|
24 Ekim 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz basınında haftanın ilk gününde başkent Londra'da Perşembe günü yapılacak gayriresmi Avrupa Birliği zirvesi, ırksal ve dinsel nefret yasaları ile sigara yasağı uygulanmasına ilişkin tartışmalara geniş yer verilmiş.
Başbakan Tony Blair'in bir günlük gayrı resmi toplantı için siyasileri Londra'nın tarihi saraylarından Hampton Court'ta toplaması, gazetelere ülkenin AB dönem başkanlığına ivme kazandırma çabası olarak yansıyor. Guardian gazetesi, başyazılarından birinde "Avrupa labirentinden sıyrılırken" başlığını kullanarak şu görüşlere yer veriyor: "Blair, Avrupa'nın küreselleşmeyle nasıl mücadele etmesi gerektiğini tartışmaktan yana. Bunun anlamı, Çin ve Hindistan'ın yol açtığı rekabet baskısına direnmek için ekonomik reformlar uygulamak, ama Fransızların takılıp kaldığı ve Mayıs ayındaki Avrupa Birliği Anayasası Referandumu'nun bozguna uğramasını sağlayan Polonyalı su tesisatçılarını boş vermek. Alâmetler zayıf. Ne zaman dinamizm gerekse, Avrupa farklı ruh hallerine bürünüyor, hemen savunmaya geçiyor." Guardian'ın başyazısında bahsi geçen Polonyalı su tesisatçıları, Fransa'daki referandumdan hayır çıkmasında etkili olan ucuz işgücünü ve ülkede işsizliğin artmakta oluşunu temsil ediyor. Bütçe gündemde Guardian, reform gibi meselelerin öyle bir günde çözümlenemeyeceğine dikkat çekerken, Times gazetesi, Blair'in Avrupa Birliği dönem başkanlığı sona ermeden, bir bütçe anlaşmasına varma yolu aradığından bahsediyor: Blair, gerginliğe yol açan bütçe meselesinin bilhassa gündeme alınmamasını istedi. Ne var ki, başbakanlık kaynakları, Blair'in bu yıl sona ermeden bir anlaşmaya varmak için zemin hazırlayacağını kabul ettiler. Times ayrıca Avrupa Komisyonu'nun başkanı Jose Manuel Barroso'nun verdiği mülakata ve AB zirvesine iki sayfa ayırmış. Gazete, Barroso'nun, "Avrupa Birliği, İngilizlerin yolunu izlemeli" dediğini aktarıyor okuyucularına. Anthony Browne imzalı haberde Barroso "Daha fazla saklanamayız, Avrupa Birliği küreselleşmeyi kabullenmeli; aksi halde hiçbir değerimiz yok" diyor. Bu sözleri, İngilizlerin Fransızların korumacı politikalarını kınamaları ve genel yaklaşımlarına güçlü bir destek gibi duran Barroso, kendi deyimiyle her bir "uygar ve mantıklı" insana çağrıda bulunuyor: Serbest piyasaya muhalif popülist çevrelerle savaşın, Avrupa'yı aşılmaz bir kaleye çevirmekten ise küreselleşmeyi bağrınıza basın. Doha gerginliği "Avrupa Birliği üzerinde Doha görüşmeleri baskısı artıyor" başlığını atan Financial Times, ticari çevrelerin, Doha'da yapılacak Dünya Ticaret Örgütü Zirvesi'nin, tarım teşviklerindeki kesintilere ilişkin yeni öneriler sunması beklenen Avrupa Birliği çabalamazsa, tehlikeye girebileceği uyarısını öne çıkarmış. Dünya Ticaret Örgütü'nün Genel Sekreteri Pascal Lamy daha azimli öneriler gelmedikçe Aralık ayında Doha zirvesini düzenlemenin bir anlamı olmayacağı uyarısında bulundu. Geçen hafta Cenevre'deki Dünya Ticaret Örgütü görüşmelerinde başarı sağlanamadı. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ile Japonya tarım teşviklerinde yüzde 80 kesintiye giderse, kendi teşviklerini yüzde 60 azaltma önerisinde bulunmuştu. Financial Times, geçen Mart ayında Dünya Bankası başkanlığına seçilen, Savunma Bakanlığı'nda görev yaptığı sırada, Bush yönetiminin şahin kanadı içinde görülen Paul Wolfowitz'in, yine Doha zirvesiyle ilgili bir makalesine yer vermiş. Wolfowitz, makalesinde "Doha'nın başarısı için, herkes çaba sarf etmeli" başlığını kullanmış: "Doha görüşmeleri, basit bir testle değerlendirilebilir: Yoksul ülkelerin halklarına ürünlerini dışarı satma, daha fazla istihdam sağlama ve refahı artırma imkanı veriyor mu? Yanıt evetse, bu görüşmelerde milyonlarca insanın yoksulluktan kurtulması sağlanabilir. Ama yanıt hayırsa, görüşmeler özellikle Afrika'daki kalkınmakta olan ülkelerde başta ihracat alanında olmak üzere, daha fazla fırsat sağlanamadan sona erecek demektir." "İstihdam ve refah, yardımlarla değil, ticaretle sağlanır. Sanayileşmiş ülkelerdeki siyasi liderler teşviklerden vazgeçip sınırları serbest ticarete açmaktan rahatsız olabilirler. Ama bu geçici bir rahatsızlık ve dünyadaki yoksul insanların her gün yaşadığı rahatsızlık ve mahrumiyet duygusuyla kıyaslanamaz." Irkçılık ve dinsel nefret İngiliz gazetelerinde öne çıkan bir diğer konu, Birmingham kentinde hafta sonunda bir kişinin ölümü 35 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylar. Daily Telegraph, Asya ve Afro-Karayip kökenliler arasındaki çatışmanın aslında polis gücünün çete kültürü karşısındaki yetersizliğini gösterdiğini belirtiyor, Independent gazetesinde yazan Yasmin Alibhai-Brown ise ırkçılığın giderek kötü bir hal almakta olduğuna dikkat çekiyor: "Elbette renkli İngilizler için hayat eskisinden daha kolay. Kadınlar, eşcinseller ve özürlüler için olduğu gibi. Ama bu tür topluluklara karşı önyargılar, hala insanların yaşamlarını mahvediyor. Adını koyamıyoruz çünkü bize ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapanlar, bir yandan da onlara baskı uyguladığımızı söylüyorlar." Lordlar Kamarası'nda yarın Irksal ve Dinsel Nefret Yasası tartışılacak. Times gazetesi, yasanın pek çok eksiği bulunduğuna dikkat çekerek mutlaka düzenlenmesi gerektiğini vurguluyor. Öte yandan Guardian gazetesi de İngiliz hükümeti danışmanlarının hazırladığı bir raporda, terörle mücadele stratejisine yöneltilen eleştirileri manşete taşımış. "Rapor, İngiltere'nin terörle savaş, teröre hazırlık, önlem ve koruma politikalarını ele alıyor. Başbakanlık danışmanlarının hazırladığı raporda "Strateji olgunlaşmamış, ileriye dönük planlar bağlantısız, sorumluluk açısından zayıf ve gerçek sonuçlarına ilişkin nadiren değerlendirme yapılıyor" denilmiş." Sigara yasağı "Rapora ilişkin haber, Irak'ta kısa süre önce dokuz Iraklıyı terör zanlısı şüphesiyle yakalayan İngiliz askerlere, yoğun olarak bulundukları yerlerdeki tepkiyi ele alan anketi izliyor. Anket sonuçları, her 10 Iraklıdan yedisinin İngiliz askerlere yönelik saldırıları desteklediğini gösteriyor." İngiltere'de kamuya açık alanlarda sigara içme yasağı gündemin baş sıralarında. Zira, Sağlık Bakanı Patricia Hewitt, yasa taslağını bugün kabine düzeyinde tartışmaya açarak Çarşamba günü de yasalaştırmaya çalışacak. Daily Telegraph'ın aktardığına göre, yasak, iki yıl içinde bar, restoran, hatta özel kulüpler de dahi sigara içilmesine yasak getiriyor. Öneriye göre, bu mekanlarda sigara içmek isteyenlerin ise özel sigara odasına geçmeleri gerekecek. Kanepelerin kralı seçildi Independent gazetesinde habere göre, kanape, partilerin ve özel yemeklerin en can alıcı unsurlarından biridir, doğru seçimi yaparsanız konuklarınız pek memnun olur. Ama yanlış seçtiyseniz kapınıza bile uğramazlar. Dünyaca ünlü aşçılar, gurmeler arasında yapılan bir ankete göre en beğenilen kanepe havyar değil, çok daha sade bir lezzet: peynirli çubuk kraker. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||