BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 11 Nisan, 2007 - TSİ 06:02
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
11 Nisan 2007 Basın Özeti
Independent gazetesi, baş sayfasında Amerikan ordusunun Bağdat'la ilgili yeni güvenlik planının ayrıntılarına yer veriyor.

İngiltere gazeteleri

Gazetenin deneyimli Orta Doğu muhabiri Robert Fisk'in imzasını taşıyan, "Böl ve Yönet" başlıklı haberde, Bağdat'ın kimlik kartlarıyla girilebilecek onlarca farklı bölgeye ayrılacağı belirtiliyor:

"Amerikan Başkanı George Bush'un takviye asker gönderme kararına rağmen önü alınamayan direnişçi saldırılarını durdurmak için Bağdat'ta geniş kapsamlı bir güvenlik operasyonu yapılacak.

"Bu çerçevede, kentin 89 idari biriminden yaklaşık 30'u güvenlik çemberine alınacak. Bu bölgelere sadece yeni çıkarılacak kimlik kartları olanlar girebilecek."

Haberde bu sistemin geçmişte, Fransızlar tarafından Cezayir'de, İsrailliler tarafından Filistin topraklarında ve Amerikalılar tarafından Vietnam'da denendiği ve tümünde başarısız olunduğu aktarılıyor.

Fakat haberde söz konusu planının Bağdat'ta asayişin sağlanmasının ötesinde hedefleri de olduğu belirtiliyor:

"Plan uyarınca Bağdat'ın güney ve doğusunda beş tümen görevlendirilecek. Bu, 40 bin asker anlamına geliyor. Tümenlerden üçü Bağdat'la İran sınırı arasındaki bölgede konuşlandırılacak.

"Nükleer programı nedeniyle İran'a olası bir Amerikan ya da İsrail saldırısı durumunda Tahran, sınırlarında büyük bir Amerikan gücü bulacak."

'Kongre takvim baskısından vazgeçmeli'

Financial Times gazetesi ise başyazısında Amerika Birleşik Devletleri için Irak'tan çıkışın kolay olmadığını belirtiyor.

Başyazıda Kongre'nin Amerikan askerlerinin çekilmesi konusunda takvim baskısından vazgeçmesi gerektiği görüşü dile getiriliyor:

"Bir hata yapıldığında doğal refleks arkanıza bakmadan hızla oradan uzaklaşmaktır. Bu durumu tanımlayacak pek çok ifade var. Defteri kapamak, yeni bir sayfa açmak ve geleceğe bakmak gibi. Amerikan Kongresi Irak'ta bunların hepsini yapmak istiyor.

"Hem Senato, hem de Temsilciler Meclisi, Irak savaşına para aktarılmasını 2008'de çekilme koşuluna bağlayan kararlar aldı. Irak'ın işgali hataydı. Fakat, gelişigüzel çekilme takvimleri belirlemek de hata olacak.

"ABD'nin alelacele çekilmesi, Irak'ı daha da istikrarsızlaştırabilir. Irak topyekun bir iç savaşa sürüklenebilir. Bu durumda radikal İslamcı teröristler yeni bir üs kazanabilir. İran güçlenir ve cesaretlenir.

"Irak'ın diğer komşuları kendi çıkarlarını garanti altına almak için Irak'a askeri müdahalede bulunmaya meyledebilir. Kuzey Irak'taki Kürtlerle Türkiye arasında gerilim zaten tırmanmaya başladı."

Financial Times başyazısında Irak'ta istikrar için yapılması gerekenleri ise şöyle sıralıyor:

"Irak ordusunun geliştirilmesi, yeni petrol yasasının onaylanması, bölgesel ve yerel idari birimlerle ilgili yeni kuralların belirlenmesi, ılımlı güçlerin desteklenerek mezhep ayrımının önüne geçilmesi.

"Amerika'nın bunlara ek olarak Irak'ın tüm komşularını içine alacak yeni bir bölgesel diplomasi seferberliği başlatarak bu ülkedeki siyasi çabalarını pekiştirmesi gerekiyor."

'İran'a yaptırım politikası sonuç vermiyor'

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın "Biz de nükleer kulübe katıldık" açıklamasıyla ilgili tartışmalar gazetelerdeki ağırlığını koruyor.

Ahmedinejad önceki gün sanayi ölçeğinde uranyum zenginleştirmeyi başardıklarını açıklamış ve baskıların devam etmesi halinde Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme anlaşmasından çekilebileceklerini söylemişti.

Guardian, başyazısında İran'a yönelik yaptırımların sonuç vermediğine dikkat çekiyor:

"Ahmedinejad'ın açıklamalarında iki önemli mesaj vardı. Birincisi İran, sadece sivil amaçlı nükleer yakıt üretecek teknolojiye değil aynı zamanda siyasi iradeye de sahip.

"İran açıklarında bekleyen Amerikan uçak gemileri Tahran'ı caydıramayacak. İkinci mesaj ise İran Batı'yla pazarlığında çıtayı daha da yükseltiyor. İran'a baskıyı artırma stratejisi sonucunda hem zaman kaybediliyor hem de seçenekler azalıyor.

"Ahmedinejad'ın açıklamaları abartı içerse bile Tahran'ın sonunda Hindistan ve Pakistan gibi bir nükleer güç olacağına şüphe yok. Yaptırım stratejisinin başarısızlıkla sonuçlanması halinde Batı'nın önünde iki seçenek kalacak. Ya İran'ın nükleer silahta kullanabileceği malzemeye sahip olmasına göz yummak ya da Natanz'da uranyum zenginleştirilen tesisi bombalamak."

Guardian, Oxford Araştırma Grubu'nun raporuna gönderme yaparak söz konusu tesisi bombalamanın, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını hızlandırmaktan başka bir işe yaramayacağını belirtiyor:

"Çünkü, İranlı bilimadamlarının edindiği birikimi bombalayamazsınız. Böyle bir saldırıdan hemen sonra, nükleer silah üretmek İran için zorunluluk haline gelir. Bu durumda geriye tek bir seçenek kalıyor. İşbirliği ve müzakerelerle İran'ın tavrını değiştirmeye çalışmak."

'Yeni soğuk savaş kapıda'

Guardian, manşetinde ise Amerika Birleşik Devletleri'nin Polonya ve Çek Cumhuriyeti'nde füze kalkan sistemi kurma kararına Rusya'nın sert tepki gösterdiğini belirtiyor.

Gazete, Moskova'nın karşı adım atmaya hazırlandığına ve soğuk savaş dönemindekine benzer bir silahlanma yarışının kapıda olduğuna işaret ediyor:

"Washington, bu sistemin İran veya Kuzey Kore gibi ülkelerden gelebilecek bir saldırıyı önleme amacını taşıdığını söylüyor. Amerikalı uzmanlar bu sistemin Rus füzelerine karşı etkili olamayacağını savunuyor.

"Ancak Rus yetkililer, projenin hedefinin Rus ve Çin füzeleri olduğunda ısrarlı. Kremlin Doğu Avrupa'ya füze kalkan sistemi yerleştirilmesi kararının dünyanın stratejik istikrarını bozacağını söylüyor.

"Rusya, buna karşı atacağı adımları henüz ilan etmedi ancak savunma uzmanlarına göre, Moskova havada yakalanması zor nükleer füzeler geliştirebilir, seyyar rampalardaki füze sayısını artırabilir ve nükleer denizaltı filosunu radarla tespit edilmeleri zımnen imkansız olan kuzey kutbuna kaydırabilir.

"Rusya ayrıca yeni Amerikan silolarını, Kaliningrad'da konuşlandırdığı İskender füzelerinin menziline dahil edebilir."

Guardian Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yeni sailahlanma yarışının bu kez Avrupa topraklarında yaşanacağını, gerginliğin iki ülke ilişkilerinin son on yıl içindeki en kötü döneminde patlak verdiğine dikkat çekiyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov da Financial Times'taki makalesinde "Avrupa topraklarında gerçekten böyle bir sistem kurulmasına ihtiyaç var mı?" diye soruyor .

"Bu hepimizi ilgilendiren bir mesele ve açıkça tartışılması gerekiyor. Rusya her seviyede bu tartışmada yer almaya hazır. Ortak güvenlik konusunda ABD'den gelecek her olumlu işarete aynı şekilde karşılık vermeye hazırız.

"Ancak kimsenin kıtayı kendi stratejik toprağı olarak kullanması kabul edilemez. Tek taraflı füze savunma sistemleri Avrupa'nın jeo-stratejik görüntüsünü değiştirecek. Ayrıca böyle bir sistem, kıtanın güvenliğinin teminatı oldukları söylenen Avrupa Birliği ve NATO gibi kurumlara hakaret anlamına gelir.

"Biz iki kıta arasındaki sorunların, Rusya ve bu iki yapıya üye olmayan ülkeler, Avrupa Birliği ve Amerika'nın katılacağı görüşmelerle çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz." diyen Rusya Dışişleri Bakanı, "Böyle bir üçlü yapının geliştirilmesiyle, Orta Doğu, Irak, Afganistan ve İran'ın nükleer programıyla ilgili sorunlar daha kolay çözülemez mi?" sorusunu yöneltiyor.

İlgili haberler
10 Nisan 2007 Basın Özeti
10 Nisan, 2007 | Basın Özeti
9 Nisan 2007 Basın Özeti
09 Nisan, 2007 | Basın Özeti
5 Nisan 2007 Basın Özeti
05 Nisan, 2007 | Basın Özeti
4 Nisan 2007 Basın Özeti
04 Nisan, 2007 | Basın Özeti
3 Nisan 2007 Basın Özeti
03 Nisan, 2007 | Basın Özeti
2 Nisan 2007 Basın Özeti
02 Nisan, 2007 | Basın Özeti
1 Nisan 2007 Basın Özeti
01 Nisan, 2007 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik