|
22 Mayıs 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazeteleri dün bir yangında büyük hasar gören Cutty Sark adlı yelkenli, tarihi yük gemisine ilişkin haber ve fotoğraflara geniş yer ayırıyor.
50 yıldan uzun süredir Greenwich semtinde turistlerin gözde ziyaret merkezlerinden olan yelkenli, bir süredir bakım ve onarımdan geçirilmekteydi. Independent manşetinden, Cutty Sark Vakfı'nın yöneticilerinden Eric Kentley'in makalesiyle anlatıyor yelkenliyi okurlarına. ''Cutty Sark, Britanya'nın dünyanın en büyük donanmasına sahip olduğu ve kusursuz bir teknolojiyle dünyanın en zarif yük gemilerini inşa ettiği altın çağın son eseriydi.'' Times ise, polisin Cutty Sark yangının bir kundaklamanın sonucu olabileceği kuşkusu taşıdığı, soruşturmanın da bu yönde genişletildiğine ilişkin bir ayrıntıya yer vermiş haberinde. İran'a iki suçlama Guardian gazetesinin manşetindeki haberse, Irak'ta Amerikan ordusunu zor günlerin beklediğine dikkat çekiyor. Simon Tisdall imzalı haber, Amerikalı yetkililerin açıklamalarına atfen, İran'ın yaz aylarında büyük bir saldırı dalgası yaratmak için El Kaide ve Sünni militanlarla gizli bağlar kurduğu savını içeriyor. Bir Amerikalı yetkiliye göre, ''İran kendileri için çok tehlikeli bir yol izleyerek Irak'ta örtülü bir savaş yürütüyor.'' Saldırıların yaz ayları için planlanmasının amacı ise, yine aynı yetkiliye göre, Amerikan ordusunun Irak'taki komutanı general Petraeus'un Eylül ayında Kongre'ye sunacağı stratejik değerlendirme raporu öncesinde, Kongre'yi Amerikan ordusunun tamamen çekilmesi yönünde bir karar için kışkırtmak. Simon Tisdall, yine bir üst düzey yetkiliye atfen, ''eğer Amerika ve İngiltere Irak'tan zamansız bir şekilde çekilirse, bunun iki sonucu olacak'' diyor. Birincisi, muazzam bir insani felaket, ikincisi de ''Sünni Arap Körfez ülkeleri, Suriye ve Türkiye'yi de içine çekecek bir bölgesel muhtemel savaş.'' Guardian gazetesi gibi bu sabah Daily Telegraph'ın da manşetinde İran var. Daily Telegraph'ın haberine göre, yine İran, ama bu kez Afganistan'da İngilizlere karşı savaşan Taleban güçlerine silah desteğinde bulunuyor. Ayrıntılar şöyle: ''Bir ordu yetkilisi, İngiliz askerlerin İran'ın Taleban güçlerine sağladığı karadan havaya füzelere hedef olduklarını söylüyor. Ordu yetkililerine göre, aralarında füzelerin de bulunduğu yüzlerce silah ve patlayıcıyı sevkedenler, İran Devrim Muhafızları'ndan subaylar. Silahların ya doğrudan ya da aracılar aracılığıyla İran'dan geldiğine inanılıyor.'' Aynı habere göre, Taleban'ın operasyonlarının yıllık maliyeti ise 200 milyon dolar civarında. 'Lübnan'da kimin parmağı var?' Guardian'ın Orta Doğu Editörü Ian Black, Pazar gününden bu yana Lübnan'da yaşanan çatışmalarda Suriye'nin parmağı olduğu iddialarına işaret ederken, senaryoların yalnızca Şam yönetimini hedef almadığına dikkat çekiyor: ''Trablus'ta, 1990 yılında iç savaşın sona ermesinden bu yana ülkede yaşanan en kanlı iç çatışma, karmaşık ve birbiriyle çelişen unsurlar içeriyor. Filistinli Sünni grubun El Kaide'yle bağlantısı olduğu öne sürülüyor, ancak bütün bu çatışmanın arkasında kendi çıkarları için Suriye'nin parmağı olduğu suçlamaları da var. Kimileri de, ''diğer olağan şüpheliler''den, ülkeyi karıştırmak isteyen Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'den söz ediyor.'' Guardian editörü, Suriyeli yetkililerin, ısrarla yaptıkları açıklamalarda, Filistin davasına hizmet etmediği gerekçesiyle Feth-ül İslam örgütünü reddettiklerini aktarıyor. Suriye şantaj mı yapıyor? Times gazetesine göreyse, Lübnan'da son günlerde yaşananlar Suriye'nin şantajının sonucu. Lübnan ordusunun tuzağa düşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu öne süren Times, Filistin mülteci kampında yaşananlarla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Hariri suikastına ilişkin uluslararası mahkeme müzakerelerinin zamanlama açısından örtüşmesinin tesadüf olmadığı inancında: ''Beyrut'un ve dış dünyanın stratejik yanıtı açık ve kararlı olmalı. Şam, bölgesel güvenlik konusunda yapılacak doğrudan görüşmelerde; Lübnan'da hareket serbestisine sahip olma koşuluyla Irak'a ve Filistin bölgelerine olası intihar eylemcisi akışını durdurabileceğini söylüyor. Prensip olarak müzakereler memnuniyetle karşılanabilir, ama şantajcılarla değil.'' Göçmenleri caydırma girişimi Dün sabah İspanya'da yayınlanan El Mundo gazetesini alanlar, bir tekne içinde hareketsiz yatan insanların fotoğraflarının yer aldığı birinci sayfadaki başlığı okudu: ''Uyumuyorlar, hepsi ölü''. Haberi aktaran Independent gazetesi Kanarya Adaları'na ulaşmaya çalışan Afrikalı kaçak göçmenlerden bazılarının akıbetinin İspanya basında ilk kez böylesine çıplak bir şekilde aktarıldığına dikkat çekiyor. ''Göçmenleri caydırması'' umulan fotoğrafların ülkede yarattığı şoka dikkat çeken Indepedent'in haberine göre, fotoğrafları yayınlanan kişilerin Moritanya'dan geldikleri sanılıyor. Bazı sivil toplum kuruluşları, fotoğrafları korkunç olarak nitelerken, bazıları da bu görüntülerin İspanya hükümetinin beklentisinin aksine, göçmenleri caydırmayacağı görüşünde. 'Parlamento'yu ahıra benzetince..' Yine Independent gazetesi iç sayfalarından, Afganistan Parlamentosu'ndaki kadın hakları savunucusu, sözünü sakınmayan bir kadın milletvekilinin başına gelenleri anlatıyor. Afgan Parlamentosu, oturumlarının düzeyinin ''hayvanat bahçesinden bile daha kötü'' olduğunu söyleyen 28 yaşındaki kadın parlamenter Malalai Joya'yı ihraç etmiş. Parlamento'dan ihraç edilmesine yol açan açıklamaları şöyle Joya'nın: Bir ahır ya da bir hayvanat bahçesi daha iyidir. En azından ahırda bir eşek yük taşır, inek süt verir. Bu parlamento ahırdan ya da hayvanat bahçesinden daha kötü.'' Independent'in haberine göre bazı milletvekilleri, kadın parlamenterin ihraç edilmekle kalmayıp meclisi aşağıladığı gerekçesiyle mahkemeye çıkarılmasını, bazıları da bir daha seçilme hakkının elinden alınması çağrısında bulundu. 28 yaşındaki kadın milletvekili, ilk kez meslektaşlarının tepkisiyle karşılaşmıyor. Parlamento kürsüsündeki eleştirileri nedeniyle geçmişte bazı milletvekillerinin su şişesi saldırılarına hedef olurken, bazı milletvekillerinin de tecavüz tehdidine maruz kalmıştı. Saldırılar sözle kalmamış, bir suikast girişiminden de kurtulmuş Afgan milletvekili. Tehditler nedeniyle sık sık adres değiştiren Joya, ''Afganistan'da kadın haklarından söz etmek şaka gibi bir şey. Afganistan'da kökten bir değişim yaşanmadı, Taleban gitti ama yerlerini kadınları eşit olarak görmeyen savaşçı aşiret liderleri aldı'' diyor. | İlgili haberler 21 Mayıs 2007 Basın Özeti21 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 20 Mayıs 2007 Basın Özeti20 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 18 Mayıs 2007 Basın Özeti18 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 17 Mayıs 2007 Basın Özeti17 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 16 Mayıs 2007 Basın Özeti16 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 15 Mayıs 2007 Basın Özeti15 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 14 Mayıs 2007 Basın Özeti14 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 13 Mayıs 2007 Basın Özeti13 Mayıs, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||