|
27 Temmuz 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Independent'ın ilk sayfasında İsrail'in Gazze'deki saldırılarında ölen biri yedi aylık, diğer üç yaşında iki çocuğun fotoğrafları bulunuyor. Manşet, "Trajik bir gün daha".
Diğer İngiliz gazetelerinin manşetlerinde ise dün Roma'da yapılan Lübnan Konferansı var. Biz de bugünkü basın özetimizi konferansın sonuçları, konferansta tartışılan fikirler ve onlarla ilgili yorumlara ayırdık. İngiliz gazetelerin ortak görüşü, konferansın başarısız olduğu. Guardian'ın manşeti "Zirve sonuçsuz, savaş şiddetleniyor". Financial Times da "Lübnan'da ateşkes görüşmeleri sonuçsuz" demiş manşetinde. Times'ın manşeti "Lübnan görüşmeleri dururken, 'haftalarca' ateşkes yok". Guardian iç sayfalarındaki bir haberde Roma'daki konferansta, uluslararası toplum içindeki bölünmenin açığa çıktığını belirtiyor. Ancak gazetenin haber başlığında sunduğu tablo, Lübnan'da ateşkes çağrısının nasıl önlendiğini net biçimde ortaya koyuyor. "Birleşmiş Milletler, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Yunanistan, Ürdün, Rusya, Suudi Arabistan, Mısır, Kanada ve Kıbrıs derhal ateşkes istedi. Amerika ve İngiltere buna karşı çıktı. Sonuçta 'derhal ateşkes' yok ortada." Blair'in performansı kötü Daily Telegraph gazetesi için yapılan bir kamuoyu araştırması ise İngiltere'de halkın çoğunun Başbakan Tony Blair'in Lübnan krizinde kötü bir performans sergilediği görüşünde. Araştırmaya katılanların üçte ikisi Blair'in, "ne derse desin" Amerika Birleşik Devletleri'yle birlikte hareket edecek gibi bir görüntü verdiğini söylüyor. Gazeteye göre araştırma yarın Washington'da Başkan Bush'la görüşecek Blair üzerinde, Lübnan'da derhal ateşkes ilan edilmesi yönündeki baskıları arttıracak. Araştırmadan diğer çarpıcı sonuçlar da şöyle: "İsrail'in kendini savunma hakkı vardır ancak İsrail'in askerinin kaçırılması sonrası tepkisi hem uygun değil, hem de orantısız diyenlerin oranı yüzde 63. İngilizlerin yüzde 59'u İsrail'in Lübnan'da sivillerin ölmelerini önlemek için gereken her şeyi yapmadığını düşünüyor. İsrail'in tüm militan grupları silahsızlandıramayacağına inananların oranı yüzde 71. Halkın yüzde 54'ü ise İsrail'in saldırılarının militan grupları daha da güçlendirdiği görüşünde." İsrail'de askeri özeleştiriler Guardian bir diğer haberinde ise İsrail'de Lübnan'daki savaştan kayıpla çıkılacağı yönündeki korkuların belirdiğini söylüyor. Haberin başlığı, "Savaş bittiğinde İsrail ordusu durumunu dikkatle incelemek zorunda kalacak". İsrail'de artan kaygıların temel nedeni ise Hizbullah'ın, Lübnan'a düzenlenen binlerce hava saldırısına karşın hala günde 80–100 roket atabilmesi. İsrail'in eski savunma bakanlarından Moşe Arens, Hizbullah ve lideri Şeyh Hasan Nasrallah'ın mücadeleden yenilmeden çıkabileceğini belirtip, uyarıyor: "Bu İsrail için felaket olacaktır. Nasrallah, İsraillilere haftalarca binlerce Katyuşa roketi atsa da burnu bile kanamayan bir kişi olarak görülecektir." Uluslararası güç hangi ülkelerden oluşacak? Uluslararası toplum Roma Konferansı'nda, Lübnan'da derhal ateşkes ilanı üzerinde anlaşamadı ancak görüş birliğine varılan nokta, ülkeye yeni bir uluslararası gücün gönderilmesi gerektiği. Ancak Guardian konferansa katılan hiçbir ülkenin güce asker gönderme sözü vermediğine dikkat çekiyor, bir Avrupa Birliği yetkilisinin sözlerini haberine taşıyor. "Bu yetkili, Fransa ve İspanya'nın gücün hangi yetkilere sahip olacakları ve görev tanımına bağlı olarak asker gönderebileceğini söyledi. Aynı kişiye göre bu durumda Türkiye, Hollanda, Kanada, Mısır ve Suudi Arabistan'dan birliklerle de güç takviye edilir. New York Post gazetesi, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın iki aşamalı bir plan önereceğini iddia etmişti. Batılı bir diplomat da planın uygulanmasının ihtimal dahilinde olduğunu söylüyor. Plana göre ilk aşamada belki Mısır ve Türkiye dahil Müslüman ülkelerden 10 bin kişilik bir askeri güç ateşkes ilanı sonrası Lübnan'a girecek. Daha sonra yaklaşık 90 gün içinde onun yerini asker sayısı 30 bini bulabilecek daha büyük bir güç alacak." Uluslararası güç İsrail'in dogmasıyla çelişiyor Daily Telegraph'ın diplomasi editörü Anton La Guardia da, böylesi bir gücün kabulünün İsrail'in savunma doktrininde çarpıcı bir değişime işaret ettiğini vurguluyor. Anton La Guardia, İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in bu hafta Müslüman ülkelerden belki Türkiye'den, belki Mısır'dan, belki Ürdün'den askerlerin bu güce katılması gerektiğini söylediğini hatırlatıyor. La Guardia önerinin sürpriz olduğunu belirtiyor ve İsrail'in yıllarca sorunlarına dış güçlerin müdahalesini reddettiğine dikkat çekiyor: "İsrail'in yıllardır süren dogmasıdır. Devletlerini gerektiği şekilde sadece Yahudiler koruyabilir zira dış güçler nihayetinde etkisizdir ve İsrail'in askeri operasyonlar gerçekleştirmesinde muhtemelen bir engeldirler. Gündemdeki uluslararası güç ise bu dogmayla çelişiyor." Barak: Türkler etkili olur Anton La Guardia'nın görüşlerini aldığı eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ise İsrail'in "geçici bir süre için" uluslararası ihtiyaç duyacağını söylemiş. Barak, uluslararası barış gücünün Balkanlar'da çok etkili olabileceğini kanıtladığını belirtmiş ve eklemiş: "Amerika ve İngiltere Lübnan'a asker gönderemez. Çünkü Irak'ta çatışmadalar. Uluslararası güç Fransızları, Almanları, İtalyanları içerebilir. Belki, sadece Hıristiyanlardan oluştuğu gibi bir izlenim vermemek için başka ülkelerden askerler de yer alabilir bu güçte. Eğer ikna edilebilirlerse, Türkler etkili olacaklardır." 'NATO Gücü'ne de saldırılır' Peki bu uluslararası güç başarılı olabilir mi? Independent'ın Orta Doğu muhabiri Robert Fisk, özellikle NATO tarafından oluşturulması halinde, gücün başarı şansı olmadığını belirtiyor. Fisk Hizbullah'ın 1983'te Beyrut Havaalanı'nda Amerikan deniz piyadelerinin üssüne düzenlediği saldırıyı hatırlatmış: "241 Amerikan askeri ve birkaç saniye sonra da onlarca Fransız askeri ölmedi mi bu saldırılarda? Şii Müslüman birliklerin, herhangi bir NATO müdahale gücüne aynı şeyi yapmayacağına inanan var mı? Amerikalılar Güney Lübnan'da Mısır ve Türkiye birliklerinden söz ediyorlar. Sünni Müslümanlar, Şiilerin topraklarını yönetecek...Biz eylemlerini ne kadar acımasız görelim Hizbullah yıllardır bu yeni savaşı bekliyor, hayal ediyor ve militanlarını onun için eğitiyordu. 18 yıllık bir gerilla savaşı sonrası İsrail ordusundan kurtardıkları toprakları teslim etmeyeceklerdir. Hele İsrail'in talebi üzerine NATO'ya hiç..." Uluslararası güç başarısızlığa mahkum Terörizm uzmanı Kevin Toolis de Times'taki yazısında Fisk gibi 1983'teki saldırıları hatırlatmış. Onun öncelikle belirttiği saldırı ise Hizbullah militanı Ahmed Kasir’in 500 kilo patlayıcı taşıyan bir araçla Sur'daki İsrail askeri karargahına düzenlediği ve 76 askerin öldüğü saldırı. Kevin Toolis, Kasir'in dünyada bir araçla intihar saldırısı düzenleyen ilk kişi olduğunu söylüyor, eylemin 1982'de Lübnan'ı yeniden işgal eden İsrail'e o dönemki ilk darbe olduğunu belirtiyor. Toolis, Amerikan ordusunun da Hizbullah'ın saldırısıyla ikinci dünya savaşından sonra en büyük kaybını verdiğini verdiğini vurgulayıp eklemiş: "İsraillilerin tüm güçlerine karşın Hizbullah'ı silahsızlandırmakta başarısız olduğu açık. Tehdit edici olmayan Norveçlilerin, bazı Türk askerlerinin desteğiyle dünyanın en korkunç terör örgütünü parçalayabileceği fikri, komikten de öte bir şey. Böylesi bir güce katkıda bulunan her Batılı lider, insanlarını ölüme gönderecektir." | İlgili haberler 25 Temmuz 2006 Basın Özeti25 Temmuz, 2006 | Basın Özeti 24 Temmuz 2006 Basın Özeti24 Temmuz, 2006 | Basın Özeti 23 Temmuz 2006 Basın Özeti23 Temmuz, 2006 | Basın Özeti 21 Temmuz 2006 Basın Özeti21 Temmuz, 2006 | Basın Özeti 20 Temmuz 2006 Basın Özeti20 Temmuz, 2006 | Basın Özeti 19 Temmuz 2006 Basın Özeti19 Temmuz, 2006 | Basın Özeti 18 Temmuz 2006 Basın Özeti18 Temmuz, 2006 | Basın Özeti 17 Temmuz 2006 Basın Özeti17 Temmuz, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||