|
18 Mayıs 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Financial Times gazetesi Dünya Bankası'nın Paul Wolfowitz'ten sonraki başkanının kim olabileceğini yazıyor.
Financial Times'a göre en güçlü adaylar, eski Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Robert Zoellick ve eski Amerikan Merkez Bankası Başkanı Paul Volcker. Adı geçen diğer adaylar ise Amerikan Hazine Bakanı Hank Paulson, onun yardımcısı Robert Kimmett ve İsrail Merkez Bankası Başkanı Stanley Fischer olarak sıralanıyor. Bir skandal daha mı? Paul Wolfowitz'i istifaya götüren gelişme, özel bir kurulca Dünya Bankası'nın etik kurallarını ihlal etmekle suçlanmasıydı. Zira Wolfowitz, sevgilisinin, Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nda çalışmaya başlaması sırasında onun daha yüksek maaşlı bir göreve terfisini sağlamıştı. Times, İngiltere'nin Dünya Bankası Yönetim Kurulu'ndaki temsilcisinin de bir banka çalışanıyla ilişkisi olduğunu kabul ettiğini yazıyor. Habere bakılırsa Yönetim Kurulu üyesi Tom Scholar, Wolfowitz'in aksine bankanın etik kurallarını ihlal etmediğini söylüyor. Times Scholar'ın, İngiltere'nin yeni başbakanı olmaya hazırlanan Gordon Brown'un eski özel kalem müdürü olduğunu hatırlatmış. "Muz Cumhuriyeti'nde bile birden çok aday olur" İngiliz gazetelerinin çoğunun manşetindeyse, Brown'un başbakanlığının dün kesinleşmesi var. İktidardaki İşçi Partisi içinde Brown dışında hiçbir aday, parti liderliği için gerekli olan en az 45 milletvekilinin desteğini alamamıştı. Başyazısında bu durumu eleştiren Daily Telegraph'a göre "Brown'un rakipsiz taç giyme töreni, bir hastalık belirtisi". "Muz cumhuriyetleri bile oy pusulasında birden fazla isme yer verir" diyor gazete. Independent da ilk sayfasında Gordon Brown'un 13 yıl bekledikten sonra hedefine ulaştığını, taht mücadelesine girmeden kral olduğunu belirtiyor. Gazete başyazısındaysa İşçi Partisi Başkan Yardımcısı olmak isteyenlere seslenmiş. Independent adaylardan ülkenin gerçek sorunlarını tartışmaya başlamalarını istiyor. Gazete bu sorunları; İngiltere'nin Avrupa'yla ilişkileri, sosyal statülerini değiştirebilenlerin sayısındaki azalma, sağlık sistemi ve tabii ki Irak'taki durum olarak sayıyor. "Brown 'eşitsizliği' kabul ediyor" Guardian yazarı Polly Toynbee, Gordon Brown'nun, Tony Blair'in 10 yıllık başbakanlığındaki bir tabuyu kırdığını ve "eşitsizlikten" bahsettiğini belirtiyor. Toynbee'ye göre Brown'nun Blair'in aksine, zenginlerle fakirler arasındaki gelir farkının arttığını ve bunun topluma zarara verdiğini kabul etmesi önemli. Guardian'ın manşetiyse, "İngiltere'nin iki başbakanı". Manşet altında Gordon Brown'un ve Washington'a son resmi gezisini yapan Tony Blair'in fotoğrafları var. Gazete Brown ve Blair'in dünkü açıklamalarından üç cümleyi fotoğrafların altlarına taşıyıp liderler arasındaki farkları aktarmaya çalışmış. Önce Brown'nun sözleri: "Yeni öncelikleri olan yeni bir hükümetin lideri olacağım. Farklı tarz bir siyaset anlayışım olacak, daha açık diyalogdan yanayım. Tutkuyla üzerine eğileceğim konu eğitim, önceliğim ise Ulusal Sağlık Sistemi." Guardian'ın, Tony Blair'in, George Bush'la ortak basın toplantısından aktardığı cümleleriyse şöyle: "Bush'la yakın ilişkiden dolayı pişman değilim. O koşullarda, bugün de aynı konumda olurdum. Ülkelerimizin ortak çıkarı için hala yapılması gereken işler var." "Filistin'de durum felaket" Gerilimin dinmek bilmediği Gazze'deki gelişmelere de geniş yer ayırmış İngiliz gazeteleri... Guardian Filistin'de yaşananları "felaket" olarak nitelendirmiş. Gazeteye göre, Hamas ve El Fetih arasındaki çatışmalar sürdükçe, Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas'ın zayıflığı da açığa çıkıyor. Daily Telegraph'ın Kudüs muhabiri Tim Butcher gelinen noktada Orta Doğu'nun savaşın eşiğinde olduğunu söylüyor. Butcher bu duruma gerekçe olaraksa, Hamas'ın İsrail'i, yeniden intihar saldırılarına başlamakla tehdit etmesini gösteriyor. Independent yazarı Donald Macintyre, Filistinlilerin kurduğu ulusal birlik hükümetinin esasında "zoraki bir evlilik" olduğunu belirtiyor. Yazar özellikle, Hamas'ın, İsrail ve Amerika'nın perde arkasından El Fetih'i güçlendirip askeri bir hesaplaşmaya hazırladıkları yönünde derin kaygıları olduğuna dikkat çekmiş. "Bu yönde kanıtlar olduğuna şüphe yok" diyen Macintyre iki gelişmeye dikkat çekmiş. Bunlardan biri Amerikan Kongresi'nin, Mahmud Abbas'ın Muhafız Alayı'nda görevli askerlerin sayısının 2500'ten 8500'e çıkmasına yardımcı olacak 48 milyon dolarlık bir fonu onaylaması. Diğeri de, İsrail'in bu hafta, Mısır'da askeri eğitim alan El Fetih destekçisi yüzlerce kişinin Refah'tan geçişine izin vereceğini açıklaması. FT'nin 'solda birleşme' yorumu Son haberimiz Financial Times'tan. Gazete Türkiye'de, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokratik Sol Parti'nin seçimlerde işbirliği yapma kararına sayfalarında yer veriyor. Financial Times muhabiri Vincent Boland, Türkiye'deki son siyasi gelişmelerle ilgili şu yorumu yapmış: "Köklerini siyasal İslam'dan alan Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye'nin en büyük ve en iyi organize olmuş siyasi hareketi. Yaklaşan seçim, AKP'ye meydan okuma amacıyla hem sağda hem de solda bir yeniden yapılanma süreci başlattı." | İlgili haberler 17 Mayıs 2007 Basın Özeti17 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 16 Mayıs 2007 Basın Özeti16 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 15 Mayıs 2007 Basın Özeti15 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 14 Mayıs 2007 Basın Özeti14 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 13 Mayıs 2007 Basın Özeti13 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 11 Mayıs 2007 Basın Özeti11 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 10 Mayıs 2007 Basın Özeti10 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 9 Mayıs 2007 Basın Özeti09 Mayıs, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||