|
13 Nisan 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Independent gazetesi, Irak Parlamentosu binasında dün, üçü milletvekili sekiz kişinin ölümüyle sonuçlanan intihar saldırısıyla ilgili olarak "Kanlı mesaj: Artık hiçbir yer güvenli değil" diyor:
"Direnişçiler bu kez, Bağdat'ın en iyi korunan yeri olan Yeşil Bölge'nin kalbini vurdu. Parlamento, bakanlık binaları ve Amerikan elçiliğinin de bulunduğu ve giriş-çıkışlarda sıkı güvenlik önlemlerinin uygulandığı Yeşil Bölge'deki saldırı, sadece demokrasiyi hedef almıyordu. “Bush'un Bağdat'ta şiddetin önünü almak için bölgeye binlerce takviye asker göndererek iki ay önce uygulamaya koyduğu yeni güvenlik planı da darbe aldı. Bu saldırıdan sonra planın başarı şansı daha fazla sorgulanacak. Saldırı aynı zamanda, Sünni direnişçilerin Irak hükümetinin güvenlik yapılanmasına nasıl sızabildiğini gösteren çarpıcı bir örnek. 'Irak'ta sonun başlangıcı' “Şii ve Kürt milletvekilleri bir süredir direnişçilerin Sünni siyasetçilerin korumalarının arasına sızdığını savunuyorlardı. Irak'taki beş milyon Sünni Arap'ın yüzde 92'si Amerika'ya karşı silahlı mücadeleyi desteklediğini söylüyor.” Independent başyazısında ise şöyle diyor: "Dünkü saldırı, ABD'nin Irak stratejisine açık bir meydan okuma. Parlamento, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin Irak'ta demokrasinin filizlenebilmesi için son umuduydu. “Aralık 2005'te yapılan seçimler, Irak'ın geleceği açısından büyük umutlar doğurmuş, iyimserlik en üst noktaya çıkmıştı. Irak halkı büyük bir cesaret örneği göstererek ve saldırıya hedef olma riskini alarak sandık başına gitmişti. “Eğer şimdi milletvekilleri saldırı korkusuyla oturumlara katılmaz ve parlamento toplanamazsa, Iraklılar tarafından yönetilen bir Irak hayali boşa çıkacak. “Bu saldırı, ABD'nin Irak halkına telkin etmeye çalıştığı güveni de yok edebilir. Bu durumda ABD'nin Saygon'daki akıbeti yaşaması kaçınılmaz olabilir. Saldırı, kalede gedik açılabileceğini gösterdi. “Amerika Irak'tan çekilirse ya da çekildiğinde, bu saldırı, sonun başlangıcının miladı olacak.” 'ABD'nin hedefi İran petrolleri' İngiltere Başbakanı Tony Blair'e sert muhalefetiyle tanınan Avustralyalı gazeteci ve belgesel film yapımcısı John Pilger, Guardian'da yayımlanan makalesinde, Amerika Birleşik Devletleri'nin, nükleer silah peşinde olmakla suçladığı İran'a olası askeri müdahalesini değerlendiriyor ve "Bush-Cheney ve Blair'in 'uzun savaş' adını verdikleri stratejileri İran'a odaklandı. Modern tarihin belki de en büyük krizine doğru sürüklenirken artık yaşananlara seyirci olmaktan vazgeçmeliyiz" diyor. Pilger şöyle devam ediyor: "Bush Yönetimi dört yıldır, Blair'in gizli işbirliğiyle İran'ı özgürleştirme operasyonuna hazırlanıyor. 45 güdümlü füze İran'ı vurmak için bekliyor. Önde gelen bir Rus askeri uzmana göre, İran'ın nükleer tesisleri ikincil hedef olacak. “Eski Amerikan Hazine Bakanı Paul O'Neill'a göre, Bush'un kurmayları, Irak'ın işgaline daha ilk günden, 11 Eylül saldırılarından çok önce karar vermişti. Ana neden petroldü. “O'Neill, Irak'ın petrol sahalarının İngiliz ve Amerikan petrol şirketlerine paylaştırılmasına dair bir Pentagon belgesi görmüştü. Irak'taki yeni petrol yasasıyla şimdi bu, hayata geçiyor. 'Shell, TPAO'yla Irak'a geri dönüyor' “Sıradaki büyük ödülse İran'ın petrol yatakları. Irak'ın işgalinin demokrasi kaygısıyla nasıl ilgisi yoksa İran'a planlanan saldırının da nükleer silahlarla ilgisi yok.” Times gazetesi Hollanda-İngiltere ortaklığındaki petrol şirketi Shell'in Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı'yla yaptığı anlaşma sayesinde 35 yıl sonra Irak'a geri dönmesi olasılığının belirdiğini aktarıyor: “Varılan anlaşma uyarınca Kerkük'ten Ceyhan'a uzanacak boru hattının inşasında Shell, Türk petrol şirketiyle birlikte çalışacak. Anlaşmanın Irak Hükümeti tarafından da onaylanması gerekiyor. “1972'de Irak'ta petrol sanayinin millileştirilmesinden sonra ülkeyi terk etmek zorunda kalan Shell, uzun zamandır Irak gazı ve petrolüne ilgi gösteriyordu. Shell yetkilileri, TPAO'yla çalışma olasılığını dışlamamakla birlikte, Irak'ta henüz petrol yasasının yürürlüğe girmediğini, görüşmelerin devam ettiğini söylüyor.” 'Büyükanıt'ın sözleri gerilimi artıracak' Financial Times, dünkü basın toplantısında Kuzey Irak'a sınır ötesi operasyon yapılması gerektiğini söyleyen Türkiye Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın bu sözlerinin Türk ve Kürt liderler arasındaki söz düellosuyla başlayan gerilimi daha da tırmandırabileceği yorumunu yapıyor: “Amerika, Irak'ı daha da istikrarsızlaştırabileceği gerekçesiyle böyle bir operasyona karşı çıkıyor. Büyükanıt'ın açıklamalarının böyle bir operasyon konusunda, yaklaşan cumhurbaşkanlığı öncesinde hem Türk siyasi liderleri hem de buna izin vermesi için ABD üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladığı anlaşılıyor. “ABD, Türk ordusunun yaptığı bazı açıklamaların iç politikaya yönelik olduğunu düşünmekle birlikte, hemen değilse bile Türkiye'nin Kuzey Irak'a girme olasılığı bulunduğuna inanıyor. “Üyelik müzakerelerinde yaşanan sorunlar nedeniyle Türkiye üzerindeki etkisi azalan Avrupa Birliği de, böyle bir operasyona karşı çıkıyor. Times gazetesi de aynı konuyla ilgili haberinde şöyle diyor: “Askeri harekat son çare olarak görülüyor. Zira uzmanlar bunun Washington'la ilişkileri zora sokacağını ve seçimler öncesinde Başbakan Erdoğan'ın partisi içindeki Kürt milletvekilleri arasında isyana neden olabileceğini söylüyorlar." 'Berezovski, Putin'e darbe planlıyor' Siyasi sığınmacı olarak Londra'da yaşayan Putin muhalifi işadamı Boris Berezovski, gazeteye mülakatında Rusya Federasyonu Başkanı'na karşı darbe hazırlığı yaptığını söylüyor. Berezovski, Putin'in yakın çevresiyle temas halinde olduğunu öne sürüyor: “Rusya'da demokratik yollarla rejimi değiştirmek mümkün değil. Bu yüzden güç kullanarak içeriden Putin'i devireceğiz. Yakın çevresindeki pek çok kişi de Putin'in antidemokratik olduğunu, yetkileri elinde toplamaya çalıştığını, muhalefete baskı yaptığını düşünüyor.” Guardian, Kremlin'in Rus işadamının bu sözleri nedeniyle İngiliz hükümetimi harekete geçmeye çağırdığını belirtiyor. Gazete, benzer açıklamaları sonrası Rusya'nın geçmişte Berezovski'nin iadesini istediğini ancak Londra'nın bunu reddettiğini anımsatıyor. | İlgili haberler 12 Nisan 2007 Basın Özeti12 Nisan, 2007 | Basın Özeti 11 Nisan 2007 Basın Özeti11 Nisan, 2007 | Basın Özeti 10 Nisan 2007 Basın Özeti10 Nisan, 2007 | Basın Özeti 9 Nisan 2007 Basın Özeti09 Nisan, 2007 | Basın Özeti 5 Nisan 2007 Basın Özeti05 Nisan, 2007 | Basın Özeti 4 Nisan 2007 Basın Özeti04 Nisan, 2007 | Basın Özeti 3 Nisan 2007 Basın Özeti03 Nisan, 2007 | Basın Özeti 2 Nisan 2007 Basın Özeti02 Nisan, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||