|
19 Ekim 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Bu sabah İngiliz basınında Saddam Hüseyin'in yargılanmasına dair yorumlar geniş yer alıyor.
Guardian bu davayı "Irak için en büyük sınav" olarak ifade ederken, Financial Times, "Saddam kadar Irak adaleti de yargılanacak" diyor. Aynı kanıyı paylaşan Daily Telegraph, yargılama için Aralık'ta seçilecek kalıcı bir hükümetin göreve gelmesi beklenseydi daha iyi olurdu görüşünü aktarıyor. Independent'ta Patrick Cockburn'a mülakat veren Irak dışişleri bakanı Hoşyar Zebari ise yargılamanın aylar evvel başlamamış olmasını bir hata olarak niteliyor. Haberde, bugün sanık sandalyesine çıkacak olmasına rağmen, Saddam Hüseyin adının hala Iraklılar arasında korku yarattığına dikkat çekiliyor. Hoşyar Zebari de bu noktaya işaret ediyor. 'Sorun, sindirme girişimleri ve tehditler karşısında Saddam Hüseyin'i yargılamaktan korkmayacak yargıçlar bulmaktı' diyor Zebari. 'Bu, 35 yıllık yönetim tarihinin yargılanması olacak' diyen Zebari'ye göre, 'Irak'ta her ailenin Saddam'a karşı sunabileceği bir suçlama var. Hatta dağların taşların bile.' Saddam Hüseyin'in duruşmayı yönlendirmeye çalışabileceği savlarına karşı da Zebari, "insanlar asıl Saddam'ın işgali, hükümeti yargılayacağını söylüyor ama biz bundan korkmuyoruz, İngiltere ve Amerika da korkmuyor" diyor. Independent başyazısında ise "adil olmayan ve bir infazla sonuçlanan bir yargılama, hiç yargılama olmamasıyla aynı kapıya çıkacaktır" uyarısında bulunuyor". Gazete davanın anayasa referandumunun hemen arkasına ve aynı zamanda da Nürnberg davalarının yıldönümünün hemen bir gün sonrasına yerleştirilmiş olmasını "kusursuz bir zamanlama" olarak alaycı bir dille değerlendiriyor. "Acaba Duceyl'in ilk dava olarak seçilmiş olması, Saddam'ın görevini kötüye kullanırken Batılı müttefiklerinin bir şekilde desteklemediği nadir örneklerden biri olmasından mı kaynaklanıyor?" diye de soruyor Independent. Times yargılamanın uluslararası bir mahkemece değil Iraklılarca yapılıyor olmasına destek veriyor. "Duruşmaları uluslararası hale getirmeye çalışmak, pek çok Iraklı tarafından dış müdahale olarak algılanabilirdi. Bağdat'ın Slobodan Miloşeviç yargılamasını felç eden bürokratik lükslere veya yıldız avukatlara ihtiyacı yok. Amerika ve İngiltere duruşmalara mesafeli duruyor. Ama sürece nezaret edilmeseydi, acaba Saddam Hüseyin bugün sağ mı olurdu, yoksa kızgın bir güruhça bir duvarın önünde kurşuna mı dizilirdi?" Yine aynı gazetede yazan Amir Tahiri, "tüm Arap dünyası bu davayı izlemeli" görüşünde... Tahiri " modern Arap despotluğunu simgesi" olarak ifade ettiği Saddam Hüseyin'in yargılanmasını, "1952 Mısır darbesinden bu yana Arap dünyasında popüler olan askere ve güvenliğe dayalı devlet modelinin de yargılanması" olarak ifade ediyor. Yargıçtan eleştiri İngiliz yargıçların hükümete eleştirileri de sürüyor. Independent, ülkedeki en üst düzey yargıçlardan Lord Steyn'ın hükümete Irak savaşı konusunda eleştirilerine yer vermiş... "Steyn hükümet yetkililerini savaş gerekçesi bulmak için hukuk teknesinin dibini kazımakla suçladı. Steyn'e göre Irak savaşının Londra'yı daha tehlikeli kılmadığı savı da, bir peri masalı... " diyor gazete.. Guardian ise, İngiliz hükümetinin Libya ile işkenceye uğramama ve ölüm cezası almama güvencesi karşılığında terör zanlılarının iadesi hakkında anlaşma yapmasını "alarm yaratan" bir gelişme olarak ifade ediyor. Gazete, bu konudaki anlaşma Trablusgarp'ta imzalanırken, dışişleri bakanlığı sitesinde hala "Muammer Kaddafi rejiminin insan hakları uygulamalarınınciddi kaygı yarattığı"ndan söz ettiğine dikkat çekiyor. Gazeteye göre bu anlaşma kapsamında ilk olarak iki hafta önce ulusal güvenliğe tehdit oldukları gerekçesiyle gözaltına alınan ve avukatlarının Kaddafi rejimi muhalifi olarak ifade ettiği 5 kişin iade edilebilir. Kuş gribi bakanı atansın Kuş gribinin Yunanistan'dan da tespiti ardından Financial Times, hastalık kaygılarının kümes hayvanı ürünlerinin tüketimini düşürdüğüne dikkat çekiyor. Ancak gazete daha önceki örneklerde düşen tüketimin bir süre sonra yeniden canlandığını belirtiyor. Gazeteler Tamiflu adlı ilacın kopyalarının üretilmesi için harekete geçildiğini aktarırken, Times Türkiye ve Romanya'dan İngiltere'ye uçakla gelen tüm yolcuların kontrolden geçirildiğini duyuruyor. Gazeteye mülakat veren Birleşmiş Milletler'in hastalıktan sorumlu koordinatörü David Nabarro ise tüm ülkelere, gripten sorumlu bir bakan atama çağrısı yapıyor. Nabarro'ya göre koordinasyonu sağlayacak bu tür bir atama, Aralık ayına dek yapılmazsa, salgın ihtimaline karşı küresel eylem sağlamak riske girebilir. Nabarro ayrıca, aşı araştırmalarında ülkeleri ve bilimadamlarını daha fazla bilgi paylaşımına davet ediyor. Independent'ta yazan Hamish McRae ise kuş gribinin asıl darbeyi ekonomiye vurabileceğine dikkat çekiyor. "Asıl kaygı yaratan bir salgını kontrol altına almanın maliyeti değil, bunun ekonomiyi sekteye uğratmasının maliyeti. (Bu durumda) ticarette ani bir yavaşlama veya enflasyonda ani bir zıplama görebiliriz." "Milyonlarca kişinin korkulduğu gibi gribe yakalanması halinde, insanlar koltuk almaya koşar mı? Tavukların öldüğü bir Yunan adasına tatile gider mi? Gerekmedikçe seyahat eder mi? Kuş gribinin bir sonraki küresel resesyona yol açacağını iddia etmek saçma olur. Ama dünya zaten resesyon uçurumunun kenarında sallanıyorsa, bir salgın dünyayı bu uçuruma düşürebilir. Fransa küçük düştü Times Fransa'nın ticaret görüşmelerinde fazla serbest davrandığı gerekçesiyle hakkında görüşme talep ettiği Avrupa Komisyonu'nun ticaret sorumlusu Peter Mandelson'ın üyelerden destek almasını:" Fransa'nın dizginleri sıkı tutma girişimi küçük düşmesiyle son buldu "diyerek duyuruyor. Financial Times, başyazısında, Fransa'nın "ticaret sorumlusunun yetkisini kısıtlama" ve "arka koltuktan arabayı kullanma" olarak tanımladığı girişimlerinin Avrupa'ya zarar verdiği uyarısında bulunuyor: "Paris'in kapıldığı panik, tarım teşvikleri konusunda ciddi tavizler içeren bir ticaret anlaşmasını yakın gördüğüne işaret ediyor" gözlemini aktarıyor gazete. Deneyim değil umut İngiltere'nin ana muhalefetindeki Muhafazakar Parti'de dün başlayan lider seçimi de pek çok gazetenin ilk sayfalarını kaplıyor. Times, 198 parti üyesinin katıldığı oylamada en yaşlı ama en deneyimli aday olarak gösterilen Kenneth Clarke'ın ilk turda en düşük oyu alarak elendiğini belirtiyor. Gazeteye göre partililer bu şekilde "deneyimdense, umudu seçtiler." Seçici komisyonun adayların sayısını ikiye indirmesi ardından partinin 300 bin üyesi, 5 Aralık'ta son kararı verecek. Guardian geride kalan üç adaydan hangisi seçilirse seçilsin, bir sonraki liderin hükümette hiç yer almamış bir isim olacağının kesinleştiğine dikkat çekiyor. Partiye yakın çizgideki Daily Telegraph ise desteğini en genç aday David Cameron arkasına koymuş görünüyor. Gazete, Kenneth Clarke ve Cameron'ın yaşlarından hareketle, "bir İPod'a kavuşma imkanı varken, neden gramafon alasınız ki?" diye soruyor. Glasnost ve Perestroika'nın babası öldü Sovyetler Birliği'nin son yıllarındaki refom hareketinin mimarı Alexander Yakovlev'in dün ölümü de gazetelerde yer bulmuş. Financial Times Yakovlev için "Rusya'nın en saygı gören devlet adamlarından birisi ve Mihail Gorbaçov'un 1980'lerdeki reform hareketinin fikir babası" diyor. "Yakovlev dün Moskova'da 81 yaşında öldü. Sovyet Politbüro üyesi Yakovlev, Sovyetleri çöküşe götüren açıklık yani glasnost ve ekonomik yeniden yapılanma programı perestroika'nın yaratıcılarındandı. Son yıllarda Rusya'nın gidişinden rahatsız olan Yakovlev iki yıl önce verdiği bir mülakatta 'Bürokratlar denetimi ele geçirmiş görünüyor. Stalin'in dev heykelleri parçalandı ve şimdi binlerce minik diktatörümüz oldu.' diyordu." Independent ise Yakovlev'in reform programı ile yüzyıllık keder ardından Rus aydınlarına biraz olsun iyimserlik verdiğini belirtiyor. Ama bu girişimlerin "gözyaşları ile sonuçlanmaya mahkum" olduğunu yazıyor. Suudiler yeniden film izleyecek Guardian sinemanın 20 yıl aradan sonra Suudi Arabistan'a döndüğünü yazıyor. Ama şimdilik beyaz perdede sadece çizgi filmler gösterilecek ve izleyiciler sadece kadın ve çocuklar olacak. Riyad'da bir otelin düzenlediği gösterimler Ramazan bayramı eğlencelerinin parçası olarak yapılacak. Krallıkta sinema aleyhinde bir yasak olmamasına rağmen din adamlarının müdahaleleri ardından, 70 ve 80'li yıllarda film yayınları ortadan kalkmıştı. Bu deneme, filmlerin dönüşünün habercisi olarak görülüyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||