BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 04 Ağustos, 2006 - TSİ 10:17
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
4 Ağustos 2006 Basın Özeti
İngiltere Merkez Bankası'nın sürpriz bir kararla faiz hadlerini çeyrek puan artırarak yüzde 4.75'e çıkarması birçok gazetenin manşetinde yer alıyor.

İngiltere gazeteleri

Daily Telegraph bu artıştan en fazla konut kredisi alanların etkileneceğini, son zamanlarda doğalgaz, benzin su, elektrik ve belediye vergisine gelen zamların orta sınıf için hayatı da daha zorlaştıracağını yazıyor.

Times aynı konuyla ilgili haberinde şöyle diyor:

"Merkez Bankası'nın iki yıl aradan sonra ilk kez faiz artırımına gitmesi piyasaları hazırlıksız yakaladı.

Financial Times 100 Endeksi yüzde iki oranında değer kaybetti. Bu karar, Merkez Bankası'nın yılsonundan önce yeniden faizleri artırabileceği endişesini doğurdu.

"Bazı uzmanlar, faiz artırımının son 12 yılın en düşük seviyesinde bulunan borçlanma oranlarını daha da aşağı çekeceğini, tüketici güvenini zayıflatacağını ve ekonomik toparlanma sürecine darbe indireceğini belirtiyor."

Gazetelerin dış politika gündeminde ise Lübnan krizi ağırlığını koruyor.

"Hizbullah, Arap despotlar için tehdit'

Guardian yazarı Jonathan Steele, krizin olası sonuçlarını değerlendirdiği yazısında "Asıl tehdit altında olanlar, İsrailliler değil, Arap despotlar" diyor:

"Bu savaş nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, İsrail'in yenilemez bir güç olduğu efsanesi bitti. İsrail, Hizbullah lideri Şeyh Nasrallah'ı öldürse, tüm roketlerini sustursa bile, Hizbullah, İsrail'e ağır kayıplar verdirerek ve en azından üç hafta direnerek kazanan taraf oldu.

"Ancak Hizbullah'ın İsrail'e verdiği zarar, Arap rejimlerine ileride vereceği zararın yanında az kalabilir.

"Şii direnişinin başarısı, Suudi Arabistan dâhil bölgedeki diğer Şiileri cesaretlendirecek. Irak'ın Şii Başbakanı Nuri el-Maliki, Hizbullah'ı kınamayarak Amerikalı hamilerini şaşırttı.

"Şii-Sünni ayrılığı abartılmamalı. Arap dünyasında Hizbullah'ı çekici kılan özelliği sadece dini kimliği değil, despotluğa karşı verdiği mücadele aynı zamanda.

"Mısır, daha az bir ihtimalle de olsa Ürdün, hatta orta vadede Hizbullah'ı destekleyen ve silahlandıran Suriye bile Arap sokaklarından gelen bu dalganın etkisinde kalabilir.

"Cami kürsülerinden laik modernliğin gaflet olduğunu söyleyenler yeni taraftarlar kazanacak. Batı'nın kültürel ve askeri hegemonyasına ancak İslam'ın yanıt verebileceğini söyleyenler daha da güçlenecek.

"İsrail'in Lübnan macerası ve Bush'la Blair'in buna destek olmasının Batı'ya verdiği zarar yıllarca telafi edilemeyecek."

Times gazetesi, Amerikalılar ve Avrupalıların İsrail'in Lübnan harekâtına bakışına ilişkin bazı kamuoyu yoklamalarının sonuçlarına yer veriyor:

"Los Angeles Times gazetesinin anketine katılanların yüzde 59'u İsrail'i haklı gördüğünü söylüyor. Bu gruptakilerin sadece dörtte biri İsrail ordusunun aşırı güce başvurduğu görüşünde.

"İngiltere'de Daily Telegraph'ın anketine göre, İsrail'in tepkisini ölçülü ve yerinde bulanların oranı yüzde 17. Almanya'da Stern dergisinin araştırmasına göre ise, İsrail'in saldırılarını onaylayanların oranı yüzde 12. Atlas Okyanusu'nun iki yakası arasında Irak'ın işgali konusunda da benzer bir ayrılık yaşanmıştı."

'Blair, İsrail yüzünden koltuğundan olacak'

Independent, aylık basın toplantısında, izlediği dış politikayı savunan İngiltere Başbakanı Tony Blair'in Afganistan ve Orta Doğu siyasetine ağır eleştiriler getiriyor:

"Tarih kitaplarını bir kenara iten Blair, Afganistan'a demokrasi getirme iddiasıyla Taliban'ı bombalıyor. Saldırılarını son beş yılın en yüksek seviyesine çıkaran Taliban ise Afganistan'a niçin gittiklerini anlamaya çalışan İngiliz askerlerini öldürüyor.

"İngiltere'nin Irak'taki sömürge deneyiminden ders almayan Blair Saddam Hüseyin'i devirmek için partisini ve İngiltere kamuoyunu pusu kurdu. 'Rejim değişikliği demokrasi getirecek' dedi, Irak iç savaşın eşiğine geldi.

"Blair, Filistinlilerin gözünde inandırıcılığını kaybetti. Lübnan'daki yıkıma, insani felakete ve Batı yanlısı hükümetin çökmesi tehlikesine gözlerini kapayan İsrail'e destek politikası nedeniyle şimdi koltuğunu kaybetme riskiyle karşı karşıya."

Financial Times da Amerikan Yönetimi'nin Orta Doğu politikasının çöktüğünü savunuyor:

"Lübnanlılar geçen sene, eski Başbakan Refik Hariri'nin öldürülmesinden sonra Beyrut'ta Suriye askerlerinin çekilmesi için gösteri yapıyorlardı. Amerikalılar, Sedir Devrimi adını verdikleri bu protestoları Orta Doğu'da yaşanan değişimin en güçlü işaretlerinden biri olarak görüyor, bölgeye demokrasi getirme politikalarının meyvelerini vermeye başladığını düşünüyordu.

"Suudi Arabistan'da ilk kez ülke çapında yerel seçimlerin yapılması ve Mısır'da Kifaye hareketinin ortaya çıkması Arap dünyasından gelen umut ışıkları olarak niteleniyordu.

"Filistin'de ılımlı çizgisiyle bilinen Mahmud Abbas işbaşına gelmiş, Irak'ta direnişe rağmen, siyasi geçiş süreci işlemeye başlamıştı.

"Şimdiyse Orta Doğu'da bambaşka bir tablo var. Geçen bir yıllık zaman içinde Filistin'de radikal Hamas iktidara geldi, Abbas marjinalleşti. Günde ortalama yüz kişinin öldüğü Irak iç savaş batağına saplanıyor. Suudi Arabistan ve Mısır rejimleri baskıcı yöntemlerine geri döndü.

"Lübnan ise ABD'nin bölge politikasının çöküşünü gösteren son örnek oldu. İsrail'in ABD tarafından desteklenen saldırısı tüm bölgede Amerikan karşıtlığını artırdı. Amerikan yanlısı rejimler kamuoylarının baskısı altında."

'Türkiye barış gücünün Müslüman yüzü'

Haftalık Economist dergisi, Lübnan'da uluslararası güç konuşlandırılmasına yönelik pazarlıklara ilişkin haberinde "Birleşmiş Milletler çaresizlik içinde bir barış planı arıyor. Ama kimse bu planının işe yarayıp yaramayacağını bilmiyor" diyor:

"Daha hiçbir ülke bu güce asker verme taahhüdünde bulunmadı. Amerika ve İngiltere, Irak operasyonu nedeniyle asker vermeyeceğini ama bu gücü destekleyeceğini söylüyor.

"Perde gerisinde, girişime Fransa öncülük ediyor. İsrail'le köklü ilişkileri olan Türkiye, barış gücünün Müslüman yüzü olarak bu güce en fazla katkıda bulunan ülkelerden biri olabilir. Fakat Hizbullah'ın nasıl silahsızlandırılacağı konusunda henüz bir anlaşma yok. Hiçbir ülke de askerlerine Hizbullah'a kurşun sıkma emri vermek için yanıp tutuşmuyor. "

'Türkiye'de Yahudi karşıtlığı yükseliyor'

Economist dergisi son sayısında Türkiye'de Yahudi karşıtlığının yükselişe geçtiğini savunuyor:

"Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığı'na atanmasına kısa bir süre kala, bazı çevreler generalin terfisini engelleyebilecek bir yöntem bulmaya çalışıyorlardı. Sonunda kendilerince bir yönetim buldular ve herkese Büyükanıt'ın aslında Yahudi olduğunu ve Türkiye'yi İsrail'e daha da yakınlaştıracağına dair cep telefonu mesajları gönderdiler.

"Ancak Cumhurbaşkanı Sezer sürpriz bir kararla Genelkurmay'dan resmen ilan etmesini bile beklemeden Büyükanıt'ın atamasını onayladı.

"Yöneticilerin ülkede Yahudi düşmanlığı olmamasıyla övündüğü Müslüman bir ülkede, bir generalin yolunun tıkanması için Yahudi olduğunun - ki bu doğru değil - iddia edilmesi kaygı verici bir işaret. PEW'ın Küresel Eğilimler Araştırması'na göre, Türkiye'de Yahudilere sempatiyle baktıklarını söyleyenlerin oranı sadece yüzde 15.

Economist, bu eğilimin, 500 yıl önce İber Yarımadası'ndaki Katolik hükümdarlardan kaçan Yahudilere kucak açan Osmanlı sultanlarının tavrıyla çeliştiğini belirtiyor:

"Osmanlılar zamanında refah içinde yaşayan ve sadık bir azınlık olan Yahudiler, İkinci Dünya Savaşı sırasında tüm gayri-Müslim azınlıklara uygulan varlık vergisi nedeniyle kötü tecrübeler yaşadı.

"Bu vergiyi ödemeyenler çalışma kamplarına gönderildi. Sonrasında daha rahat bir hayat sürdüler. Ancak şimdi giderek artan sayıda Yahudi artık Türkiye'de kendini güvende hissetmediğini söylüyor.

"Bazı azınlık liderleri ölüm tehditleri alıyor. El Kaide'nin 2003'te İstanbul'da iki sinagogu bombalamasından sonra bu korku daha da arttı.

"Bu tarihten sonra hiçbir saldırı yaşanmamasına karşın, Türkiye'de Yahudi karşıtlığının giderek zemin kazandığı gözleniyor, kitapçı tezgâhlarında Yahudilik karşıtı yayınların sayısı artıyor.

"Bu arada, Türkiye'de tuhaf komplo teorileri dolaşıyor. Saadet Partisi'nin lideri Recai Kutan ülkede 20'den fazla kişinin ölümüne yol açan kenelerin Türkiye'ye İsrailli kadın dağcılar tarafından getirildiği iddialarının hükümet tarafından araştırılmasını istedi.

"İslamcı bir gazete Boluluların, İsrailli ziyaretçilerin insanlara hastalık bulaştırmak için dev keneler getirdiği yolundaki iddialarına yer verdi.

"Bazı günlük gazetelerde, Rupert Murdoch'un muhafazakâr TGRT'yi satın almasının Türkiye'de Siyonizm propagandası yapma planlarının bir parçası olduğu yolunda yorumlar yer aldı.

"Türk yetkililer ise, bu tür bir paranoyanın tüm Müslüman dünyasında yaşandığını, bu görüştekilerin - eğer varsa - Yahudilere değil İsrail'in politikalarına karşı olduğunu söylüyorlar.

"Bazı çevrelerin rahatsızlık duymasına rağmen, Türkiye'nin İsrail'le askeri alanda ilişkileri hala çok güçlü. Bunun böyle devam edip etmeyeceğini, giderek artan sayıda Türk'ün kendilerini Müslüman kimlikleriyle ifade ettiği Türkiye'nin Lübnan'da konuşlandırılacak uluslararası güce asker verip vermeyeceği gösterecek."

İlgili haberler
3 Ağustos 2006 Basın Özeti
03 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
2 Ağustos 2006 Basın Özeti
02 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
1 Ağustos 2006 Basın Özeti
01 Ağustos, 2006 | Basın Özeti
31 Temmuz 2006 Basın Özeti
31 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
30 Temmuz 2006 Basın Özeti
30 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
28 Temmuz 2006 Basın Özeti
28 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
27 Temmuz 2006 Basın Özeti
27 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
26 Temmuz 2006 Basın Özeti
26 Temmuz, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik