BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 13 Haziran, 2007 - TSİ 10:03
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
13 Haziran 2007 Basın Özeti
Financial Times'a göre, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Türkiye'ye, AB'ye tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklık verilmesi konusunda ne kadar ciddi olduğunu göstermeye hazırlanıyor.

İngiltere gazeteleri

Sarkozy'nin 21–22 Haziran'da Brüksel'de toplanacak zirvede, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin bir kısmını daha engellemeye çalışacağını belirten gazete şöyle devam ediyor:

"Sarkozy, gelecek haftaki zirvede Avrupa anayasası konusundaki müzakereleri zorlaştırmamak için, Türkiye'nin üyeliği ilgili tartışmayı sonbahara erteleyeceğini belirtmişti daha önce. Ancak Fransız yetkililer, bu konudaki yeni ve sert politikalarını, hemen devreye sokabileceklerinin sinyalini veriyorlar."

"Almanya Başbakanı Angela Merkel zirveden hemen sonra, Türkiye ile üç yeni başlıkta müzakerelerin başlayabileceğini umuyordu. Bu, duraklayan reformlar ve ülkedeki siyasi kargaşaya rağmen, Ankara'nın Avrupa ile ilişkilerinin kopmadığının göstergesi olacaktı."

"Bu üç başlıktan ikisi aslında pek tartışma yaratmıyor ve istatistik ile mali denetimi kapsıyor. Ancak Fransa, üçüncü başlık olan ekonomik ve mali bütünleşme konusunda sıkıntıları olduğu uyarısında bulunuyor."

"Fransız diplomatlar, üç başlıkta da henüz bir karar alınmadığını dile getiriyor. Ancak AB büyükelçileri, Paris'in özellikle Türkiye'nin Euro kullanan ülkeler arasına katılması konusunda ciddi kaygıları bulunduğunu söylüyor."

"Türkiye'nin destekçileri ise, tabloyu yumuşatma gayretinde. 'Eğer üç yerine, iki müzakere başlığı açılırsa, bu dünyanın sonu olmaz' diyorlar. Yine de, eğer Fransa tehdidini gerçekleştirirse, Türkiye'nin AB ile müzakerelerinin yönünü, tam üyelikten imtiyazlı ortaklığa doğru çevirdiğinin açık bir göstergesi olacak bu."

Hamas - El Fetih gerilimi

Filistinli rakip gruplar Hamas ve El Fetih arasında yoğunlaşan çatışmalar, İngiliz basınında geniş yer bulan konulardan. Hafta başından bu yana 30 kişinin öldüğü çatışmalar, son ayların en şiddetli seviyesine tırmanmış durumda.

Başyazısında Hamas ve El Fetih'in yaptığı yanlışları sıralayan Independent, ancak sorunun bu boyuta ulaşmasında dış dünyanın da sorumluluğu olduğunu vurguluyor. Yazıda dikkat çeken satırlar şöyle:

"ABD ve AB'nin Filistin yönetimine uyguladığı mali boykot, Filistin halkını çaresizliğe sürükledi. İşsizlik fırladı. Nüfusun üçte biri, hayatta kalabilmek için BM'in gıda yardımına muhtaç. İsrail'in sınırı kapatması ve uyguladığı seyahat kısıtlamaları, bu umutsuzluk atmosferini daha da yoğunlaştırdı."

"Uluslararası toplumun Hamas ve El Fetih ile temas kurmamaktaki ısrarı da, krizin tırmanmasına katkıda bulundu. Eğer dış dünya bu iki grubun kurduğu koalisyona olumlu tepki verseydi, durum çok daha farklı olabilirdi. Bu, İsrail ile yeni bir tur barış görüşmesine zemin hazırlayabilirdi."

"Ancak ABD bunun yerine, Filistin yönetimi ve El Fetih lideri Mahmud Abbas'a bağlı güvenlik güçlerini, Hamas ile mücadele etmeleri için desteklemek gibi felaket sonuçlar doğuran bir politika izlemeyi tercih etti. Bu da, iki grup arasındaki ölümcül rekabeti yoğunlaştırdı."

BM'den ABD'ye Filistin eleştirisi

Filistin'deki çatışmalarda ABD'nin sorumluluğuna ilişkin eleştiriler Guardian'ın da manşetinde dikkati çekiyor. Ancak buradaki eleştiriler, BM'in Orta Doğu temsilcisi Alvaro de Soto'ya ait.

Türk kamuoyunun, Genel Sekreter'in Kıbrıs özel temsilciliği görevinden tanıdığı Perulu diplomat, görev süresinin dolması nedeniyle, üst düzey Birleşmiş Milletler yetkililerine sunulmak üzere hazırladığı raporda, ABD'nin baskısı nedeniyle, kuruluşun Orta Doğu'daki çabalarının başarısızlığa uğradığını savunuyor. Guardian, de Soto'nun eleştirilerini dört başlıkta toplamış.

" Hamas'ın geçen yılki seçimleri kazanması ardından uygulamaya konan uluslararası boykot, en hafif tabiriyle son derece dar görüşlü bir adımdı ve Filistin halkı için yıkıcı sonuçlar doğurdu."

"İsrail, Filistinlileri tamamen dışlayan bir siyaset yürüttü. Amerika, AB, Rusya ve BM'den oluşan Orta Doğu dörtlüsü, etkisini yitirdi. Filistinliler ise, İsrail'e yönelik saldırıları durdurma konusunda çok kötü bir sınav verdi."

İngilizler çekiliyor

Guardian, "İngiliz askerleri, Basra'daki tek bir üsse çekilme yolunda" başlıklı haberinde, İngiltere Savunma Bakanı Des Browne'un açıklamalarına dayanarak, İngiliz ordusunun Irak'ın güneyindeki duruma ilişkin gözlemlerini aktarmış. Dikkat çeken satırlar şöyle:

"Irak'taki İngiliz askerleri, Basra'daki son üslerini de Irak güçlerine devrettikten sonra, gelecek aydan itibaren, Basra havaalanındaki tek bir üsse çekilecek. İngiliz komutanların, Irak'ın güneyindeki varlıklarının faydadan çok zarar getirdiği görüşü her geçen gün güçleniyor."

"Bu hafta ortaya çıktı ki, askerlerin çekilmesi için yapılan planlara hız verildi. Bu çerçevede, askerlerin çoğunluğu bir yıl, hatta daha kısa bir süre içerisinde eve dönmüş olacak."

"Basra'daki İngiliz komutanı Tümgeneral Jonathan Shaw'un ise, Aralık ayı sonuna kadar tüm askerlerin çekilmesini, sadece Irak ordusuna danışmanlık yapacak küçük bir birimin bırakılmasını önerdiği bildiriliyor."

Blair: Basın vahşi bir hayvan

İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, İngiliz medyasını vahşi bir hayvana benzettiği açıklamaları, tüm gazetelerin en çok yer ayırdığı haber. Blair'e göre İngiliz medyası, yaptığı yayıncılığın etkisine odaklanıp, "doğruluk", "denge" gibi kavramları ikinci plana itti.

Yine Başbakan'a göre medya, siyasetçiler ile seçmen arasındaki ilişkiyi aşındırdığı gibi, kamuoyu önündeki isimleri de, ticari çıkarları için ezip geçmekten kaçınmıyor. Times başyazısında, Blair'e hem hak veriyor, hem eleştiriyor.

Başbakan bazı açılardan, eleştirilerinin dozunu kaçırıyor. Sonuçta kendisinin de kabul ettiği gibi, özellikle iktidarının ilk yıllarında o da medyayı politik çıkarları için kullandı. O zaman bir şikâyeti yoktu."

"Dolayısıyla Blair, eleştirdiği medyanın kurbanı sayılamaz. Ancak haklı olduğu taraflar da var. Medya son yıllarda baş döndürücü bir değişim süreci geçirdi. Bunun iyi olduğu kadar kötü yönleri de vardı. İçerik demokratikleşti, ancak beraberinde bir karmaşayı da getirdi."

"Basının şunu artık kabul etmesi gerekiyor. Siyasetçilerin birçoğu, vatandaşların hayatını iyileştirmek gibi samimi bir arzu ile siyasete girerler ve çoğu zaman karar verirken, arzu ettiklerinden daha az zamana ve bilgiye sahiptirler."

İlgili haberler
7 Haziran 2007 Basın Özeti
07 Haziran, 2007 | Basın Özeti
6 Haziran 2007 Basın Özeti
06 Haziran, 2007 | Basın Özeti
5 Haziran 2007 Basın Özeti
05 Haziran, 2007 | Basın Özeti
4 Haziran 2007 Basın Özeti
04 Haziran, 2007 | Basın Özeti
3 Haziran 2007 Basın Özeti
03 Haziran, 2007 | Basın Özeti
1 Haziran 2007 Basın Özeti
01 Haziran, 2007 | Basın Özeti
30 Mayıs 2007 Basın Özeti
30 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
29 Mayıs 2007 Basın Özeti
29 Mayıs, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik