BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 06 Haziran, 2006 - TSİ 08:43
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
6 Haziran 2006 Basın Özeti
Independent, ilk sayfalarını Irak'taki intihar eylemcilerine ayırıyor. Robert Fisk imzalı haberde, Irak'taki intihar eylemleri ve saldırıların arkasındaki önemli kaynaklardan birisinin Filistinliler olduğu belirtiliyor.

İngiltere gazeteleri

"Düşmanın yüzü" manşetiyle ilk sayfada yayımlanan fotoğraftaki genç, 17 yaşında bir Filistinli... Lübnan'daki mülteci kamplarından yola çıkıp hayatına Irak'ta son verenlerden sadece birisi.

"2004'te Lübnan'daki Mieh Mieh mülteci kampından ayrılıp Irak'ın Tel Afer kasabasında bomba yüklü aracını Amerikan askerlerinin üzerine süren Hasan Uveyda Irak'ta ölen ilk Filistinli ya da ailesinin deyimiyle şehitti."

"O zamandan bu yana Lübnan'daki sadece iki Filistin kampından 26 saldırgan çıktı. Sabra ve Şatila gibi diğer kamplardan da Irak'a gidenler var. Independent'ın eline geçen videobantlar, Filistinlileri Dicle kıyısındaki meyve bahçelerinde eğitim alırken gösteriyor."

Robert Fisk, Saddam Hüseyin'in iktidardayken Filistinli intihar eylemcilerine İsrail'e saldırıları karşılığında para verdiğini hatırlatıyor. Ancak olayın Sünni - Şii gerginliği ile de bağlantılı olduğuna değiniyor.

Lübnan'daki kamplardan Filistin topraklarına geçemeyenlerin "Bari Irak'a gidelim" diye düşünmesi de yazara göre bir diğer etken. Bu gençlerin Irak'a geçmesi için ise tek yol Suriye olarak görünüyor.

Filistin yönetimi içindeki gerginlik de gazetelerin izlediği bir diğer konu.

Financial Times, Filistin lideri Mahmud Abbas'ın alternatif bir siyasi programı referanduma sunma kararı ardından "Hamas ve El Fetih'in şiddet içeren şekilde kozlarını paylaşmaya doğru gittiğini" belirtiyor.

Daily Telegraph'a göre, Hamas referandumu boykot edebilir.

"Bu da ciddi bir siyasi krizi ve şiddet olaylarında tırmanmayı beraberinde getirir. Hamas sonuçtan hoşnut kalmazsa ne olacağı belirsiz. Hamas'ın boykotu ise referandumun meşruiyetini baltalar."

Türkiye'ye sert eleştiriler

Financial Times, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecindeki umutlarının gelecek hafta açıklanacak bir raporla kırıldığını yazıyor.

Gazete, sürecin Ankara'nın insan hakları sicili ve Kıbrıs'a limanların açılması konuları nedeniyle bu yıl durabileceğini savunuyor.

"Gelecek haftaki kilit bir AB Türkiye görüşmesi için hazırlanan ve sert ifadeler içeren taslak raporda, Ankara'nın reformları uygulamak için pek az adım attığından, orduyu dizginlemeyi, ifade özgürlüğünü korumayı ve gayrimüslimler için dini özgürlükleri sağlamayı başaramadığından söz ediyor."

"Sorunlar bununla da sınırlı değil, Türkiye'ye Kıbrıs ile liman sorunlarını bu yıl çözmesi için ültimatom verilmişti ama bir atılım umudu her zamankinden de uzak."

"Avrupa Birliği 35 müzakere başlığından ilkini gelecek Salı açmaya hazırlanıyor ama Kıbrıs'la gerginlik görüşmelerin her aşamasını tehdit ediyor. Hatta Kıbrıs konusunda bir açmaz, süreci tamamen durdurabilir."

Gazete bu haberin yanı başında da Türkiye ekonomisiyle ilgili bir uyarıda bulunuyor.

FT, Türkiye Merkez Bankası'nın 2001'den bu yana ilk kez, faizleri 100 baz puan kadar yükseltmesinin beklendiğini belirtiyor.

Gazete, Türk lirasının değer kaybını gidermeye yönelik bu adımın reform programının aksadığı eleştirilerine uğrayan hükümeti iyice zorlayacağı yorumunu yapıyor.

Okyanus tabanı için pazarlık

Guardian Atlas Okyanusu tabanında gaz aramak için başlayan yeni bir girişime dikkat çekiyor.

"İngiltere, İrlanda Fransa ve İspanya, ilk kez yapılan bir girişimle, Birleşmiş Milletler'e, Biscay Körfezi açıklarında kıta sahanlığının düşünülenden daha geniş olduğunu belirterek, keşif, arama ve işleme haklarının bu şekilde düzenlenmesi talebiyle başvuru yaptılar."

"Başvuru kabul edilir ve İrlanda büyüklüğündeki alan bu ülkelerin keşfine açılırsa dört ülke gaz aramak üzere bu alanı aralarında paylaşacak. Greenpeace gibi çevre örgütleri ise girişimi eleştiriyor. Örgüt yetkilileri 'Bir başlarsa, herkes kendi bölgesinde arazi kapma yarışına girişecek' diyorlar."

İsrail'in soykırım mağdurları ikilemi

Times, İsrail'e sığınan Darfurlu mültecilerin öyküsüne yer veriyor.

"İsrail'de cezaevi hücrelerinde, askeri üslerde ya da kibutzlarda bulunan 220 Sudanlı var. Hükümet daha pek çoklarının Bedevi kaçakçıları kullanarak ülkeye girmiş olduğuna inanıyor. Bu akış, Mısır'daki bir mülteci kampının dağıtılmasından bu yana iyice hızlanmış."

"Ancak İsrail, Sudan'ı düşman ülke kabul ettiği için bu kişilere ülkede kalma izni verilmiyor. Soykırım konusunda faaliyet gösteren kampanya grupları, herkes bir yana en başta İsrail'in soykırımdan kaçanlara kucak açması gerektiğini savunuyor. İsrail dışişleri bakanlığı, Birleşmiş Milletler ile işbirliği içinde soruna çözüm bulmaya çalıştıklarını belirtiyor."

Chavez'in rüzgârı dindi mi?

Peru'da Alan Garcia'ya 16 yıl aradan sonra iktidar yolunu açan başkanlık seçimi, İngiliz basınında bölgedeki siyasi eğilimler açısından değerlendiriliyor.

Independent, "Garcia'nın zaferi, Chavez'in bölgeyi ele geçirme sürecini durdurdu" yorumunu yapıyor ve bir önceki iktidar dönemi olumsuzluklarla hatırlanan Garcia'yı, Venezuela liderinin bizzat desteklediği milliyetçi rakibi Ollanta Humala yanında “ehven-i şer” olarak niteliyor.

Venezuela liderinin, Küba ve Bolivya'da yakın müttefikleri olduğuna dikkat çeken gazete, Chavez'in seçime dek önde görülen Humala lehindeki net desteğinin ise ters teptiğini belirtiyor.

Gazete bununla birlikte, seçimi kaybeden Ollanta Humala'nın partisinin Kongre'de en büyük parti olduğunu anımsatıyor. Garcia'nın Humala'yı destekleyen kesimleri safına katmak için yoksullukla mücadele etmesi gerektiği belirtiliyor.

Independent'a göre, "Başkan son iktidarına göre çok daha iyi bir performans sergilemezse Peru'da yeni istikrarsızlıklar yaşanması kesin görünüyor."

Times ise Garcia'nın zafer konuşmasında "Peruluların Chavez'e mesaj gönderdiğini" söylemesine dikkat çekiyor.

"Kampanya sırasında da Chavez ve Garcia pek çok kez atışmış ve birbirlerine hakaret etmişti. Chavez, Garcia seçilirse büyükelçisini çekeceğini bile söylemişti. Venezuela dışişleri bakanlığı şimdilik sadece durum değerlendirmesi yaptıklarını söylüyor."

Dikkatler şimdi Meksika'daki başkanlık seçimine yönelecek.

İngiltere'de terörle mücadele

İngiliz basınında en geniş şekilde işlenen konular ise dün açıklanan 7 Temmuz bombalı saldırılarına dair rapor ve geçen Cuma düzenlenen bir terörle mücadele baskınının yankıları.

Tüm gazeteler raporun yetkililer açısından büyük açık ve hataları ortaya koyduğu görüşünde birleşiyor.

Times, dört bombadan birinin patladığı Edgware Road istasyonuna ilk itfaiye biriminin 19 dakikada gittiğini, Russell Square'den yardım talebiyle ilk telefonun ise patlamadan 25 dakika sonra edildiğini belirtiyor.

Guardian, raporun bir kaos manzarası ortaya koyduğunu belirtirken, en büyük sorunun acil müdahale ekiplerinin yeraltındaki metro tünellerinde iletişim kanallarından yoksun kalması olduğunu vurguluyor.

"Bu kanalların geliştirilmesi, King's Cross tren garında meydana gelen bir yangın hakkındaki raporda da isteniyordu. Ama aradan 18 yıl geçti." diyor gazete.

Yine aynı gazete, geçen hafta Londra'nın doğusundaki polis baskınını değerlendirirken; üst düzey istihbarat yetkililerine dayandırdığı haberinde, baskına gerekçe gösterilen 'İngiltere'de kimyasal bir madde kullanılacak bir saldırı planlandığı' istihbaratının yanlış olduğunu duyuruyor.

Gazeteye göre tek bir muhbire dayanan istihbaratın pekiştirilmesine acil müdahale ihtiyacı dolayısıyla girişilmedi.

Daily Telegraph İngiltere'deki Müslümanları temsil eden en büyük kurulun başkanı Muhammed Abdül Bari'nin uyarısına dikkat çekiyor.

Bari Müslüman cemaatiyle polis arasında baskınla zedelenen güvenin, olayların nasıl geliştiği bir an evvel açığa çıkmazsa iyice kopabileceği uyarısında bulunmuştu.

Ancak gazete başyazısında sağduyu çağrısı yapıyor:

"Dr. Bari'nin belirttiği gibi Müslümanları öcü olarak görmek son derece yanlış olur. Ama polisi öcü gibi göstermeye çalışanlara destek olmak da bir o kadar yanlış."

Times'ta yazan Melanie Phillips ise Londra'nın İslamcılar için "Londonistan" haline gediğini savunuyor.

"Avam Kamarası'nın istihbarat komisyonunca 7 Temmuz hakkında hazırlanan raporu, devlet yapısının hataları konusunda yüzeye ancak bir çizik attı. Mesela 1990'larda İslamcı radikallerin bir centilmenlik anlaşması karşılığında İngiltere'de cirit atmasına izin verildiğinden söz edilmedi."

"Anlaşmaya göre, onları cömertçe besleyen ülkenin aleyhine dönmeyeceklerdi. Sonuç 'Londonistan' oldu, yani İngiltere El Kaide'nin Avrupa'daki ana merkezlerinden biri haline geldi. Sorun İslami aşırılığın kaynağının dinde olduğunu, amacının da batıyı islamlaştırmak olduğunu görmemekten geliyor."

"İngiltere'deki seçkinler bağnaz yaftasını yememek amacıyla herhangi bir azınlığı eleştirmeye yeltenmiyor. İngiltere'de yüz binlerce Müslüman sadece çocuklarını yetiştirip huzur içinde yaşamak istiyor. Ancak (sıkıntılarına çözüm getiremeyen) yönetim onları aşırıların kucağına bırakıyor."

Rusya'dan çifte uyarı

Daily Telegraph, Moskova'dan enerji piyasalarına çifte uyarı yapıldığını duyuruyor.

Gazeteye bir mülakat veren Rusya Enerji Bakanı Viktor Hıristenko, ucuz petrol döneminin kapandığını vurguluyor.

Dünya petrol rezervlerinin yüzde 5'ini yönetir konumdaki Hıristenko, Rusya şirketlerinin Avrupalı rakiplerini satın almak üzere verdikleri tekliflere Avrupalı ülkelerden müdahaleleri dostça değerlendirmeyeceklerini de vurguluyor.

Gazprom'un İngiliz şirketi Centrica'ya ilgisi İngiliz yetkililerce hoş karşılanmamıştı.

Kıbrıs-Miloşeviç bağlantıları

Financial Times, Miloşeviç döneminde para aklama suçlamalarını işliyor.

"Eski Yugoslavya lideri Slobodan Miloşeviç'in para akladığı suçlamasıyla açılan davada dün ilk kez bir Sırp yetkili suçlamalara destek verdi. Eski Sırp adalet bakanı Vladan Batiç, Lefkoşa'daki mahkemede Kıbrıs makamlarının BM ambargosu sırasında milyarlarca doların Kıbrıs'taki banka hesaplarına aktarılmasında işbirlikçi olduğunu savundu."

"Bakana göre, çuval ve bavullar dolusu para Lefkoşa'ya götürüldü ve eski adıyla Kıbrıs Halk Bankası, şimdiki adıyla Laiki Bankası'nda paravan şirketler adına açılan hesaplara yatırıldı."

"Baltiç bu işlemlerde kullanılan sekiz Kıbrıs merkezli şirketin, halen görevdeki Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos'un hukuk bürosunca kurulduğunu belirtti. Bu şirketler üzerinden 4 milyar doların Kıbrıs'a akıtıldığı belirtiyor."

"2002 yılında Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir soruşturmada, hükümetin bu paralarla silah, hammadde, yakıt ve yedek parça aldığı ve bunları Bosna ve Kosova savaşlarında kullandığı belirtilmişti."

"Kıbrıs makamlarının Sırplarla yürütülen ortak bir soruşturmada aklandıkları yolundaki açıklamasına rağmen Sırp merkez bankası sonradan bu soruşturmaya katıldığını yalanlamıştı."

İlgili haberler
5 Haziran 2006 Basın Özeti
05 Haziran, 2006 | Basın Özeti
4 Haziran 2006 Basın Özeti
04 Haziran, 2006 | Basın Özeti
2 Haziran 2006 Basın Özeti
02 Haziran, 2006 | Basın Özeti
1 Haziran 2006 Basın Özeti
01 Haziran, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik