BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 10 Mayıs, 2007 - TSİ 06:13
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
10 Mayıs 2007 Basın Özeti
İngiltere Başbakanı Tony Blair'in bugün, Başbakanlık'tan ve İşçi Partisi liderliğinden ayrılacağı tarihi açıklaması bekleniyor.

İngiltere gazeteleri

Gazeteler, Tony Blair'in ayrılışını yorum yazıları, 10 yıllık siyasî değerlendirmeler ve özel eklerle işliyorlar.

Times gazetesi İşçi Partisi'nde liderlik yarışının yaşanacağı altı haftalık dönemde Blair'in en az altı ülkeyi ziyaret edeceğini belirtiyor. Gazete manşet için şu ifadeyi seçmiş.

"Başbakan'ın elveda deme yolu dünya turu"

Guardian gazetesi ise Blair'in bugün istifasını açıklayacağını yarın da başbakanlık için Gordon Brown'a desteğini ilan edeceğini belirtiyor. Manşet bugünden itibaren başlayacak süreci özetliyor.

"Bugün sonun başlangıcı"

Independent gazetesi, "Karar günü" menşetine şu değerlendirmeyi eklemiş:

"Tony Blair başbakanlıktan istifa etmeye ve siyaset tarihindeki yerini almaya hazırlanırken Irak savaşına giden süreçte Blair ve Bush arasındaki gerçek ilişkiyi ortaya koyan notları sızdıran iki kişi hapis cezasıyla karşı karşıya."

Daily Telegraph, "Blair son rolünde bir trajik kahramanı oynuyor" başlıklı değerlendirmesinde, "Tony Blair'in ayrılışı bir trajedi mi, komedi mi yoksa korku filmi mi?" diye soruyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Başbakan'ın önümüzdeki 50 günü, müteşekkir bir ulusun, dünyanın en büyük devlet adamına veda etmek için defalarca şans bulacağı bir trajedi olarak gördüğü ortada. Gelecek yedi hafta boyunca, Tony Blair'in kendisini, en verimli çağında durdurulan, büyük ama mütevazı lider kılığına sokacağına hiç şüphe yok. Düşünülen ama yükses sesle sorulmayan soru 'Gordon Brown gibi birisinin kendisine tercih edilmesi kadar büyük bir adaletsizliğin neden başına geldiği."

Financial Times gazetesi ise Tony Blair'in Başbakanlık konutu önünde çekilen bir fotoğrafına şu başlığı atmış:

"Blair istifa ediyor: Çıkış kapısı"

Yorum yazılarında ise ekonomiden iç politikaya, küreselleşmeden savaşlara kadar hemen her konuda geride kalan 10 yıl değerlendiriliyor.

Financial Times, yazar Geoffrey Wheatcroft'un kaleminden Blair'in dış politikasını mercek altına almış.

"Gereksiz bir savaş, Blair'in görmeyi arzu ettiği saygıya mâl oldu" başlıklı yazıda Wheatcroft, "Tarih için 10 yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçer, ancak Tony Blair'in iktidara geldiği 2 Mayıs 1997'den bu yana bir ömür geçmiş gibi geliyor" diye yazıyor.

"Blair'in bıraktığı mirasın bir bölümü, derinlemesine bakana kadar gerçekten önemli görünüyor. İngiltere ekonomisi Blair döneminde iyi bir seyir izledi. Buna belki de Gordon Brown dönemi demek gerekir. On yıl önce Yeni İşçi Partisi içinde Blair'in en Avrupa yanlısı başbakan olacağı, ilk parlamento döneminde ülkeyi tek para birimine sokacağı konusunda yaygın bir uzlaşma vardı. Açıkçası, siyasî liderlerin planlı bir hezimetten planlanmamış bir başarıya ulaşmalarını bundan daha iyi gösteren bir örnek az bulunur."

"İç siyasette ne yapmış olursa olsun, Blair'in üzerinde büyük bir kara leke var. 1997 ve 2001'de İşçi Partisi'ne oy veren hiçbir seçmen Irak'ın işgali için oy vermedi. Blair, seçme şansı varken, ülkesini gereksiz, kanunsuz ve sonucu felaket olan bir savaşa soktu. Bu, Blair'in bırakmayı istediği mirasa ve görmeyi beklediği saygıya mâl oldu."

Guardian gazetesinde yazan Timothy Garton Ash, "Tüm siyasî kariyerler başarısızlıkla sonuçlanır. Ancak bu başarısızlık her zaman aynı değildir" ifadesiyle başladığı yazısında Blair döneminin dış politikasını değerlendiriyor. "10 yıllık dış politikada gerçek başarılar elde edildiği de oldu ama Irak, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa konusundaki başarısızlıklar devasaydı" diyor.

"Kendisine saygısı olan bir köşe yazarının görevi, Blair'i Radovan Karaciç, Augusto Pinochet ve Adolf Eichmann'la bir tutup sorgulaması ve suçlamasıdır. Bu kanlı el kesinlikle sıkılmamalı, yüzündeki o gülümseme hemen ve kesin olarak silinmelidir."

"Tony Blair bana, dış politikasının 'liberal müdahalecilik' temeline dayandığını, izlediği siyasetin günümüzün uluslararası gereklerine göre şekillendiğini söyledi. Bunu iki şekilde değerlendirmek mümkün. İlki buna tamamen karşı çıkabilirsiniz. Liberal müdahaleciliğin gereksiz bir yöntem olduğunu düşünebilir, 'yabancılar birbirlerini öldürmek istiyorlarsa bize ne?' diyebilirsiniz."

"Diğeri ise bu tutumu, Blair'in ortaya koyduğu hedeflerle değerlendirmektir. 'Liberal müdahaleciliğe' inanıyorsanız, yani soykırımları, insanlık dışı davranışları, yaşamı tehdit eden girişimleri durdurmak istiyorsanız, Blair döneminde Kosova liste başı olur."

"Slobodan Miloşeviç'in sürdürdüğü soykırımı engellemek için yapılan müdahale sonrasında Kosova henüz bir İsviçre değil ama bir Avrupa ülkesi olma yolunda. Bu, liberal müdahaleci Blair'in en büyük başarısı" diye yazan Ash, Irak'ın ise bunun tam tersi olduğunu belirtiyor.

"Blair, Irak konusunda kararı tarihin vereceğini söylüyor. Ama açıkça görülüyor ki Irak tam bir felaket. Irak'ı işgal etmeyi 'liberal müdahalecilik' sınıfına sokmak, bu görüşe inanan herkese yapılacak en büyük haksızlık."

"Irak'ta durumun Saddam Hüseyin döneminde olduğundan daha kötü hale geleceğini düşünmek çok zordu. Ama şimdi durum daha kötü. Çıkarılacak üç ders var. İlki liberal müdahalecilik suistimal edilmemeli, tüm diğer yollar denenmeli, verilecek karar gerçeklere dayanmalı. İkincisi, Amerika Birleşik Devletleri'nin ihtiyaç duyduğu stratejik ortak tek bir sesle konuşan Avrupa olmalı. Üçüncüsü, bu güçlü Avrupa'ya ulaşılmasında İngiltere'nin başbakanı, ülkenin Avrupa politikasını dikte ettiren medya patronlarına yüz vermemeli. Bundan böyle, Gordon Brown, Blair'in karnesinden gerekli dersleri çıkarmalı."

"Sonuna kadar savaş tellalı" başlıklı yazısında Daily Telegraph, Tony Blair'in 10 yıllık mirasının Irak savaşıyla şekillendiğini aktarıyor. Yazar Con Coughlin'in kaleme aldığı yazıdan bazı satırlar şöyle:

"Tony Blair tarihe bir savaş tellalı olarak geçecek. Görevde kaldığı 10 yıl boyunca tüm İngiltere başbakanlarından daha fazla savaşa girdi ve Başbakanlığı İngiliz askerlerini Irak savaşına göndermesiyle hatırlanacak. Blair'in bazı savaşlarını izah etmek diğerlerinden daha kolay. Kosova ve Sierra Leone insanlık adına girilen savaşlardı. Irak konusundaysa Blair'in söylemi, Washington'daki yeni muhafazakârlarınkinden farksızdı. Onların doktrinini kullanarak Irak savaşını haklı göstermeye çalıştı."

Times gazetesi, Tony Blair'in görevden ayrılışı için 24 sayfalık özel bir ek hazırlamış, 10 yıl boyunca Blair hakkında yayımlanan yazılardan derlediği bir antoloji oluşturmuş.

Bu ekte Peter Brookes imzalı, 11 Kasım 2006 tarihli karikatürde, yerle bir olmuş, harabeye dönmüş, alevler içindeki Irak'a bakan Tony Blair, bir elini omzuna attığı Gordon Brown'a siyasî vasiyetini şu sözlerle devrediyor:

"Bak evlat! Bütün bunlar bir gün senin olacak."

İlgili haberler
9 Mayıs 2007 Basın Özeti
09 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
8 Mayıs 2007 Basın Özeti
08 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
7 Mayıs 2007 Basın Özeti
07 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
6 Mayıs 2007 Basın Özeti
06 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
4 Mayıs 2007 Basın Özeti
04 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
3 Mayıs 2007 Basın Özeti
03 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
2 Mayıs 2007 Basın Özeti
02 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
1 Mayıs 2007 Basın Özeti
01 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik