|
9 Haziran 2006 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazeteleri Irak'taki El Kaide grubun lideri Ebu Mussab Ez Zarkavi'nin öldürülüşünün önemli bir dönüm noktası olduğu ancak isyanı dindirmeyeceği üzerinde birleşiyorlar.
Daily Telegraph, Zarkavi'nin cesedinin resminin, çerçevelenip basına sunulmasını adeta 'bir av ödülünün sergilenmesi'ne benzetmiş. Gazete 'katil şeyh' diye tanımladığı Zarkavi'yi şöyle anlatıyor: "Ahmed Fadıl El Haleyli olarak doğan Zarkavi yoksul bir bedevi ailesinin 10 çocuğundan biriydi. Dindarlığıyla değil, futbol becerisiyle hatırlandığı liseden diploma alamadan mezun oldu. Gençlik yıllarında bir kabadayı olarak tanındı. İlerleyen yıllarda sık sık tutuklandı; ama aşırı dincilikten değil, uyuşturucu ticareti, hırsızlık ve cinsel saldırıdan..." Gazete Zarkavi’nin Ürdün cezaevinde yatarken tanıştığı bir din adamının etkisiyle bugün tanıdığımız kişi haline geldiğini belirtiyor. Dünyanın onu tanıdığı kod adının kaynağı olan, doğduğu Zarka kasabasında ise matem törenlerinin yapıldığını belirtiyor gazete... Times, Zarkavi’nin 'küresel cihadda küçük bir oyuncuyken, Irak'ın işgali ardından özellikle cinayetlerini internette yayımlama taktiği sayesinde bir lider haline geldiği'ni vurguluyor. Financial Times Washington'un Zarkavi'yi 2003'te El Kaide'nin Irak bağlantısı olarak lanse etmesine rağmen, aslında Zarkavi'nin yakın zaman dek El Kaide'den kopuk olduğuna dikkat çekiyor. "Zerkavi'nin 'Tevhid ve Cihad' adıyla eylem yapan örgütü, ancak 2004 yılında, Usame Bin Ladin'in rızasıyla Irak'ta El Kaide adını aldı. Zarkavi ölmüş olsa da peşinde olduğu mezhep savaşı sürüyor, isyan hareketi Iraklı sivilleri öldürmeye devam ediyor." diye ekliyor gazete. Independent, Zerkavi'den "Sünni isyan hareketinin liderleri arasında en mezhepçi olandı... Şiileri de yabancı işgalci kadar ölüme layık görüyordu" ifadeleriyle söz ediyor. Ve kritik soru: Zarkavi'nin ölümü isyanı dindirecek mi? Tüm gazeteler bu soruya yanıt arıyor. Guardian'da yazan Jonathan Steele, "işgalin tetiklediği şiddet döngüsü Zarkavi'nin ölümüyle durmayacak" görüşünde... "İsyancıların adam toplamasını sağlayan işgalciler. Zarkavi ve diğer yabancı mücahitler, isyan içinde hep azınlıktı. Ülke dışından gelenler de asla yüzde 10 oranının üzerine çıkmadı. Zarkavi'nin Iraklı müttefikleri olduğu, intihar eylemlerini teşvik etme gücü bulunduğu açık. Bu etkinin ne kadar güçlü olduğunu önümüzdeki bir kaç hafta gösterecek." Independent yazarı Robert Fisk de bir şey değişmeyeceğini düşünenlerden... "Çünkü ez Zarkavi'yi sadece El Kaide'nin canileri dinliyordu. Asıl isyanı yürüten eski Irak subayları değil. Bu nedenle katliamlarda zerre kadar değişiklik olmayacak." Gazete başyazısında da "iyimserler temkinli olmalı, Irak'ta kabus sürecek" diyor: "Irak'ta son yıllarda Saddam Hüseyin'in yakalanmasından, Nuri el Maliki'nin hükümeti kurmasına dek pek çok dönüm noktası yaşandı. Acı deneyimlerimiz gösteriyor ki bu da Irak'ın dönmeyi başaramadığı dönüm noktalarından birisi olacak". Times'a konuşan bir Irak uzmanı ise "Bu Saddam Hüseyin'in yakalanmasından daha önemli. Onu öldürerek geçici- altını çiziyorum geçici olarak- cihad şebekesinin gelişimini durdurabilirsiniz" diyor. Gazetenin dış haber editörü Bronwen Maddox da, “bu, isyanı sona erdirmeyecek sadece ilerlemeye kapı aralatacak bir gelişme” diyor. Maddox'a göre bu yolda anahtar ise Nuri El Maliki'nin elinde... "Güvenlikten sorumlu bakanların atanması, siyasi pazarlığın tutacağı yönünde umut veriyor. Kaç kötü adam yakalanırsa yakalansın ülkede ancak Şii ve Sünniler arasında bir uzlaşma barış getirebilir." diye yazmış Maddox. Maliki: Komşular karışmasın Peki tüm bunlar karşısında Irak Başbakanı ne düşünüyor? Nuri El Maliki, Times gazetesi için bir makale kaleme almış bugün... 'Irak'ı tuğla tuğla yeniden inşa edeceğiz' diyor: "Hükümetin tamamlanması, Iraklıların demokrasi kararlılığının karşılığını görmeye başlayacağı noktayı oluşturuyor. Hükümet terör ve mezhep çatışmasını yenmek için Ebu Mussab ez Zarkavi'nin ölümünün getirdiği ivmeden de faydalanacak." diyen Maliki, yeni Irak'ı kurma yolunda üçayaklı bir stratejiye başvuracaklarını söylüyor. "Öncelikle kapsamlı imar için atıl duran işgücüne başvuracak, hakiki bir ulusal uzlaşma süreci başlatacak ve asker ve polis kurumlarının tesisini hızlandıracağız." "Uzlaşma" sürecinin etnik ve dini gruplarla işbirliği içinde yürütüleceği dışında bir ayrıntı vermeyen Maliki, Bağdat'ta da 'etnik temizlik' olarak ifade ettiği saldırılarla mücadele için yeni bir güvenlik girişimi bağlatacaklarını ilan ediyor. "Iraklıların arzuladığı ve hak ettiği güvenliği sağlamak için silahlar üzerinde devlet tekeli sağlayacak ve milislere son vereceğiz. Hükümet milisleri güvenlik kuvvetlerine dahil etmeye yönelik yasayı uygulayacak. Ancak geçmişten farklı olarak, milisleri baştan tespit edip, aynı noktalarda aynı grubun üyelerinin yoğunlaşmamasını sağlayacağız. Siyasi liderle görüşüp denetimlerindeki grupları dağıtma iradesi yaratmaya çalışacağız." Maliki bu süreçte Irak'ın komşularına da sesleniyor: "Bu vizyonu gerçekleştirmek için komşularımızın iç meselelerimize müdahale etmemesi gerekli. Bazı komşu ülkeler diktatör Baas rejimi sırasında pek çok mülteciye kucak açmış olsa da bu onlara Irak'ın işlerine karışma ya da terörist operasyonlara göz yumma hakkı tanımaz." BM'de reform tartışılamaz mı? Financial Times, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Milletler arasındaki atışmayı değerlendirmiş başyazısında... Genel Sekreter Yardımcısı Mark Malloch Brown Amerika'yı örgütten faydalanmak ama korumamakla suçlayınca, Amerikalı elçi sert tepki göstermişti. Gazete Amerikalı elçiyi eleştiriyor: "BM Genel Sekreter yardımcısının konuşması aslında makul diplomasi için bir modeldi. Konuşma genel kabul gören ve zamanı gelmiş olan eleştirileri içeriyordu." "Amerikalı elçi John Bolton bu görevde Amerika'nın pozisyonunda en ufak bir değişiklik olacaksa BM'de hiç reform olmamasını tercih ettiği izlenimi yaratıyor. Bolton işleri beraber yapmanın tek başına yapmaktan daha iyi sonuç vereceğini itiraf etme fikrinden nefret ediyor olabilir. Ama bu fikri savunmak isteyenler bunu başlarına bir meteor yeme korkusu olmadan yapabilmeli." Chirac ve Blair'den ortak cephe İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, bugün Paris'te bir araya geliyorlar. Independent iki liderin Filistin sorunundan Avrupa'nın geleceğine pek çok konuda, nadir görülen bir birlik tavrı ortaya koyacaklarını belirtiyor. "Gelecek haftaki AB zirvesinin gündemini konuşacak olan liderler, birliğin geleceği konusunda bir plan var olmadığından, üyelerin en azından çevre ve enerji gibi alanlara odaklanmasını önerecekler." Financial Times'ta yazan Philip Stephens ise iki liderin bu birlik havasının biraz geç kaldığı kanısında. Yazar, Fransız ve İngilizlerin Süveyş Kanalı'ndan Amerikan müdahalesi sonucu çekilmesinin siyasette yeni bir dönem başlattığını ama bu dönemin Irak savaşıyla kapandığını belirtiyor ve “Chirac ile Blair yolun sonuna vardı” diyor. "Fransa Süveyş'ten sonra, dünya sahnesinde var olmak istiyorsa ABD'ye bir denge unsuru olarak birleşik bir Avrupa gerektiğine karar verdi. İngiltere ise geleceğin Amerika'nın yanında kalmakta olduğuna..." "Irak savaşı sonunda ise iki strateji de yolun sonuna geldi. İngiltere hala Amerika'nın müttefikli ama 'özel ilişki' geçmişte kaldı. Fransa'nın Avrupa'da süper güç yaratma düşleri de... Şimdi iki ülke en azından Avrupa'nın kendi dış politikası olacaksa, bunun olmazsa olmazının, Londra ve Paris arasında anlaşma olduğunun farkına varmalı..." Rusya Putin'den vazgeçemiyor Guardian, Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'in görevde üçüncü dönem kalmak için aklının çelinebileceği söylentilerine yer veriyor. Rus Levada Analiz Merkezi'nin yaptığı bir kamuoyu yoklamasına göre, halkın büyük bölümü Putin'in 2008'den sonra yani 3. dönemde de görevde kalmasını istiyor. "Rusların yüzde 59'luk bir kesimi Putin'in dört yıl daha görevde kalması gerektiğini düşünüyor ve buna imkan vermek için anayasada değişiklik yapılmasını destekliyor. Putin'e destek de yüzde 77 gibi yüksek bir oranda... Putin'in bu fikre sıcak bakmadığı söylense de konu basında yankı bulmaya devam ediyor." Daily Telegraph ise enerji alanında Amerika'nın Rusya'yı bir kez daha by-pass ettiğini duyuruyor. Gazeteye göre Kazakistan'ın dün Kazak petrolünü Bakü Ceyhan boru hattından pompalamayı kabul ettiğini duyurması, "Washington için kayda değer bir zafer". "Büyük oranda geçen ay ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'in yaptığı ziyaretin etkisiyle sağlanan anlaşma, Kremlin'i öfkelendirecek. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev dün, anlaşmanın gelecek hafta imzalanacağını açıkladı." "Anlaşma, Batı'ya dünya rezervlerinin üçte birinin bulunduğu düşünülen Hazar petrol sahalarına daha fazla erişme imkanı verecek. Böylece Rusya ve Orta Doğu'ya bağımlılık azalacak. Kazakistan ise Kazak petrollerinin büyük bölümünün hala Rusya üzerinden pompalanacağını vurgulayarak Kremlin'i yatıştırmaya çalışıyor." 'Bir milyar kişinin gözü Almanya'da' Tüm dünyanın gözleri Dünya Kupası'nın ev sahibi Almanya'nın üzerinde... Independent gazetesinin spor şefi James Lawton, bu kupanın yakın geçmişte yapılanların en iyilerinden biri olabileceğini savunuyor: "Dünyanın en büyük şovu başlıyor ve bir milyar kişinin gözleri üzerinde... Şaşırtıcı gerçek şu ki, Orta Doğu'dan kötü haberler gelir, borsalar kaygı yaratırken, oyunun kendisi de ırkçılıktan rüşvet ve hileye dek her türlü soruna boğulmuş durumdayken, futbol yine de bir umut ışığı yaratmak ve esin kaynağı olmak için hiç olmadığı kadar büyük bir potansiyele sahip." "Afrikalı ülkeler için kupayı kazanma umudu bu yoksulluk ve hastalıklara karşı verdikleri savaşta bir sembol arayışı, Almanya için ise adeta yeniden doğuş..." “Ya kritik soru: Kim kazanacak? Burada tercihler Brezilya - İtalya finali yönünde, galipse Brezilya olur deniyor... Ama ne olursa olsun futbol da kazanacak." | İlgili haberler 8 Haziran 2006 Basın Özeti08 Haziran, 2006 | Basın Özeti 7 Haziran 2006 Basın Özeti07 Haziran, 2006 | Basın Özeti 6 Haziran 2006 Basın Özeti06 Haziran, 2006 | Basın Özeti 5 Haziran 2006 Basın Özeti05 Haziran, 2006 | Basın Özeti 4 Haziran 2006 Basın Özeti04 Haziran, 2006 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||