|
10 Kasım 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinin tümünün manşetlerinde, Başbakan Tony Blair'in dün Avam Kamarası'nda aldığı yenilgi var.
Parlamento, terör zanlılarının resmen suçlanmadan gözaltında tutulabilecekleri sürenin 90 güne çıkarılabilmesini reddetmişti. Öneri 291'e karşı 322 oyla reddedilirken, iktidardaki İşçi Partisi'nden 49 milletvekili muhalefet saflarında yer almıştı. Independent ilk sayfasına, oylamanın sonucunun açıklandığı an çekilmiş bir fotoğrafı taşımış. Manşet ise "Avam Kamarası, 16.56. Tony Blair'in otoritesini yitirdiği an." Avam Kamarası'nda daha sonra yapılan ikinci oylamada söz konusu sürenin 14'ten 28 güne çıkarılması kabul edilmişti. Ancak Independent başyazısında başbakanın 90 ısrarına değiniyor ve ekliyor: "Sayın Blair'in başka hilesi kalmadı ve büyüsü bozuldu." 'Blair yenilgiyle tanıştı' Guardian'ın manşetiyse, "İktidardaki sekiz yıl sonrası, Tony Blair yeni bir kelime duyuyor: Yenilgi." Gazete başyazısında "Büyük bir yenilgi ve büyük bir zafer" diyor. Guardian'a göre dünkü oylama, İngiltere'de İşçi Partisi hükümeti için yeni bir dönemin başlangıcını simgeliyor. Gazeteye göre, "Hükümet artık daha sık tavizle yenilgi arasında bir seçim yapacak. Bu nedenle başbakan parlamentoya kulak vermeli." Guardian'ın eki G2'deki bir haber de dikkat çekici. Haberde, İngiltere'nin en çok satan gazetesi The Sun'ın önceki günkü sayısına dikkat çekiliyor. İlk sayfanın sağ tarafında, Londra'da 7 Temmuz'da meydana gelen bombalı saldırılarda yaralanan bir kişinin resmi var. Başı sargılı bu kişinin yanında ise The Sun'ın başbakanın önerisine desteğini gösteren bir manşet var: "Tony'ye doğru yaptığını söyleyin." Ancak Guardian, Sun'ın resmini manşetine taşıdığı bu kişiyi bulmuş. Söz konusu kişi Brunel ve Cardiff üniversitelerinde medya çalışmaları dalında profesör olan John Tulloch. Tulloch, Blair'in 90 gün önerisine karşı olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Bana başkasının sesini, Blair'in sesini verdiler." 'Blair artık ölümlü bir kişi' Financial Times da manşetinde, dünkü oylamayı "Tony Blair'in gücüne darbe" olarak yorumlamış. Gazetenin siyaset editörü James Blitz'in oylamayla ilgili görüşü ilginç. "Mesih başbakan, ölümlü bir kişi oldu." James Blitz yazısını ise iki soru ve bir yorumla noktalamış. "Acaba başbakan artık daha uzlaşmacı bir tavır sergileyebilir mi? Yoksa milletvekilleri ne düşünürse düşünsün, 'doğru şeyi' yaptığında ısrarcı olmayı sürdürecek mi? Bu sorunun nasıl yanıtlanacağı, Tony Blair'in ne kadar daha başbakan olarak kalacağını belirleyecek." 'Blair despot gibi davranmayı bırakmalı' Muhafazakar Daily Telegraph'ın manşetiyse, "Blair'in en karanlık günü." Gazete başyazısında da, "Parlamento başbakana sırtını döndü" yorumunu yapmış. Daily Telegraph'ın Tony Blair'e bir de öğütü var: "Eğer başbakanlık görevini sürdürmekte kararlıysa, Tony Blair'in daha çok seçilmiş bir temsilci gibi davranmaya ihtiyacı var. Bir despot gibi değil." Times ise manşetinde "Sonun başlangıcı" diyor. Gazetenin, "İlk kan" başlıklı başyazısıysa şöyle noktalanmış: "Tony Blair sekiz yıldır mağlup edilemeyecek bir lider olarak görülüyordu. Ancak dünden sonra artık su üzerinde yürümüyor." Türkiye'ye 2 yıl süre Times'ın iç sayfalarındaki haberin başlığı, "İnsan hakları sorununu çözmeniz için iki yılınız var." Gazete, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'yle ilgili olarak dün açıkladığı İlerleme Raporu ve Katılım Ortaklığı Belgesi'ni bu sözlerle yorumlamış. Times, insan hakları sorununun, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği önünde en önemli engel olduğunu vurguluyor. Gazete ayrıca Avrupa Komisyonu'nun, üyelik müzakerelerinin başlaması sonrası, bu konuda sağlanan ilerlemenin yavaşladığını vurgulamasına dikkat çekiyor. Times'ın belirttiği bir diğer nokta da, komisyonun Türkiye'de işkence, faili meçhul cinayetler, yolsuzluklar ve azınlıklara yönelik baskıcı politikaların hala sürdüğünü bildirmesi. Daily Telegraph gazetesi de, Avrupa Birliği'nin İlerleme Raporu'nda Türkiye'yi, "İşkenceye müsamaha göstermekle suçladığını" söylüyor. 'Avrupa daha fazla bahane kabul etmez' Alman Berliner Zeitung gazetesiyse, "Ankara'nın hedefine ulaştığını düşünmesinin kötü bir izlenim" bıraktığı görüşünde. Gazete "Abartılı Türk milliyetçiliğinden" uzak durulması ve Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgili olarak uzlaşmayla bir sonuca varması gerektiğini belirtiyor ve ekliyor: "Türkler artık Brüksel kapılarında olduğundan, Avrupa'nın değerler toplumu artık daha fazla bahaneyi kabul edemez." Die Tageszeitung ise "Üyelik süreci başladığından, Türkiye'deki gerici güçler yenden güç kazanmışa benziyor" yorumunu yapmış. Ancak Alman gazetesi şu yorumu da eklemiş: "Avrupa Komisyonu kötü notlar vererek süreci yavaşlatabilir. Ancak artık bu süreci durduramaz." Fransa'nın değil Avrupa'nın krizi İngiliz gazeteleri, Fransa'daki şiddet olaylarına da sayfalarında geniş yer vermeyi sürdürmüş. Guardian yazarı Timothy Garton Ash, "Bu sadece Fransa'nın krizi değil. Tüm Avrupa ülkeleri önemsemeli" diyor. Ash bu noktada, Almanya'da kısa bir süre öncesine kadar 30 yıldır bu ülkede yaşayan Türk kökenlilere bile vatandaşlık önerilmediğini hatırlatmış. Yorumunu ise şöyle sürdürmüş: "Teoride kendini Avrupalı Türk, Avrupalı-Cezayirli, Avrupalı Faslı hissetmek; Türk kökenli Alman, Cezayir kökenli Fransız, Fas kökenli İspanyol hissetmekten kolaydır. Çünkü Avrupalı olmak, tanımı gereği daha geniş bir kavramdır, daha çok kimliği kucaklamak demektir. Ancak bu kolay değildir. Sadece Fransa'nın değil, kıtamız Avrupa'nın da en büyük sorunuyla ilgilenmek için Avrupalı olmanın ne demek olduğunu yeniden tanımlamamız gerek." 'Avrupa farklılığını kutlamalı' Financial Times yazarı Quentin Peel ise "Dışlananlar toplum içine çekilmeli" diyor. "Geçmişte sömürgeleri olanların, şimdi çok kültürlü toplumları var" yorumunu yapan Peel, yazısını şöyle noktalamış: "Göçmenlikte saati geri almaya çalışmak, kapıları göçmenlerin yüzüne kapatmak çözüm olmayacak. Bu sadece etnik ayrımı kötüleştirecek. Sadece, farklılığını kutlayan ve göçmenleriyle çocuklarının yeni milliyetlerinden gurur duymalarını temin eden açık bir Avrupa, küreselleşmiş bir ekonomide rekabet edebilir. Bu durumda göçmenler ve çocukları, Avrupalı olmaktan da gurur duyabilir." 'Erdoğan diplomatik soruna neden oldu' Financial Times'ın iç sayfalarındaki bir haberde de, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Fransa'daki olayların nedenlerinden birinin, okullardaki başörtüsü yasağı olduğunu söyleyerek diplomatik bir soruna neden olduğu belirtilmiş. Gazeteye göre "Türkler şimdi, öfkeli Müslüman gençlerin imajlarının ülkelerinin Avrupa Birliği üyeliği çabaların olumsuz etkilemesinden korkuyor." Financial Times'a konuşan Avrupa Birliği uzmanı Cengiz Aktar da şu yorumu yapmış: "Fransa'daki olaylar ve Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği çabaları arasında, köklü bir bağ var." | İlgili haberler 9 Kasım 2005 Basın Özeti09 Kasım, 2005 | Basın Özeti 8 Kasım 2005 Basın Özeti08 Kasım, 2005 | Basın Özeti 7 Kasım 2005 Basın Özeti07 Kasım, 2005 | Basın Özeti 6 Kasım 2005 Basın Özeti06 Kasım, 2005 | Basın Özeti 3 Kasım 2005 Basın Özeti03 Kasım, 2005 | Basın Özeti 2 Kasım 2005 Basın Özeti02 Kasım, 2005 | Basın Özeti 1 Kasım 2005 Basın Özeti01 Kasım, 2005 | Basın Özeti 31 Ekim 2005 Basın Özeti31 Ekim, 2005 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||