüşmelerinde daha katı bir tutum izlemesi gerektiği''nin altını çizdiğine dikkat çekerek, ''Fransız çiftçilerin siyasi anlamda ucuza satılmasına izin vermeyeceği'' sözlerini aktarıyor. ''Bu açıklamalar, Sarkozy'nin Fransa'nın gündemini Avrupa Birliği'ne kabul ettirme konusunda daha iddialı bir tutum izleyeceğine işaret.'' ''Böyle bir gelişme ise, daha serbet ticaret yanlısı olan Almanya Başbakanı Angela Merkel ve İngiltere'da yakında başbakanlık koltuğuna oturacak Gordon Brown'la Sarkozy'yi karşı karşıya getirecek.'' Daily Telegraph ise, Sarkozy'nin izleyeceği politikanın; bir konuda Gordon Brown için, özellikle başağrısı yaratacağına dikkat çekiyor. Bu konu ise Türkiye. Fransa'nın yeni cumhurbaşkanı Türkiye'nin Avrupa'da yeri olmadığı görüşünü dün de yineledi. Daily Telegraph, bu sözleri şöyle değerlendiriyor: ''Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine muhalefeti, Sarkozy'nin Avrupa gündeminin belirleyici unsurlarından biri. Fransa Cumhurbaşkanı'nın bu yılın sonlarına doğru, Avrupa'nın nihai ortak sınırlarını tanımlayacak bir siyasi deklerasyon yayınlanması için bastırması bekleniyor.'' ''Böyle bir adım fiilen Ankara'nın Avrupa Birliği hayallerini sonlandıracak, Gordon Brown içinse ciddi bir başağrısı yaratacaktır.'' Filistin kampından izlenim Lübnan'ın kuzeyindeki Trablus kentindeki Filistinli mülteci kampında bulunan radikal İslamcı grupla Lübnan ordusu arasındaki çatışmalar devam ediyor. Daily Telegraph muhabiri Kitty Logan, kamptan kaçanlarla görüşmüş: ''Rüveyde Avad adlı bir kadın, 'uyuyamıyoruz, çocuklar da uyuyamıyor. Korku içindeyiz' diyor. Bir diğer Filistinli ise, ''herşeyin, camilerin, evlerin bile yıkıldığını, bazı cesetlerin enkaz altında olduğunu'' anlatırken, Fethül İslam örgütünün kampa girmesine kendilerinin değil, Lübnanlıların izin verdiğini söylüyor.'' ''Filistinliler arasında, savunmasız mültecilerin evlerini bombaladığı gerekçesiyle Lübnan ordusuna karşı giderek artan bir öfke var.'' 'Korkunç şeyler gördüm' diyor Vefa Vassim adlı bir mülteci, 'Annesiyle birlikte ekmek almaya giden bir kız çocuğunun şarapnel parçasına hedef olduğunu, öldüğünü gördüm' diye de devam ediyor.'' ''14 yaşındaki Sabrine Saour ise, iki yakınını kaybetmiş. Cebinden şarapnel parçasını gösterip, 'Bakın Lübnan ordusunun bize yaptığına' diyor.'' Guardian'da yazan Beyrut Amerikan Üniversitesi'nden Charles Harb ise, Lübnan'da orduyla çatışmakta olan İslamcıların mezhep kaygıları nedeniyle hükümet yanlısı güçlerce oluşturulduğunu belirterek, ülkede çok tehlikeli bir sürecin yaşandığına dikkat çekiyor. ''Irak'ın işgali Sünni-Şii ayrımını alevlendirdi ve Orta Doğu'nun iç dinamiklerini de değiştiriyor. Şiilerin Arap dünyasında etkinlik kazandığına ilişkin endişeler, Arap liderlerin İran'dan başlayıp Irak üzerinden Lübnan'ın güneyine uzanan Şii hilalinden söz etmelerine yol açtı.'' ''Suudi yetkililerin, Şiilere karşı, radikallerin de aralarında bulunduğu Sünni grupları güçlendirmek için çaba harcamakta oldukları yönünde haberler var. Ancak Şiilere karşı radikal Sünni grup oluşturmak kolayca geri tepebilir. Militan İslamcı gruplar Sünnilerin hislerine hitap ederken, yine de kendi hedeflerine bağlı kalacaklardır.'' Charles Harb Guardian'daki yazısında, Lübnan'daki çatışmalara ilişkin üç farklı görüşün olduğuna dikkat çekiyor: ''Bunlardan birincisi, bölgesel oyuncular Amerika Birleşik Devletleri, Suriye ve Suudi Arabistan arasında Lübnan siyasetini kontrol etme rekabeti. İkincisi, bir planın yanlış işlediği, hükümet yanlısı güçlerin beslediği radikal grupların kontrolden çıkması olarak görülüyor. Üçüncüsü ise, Lübnan ordusunun Lübnan siyaseti içine çekilmesi biçiminde değerlendiriyor. '' Trablus'taki mülteci kampında kısılı kalmış olan Filistinlilerin yaşadıklarının; Filistin'de işgal altında yine kamplarda yaşayanların karşı karşıya kaldıklarından farklı olmadığının altını çizen Charles Harb, yazısını şöyle noktalıyor: ''Filistinli gruplar parçalı halde, zayıf, yabancı ajanların sızdıkları yapılar. Bu gruplarla Lübnanlı yetkililer arasındaki ilişkiler de gergin, bu gerilim kolayca mülteci kamplarının dışına taşabilir.'' ''Yangının ülkenin geneline yayılma tehlikesi çok ciddi. Bir dönem Afganistan'daki mücahidleri besleyip himaye eden Amerika Birleşik Devletleri, bunun bedelini çok sonra ödedi. Tehlikeli mezhep çatışmaları oyununda, herkes kaybetmeye mahkumdur.'' 'İstanbul mucizesinden Yunan trajedisine' İngiltere'de yayınlanan gazetelerde bu sabah geniş şekilde yer alan bir başka konu ise, dün Atina'da AC Milan'ın Liverpool'a karşı 2-1'lik galibiyetiyle sona eren şampiyonlar ligi final maçı. Başlıklar kısaca şöyle: Guardian gazetesi sürmanşetinden ''Milan, Liverpool'un hayallerine son verdi'' derken, spor sayfasında ise, ''İtalyanların 2005 yılında İstanbul'daki Şampiyonlar Ligi finalindeki fiyaskoyu telafi ederek, intikamını aldığını'' yazıyor. Times gazetesi de iki yıl önceki finali hatırlatarak, ''İstanbul mucizesinden iki yıl sonra Liverpool'un Yunan trajedisi yaşadığını'' vurguluyor. Times'a göre, ''iki yıl öncekinden farklı olarak bu kez Şampiyonlar Ligi tanrıları Milan'a gülümsüyordu.'' Daily Telegraph da, attığı iki golle takımını şampiyonluğa taşıyan Milanlı golcüye atfen, ''İnzagi'nin intikamı'' başlığıyla duyuruyor dün akşamki maçın ayrıntılarını okurlarına. | İlgili haberler 23 Mayıs 2007 Basın Özeti23 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 22 Mayıs 2007 Basın Özeti22 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 21 Mayıs 2007 Basın Özeti21 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 20 Mayıs 2007 Basın Özeti20 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 18 Mayıs 2007 Basın Özeti18 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 17 Mayıs 2007 Basın Özeti17 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 16 Mayıs 2007 Basın Özeti16 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 15 Mayıs 2007 Basın Özeti15 Mayıs, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||