BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 27 Ekim, 2005 - TSİ 09:53
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
27 Ekim 2005 Basın Özeti
İngiltere basınında bugün Londra yakınlarındaki Hampton Court Sarayı'nda yapılacak olan gayriresmi Avrupa Birliği zirvesine ilişkin görüşler öne çıkıyor.

İngiltere gazeteleri

Independent gazetesi başyazısına "Avrupa'nın merkezine konan İngiltere, bunu mu başardı?" başlığını atarak İngiltere'nin dört aydır üstlendiği Avrupa Birliği dönem başkanlığı süresince çok az iş başardığına dikkat çekiyor.

"Tony Blair'e hakkını verelim, İngiltere, birliğin dönem başkanlığını biraz da geçmişten gelen sorunlarla teslim aldı. Fransa ve Hollanda'nın Avrupa anayasasını reddetmeleri, Avrupa projesinin bugüne kadar gördüğü en büyük darbelerden biriydi."

"Fakat başbakanımız, o günden bu yana Avrupa bilincini canlandırmak adına da pek az adım attı. Tek başarı Türkiye'yle üyelik müzakerelerinin başlatılması oldu. Bu simge niteliğindeki adım bile, başta Avusturya olmak üzere, bazı ülkelerin ırkçı yaklaşımlarıyla lekelendi. İngiltere'nin dönem başkanlığı asıl Aralık ayındaki zirvede masaya yatırılacak."

"Bu, İngiltere'nin görev süresi sona ermeden, Avrupa Birliği bütçesi üzerinde anlaşmaya varmak için son şansı olacak."

Financial Times gazetesi Tony Blair'in dün Strasbourg'da, Avrupa Parlamentosu'ndaki konuşmasında 'küreselleşmeyle mücadelede varılacak uzlaşmanın, İngiltere'nin dönem başkanlığı sona ermeden birliğin bütçesi üzerine bir anlaşmayı da getirebileceğine' dikkat çektiğini aktarıyor okuyucularına.

Guardian gazetesi yazarlarından Timothy Garton Ash ise yazısına "Hampton Court, Avrupa'ya rahatlama sağlayacak mı?" başlığını atarak esprili bir şekilde, sarayın Kral Sekizinci Henry zamanında, 28 önde gelen konuğun aynı anda kullanabildiği bir tuvalete sahip olduğunu yazmış.

Garton Ash, bir İngiliz yetkilinin, toplantıda kahve aralarında olmasını umdukları ruh halini şaşırtıcı biçimde 'gevşeme' diye tanımladığını anlatıyor ve son bir kaç yılda Irak tartışmaları, anayasanın çökmesi, ortak tarım politikası ve bütçe üzerindeki anlaşmazlıkların Avrupa'nın üzerine çöktüğüne dikkat çekiyor.

"Gayriresmi Hampton Court toplantısının temel hedefi, ortamı rahatlatıp Avrupa'nın yine eskisi gibi bir yerlere doğru ilerlediği hissini yaratmak olacak. İngiltere, bunun Aralık ayında Brüksel'de yapılacak Avrupa Birliği zirvesinde birliğin bütçesi üzerine bir anlaşmaya varılmasını kolaylaştıracağı umudunda."

"Bu sırada, Avrupalı liderler, Avrupa Komisyonu'nun nüfuzlu başkanı Jose Manuel Barroso'nun hazırladığı bir belgeyi bulacaklar önlerinde. İşte bu belgede Avrupa'nın asıl sorunu yatıyor: Çin ve Hindistan'ın giderek artan rekabet gücü, ithal edilen enerjinin artan fiyatı ve nüfusun giderek yaşlanması karşısında son altmış yıl içinde başarılanları nasıl korumalı?"

Kim haklı?

Bugünkü Avrupa gazetelerinde de Hampton Court zirvesi geniş yer tutuyor. Fransız Liberation gazetesi, İngiltere'nin doğru soruları sorduğunu, ancak yanıt bulmakta yetersiz kaldığını yazıyor.

Gazete, "İngiltere Başbakanı küreselleşmeye karşı bir strateji geliştirilmesi gerek derken haklı" diyor ama şu sözleri eklemeden de geçmiyor:

"Blair'in İngiltere'nin Avrupa Birliği bütçesinden alacağı geri ödemeler, tarım teşvikleri, Türkiye'nin AB hedefi ve kurumsal reform gibi konulardaki görüşmeleri ertelemesi ise yanlış. Blair'in dönem başkanlığında bu sorunların çözümüne bir katkıda bulunulmadı. Şu anda ne bir B planı var ne de Blair planı"

Alman Frankfurter Rundschau gazetesi de İngiltere'nin dönem başkanlığında fazla bir ilerleme kaydedilmediğinde hemfikir. Gazeteye göre, Hampton Court'taki toplantı pek de verimli olmayacak. Ancak başka bir Alman gazetesi, Der Tagesspiegel, aynı görüşte değil.

"İngiltere, iyi tartışmalar yapmanın Avrupa'da uzlaşma için yeterli olmadığını anladı. Tony Blair, mümkün olduğunca çok ülkenin desteğini alabilmek için biraz hızı kesti. Bu gerçekçiliğe işaret ediyor."

Irak'ta tutuklular

Financial Times gazetesinin iç sayfalarında, Iraklı tutsakların kaderine ilişkin tartışmaların giderek arttığına ilişkin bir haber dikkat çekiyor. Financial Times, Irak'ta Amerikan ve İngiliz güçlerince yargılanmadan gözetim altında tutulan Iraklıların yasal anlamda belirsiz bir konumda olduklarını vurguluyor.

Financial Times'a konuşan Amerikalı ve İngiliz yetkililer, yaklaşık 11 bin mahkumun durumu hakkında çıkan tartışmaları kabul ettiler. İki ülkenin hükümetleri de Irak'ta yıl sonunda bir hükümetin kurulmasına bağlı olan bu konuda bir anlaşmaya varabilmiş değil. "

"Koalisyon güçleri, yargılamadan gözetim altında tutma uygulamasını, 'Birleşmiş Milletler ile yapılan yazışmalar, Irak hükümetiyle varılan anlaşmalar ve uluslararası hukukla açıklıyor. Ancak bu konu Birleşmiş Milletler'in koalisyon güçleri üzerindeki yetkisinin bu yılın sonunda dolmasıyla, daha da karmaşık bir hal alacak."

"Üst düzey bir Pentagon yetkilisi, meselenin Birleşmiş Milletler'e verilecek yeni bir yetkiyle çözülebileceğini söyledi. İnsan hakları örgütleriyse bazı tutukluların sorgu sırasında öldüğü haberlerine dikkat çekerek meselenin sadece basit bir yasal muamma olmadığını vurguluyor."

Gen haritası

Independent gazetesi, bilim adamlarının insanların çeşitliliği, farklılıkları ardındaki sırrı çözecek genetik haritayı hazırladıkları haberini veriyor.

"Irksal çeşitliliği gösteren ilk genetik harita oluşturuldu. Bilimadamları, bunun tıbbi ilaçların geliştirilmesi açısından bir devrim yaratacağını söylüyor. Altı ülkeden 200'den fazla bilim adamının üç yıl süresince yaptığı araştırmalar sonucunda, insanların genetik farklılıklarına ilişkin insan gen haritası oluşturuldu."

"Buna göre, insanlar yüzde 99,9 aynı özellikleri taşısa da yüzde 0,1'lik bir aralıkta farklılıklar; astım, diyabet, hafıza kaybı, kalp hastalıkları ya da kansere ilişkin veriler saklı. Henüz ilk aşaması tamamlanan araştırma, gelecekte hangi insana, hangi ilacın daha iyi gelebileceği konusunda fikir verebilecek."

Guardian gazetesi, İngiltere'de yapılan bir araştırmanın gençler, özellikle de genç kadınların yalnız yaşamaya olan eğiliminin giderek arttığını yazmış.

"Araştırma sonucunda gençlerin geçmişe nazaran yalnız yaşama konusunda daha istekli oldukları ortaya çıkmış. Elde edilen verilere göre, 25 - 44 yaş aralığındaki insanların yüzde 10'dan fazlası yalnız yaşıyor. Bu oran, 1973'te yüzde 2 civarında seyrediyordu."

"Bu arada araştırma erkeklerin yalnız yaşadıklarında kendilerini kadınlara kıyasla daha yalnız ve daha mutsuz hissettiklerini de ortaya koyuyor."

İlgili haberler
26 Ekim 2005 Basın Özeti
26 Ekim, 2005 | Basın Özeti
25 Ekim 2005 Basın Özeti
25 Ekim, 2005 | Basın Özeti
24 Ekim 2005 Basın Özeti
24 Ekim, 2005 | Basın Özeti
23 Ekim 2005 Basın Özeti
23 Ekim, 2005 | Basın Özeti
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik