|
10 Nisan 2007 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazetelerinde, ülke karasularını ihlal ettikleriyle gerekçesiyle İran'da yaklaşık iki hafta süreyle gözaltında tutulduktan serbest bırakılan askerlerle ilgili tartışmalar ağırlığını koruyor.
Times gazetesi tepkiler üzerine, Savunma Bakanlığı'nın askerlere yaşadıklarını medyaya para karşılığında anlatma iznini geri aldığını yazıyor. Gazete, İngiliz askerlerden birinin ülkelerine dönüşte, gözaltındayken yaşadıklarını "korkunç bir deneyim" olarak nitelediğini anımsatıyor ve İran televizyonu tarafından dün yayımlanan yeni fotoğrafların bu açıklamayla tezat oluşturduğuna dikkat çekiyor. Söz konusu fotoğraflarda, İngiliz askerleri satranç ve masa tenisi oynarken ve bir halının üzerinde televizyon izlerken görülüyor. Guardian gazetesi de, bakanlığın kamuoyu baskısına boyun eğerek kararı geri aldığını belirtiyor ve muhalefetin önümüzdeki hafta tartışmayı Meclis'e taşımaya hazırlandığını aktarıyor. 'İran'ın ABD'yle çatışması ihtimali arttı' İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın dün ülkesinin sanayi ölçeğinde uranyum zenginleştirmeyi başararak 'nükleer ülkeler kulübüne katıldığını' ilan etmesi de gazetelerde önemli yer tutuyor. Independent Ahmedinejad'ın bu açıklamasıyla, Tahran'ı uranyum zenginleştirme programını askıya almaya çağıran üç BM kararına meydan okuduğu ve ABD'yle restleştiği yorumunu yapıyor: "BM Güvenlik Konseyi'nin İran'a yaptırımları ağırlaştıran kararından iki hafta sonra, şatafatlı bir törende, nükleer senfoni eşliğinde yapılan bu açıklama, İran'ın ne pahasına olursa olsun nükleer programını ilerleteceği anlamına geliyor. "İngiltere'yle yaşanan asker krizinin de, bu kararlılığı sergilemek için dikkatlice hesaplandığı anlaşılıyor. Dün İranlı bir yetkili, 3 bin santrifüj hexaflorid gazı enjekte etmeye başladıklarını doğruladı. "Uzmanlar, 1500 santrifüjün sürekli çalışmasıyla bir nükleer bombaya yetecek kadar malzeme üretilebileceğini söylüyorlar. Ancak bu yine de İran'ın ürettiği malzemeyi nükleer silahta kullanmaya yaklaştığı anlamına gelmiyor. "Zira bu adımın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından onaylanması gerekiyor ve geçmişte Tahran'ın bu tür açıklamalarının doğru çıkmadığı biliniyor. Ayrıca İran'ın nükleer programında ciddi teknik sorunlar yaşadığı söyleniyor." Daily Telegraph da Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu uzmanlarına dayanarak, İran'ın bu kadar santrifüjle iki yıl içinde bir atom bombasına yetecek uranyum elde edeceğini aktarıyor: "İran geçmişte, nükleer programında aşama kaydettiği yolundaki açıklamaları Batı'yla pazarlığında elini güçlendirmek için kullandı. Önümüzdeki ay BM Güvenlik Konseyi'nin İran'a baskıyı artırması kesinleşmiş gibi görünüyor. "Hala uzlaşma sağlanması olasılığı var ama nihai aşamada Amerika'nın sabrı tükenebilir ve İran'ın nükleer tesislerine saldırı düzenlenebilir." Guardian gazetesi de, İran'ın bu adımının askeri çatışma ihtimalini artırdığı görüşünde: "Bush yönetimi ve İsrail Hükümeti içinde nükleer silah üretme kapasitesine erişmesini beklemeden İran'a karşı askeri seçeneğe başvurulmasını isteyenler var. İran'ın son açıklaması, diplomasinin ve BM yaptırımlarının işe yaramayacağını savunan bu kesimlerin tezini güçlendirdi." 'Mukteda es-Sadr'ın gücü' Irak'ın Necef kentinde dün yüz binlerce kişinin, Bağdat'ın düşüşünün dördüncü yıldönümünde Amerikan askerlerinin ülkeden çekilmesi talebiyle yaptığı protesto gösterisi gazetelerde önemli yer buluyor. Daily Telegraph, gösterinin Şii din adamı Mukteda es-Sadr'ın çağrısıyla yapıldığını anımsatıyor ve şöyle devam ediyor: "Mukteda es-Sadr gösteride 'Amerika'ya ölüm' sloganları atan kalabalığa hitap etmedi. Bu durum, es-Sadr'ın İran'da saklandığı iddiasına güç kazandırdı. Ancak bu kadar büyük bir kalabalık toplayabilmesi, hem Irak Hükümeti'ne hem de Amerikan yönetimine mutlaka hesaba katılması gereken bir güç olduğu mesajını gönderdi." Daily Telegraph, aynı haberinde Irak'taki Amerikalı güçlerinin komutanı Orgeneral David Patraeus'un gösteri öncesinde yayımladığı mesajda "Yeni Irak'ta koalisyon güçlerinin varlığına karşı gösteri yapılabilir. Bu onların hakkı. Ancak böyle bir gösteriyi, koalisyon güçleri onları zalim ve barbar bir rejimden kurtardığı için yapabildiklerini teslim etmeliler" dediğini yazıyor. Times gazetesi de, Amerikan karşıtı gösterinin Sadr'a bağlı milis grubu Mehdi Ordusu içindeki çatlakları maskelediğini belirtiyor: "Irak'taki Batılı bir diplomat, milislerle bu gruba bağlı siyasi hareket arasında bölünmeler başladığını söylüyor. Amerika'nın Bağdat'taki güvenlik operasyonu başlarken, olası başarısızlığın sorumlusu olarak gösterilmemeleri için Mehdi Ordusu'na geri çekilme talimatı verildi. "Fakat Mehdi Ordusu içindeki bir grup, işgalcilere karşı savaşılması gerektiğini savunuyor. Bazıları, olumlu açıdan bakıp, bu ayrışmayı, Sadr'a bağlı hareketin daha yapıcı bir siyasi rol üstlenme çabasının işareti olarak görebilir. "Bazıları ise Sadr hareketinin bölünmesi sonucu hükümetin beklenmedik bir düşmanla karşı karşıya kalabileceğinden endişe ediyor. Batılı diplomata göre milis grubu içinde suç çeteleri, Mukteda es-Sadr'a yakın olanlar ve İran'ın güdümünde olanlar diye gruplanacak üç ayrı unsur var" Independent'ın başyazısında ise, Irak'taki durumla, sömürge döneminde Fransa'nın Cezayir'deki son günleri arasında paralellik kuruluyor: "Amerika'nın kargaşaya son vermek için Bağdat'a takviye asker göndermesi gibi Fransa'da başkentteki korkunç anarşiyi ortadan kaldırmak için Cezayir'e asker yığdı. Fransız askerlerinin gelişinden sonra aldatıcı bir sessizlik oldu. "Ancak ileri görüşlü Charles de Gaulle, bu kadar asker göndermenin doğru olmadığını çabuk farketti ve Fransız bayrağını indirmeden önce müzakere yapabileceği bir isyancı lideri bulabildi. Irak'ta ise, Amerikalılar ve İngilizlerin böyle bir şansı yok." 'Erdoğan'dan Barzani'ye sert tepki' Financial Times'ta Türkiye ile Kuzey Irak'taki Kürt yönetimi arasındaki gerginliğin değerlendirildiği Ankara çıkışlı bir haberde şöyle deniyor: "Türkiye Başbakanı Erdoğan, Ankara'nın Kuzey Irak'a karışmayı sürdürmesi halinde kendilerinin de Türkiye'de Kürtlerin ağırlıkta olduğu bazı kentlere karışacaklarını söyleyen, Kuzey Irak'taki Kürt özerk yönetimi lideri Mesud Barzani'yi sert tepki gösterdi. "Erdoğan, Barzani'nin sözlerinin altında ezileceğini, hatasının bedelinin çok ağır olacağını söyledi. Bu karşılıklı tehditler, Ankara'yla Irak Kürt liderliği arasındaki ilişkiyi yeni bir noktaya taşıdı. "Daha birkaç hafta öncesine kadar Erdoğan, iki taraf arasında resmi temasların başlaması olasılığından söz ediyordu. Ama bu öneri Türk ordusu tarafından reddedildi. Başkenti Kerkük olacak bağımsız bir Kürdistan'ın kurulması ihtimali iyice artarken Irak konusunda etkisiz kalınması Ankara'da hem askerleri, hem de hükümeti iyice rahatsız ediyor. "Türkiye Irak sınırına yığınak yapmış durumda. Bazı diplomatlar, zehirli bir atmosferin Türkiye'nin Irak topraklarına uzun bir süredir konuşulan askeri müdahalesini hızlandırabileceği görüşünde." Financial Times haberinde ABD'nin böyle bir müdahaleye karşı olduğunu anımsatıyor. Gazete, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler öncesinde Ankara'da siyasi havanın gerildiğini, Irak'taki Kürt liderliğine yönelik söylemde bunun da bir ölçüde etkili olduğunu savunuyor. | İlgili haberler 9 Nisan 2007 Basın Özeti09 Nisan, 2007 | Basın Özeti 5 Nisan 2007 Basın Özeti05 Nisan, 2007 | Basın Özeti 4 Nisan 2007 Basın Özeti04 Nisan, 2007 | Basın Özeti 3 Nisan 2007 Basın Özeti03 Nisan, 2007 | Basın Özeti 2 Nisan 2007 Basın Özeti02 Nisan, 2007 | Basın Özeti 1 Nisan 2007 Basın Özeti01 Nisan, 2007 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||