|
14 Haziran 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Fiyaskoyla sona eren terör operasyonu, Başkan Bush'un çok gizli Irak ziyareti, Türkiye'de para piyasasına müdahale, Chavez dediğini yaparsa? ve İskoçya'da 'ihanet'.
'Tek suçum sakallı olmak' Independent'ın manşetinde, geçenlerde Londra'da düzenlenen büyük bir terör operasyonunda evi basılan, kardeşiyle birlikte gözaltına alınan, ama daha sonra serbest bırakılan Muhammed Abdülkahar adlı Güney Asya kökenli İngiliz var. 2 Temmuz'da 250 polis memurunun katıldığı operasyonda, basılan evde kimyasal bomba hazırlandığına dair ihbar alındığı açıklanmıştı. Fakat sonuçta, ortaya hiçbir şey çıkmadı. Muhammed Abdülkahar'ın dün düzenlediği basın toplantısındaki sözleri, Independent'ın manşetinde: ''Evdeki herkesi teker teker öldüreceklerini sandım.'' Operasyon sırasında polis kurşunuyla göğsünden yaralanan Müslüman İngiliz, evi basıldıktan sonra ailesiyle birlikte tam anlamıyla bir travma yaşadığını, kötü muameleye uğradığını ve yaşadığı korkuyu hala üzerinden atamadığını söylüyor. ''Tek suçum uzun sakallı ve güney Asya kökenli olmam'' diyen Muhammed Abdülkahar, bir yandan toplumun polise ihtiyacı olduğunu söylüyor ama öte yandan, ''bana yapılan bir başlangıç; diğer aileleri de aynı şekilde travmaya uğratacaklar'' diye uyarıyor. Independent, iki kardeşin yaşadıkları kâbusu basın toplantısında anlatmalarının hemen ertesinde, Londra polisinin aileyle doğrudan temasa geçerek özür dilediğini bildiriyor. Gazete, Londra'daki intihar saldırılarını takiben metroda yanlışlıkla öldürülen Brezilyalı gencin ardından bu son olayın, Emniyet Müdürü Sir Ian Blair'e yönelik istifa çağrılarını artırdığını yazıyor. Fakat Independent'a göre, Başbakan Tony Blair'in makamından yapılan açıklamada, polisin aldığı ihbarların üzerine gitmek ve zor kararlar vermek durumunda kaldığı ve Başbakan Blair'in Londra polisine verdiği desteğin hala arkasında olduğu söylendi. Bush'tan iyi zamanlama Daily Telegraph, Başkan Bush'un dünkü sürprizini, ''hat safhada gizli Irak ziyareti'' diye duyuruyor. Başkan Bush'un kurmaylarıyla Camp David'de Irak görüşmelerinde bulunması beklenirken Bağdat'ta ortaya çıkışı, Daily Telegraph'a göre, Irak'ta öldürülen El Kaide lideriyle yakından alakalı. Gazete, Ebu Musab ez-Zarkavi'nin öldürülüşü ve yeni Irak hükümetinin kritik bakanlıklarına atamaların tamamlanması ardından, Başkan Bush'un bu iyimser havadan istifade etmek için uçağa atladığı kanısında. Daily Telegraph, Bush'un Bağdat'a gideceğinin en yakın çevresindeki birkaç kişi haricinde herkesten gizli tutulduğuna, hatta Irak Başbakanı Nuri el-Maliki'nin ziyaretten sadece beş dakika önce haberdar edildiğine dikkat çekiyor. Borsalar gene sallandı Financial Times'ın önsayfasında, dünya piyasalarında dün yeniden hissedilen çalkalanmalar var. Gazete, büyük oranda hammadde fiyatlarındaki artışa bağlı nedenlerle piyasalara yüksek enflasyon ve yüksek faiz korkusunun hâkim olduğunu yazıyor. Financial Times, Londra borsasının yılın en düşük seviyesine indiğini yazarken, dünyanın diğer yerlerinde de borsaların inişe geçtiğine dikkat çekiyor. Tokyo'da yüzde 4,1 değer kaybeden Nikkei endeksi, son iki yılın en büyük kaybına tanık olurken, Financial Times'ın haberinde yer alan borsalar arasında yüzde 5,7 kayıp verdiği bildirilen İstanbul borsası da var. Financial Times'ın içerik sayfalarında Türkiye'de Merkez Bankası'nın dün liradaki düşüşün önüne geçmek için kur piyasalarına müdahale ettiği bildiriliyor. Financial Times, Türkiye'de iki yılı aşkın bir süreden sonra ilk kez böyle bir önleme gerek duyulduğunu yazıyor. Gazete, inişe geçen Türkiye piyasalarındaki durumun büyük çapta genelde dünya borsalarındaki satış trendiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor. Financial Times'a göre Türkiye dünya piyasalarındaki çalkantıyı en kötü hisseden ülkelerden biri çünkü 2006 başında güçlü bir yükseliş gösteren liranın ve İstanbul borsasının değerinin fazla şişirilmiş olduğuna inanılıyordu. Chavez dediğini yaparsa? Financial Times'dan ayrılmadan, Amerika Birleşik Devletleri'nde Kongre'nin öncülüğünde kaleme alınan bir raporu da aktaralım. Şayet Venezuela'nın solcu lideri Hugo Chavez, Başkan Bush'a savurduğu tehdidi hayata geçirir ve Amerika'ya petrol satmayı durdurursa ne olur? Rapora göre kısa vadede petrol fiyatları en az yüzde 15 yükselir ve Amerika'da ekonomik büyüme yavaşlar. Financial Times'ın basına duyurulmadan ele geçirdiğini söylediği araştırmada Bush hükümeti, Venezuela'nın petrolü olmadan ayakta durmaya hazırlanmamakla eleştiriliyor. Gazetenin aktardığına göre dünyanın petrol ihraç eden beşinci en büyük ülkesi olan Venezuela, Amerika'nın satın aldığı petrolün yaklaşık onda birini karşılıyor. Fakat gene Financial Times'a göre Chavez'in dile getirdiği bu tehdidi gerçekçi bulmayan uzmanlar var. Hugo Chavez, Amerika'ya sattığı petrolü Çin'e yönlendirebileceğini söylemişti fakat Financial Times'ın görüşlerini aktardığı gözlemciler Çin'deki rafinerilerin Venezuela'nın ham petrolünü işleyecek kapasitede olmadığını, üstelik nakliyat maliyetinin de bu olasılığı gerçekçi kılmadığını belirtiyorlar. İskoçya'da ihanet İngiltere ile İskoçya arasında gerginliğe yol açan Dünya Kupası haberine gelince... Times'ın satırlarındayız. İngiltere, Britanya, Birleşik Krallık. Tek bir ülkeyi ifade eden bu denli farklı seçenek az bulunur. Aslında resmi adı, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı; pasaportlarında öyle yazıyor. Peki bütün bu bilgi neden mi? Genelde İngiltere diye bahsettiğimiz bu ülkenin, İskoçya ve Galler gibi farklı bölgeleri, halkları, yerel parlamentoları olduğunu hatırlatmak için. Olimpiyatlar'a ayrı ayrı katılmıyorlar ama, Dünya Kupası'na, evet. İngiltere'nin ayrı, İskoçya'nın ayrı bir futbol takımı var. Ve İskoçya'daki yerel hükümetin başbakanı Jack McConnell, Dünya Kupası'nda İngiltere'yi değil rakiplerini tuttuğunu söylüyor; gönlünden geçenin Trinidad ve Tobago'nun kazanması olduğunu belirtiyor. Fakat Times'a göre, İskoçya'da yaşayan bir İngiliz, Jack McConnell'ı ayrımcılığı ve ırkçı saldırıları teşvik etmekle suçladı: Söz konusu İngiliz evinin dışarısına İngiliz takımını destekleyen bayraklar astıktan sonra, evin pencereleri İskoç milliyetçisi saldırganların attığı taşlarla tuzla buz edilmiş. Allan Robinson adlı İngiliz, İskoç hükümetinin liderini Dünya Kupası'nı bahane ederek İngiliz düşmanlığını körüklemekle itham ediyor ve uğradığı saldırıdan sorumlu tutuyor. İskoç lider bu eleştiriyi ne kadar hak ediyor tartışılır fakat Times muhabirine göre belki de tek yaptığı İskoç halkın nabzını iyi tutmaktı. Gazete İskoçya'nın spor dükkânlarında Trinidad ve Tobago flamalarının kapış kapış satıldığını bildiriyor. | İlgili haberler 13 Haziran 2006 Basın Özeti13 Haziran, 2006 | Basın Özeti 12 Haziran 2006 Basın Özeti12 Haziran, 2006 | Basın Özeti 11 Haziran 2006 Basın Özeti11 Haziran, 2006 | Basın Özeti 9 Haziran 2006 Basın Özeti09 Haziran, 2006 | Basın Özeti 8 Haziran 2006 Basın Özeti08 Haziran, 2006 | Basın Özeti 7 Haziran 2006 Basın Özeti07 Haziran, 2006 | Basın Özeti 6 Haziran 2006 Basın Özeti06 Haziran, 2006 | Basın Özeti 5 Haziran 2006 Basın Özeti05 Haziran, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||