|
1 Haziran 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Times gazetesinde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le yapılan bir mülakat var. Gül'ün açıklamalarından bazı satırbaşları şöyle:
“Gizli gündemimiz yok. Biz Türkiye'yi modernleştirmeye çalışıyoruz. Gizli gündemimiz olsaydı, Türkiye'yi Avrupa Birliği üyesi yapmak için bu kadar çaba harcar mıydık? Benim cumhurbaşkanlığımı ordu engellemedi. Siyasetçiler engelledi. “Yeterince güçlü olmayan siyasetçiler askeri suistimal ediyor, diğerlerini suistimal ediyor. Askere cevap verildi ve mesele kapandı. Ordu kişisel olarak bana karşı olamaz. Hükümette ve özellikle dışişleri bakanlığında askerle omuz omuza çalışıyoruz. “Türkiye'nin yakın tarihine bakarsanız malesef darbelerin çok başarılı olmadığını görürsünüz. Ama Türkiye son beş yılda çok değişti. Bugün Türkiye Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri yapıyor. Siyasi kriterleri yerine getirdik. Eksiklerimiz var ama onları da aşacağız. Son zamanlarda bir türbülans oldu fakat geçti. Demokrasi çalışıyor.” 'Biz beş kat fazla kalabalık toplardık' Abdullah Gül, mülakatında cumhuriyet mitingleri ile ilgili olarak şunları söylüyor: “Muazzam kalabalıklar vardı, doğru... O kalabalıkların içinde bana sempati duyan çok büyük bir grubun olduğuna eminim. Biz bir gösteri düzenleseydik beş kat daha büyük bir kalabalık toplayabilirdik. Ama ülkede böyle bir bölünmüşlük istemiyoruz. Biz iktidar partisiyiz ve halkımız arasında bu tür bir ayrılık istemiyoruz. “O kalabalıklara bakarsanız; Modern görünüyorlardı. Ama sloganlara, konuşmalara bakarsanız, Avrupa Birliği'ne, özelleştirmeye, dış yatırımlara karşıydılar." Gül, kamuoyu yoklamalarına atıf yaparak halkın yüzde 70'ine yakınının cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklediğini belirtiyor ve "Tekrar aday gösterilmeyi bekliyor musunuz" sorusunu "Adaylığım orada" diye yanıtlıyor. 'Atatürk'ün mirasının bekçileri muhafazakar partiler' Gül, "Atatürk'ün ana hedefi Türkiye'yi modernleştirmek ve Türkiye'yi Avrupa'ya yakınlaştırmaktı. Atatürk'ün mirasının gerçek bekçileri kim" sorusuna şu cevabı veriyor: "Söylemlerine bakınca sol partiler. Ama icraata bakınca muhafazakâr partiler. Atatürk Türkiye'yi çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak zorunda olduğumuzu söyledi. Bu demokrasi, ekonomik kalkınma, modernleşme, özgürlük demek. "Dört-buçuk yıllık iktidarımızda yüzde 35 ekonomik büyüme sağladık. Modern tarihimizde böyle başka bir örnek yok. Dolayısıyla biz Atatürk'ün bize gösterdiği hedefleri gerçekleştiriyoruz. 'Atatürk'ün eşi de başörtülüydü' Times gazetesi, daha sonra Gül'e şu soruyu yöneltiyor: "Atatürk hayatta olsaydı 22 Temmuz'da AKP'ye oy verir miydi." Gül, "Yapmakta olduklarımızın Atatürk'ün samimi destekçileri tarafından takdir edildiğine eminim" diyor. Times daha sonra "Atatürk için eşinizin başörtüsü takması sorun olur muydu" diye soruyor. Gül bu soruyu da "Hayır, Atatürk'ün eşi de başörtüsü takıyordu." diye yanıt veriyor. 'Demokrasiye tehdit mi?' Times ayrıca "Başörtüsü demokrasiye tehdit mi" başlıklı haberinde Gül'ün eşi Hayrunisa Gül'le yapılmış bir mülakata yer veriyor. Hayrunisa Gül, başörtülü olması konusundaki tartışmalarla ilgili olarak "Tamamen kişisel tercihim olan bir meselede önyargıyla karşılaşmama üzüldüm" diyor. Times, Türkiye'de koyu laikler için Hayrunisa Gül'ün başörtüsünün şık bir ipek örtü değil, boğa yarışlarında matadorların kullandığı kırmızı pelerin olduğunu aktarıyor ve bu kesimin başörtüsünü İslami köktenciliğin habercisi ve rahat Batılı yaşam tarzlarına bir tehdit olarak gördüklerini belirtiyor. 'Hükümetle yargı arasındaki savaş' Financial Times, Meclis'teki anayasa değişikliği paketinin oylanmasıyla ilgili haberinde, "Parlamento, Cumhurbaşkanı'na yine meydan okudu ve ülkenin yönetim biçimini radikal biçimde değiştirecek paketi ikinci kez kabul etti onayladı" diyor: “Paketin kabulü, Türkiye'de hükümetle cumhurbaşkanlığı ve yargı arasındaki savaşı daha da şiddetlendirecek. Diplomatlar ve uzmanlar, askerin 27 Nisan'daki ültimatomundan sonra hükümetle laik kesimler arasındaki güvensizliğin boyutundan kaygılı.” “Hükümetle laik kesim arasındaki son kavga Erdoğan'ın Anayasa Mahkemesi kararını "Yargı için yüz karası" diye nitelemesiyle patlak verdi. Bazı diplomatlar, Erdoğan'ın Anayasa Mahkemesi Başkanı Tuğcu'yla kavgaya tutuşmasını hem zamanlama açısından kötü hem de gereksiz bulduklarını, bunun seçimler öncesindeki kutuplaşmayı daha da artıracağını söylüyorlar.” 'Türkiye sınıra yığınak yapıyor' Guardian Türkiye'nin Kuzey Irak sınırına yığınak yaptığını belirtiyor. "Yığınak, Ankara'yla Kürdistan'daki yarı-bağımsız hükümet arasında gerilim yaşanması ve Amerika’nın çekilmek üzere olduğu Kuzey Irak'ta istikrarsızlığın daha da artabileceği kaygılarını artırdı. "Türk ordusunun "Bahar tatbikatı" için sınırlı sayıda olsa da sınıra ilave tank ve asker sevk etmesi, PKK saldırılarına karşı operasyon düzenlenmesi İçin siyasilerden ve halktan çağrıların yoğunlaştığı bir döneme rastlıyor. “Ankara'da PKK'nın sorumlu tutulduğu bombalı saldırıdan sonra Erdoğan baskı altında. Sınır ötesi operasyonu, dikkatleri içerinden uzaklaştırma yolu olarak görebilecek Erdoğan üzerindeki bu baskıyı bazı iç faktörler körüklüyor. "Bunlar arasında Temmuz'daki seçimler, cumhurbaşkanlığı krizi, tartışmalı anayasal reformlar ve Türkiye'nin laik karakterinin korunması tartışmaları da var. “Türkiye Irak'a en son 10 yıl önce Saddam Hüseyin döneminde girmişti. Fakat bazı Türk gözlemciler, bunun başarılı olmadığını olası bir operasyonun da sınırlı fayda sağlayacağını söylüyorlar: 'Bush'un oyalama taktiği' Independent, ABD Başkanı Bush'un sera gazlarının salımında en fazla payı bulunan 15 ülkeye 2008 sonuna dek uzun vadeli hedefler belirleme çağrısını "İçi boş vaatler" olarak niteliyor: "Bush, iklim değişimiyle mücadele politikasına yönelik eleştirileri dizginlemek için karbon salımları konusunda yeni bir çerçeve belirlenmesi gerektiğini söyledi. "Ancak Bush bir kez daha, ülkelerin karbon salım haklarını birbirlerine satabilmesine izin veren karbon ticareti programını, özel enerji tasarrufu hedefleri belirlenmesi önerilerini reddetti. "Bush ayrıca, Almanya'nın karbon salımlarını azaltma yoluyla bu yüzyıl içinde dünya sıcaklığındaki artışı iki dereceyle sınırlama önerisini de sahiplenmedi. Guardian, Bush'un küresel ısınmanın bir tehdit olduğunu kabul ettiğini belirtiyor. Gazete bununla birlikte, küresel ısınmanın tartışılacağı G-8 zirvesinden bir hafta önce yapılan bu açıklamayı "İklim değişikliğiyle mücadeleyi Birleşmiş Milletler platformundan çıkarma çabası" olarak yorumluyor: "Bush bu önerisiyle Birleşmiş Milletler sürecine alternatif önerileriyle iklim değişikliğine yönelik uluslararası çabaları belirsizliğe sürükledi. "Avrupa ülkeleri, sanayileşmiş ülkelerin karbon emisyonlarını 2050'ye kadar yarı yarıya azaltması umudundaydı. Bush son çıkışıyla bu umutlara darbe indirdi." | İlgili haberler 30 Mayıs 2007 Basın Özeti30 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 29 Mayıs 2007 Basın Özeti29 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 28 Mayıs 2007 Basın Özeti28 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 27 Mayıs 2007 Basın Özeti27 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 25 Mayıs 2007 Basın Özeti25 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 24 Mayıs 2007 Basın Özeti24 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 23 Mayıs 2007 Basın Özeti23 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 22 Mayıs 2007 Basın Özeti22 Mayıs, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||