BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 11 Mayıs, 2007 - TSİ 05:34
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
11 Mayıs 2007 Basın Özeti
İktidarda 10 yılını doldurduktan sonra dün, 27 Haziran'da görevinden istifa edeceğini açıklayan Tony Blair, onun bıraktığı siyasi miras ve Blair sonrası dönemle ilgili yorum ve değerlendirmeler bugünkü gazetelerin başlıca konusu.

İngiltere gazeteleri

Guardian, Tony Blair'in dün yaptığı konuşmanın özünü oluşturan bir cümleyi manşetine taşımış bu sabah:

"Doğru olduğuna inandığım şeyleri yaptım".

Gazete başyazısında da Blair'in 10 yıllık iktidarını değerlendiriyor. "10 yıl önce kıyıya vuran dalgalar gibi gürleyerek geldi, yavaş yavaş geri çekildi." diyen gazete şu ifadeye yer veriyor.

"Blair bugün hâlâ başbakan. Yaklaşık 50 gün daha başbakan olarak kalacak. Önünde Afrika'ya yapacağı bir gezi ve önemli iki toplantı var. Avrupa Birliği zirvesi ve G-8 toplantısı. Ancak bunlar hikâyeyi değiştirmeyecek. Tony Blair dün tarihe geçti. Onun için artık 'miras' devri başladı."

Tony Blair'in nasıl bir siyasi miras bıraktığı en çok tartışılan konulardan biri.

Pekçok yorumcuya göre Blair, "iyi şeyler de yaptı ama geriye kalan mirası sadece Irak".

Bu görüşe destek veren ve Tony Blair'i ağır şekilde eleştiren yazar Tarık Ali, Guardian'daki yazısında "Blair'in en büyük sadakati Beyaz Saray'aydı. Bunun sonucunda ortaya bir nefret mirası çıktı ve bu başbakanlığını sona erdirdi." diyor.

"Gidişi, Yeni İşçi Partisi'nin 'Canım liderim' modasına uygun şekilde düzenlenmişti. Dikkatle seçilmiş bir dinleyici kitlesi, dört başı mamur bir konuşma, titreyen dudaklar... 10 Numara'ya İngiliz bayrakları altında girmişti. Dünkü konuşmasında da aynı vatanseverlik teması vardı. 'Bu kutsal vatan', 'Dünyanın en muhteşem ülkesi' ifadeleri... Ama ne her sokak başında görülen McDonald's, Starbucks, Benetton markalarından ne de İngiltere'nin dünyada nasıl görüldüğünden söz etti: Yani 'imparatorluk kulübesindeki en iyi saldırı köpeği' imajından. Blair, Irak'ta kan akmaya, bombalar patlamaya devam ederken ayrılıyor. Blair'in en büyük sadakati hep Beyaz Saray'ın ev sahiplerineydi... Üst düzey diplomatlar bana, Blair'in savaş suçlusu olarak yargılanmasının kendilerini pek de üzemeyeceğini söylediler."

Times gazetesinin manşeti Tony Blair'in gidişine, Gordon Brown'un ise olası başbakanlığına atıfta bulunuyor.

"Bir feragat, bir taç giyme".

Gazete, özel değerlendirmelere ayırdığı sayfalarında Tony Blair'le ilgili yaptırdığı bir anketin sonuçlarını da yayımlıyor. "Tony Blair'in Irak'tan kurtulabilmesi mümkün değil." diye yazan gazete sonuçları şöyle değerlendiriyor.

"Irak savaşının ve onun kanlı bilançosunun, pekçok seçmenin Blair'e güvenini yitirmesinin başlıca nedeni olduğu ortada. Her beş kişiden sadece biri Tony Blair'e güvendiğini söylüyor. Güvenmeyenlerin oranı yüzde 71. Tüm seçmenlerin yaklaşık yüzde 60'ı ve İşçi Partisi'ni destekleyenlerin üçte biri, Başbakan Blair'in Irak konusunda yalan söylediği inancında. Tony Blair ilk seçildiğinde büyük umut bağladıklarını ancak tüm beklentilerinin hayal kırıklığıyla sonuçlandığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 52."

Independent gazetesi kapak sayfasını 1997 yılından düne kadar Blair döneminde yaşanan gelişmeleri peş peşe sıralamaya ayırmış.

Blair'in ilk seçim zaferinden Galler Prensesi Diana'nın ölümüne, Kuzey İrlanda Barış Anlaşması'nın imzalanmasından Kosova'ya, İngiltere'de asgari ücret sistemine geçilmesinden Amerika Birleşik Devletleri'nde George Bush'un başkan seçilmesine, 11 Eylül saldırılarından Lordlar Kamarası skandalına kadar pek çok kayıt düşülmüş.

Kapak sayfasının ortasında ise tek bir kelime göze çarpıyor: Irak. Buna bağlı manşet ise şöyle:

"Tony Blair, Başbakan, 1997-2007. Miras: Irak"

Independent'ın başyazısında da Blair'in peş peşe üç seçimden zaferle çıktığı, 20'inci yüzyılın en genç başbakanı olduğu ve hatta başbakanlık konutu Downing Street 10 numarada 150 yıldan bu yana görevdeyken baba olan ilk başbakan olduğu belirtiliyor.

Gazete Blair'in partisini olduğu kadar ülkeyi de değiştirdiğini ifade ederek şunları yazıyor:

"Tony Blair, İngiltere'yi bambaşka bir ülke olarak bırakıyor. Artık daha hoşgörülü, sosyal ve etnik olarak daha çeşitli, 10 yıl öncesine göre her konuda daha açık bir toplumuz. Öte yandan daha adaletsiz ve ne yazık ki geçmişe göre sosyal olarak daha hareketsiz bir toplumuz. Bunların ne kadarının Tony Blair'in ve ne kadarının değişen zamanın sonucu olduğu tartışılabilir. Tartışma götürmeyecek tek şey ise, Blair'in, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük dış politika hatasını yapmış olmasıdır. Irak, Tony Blair'in başbakanlık döneminin trajik mezar taşıdır."

Daily Telegraph, "Yeni İşçi Partisi'nin sonu" manşetiyle çıkıyor bu sabah. Gazete, Blair'in istifa edeceğini açıkladığı konuşmanın hemen ardından, Parti'nin internet sitesindeki Yeni İşçi Partisi logosunun, klasik İşçi Partisi logosuyla değiştirildiğini aktarıyor ve "İşçi Partisi Gordon Brown liderliğinde yeni bir döneme hazırlanıyor." diye yazıyor. Gazetenin başyazısına ise "Büyük bir şovmen ama ortalama bir devlet adamı" başlığı atılmış.

"Bu büyük siyasi şovmen, iyi planlanmış, gerekli vurguları taşıyan bir konuşmayla ayrılıyor. Konuşmanın en dikkat çeken yanı savunmaya dönük oluşu, 'Elimi vicdanıma koyduğumda, doğru olduğuna inandığım şeyleri yaptım.' ifadesi ve eksiklikleri için özür dilemesiydi. İngiltere Blair döneminde daha refah içinde bir ülke oldu. Bu hükümetin becerisinden çok küresel güçlerin etkisiydi. Ancak Irak, Blair döneminin habis mirasını, hükümet mekanizmasının bozukluğunu ortaya koyan en güzel örnek. Buna rağmen, yüksek sesli bir azınlık Irak yüzünden Tony Blair'den nefret etse de halkın büyük bir bölümü görevini bırakmakta olan başbakanımıza hâlâ çok düşkün. Ama Blair ne olumlu ne de olumsuz bir tutku yaratabildi. Bu ortalama bir devlet adamının en açık özelliğidir."

Financial Times gazetesi, Blair'in ayrılış konuşmasını, 10 yıl önce halka ilk seslendiği seçim bölgesi Sedgefield'da yaptığını vurguluyor ve "Blair'in yolculuğu başladığı yerde bitti." yorumunu yapıyor.

Blair döneminin bitmesiyle İşçi Partisi ve İngiltere için Gordon Brown döneminin başladığını belirten gazete, bir diğer değerlendirme yazısına da "Brown'un kendi kaderini tayin etme günü geldi" başlığını atmış.

"Gordon Brown İşçi Partisi liderliği için kampanyasını başlattığında bu sadece siyaset için değil, 56 yaşındaki Maliye Bakanı için de yeni bir dönem anlamına gelecek. Yaklaşık 15 yıldır ilk kez İngiliz halkının karşısına, kendisine ait bir İngiltere vizyonuyla çıkacak. 1994 yılında Blair'e liderlik yolunu açmak için kenara çekildiğinden beri Brown kendisini hep Tony Blair'in gölgesinde hissetti. Bugün projelerini açıkladığında bu his de değişecek. Bu aynı zamanda İngiltere'nin modern siyasetinde Blair-Brown ikilisinin sonu ve sabırla bugünü bekleyen Brown'un sahnede tek başına ayakta durması demek."

İlgili haberler
10 Mayıs 2007 Basın Özeti
10 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
9 Mayıs 2007 Basın Özeti
09 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
8 Mayıs 2007 Basın Özeti
08 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
7 Mayıs 2007 Basın Özeti
07 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
6 Mayıs 2007 Basın Özeti
06 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
4 Mayıs 2007 Basın Özeti
04 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
3 Mayıs 2007 Basın Özeti
03 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
2 Mayıs 2007 Basın Özeti
02 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik