|
8 Haziran 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazetelerinde Avrupa Konseyi'nin dün açıkladığı CIA uçuşlarına dair rapor, daha çok içeriğine yönelik haberlerle aktarılıyor.
Financial Times raporu yorumlarken, tutsakların sorgulanmak üzere gizlice başka ülkelere götürüldüğü olağanüstü nakilleri "ikiyüzlülük" olarak ifade ediyor ve “totaliter cihad eğilimi, zalimlere has yöntemlerle yenilgiye uğratılamaz” diyor: "İşkenceyi yapma görevini dost despotlara havale etmek türünden kanunsuz uygulamalar ölümcül bir virüs gibi yayılıyor. Bu da liberal toplumların ahlaki olarak kapitülasyon vermesi ve hukukun üstünlüğü ilkesini cihadi eğilimlere feda etmesi demektir." "Eğer böyle davranacaksak neyi savunuyoruz?” diye soran gazete şöyle devam ediyor: “Avrupa Konseyi raporu kesin veriler içerememekle beraber yıkıcı. Soruşturmayı yürüten Dick Marty'nin hukuk önünde kanıt kabul edilebilecek verilere ulaşma yetkisi yoktu. Ama dosyası bu 'kara tesisler'in varlığı konusunda şüphe bırakmıyor. Bu tesisleri Guantanamo, Ebu Gureyb ve Bagram'a ekleyip, Hadisa'daki katliam iddialarını da düşünürsek, El Kaide'yi güçlendirmek için herhalde yapacak daha fazla bir şey kalmıyor." Financial Times, Avrupa kamuoyunun baskısı karşısında hükümetlerin Amerika ile işbirliğine yeni sınırlar gelebileceğini de savunuyor. Times da "ortaya çıkan pek az şey var ama dosya ortamı kızıştıracak" görüşüne yer veriyor. “Dosya 14 ülkenin Amerika'ya yardım ettiğine dair somut bulgulardan yoksun. Başlıca katkısı olan uçuş kayıtları da imalarda bulunmakla beraber sonuca varamıyor." "Ancak yine de Avrupalı liderleri 'Teröre Karşı Savaş' yasaların dışında özel yöntemler gerektirir şeklindeki Amerikan görüşünü kabul mü ediyorlar, ret mi ediyorlar, bunu açıklamaya zorlayacaktır." Guardian ise İngiliz hükümetinin uçuşlar hakkında bir şey bilmediğini itiraf ettiğini yazıyor. Silahlı kuvvetlerden sorumlu bakan yardımcısı Adam Ingram'ın bir Liberal Demokrat Parti milletvekilinin sorusuna cevaben yazdığı mektupta, "İngiltere'ye inen uçakların kiralanmış ticari uçaklar mı, yoksa Amerikan hükümetine mi ait olduğunu bilmenin mümkün olmadığı, hükümetin uçuşlar konusunda bilgi isteme zorunluluğu bulunmadığı, bilgi istense de Washington'un yanıt vermek durumunda olmadığı" ifade ediliyor. Bu durum karşısında Liberal Demokratlar ve insan hakları grupları hükümetten bu konuda bağımsız soruşturma açılmasını istiyor. BM-ABD çekişmesi Birleşmiş Milletler'in en üst düzey ikinci yöneticisi ile Washington yönetimi arasındaki gerginlik de hemen her gazetede yer alıyor. Genel Sekreter Yardımcısı Mark Malloch Brown'un Amerika'ya BM'yi ikiyüzlü şekilde kullandığı eleştirisi ardından başlayan tartışma için Times, "Bush yönetimi ile örgüt arasında uzun süredir içten içe kaynayan gerginlik meydan savaşına dönüştü" diyor. Financial Times da açıklamayı “çok, çok ciddi bir hata“ olarak değerlendiren John Bolton'ın "cepheden saldırıya geçtiği" kanısında. Gazete tartışmanın BM'e kaynak sağlama çabalarına darbe vurabileceğini belirtiyor. Karamsarlık büyüyor Financial Times bugün yarım sayfasını Türkiye'den haberlere ayırmış. "Milliyetçi savcıların ifade özgürlüğünü bastırma çabası" olarak ifade ettiği Perihan Mağden davasını ve Merkez Bankası'nın faiz artırımı kararı ile ilgili gelişmeleri aktaran gazete, Avrupa Birliği ile tırmanan huzursuzluğa da bir kez daha dikkat çekiyor. Quentin Peel imzalı yazıdan bazı satırlar şöyle: "Türkiye'nin üyelik müzakerelerinde ilk başlığın gelecek hafta açılacak olması iyi haber. Kötü haber ise müzakere kararı alınmasından bu noktaya sekiz ayda gelinmesi. Çoğu çok daha zorlu olan diğer 34 başlık da bu hızda ilerlerse süreç 20 yıldan çok daha uzun sürer." “Türkiye dönemsel ekonomik ve siyasi gerginlik dönemlerinden birisini yaşıyor. Bir Türk yetkilinin ifadesiyle 'Türkiye AB ilişkileri fırtınalı denizlere doğru ilerliyor.' Sorunların bir kısmı içeriden geliyor olsa da azınlıkların insan hakları ve Kıbrıs konusunda çözüm için bir ilerleme sağlanamıyor olması durumu iyice zora sokuyor." "Sene sonundan önce, müzakerelerin bu sorun yüzünden tamamen durması tehlikesi var. Müzakereler resmen askıya alınmayacak, ama fiilen kilitlenecek. Tüm bu süreç konusundaki belirsizlik de şüphesiz piyasalardaki dalgalanmayı güçlendiriyor." Iraklı kadınların savaşı Independent, dikkatini Iraklı kadınlara çevirmiş bu kez. Gazete Iraklı kadınlar için savaşın yeni başladığını, özellikle ülkenin güneyinde, çalışan kadınların yol ortasında ya da işlerinin başında vurulduğu vakaların arttığını belirtiyor. Çoğu zaman cinayet için gerekçenin pantolon giymek, makyaj yapmak ya da sadece işine gitmek olabildiği belirtiliyor. "Basra'da kadınlar artık ortada görünmüyor. Irak'ın işgalinden üç yıl sonra bir zamanlar Orta Doğu'da gıptayla bakılan Iraklı kadınların hakları ellerinden alındı. Çünkü ülkede militan İslam yükselişte... " "Kadınlar durumun en çok İngiliz işgali altındaki güneyde, Şii lider Mukteda es Sadr'ın Mehdi Ordusu'nun güçlü olduğu bölgede kötü olduğunu söylüyor. Milislerin içine sızdığı polis de bu cinayetlere karşı bir şey yapmakta isteksiz ya da denetim sağlamaktan aciz." 'Sorun Hamas değil İsrail' Orta Doğu uzmanı Henry Siegman, Financial Times gazetesinde yayımlanan makalesinde Hamas'ın durumunu irdeliyor ve sorun "Hamas'ın İsrail'i tanıması değil, İsrail'in Filistin’i tanıması" diyor. "Filistin devleti için hala bir umut varsa bu referandumda değil, Hamas hükümetinin oyunu İsrail'in kurallarıyla oynamama ısrarında; çünkü böyle bir devletin doğuşunu engelleyen bu kurallar. 1967 savaşından 40 yıl sonra asıl soru İsrail'in bir Filistin devletini tanımaya hazır olup olmadığı, aksi değil." Siegman ve görüşlerini İsrail istihbaratı Mossad'ın eski başkanı Efraim Halevy'nin görüşleriyle desteklemiş. Hamas rejimini devirmeye veya etkisiz kılmaya yönelik girişimlerin yanlış olduğunu, örgütün Filistin toplumunun dokusunu yansıttığını savunan Halevy, “Hamas'ın söylemine değil yaptığına bakın” diyor: "Hamas, 18 ay önce ateşkes ilan etti, Başbakan İsmail Hanya bakanlarına İsrail ile uygulamaya yönelik temas yoları araştırma talimatı verdi." "Hamas'ın İsrail'e var olma hakkı verip vermemesi farketmez. İsrail var, var olmayan Filistin devleti. Burada şaşırtıcı olan Hamas'ın İsrail’in dikte ettirdiklerini kabul etmemesi değil, uluslararası toplumun özellikle de Avrupa Birliği'nin Hamas'ı tecrit çabalarına destek vermesi." "İsrail hükümeti referanduma sunulacak plan onaylansa de bunu barış sürecine zemin olarak görmeyeceğini açıkladı. Bu durumda Avrupa liderleri Washington'un iflah olmaz İsrail yanlısı siyasetlerini desteklemeyi sürdürecekler mi, yoksa Filistinlilerle yeniden temasa geçecekler mi? Bölgenin geleceğini bu soruya verilecek yanıt belirleyebilir." Straw: Blair'in gidişi yakın İngiltere'nin eski dışişleri bakanı ve iktidardaki İşçi Partisi'nin başkan yardımcısı Jack Straw'un Başbakan Tony Blair'in daha ne kadar görevde kalacağı sorusuna verdiği yanıtlar tüm gazetelerde yer buluyor. Straw, Blair'in 2009'daki genel seçimden oldukça önce görevden ayrılacağına inandığını ve yerine göçmeyi Maliye Bakanı Gordon Brown'un hak ettiğini söylemişti. Konuyu başyazısına taşıyan Times, Blair'in tüm bu söylentiler karşısında bu sonbahardaki parti kongresinde görevden ayrılacağını artık ilan etmesinin akıllıca bir hareket olacağı görüşünü aktarıyor. Google Çin girişimini yeniden düşünüyor Dünyanın en çok kullanılan internet arama motoru Google, Çin'de açtığı özel site konusunda fikrini değiştirme eğiliminde... Şirket Çin'de faaliyet gösterebilmek için Çin makamlarının sansürüne tabi olmayı kabul etmişti. Ancak Guardian'da yer alan bir habere göre, şirket şimdi u-dönüşüne hazırlanıyor. "Şirketin kurucularından Sergey Brin, "başta belki bazı ilkelerimizde taviz verebiliriz diye düşünmüştük ama şimdi daha ileli bir yaklaşım daha makul görünüyor" diye konuştu. Bu açıklamayı, Çin'deki kullanıcıların Google'ın Amerika merkezli hizmetlerine ulaşmasının da engellendiği haberlerinin tetiklediği anlaşılıyor." Kommersant el mi değiştirdi? Times, İngiliz Chelsea futbol takımının sahibi Rus işadamı Roman Abromovich'in Rus gazetesi Kommersant'ı satın aldığı iddialarını "ülkede basın özgürlüğünün son kalelerinden birinin düşmesi şeklinde yorumluyor. "Abromovich'in Kremlin ile yakın bağları bulunuyor. Geçen yıl Kremlin'in isteği üzerine Kutup bölgesindeki Çukotka'nın valiliğini bir dönem daha sürdürmeyi de kabul etti. Devletin zaten doğrudan ya da dolaylı şekilde basının büyük bölümünü denetimi altında tuttuğu eleştirileri var. Büyük skandalları ortaya çıkaran Kommersant bu alanda ciddi bir istisnaydı." "Glasnost adlı basın özgürlüğü kuruluşunun başkanı Aleksey Simonov, Abromoviç gibi işadamlarının kumbara olarak tanımlandığını belirtip. 'Yönetimin bir şeye ihtiyacı varsa kumbaralar çıkıp alır' dedi." "Kommersant'ın ticari yöneticisi gazetenin 120 milyon dolara satıldığı iddialarını yalanladı ancak bu konunun görüşülmekte olduğunu söyledi." BP'ye sızıntı soruşturması Financial Times İngiliz petrol devi BP'nin sene başında ABD'nin Alaska bölgesindeki bir petrol sızıntısı nedeniyle dava edilebileceğini duyuruyor. Mart ayında bir boru hattından meydana gelen sızıntı ABD'de şu ana dek yaşanan en büyük petrol sızıntılarından birisiydi. Yaklaşık bir milyon litre ham petrolün Alaska'nın kuzeyindeki Prudhoe Körfezi'ne aktığı tahmin ediliyor. Bu bölge ABD'nin en büyük petrol sahası. Gazete şirkette elektronik postayla gönderilen bir iç yazışmaya dayandırdığı haberinde şirketten olayla ilgili belgeleri yargı mercilerine sunması isteniyor. Soruşturma aşamasındaki faaliyetlerin davayla sonuçlanması olası. Financial Times'a göre, en kötü senaryo gerçekleşirse, yetkililere hapis cezası verilmesi, yüksek para cezaları ödenmesi ve şirketin faaliyetlerinin kısıtlanması söz konusu olabilir. BP çürümüş olduğu söylenen boru hattına yeterli bakım yapılmadığı suçlamalarını reddediyor ve hattaki sorunun "denetim altında" olduğunu savunuyor. Rooney'nin dönüşü Spor bugün İngiltere gazetelerinin ilk sayfalarına taşınıyor. İngiltere milli takımının genç oyuncusu Wayne Rooney'nin ayağındaki sakatlığının tam olarak geçmediği kaygılarına rağmen Almanya'daki takım kampına döndüğü haberi pek çok gazetenin ilk sayfasında yer alıyor. Guardian, İngiltere teknik direktörü Sven Goran Eriksson'un Manchester United'ın aksi yöndeki tercihini çiğneyerek kulübün yıldırımlarını üzerine çektiğini belirtiyor. "Kulüp yıldız oyuncusunun tam olarak iyileşmeden sahaya sürülmesiyle uzun vadeli sakatlıkla karşılaşma riskini çok ciddi görüyor. Bu nedenle kulübün Futbol Federasyonu aleyhinde hukuki işlem yapması da söz konusu olabilir." | İlgili haberler 7 Haziran 2006 Basın Özeti07 Haziran, 2006 | Basın Özeti 6 Haziran 2006 Basın Özeti06 Haziran, 2006 | Basın Özeti 5 Haziran 2006 Basın Özeti05 Haziran, 2006 | Basın Özeti 4 Haziran 2006 Basın Özeti04 Haziran, 2006 | Basın Özeti 2 Haziran 2006 Basın Özeti02 Haziran, 2006 | Basın Özeti 1 Haziran 2006 Basın Özeti01 Haziran, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||