|
14 Haziran 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Filistinli rakip gruplar Hamas ile El Fetih arasında hafta başından bu yana şiddetini artıran ve onlarca kişinin ölümüne neden olan çatışmalar, İngiltere'de yayınlanan gazetelerin en çok yer ayırdığı konular arasında.
Guardian, Filistin iç siyasetindeki çalkantıdan, daha çok Batı ve İsrail'i sorumlu tutan tavrını sürdürüyor ve başyazısında şu görüşleri dile getiriyor: "Uluslararası toplum ve İsrail'in temel varsayımı, Filistin hükümetine yönelik boykotu ne kadar sürdürürlerse, Hamas'ın bölünmesinin ve örgüte dayattıkları üç şartın kabul edilmesinin o kadar kolay olacağı şeklindeydi. Hamas'tan istenen, şiddete son vermesi, İsrail'i tanıması ve yol haritası da dahil önceki anlaşmaları kabul etmesiydi. "Ancak, BM'in görevi bırakmaya hazırlanan Orta Doğu temsilcisi Alvaro de Soto'nun da raporunda belirttiği gibi, bu şartlar öyle bir sunuldu ki, Hamas bunları kabul etmesi durumunda, militan bir İslami hareket özelliğini yitirecek ve oy oranının yüzde 20'sini kaybedecekti." "Dolayısıyla Hamas tavır değiştirmedi. Anketler de gösteriyor ki, bugün seçim olursa, geçen yılın Ocak ayında aldığı yüzde 43'ü koruyacak." Guardian böyle derken, Daily Telegraph farklı bir görüşü savunuyor ve Filistin'deki iç çatışma ortamından başta Hamas'ı sorumlu tutuyor. Gazetenin başyazısında dikkat çeken satırlar şöyle: "Filistinli militan İslamcı grup Hamas'ın seküler rakibi El Fetih'i güç kullanarak devre dışı bırakma girişimiyle, barbarlığın pençesine düşen Gazze'deki durum, kaçınılmaz olarak, akan kandan İsrail ve Batılı müttefiklerinin sorumlu olduğu suçlamasına neden oluyor." "Ancak, son şiddet olaylarının, radikal İslamcı gündemine yönelik en ufak muhalefet ihtimalini ortadan kaldırmak isteyen Hamas tarafından başlatıldığı gerçeği gözardı ediliyor." "Amerika ve İsrail'in Hamas ile hiçbir diyalog kurmama konusunda son derece makul gerekçeleri var. Hamas, Yahudi devletinin yıkılması amacına sadık kalmakla birlikte, siyasi hedeflerine ulaşmak için şiddet kullanmaya son vermeme konusunda da kararlı." Askeriye saldırısı mezhep çatışmasını körükleyecek Irak'ın Samarra kentinde bulunan Şiilerin kutsal mekânı Askeriye Camii, dün bir saldırıya hedef olmuş, caminin iki minaresi tamamen yıkılmıştı. Caminin geçen Şubat ayında hedef olduğu ilk saldırının, ülkedeki Sünni ve Şii gruplar arasındaki çatışmaların fitilini ateşlediğini hatırlatan gazeteler, dünkü saldırı ardından mezheplerarası kavganın yeniden şiddetleneceğine vurgu yapıyor. Financial Times, bu saldırının ılımlı Sünni grupların tepkisi ile karşı karşıya olan El Kaide'nin akıllıca bir taktiği olduğu görüşünde. "2006 yılında, Sünni direnişin içindeki bazı aşırı şiddet yanlısı unsurların eylemleri tepki görmeye başlamıştı. O gün de, bugünlerde olduğu gibi, Sünni aşiretler, milliyetçiler ve direnişçiler içindeki yeni Baasçı unsurlar, El Kaide'nin ayrım gözetmeyen şiddet eylemlerine karşı çıkmaya başlamışlardı." "Aşırılık yanlılarının taktik yanıtı çok zekiceydi. Sünniler ve Şiiler arasındaki kutuplaşmayı arttıran saldırılarla, herkesi gettolarına hapsettiler. Şimdi söz konusu gruplar, aynı stratejiyi bir kez daha sahneye koyuyorlar." "Zira bir süredir Irak'ın orta kesimlerinde kendi mezheplerinden olan diğer Sünni gruplarla savaşmaya başlamışlardı. Üstelik şimdi ABD bu grupları El Kaide'ye karşı silahlandırmaya başladı. Dolayısıyla bu tür bir provokatif eylem yapacakları belliydi." Financial Times'ın vurgu yaptığı, Amerika'nın Sünni grupları El Kaide'ye karşı silahlandırma girişimi, Guardian yazarlarından Timothy Garton Ash'in de gündeminde. "Düşmanımın düşmanı, dostumdur. Düne kadar mağlup etmekte olduğumu savunduğum bir düşman da olsa." "Peki ama ABD, destekledikleri kişilerin ellerinde, Amerikan askerlerinin kanı olup olmadığını nereden bilecek? Tabii, retina taraması ve parmak izi alacaklar. Ne kadar rahatlatıcı." "Sömürgeci İngiltere'nin 19'uncu yüzyılda kullandığı bu taktik, belki kısa dönemde El Kaide bağlantılı gruplarla mücadelede işe yarayabilir. Ama orta vadede, Amerikan ve İngiliz askerlerinin ülkeyi terk etmesiyle doruğa ulaşması beklenen iç savaşı yoğunlaştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır." "Öyle ya da böyle, Amerikalılar Iraklılara, birbirlerini öldürmeleri için daha fazla silah veriyor. Samarra Camii'ne dünkü saldırının ardından, Sünni Şii çatışmasının yeniden alevlenmesi beklenmelidir." İngiliz askerlere dava tehdidi İngiltere'de Lordlar Kamarası'nın aldığı bir karar, birçok gazetede geniş yer bulmuş bu sabah. Karara göre, İngiltere'deki insan hakları yasası, artık yurt dışında görev yapan İngiliz askerlerini de bağlayacak. Daily Telegraph, bunun olası sonuçlarını şöyle aktarıyor. "Lordlar Kamarası'nın dünkü kararı ardından, Irak ve Afganistan'daki İngiliz askerleri hakkında daha fazla dava açılabilecek. Askeri operasyonların sivil mağdurları, Savunma Bakanlığı'nı dava ederek milyonlarca sterlin tazminat alabilecek." "Lordların, Irak'ta İngiliz askerleri tarafından gözaltına alınan otel görevlisi Baha Musa'nın ölümü ile ilgili davada aldıkları bu karar, artık benzer davalara emsal oluşturacak." "Olaya karışan 7 asker yargılanmış ve beraat etmişlerdi. Şimdi yüksek mahkeme, yargılamada, insan hakları yasasının yurt dışındaki operasyonlarda da geçerli olduğu ilkesine uyup uyulmadığını tekrar değerlendirebilir." Petrol kaynakları tükeniyor Independent gazetesi, dünyadaki petrol kaynaklarının beklenenden daha hızlı tükenmekte olduğunu savunan bilim adamlarının uyarısını taşımış manşetine. Ayrıntılar şöyle: "Londra'daki Petrol Tüketimi Analiz Merkezi'ne göre, küresel petrol üretimi önümüzdeki 4 yılda zirveye çıkacak. Ancak bundan sonra, çok hızlı bir düşüş evresine girecek. Bunun da, dünya ekonomisi ve yaşam biçimlerimiz üzerinde devasa etkileri olacak." "Bu teoriye göre petrol tüketimi, yeni petrol sahaları bulma hızını önce yakalayacak, sonra da geride bırakacak. Son yıllarda arz ile talep arasındaki denge bozuldu ve geçen yıl neredeyse yok oldu. Eğer tüketim hızı, üretim hızını az da olsa geçerse, petrolün varil fiyatı 100 dolara fırlayabilir. Bunu da küresel ölçekte bir durgunluk takip eder." | İlgili haberler 7 Haziran 2007 Basın Özeti07 Haziran, 2007 | Basın Özeti 6 Haziran 2007 Basın Özeti06 Haziran, 2007 | Basın Özeti 5 Haziran 2007 Basın Özeti05 Haziran, 2007 | Basın Özeti 4 Haziran 2007 Basın Özeti04 Haziran, 2007 | Basın Özeti 3 Haziran 2007 Basın Özeti03 Haziran, 2007 | Basın Özeti 1 Haziran 2007 Basın Özeti01 Haziran, 2007 | Basın Özeti 30 Mayıs 2007 Basın Özeti30 Mayıs, 2007 | Basın Özeti 29 Mayıs 2007 Basın Özeti29 Mayıs, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||