BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 12 Haziran, 2006 - TSİ 11:44
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
12 Haziran 2006 Basın Özeti
Financial Times ve Guardian Türkiye-AB ilişkilerinde Lüksemburg toplantısının zor geçeceğini tahmin ediyor. Kıbrıs'ın itirazları aşılabilir mi? Türkiye'de reformların hız kaybetmesinden kim sorumlu?

İngiltere gazeteleri

''Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki müzakereler'' diye yazıyor Financial Times, ''Kıbrıs'ın tehdidi altında.''

Financial Times'a göre, Türkiye'ye müzakere tarihi verip vermeme konusunda geçen ekim ayında son dakikaya kadar süregiden kıran kırana pazarlıkların, bu sabah Lüksemburg'ta tekrar etmesi bekleniyor.

Kıbrıs, müzakereler süresince Türkiye'nin Rum hükümetini tanıması gereğine vurgu yapılmasını istiyor. Fakat Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Kıbrıs'ın taleplerini reddettiğini yazan Financial Times, Avrupa Birliği diplomatlarının bir uzlaşı formülü bulmak için bu sabah yoğun çaba sarfedeceğini belirtiyor.

Gazeteye göre, Kıbrıs'ın talepleri ile Türkiye'nin itirazları arasında bir orta yol bulunamaz ve müzakerelere giriş gecikmeye uğrarsa, Türkiye'nin üyelik başvurusu, bir boşluğun içine düşebilir. Financial Times, ismini vermeden alıntı yaptığı bir Avrupa Birliği diplomatının şu sözlerini aktarıyor:

''Daha başlangıçta kendimizi Türkiye'nin karşısında güvenilmez bir görüşmeci durumuna düşürme riskimiz var. Oysa son bir yıl içerisinde Türkiye'nin Avrupa Birliği için stratejik önemi, olsa olsa biraz daha artmış olmalı.''

Türkiye'ye destek veren bu açıklamaya karşın, Financial Times'ın yer verdiği bir başka yorum daha var:

''Bu sabah bir anlaşmaya varılsa dahi eğer Türkiye, Kıbrıs gemilerine ve uçaklarına limanlarını açması gereken tarihte açmazsa, Rum yönetimi müzakere sürecini toptan durdurmaya istekli olduğunu belli ediyor.''

Financial Times, buna ek olarak Avrupa Birliği yetkililerin Türkiye'deki reformların gidişatından da kaygı duyduklarını yazıyor.

Guardian gazetesinin bu sabah Türkiye haberinde öne çıkardığı nokta da bu. Gazetenin ifadesiyle, ''Ankara ile Brüksel müzakerelere başlamaya hazırlanırken, bu fırsatı sabote etmek isteyenler var.''

Tam sayfa yer alan haber-yorumun başlığı: ''Laik Türkler ile İslamcıların mahkemelerde ve sokaktaki üstünlük kavgası''

Guardian, Lüksemburg'ta müzakerelere oturulmadan önce Türkiye'de son haftaların birçok alanda çok çalkantılı geçtiğini yazıyor. Gazetenin deyişiyle, ''siyasi şiddet, suikast, etnik çatışma, siyasi davalar ve insan hakları ihlallerindeki artış Türkiye'de istikrarsızlık ve korku yaratıyor.'' Guardian'a göre diplomatların, siyasetçilerin ve gözlemcilerin görüşü şu:

''Bu huzursuzluğu körükleyen katı tutumlu milliyetçiler, Türkiye'de istikrarsızlık yaratarak AKP hükümetini ve Başbakan Erdoğan'ı zora sokmaya ve ülkenin Avrupa'yla bütünleşme hayallerini engellemeye çalışıyorlar.''

Guardian, 2003 yılında iktidara geldiğinden beri AKP hükümetinin Türkiye'de modernleşmenin motoru olduğunu yazıyor. Gazeteye göre yargı, asker ve bürokraside ağırlığını koruyan muhalefetteki laik elit zümre ise ilerlemeye daha çok ayak direyen, daha milliyetçi ve Avrupa karşıtı bir görünüm sergiliyor. Ve Türkiye'nin gelecekteki yönü tartışmasında, Guardian'a göre, gündemi artık milliyetçi kanadın belirler olduğu izlenimi hakim.

Guardian, Erdoğan'ın muhaliflerinin, Avrupa'yı kullanarak Başbakan'ın Türkiye'nin laik temellerini çürütmeyi ve ülkeyi bir İslam devletine dönüştürmeyi hedeflediğinden kuşku duyduklarını yazıyor. Gazete, bu bağlamda cumhurbaşkanlığına kimin geleceği tartışmasının kilit önem taşıdığını, çünkü hükümete muhalif kesimlerin laikliğin kalesi olarak gördükleri bu koltuğu Erdoğan'a kaptırmamaya kararlı olduklarını belirtiyor.

Ancak Guardian, meclis aritmetiğine göre şayet isterse cumhurbaşkanlığının Başbakan Erdoğan'ın avcunun içinde olduğunu yazıyor. Fakat gazeteye göre Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin uyarıları karşısında bir yandan bu konuda geri adım atarken, diğer yandan giderek artan biçimde kendi tabanında güç toplamak için dini popülizme yönelmiş bulunuyor.

Guardian'ın bu sabahki bir başyazısında öne çıkardığı konu ise, Guantanamo'da intihar eden üç tutsak. Guardian, hem Amerika Birleşik Devletleri'nin El Kaide ve Taleban zanlılarını 4 yıldır bu üste tutuşunu, hem de son olarak Amerikalı yetkililerin haftasonundaki intiharlara verdiği tepkiyi ''zalimce ve yasadışı'' diyerek eleştiriyor. Amerikan Dışişleri, intiharları ''cihad reklamı'' diye nitelemişti.

Washington'u eleştiren bir yorum yazısı Independent'ta da var. Gazetenin köşe yazarlarından Yasmin Alibhai-Brown, ''Ben intihar haberlerini duyunca bir rahatlama bile hissettim'' diye başlıyor söze:

''En azından bu üç adam, nihayet kendilerine işkence uygulayanlardan kaçmayı becerdi ve kendi ölümlerini kendileri tayin etti.

Daily Telegraph'ın bu sabahki manşet haberlerinden birinde, Afganistan'ın güneyinde Taleban'a karşı savaşan İngiliz kuvvetlerinin ilk kaybını verdiği yazılı.

Nato'nun Afganistan'da görev sahasını genişletme kararı ardından ülkenin en istikrarsız bölgelerinden biri olan Helmand'a, Daily Telegraph'ın satırlarına göre, son altı hafta içinde 3 bini aşkın İngiliz asker konuşlandırıldı. Gazete, Taleban'ın kalbi sayılan Helmand'daki çatışmalar sırasında yeni Afgan hükümetinin güvenlik birimlerine destek veren İngiliz askerlerden birinin ölümünün yanısıra bir de ağır yaralı olduğunu bildiriyor. Gazeteye göre dünyadaki eroinin yüzde 20'sinin Helmand'daki haşhaş tarlalarından geldiği düşünülüyor.

İsrail Başbakanı Ehud Olmert ilk resmi ziyaretini yaptığı Londra'da bugün Başbakan Tony Blair'le görüşmeye hazırlanırken, Gazze Şeridi'nde İsrail ile Hamas arasında tırmanan şiddet ve Orta Doğu siyaseti gazetelerin ortak konuları arasında. Guardian, Filistinlilerin kendi içinde giderek ısınan siyasi havaya dikkat çekiyor. ''İsrail'in tanınması referandumuna'' diye yazıyor Guardian, ''Hamas'tan boykot''

Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas'ın, iki devletli bir çözümü ve dolaylı olarak İsrail'in tanınmasını öngören uzlaşı belgesini Hamas'ın kabul etmesi için tanıdığı sürenin hafta sonu gelip geçtiğini yazan Guardian, bunun üzerine Mahmud Abbas'ın belgeyi 26 Temmuz'da referanduma sunma kararını açıkladığını belirtiyor. Hamas'ın buna verdiği yanıt ise, referandumu yasadışı ilan ederek boykot edeceklerini açıklamak oldu.

Guardian, Abbas ve lideri olduğu Fetih Partisi ile Hamas arasındaki anlaşmazlığın şiddete dönüşme riskinin arttığı kanısında.

İlgili haberler
11 Haziran 2006 Basın Özeti
11 Haziran, 2006 | Basın Özeti
9 Haziran 2006 Basın Özeti
09 Haziran, 2006 | Basın Özeti
8 Haziran 2006 Basın Özeti
08 Haziran, 2006 | Basın Özeti
7 Haziran 2006 Basın Özeti
07 Haziran, 2006 | Basın Özeti
6 Haziran 2006 Basın Özeti
06 Haziran, 2006 | Basın Özeti
5 Haziran 2006 Basın Özeti
05 Haziran, 2006 | Basın Özeti
4 Haziran 2006 Basın Özeti
04 Haziran, 2006 | Basın Özeti
2 Haziran 2006 Basın Özeti
02 Haziran, 2006 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik