BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 08 Kasım, 2005 - TSİ 03:40
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
8 Kasım 2005 Basın Özeti
İngiliz gazeteleri bugün de Fransa'da dalga dalga yayılan şiddet olaylarına geniş yer ayırmış.

İngiltere gazeteleri

Guardian'ın Paris muhabiri Jon Henley, yazısına "Temel prensip sorgulanıyor" başlığını atmış.

Henley'nin bahsettiği prensip, Fransa'nın cumhuriyetçi bütünleşme modelinin de temeli.

Yani, Fransa devletinin gözünde herkesin eşit olması; nereden gelirse gelsin, tüm vatandaşların eşit Fransız kabul edilmesi.

Henley'in yazısında görüşlerine yer verilen uzman Christophie Bertossian ise bu anlayışı eleştiriyor:

"Herkesin eşit olduğu kavramına dayalı entegrasyon yaklaşımımız, sorunun bir parçası. Herkesin eşit olduğu bir hayal çünkü. Ülkede etnik azınlıklara, kendilerinin var olmadıkları söyleniyor."

Guardian başyazısında da, Fransa'da etnik ya da dinsel gruplar hakkında istatistik toplamanın yasadışı olduğunu hatırlatıyor.

Gazeteye göre bu istatistikler olmaksızın, olumlu bazı sosyal programlar üzerinde çok az ilerleme sağlanabilir.

'İsyanlar dışlanmışlık duygusunun sonucu'

Financial Times ise başyazısında konuya farklı bir açıdan yaklaşmış.

Gazete Fransa'daki ayaklanmaların, çalışma politikasından dışlanmanın bir sonucu olduğu görüşünde.

Financial Times'a göre, Fransa'da çalışma düzeni; genç ve daha az kalifiye işçileri otomatikman dışlıyor.

Gazete, Fransa'da işsizlik oranının gençler arasında yüzde 21, genç Müslümanlar arasındaysa yüzde 40-50 arasında olduğuna dikkat çekiyor.

Fransa'nın saygın düşünce kuruluşlarından Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün üst düzey danışmanlarından Dominique Moisi'nin, Financial Times'taki yazısının başlığı "Fransa niçin korku ve öfkeyle yanıyor".

Dominique Moisi'ye göre de Fransa'da genç göstericiler, dışlandıklarını düşündükleri bir toplumu yıkmak istiyorlar.

Moisi yaşananın, 'korkunun umut karşısındaki zaferi' olarak tanımlanabileceğini belirtip, Avrupa'nın ihtiyacı olan şeye dikkat çekiyor:

"Net, uzak görüşlü ve kararlı bir siyasi liderlik. Siyasi liderler, hem düzeni tesis etmeli, hem de 21. yüzyılın yeni proleteryasının, yani göçmenlerin genç ve hayalkırıklığına uğramış çocuklarının çağrılarına kulak vermelidir. Fransa'da düzenin yeniden sağlanması ve Avrupa'nın diğer ülkelerinde benzer sosyal patlamaların önlenmesi için gerekli koşullar; umut, onur ve adalettir."

Financial Times'ın iç sayfalarındaki bir haberin başlığıysa, "Berlinli göçmenler, Paris'teki şiddette uyarı sinyalleri görüyor".

Gazetenin Berlin muhabiri Hugh Williamson'ın görüştüğü Kürt asıllı bir göçmen, Fransa'daki olaylarla ilgili şu yorumu yapmış:

"Berlin'de koşullar farklı. Ancak eğer Türk ve Alman toplumları birbirlerinden daha da ayrılırsa, burada da bazı patlamalar görülebilir."

Daily Telegraph'ın bugünkü manşeti, "Fransa yanarken, liderleri boşa zaman harcıyor".

Fransız liderleri bu cümleyle eleştiren gazete başyazısında, Başbakan Dominique De Villepin'le, İçişleri Bakanı Nicholas Sarkozy arasındaki rekabete dikkat çekmiş.

Başyazıda, Fransa'daki ayaklanmaların Avrupa'ya yayılabileceği uyarısı da var:

"Almanya, yavaş kurulan bir büyük koalisyonla yüzyüze. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi hiç bu kadar itibar yitirmemişti. İngiltere Başbakanı Tony Blair güvenlik davulunu çalarken, seçmen onun istifasını bekliyor. Tüm bunlar, büyüme oranını artırmaya yönelik çabaların kronik başarızlıkla sonuçlandığı bir ortamda görülüyor. 1848 ya da 1968'de olmayabiliriz. Ama Batı Avrupa'da genel bir huzursuzluk ve politikacılara yönelik bir hayalkırıklığı var. Fransa'yı sarsan ayaklanmaları da işte bunlar besliyor."

Çokkültürlülük kavramı yine gündemde

Daily Telegraph yazarı Mark Steyn de, Fransa'daki ayaklanmaların çokkültürlülüğün kötü sonuçlara yol açtığını gösterdiğini söylüyor.

Independent yazarı Paul Vallely ise Steyn'nin görüşünün tam aksini savunuyor.

Vallely'e göre çokkültürlülüğe saldıranların övdükleri Fransa'daki sistemin zaafları, son olaylarla açıkça ortaya çıktı.

Independent yazarı kendilerinin yaşananlardan şu dersi çıkarması gerektiği görüşünde:

"İngiltere'de çok kültürlülük fazla değil, tersine az."

'Blair taviz vermeli'

Times ise bugünkü başyazılarından birinde, İngiltere'de yeni Terörle Mücadele Yasa Tasarısı'yla ilgili tartışmalara değinmiş.

İngiltere hükümeti, terör zanlılarının resmen suçlanmaksızın gözaltında tutulabilecekleri süreyi iki haftadan 90 güne çıkarmak istiyordu.

Times'a göre başbakan Tony Blair bu konuda az da olsa taviz vermeli:

"Yasa tasarısının üç önemli değişikliğe ihtiyacı var. Birincisi, bölge mahkemelerinin değil, Yüksek Mahkeme'nin yargıçları ilgili dosyayı yedi günde bir değerlendirmeli. İkincisi, bir zanlının bir aydan uzun süre resmen suçlanmaksızın gözaltında tutulması, olağanüstü sayılmalı. Üçüncüsü de, tasarı yasalaştığı takdirde her yıl gözden geçirilmeli."

Çin'in insan hakları sicili tartışılıyor

Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao'nun bugün başlayacak İngiltere gezisi, İngiliz gazetelerinin sayfalarında geniş yer verdiği konular arasında.

Geziye şüpheyle yaklaşan Independent'ın manşeti "Çin yapımı".

Gazete bir Çin bayrağı üzerinde, Pekin Yönetimi'ne yönelik eleştirileri sıralamış.

"Çin her yıl yaklaşık 10 bin kişiyi idam ediyor. Ülkede muhalifler 'akli dengesi tehlikeli derecede bozuk olarak' görülüyor, kendilerine özel tedavi uygulanıyor. Tibetli lider Dalai Lama'nın destekçileri sık sık ya kayboluyor ya da işkenceye maruz kalıyor. Çin yönetimi nüfusunun çoğu Müslüman Doğu Türkistan'da da eylemcileri hapse attı, onları çalışma kamplarında 'yeniden eğitti'. Bu kişilerden bazıları idam edildi, bazılarına da kelepçelenip dövülmeleri sonrası elektrik şoku verildi."

'Katiller korunmamalı'

Guardian da başyazılarından birinde "Birleşmiş Milletler Şam'a giden yolda" demiş.

Gazete örgütün eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesiyle ilgili soruşturmasına değinmiş.

Guardian'ın önümüzdeki ay tamamlanacak soruşturmayla ilgili olarak Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'a bir çağrısı var:

"Libya lideri Muammer Kaddafi'nin Lockerbie olayı sonrası yaptığı gibi, soruşturmayla işbirliği yapacağını söyleyip daha sonra zaman kazanmaya çalışmak yanlış olacaktır. Suriye üzerindeki başka hesaplara direnilmelidir. Ancak adalet de yerini bulmalı ve zanlılar Birleşmiş Milletler heyetince sorgulanmalı, gerekirse de görevlerinden alınmalıdır. Suriye'nin öncü ailesiyle anlaşmazlığa yol açma pahasına da olsa...Hiçbir hükümetin, katilleri korumasına izin verilmemelidir."

İlgili haberler
7 Kasım 2005 Basın Özeti
07 Kasım, 2005 | Basın Özeti
6 Kasım 2005 Basın Özeti
06 Kasım, 2005 | Basın Özeti
3 Kasım 2005 Basın Özeti
03 Kasım, 2005 | Basın Özeti
2 Kasım 2005 Basın Özeti
02 Kasım, 2005 | Basın Özeti
1 Kasım 2005 Basın Özeti
01 Kasım, 2005 | Basın Özeti
31 Ekim 2005 Basın Özeti
31 Ekim, 2005 | Basın Özeti
30 Ekim 2005 Basın Özeti
30 Ekim, 2005 | Basın Özeti
27 Ekim 2005 Basın Özeti
27 Ekim, 2005 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik