BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 12 Ekim, 2005 - TSİ 12:19
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
12 Ekim 2005 Basın Özeti
Pakistan'da depremden kurtulanlar şimdi de soğuk ve açlık tehdidiyle karşı karşıyayken, Asya'da depremzedelerin yardım çağrıları bugün de gazetelerde yer bulan başlıca konu.

İngiltere gazeteleri

Independent gazetesi, manşetinde "Neden şimdi merhamet bitkinliği zamanı değil?" diye soruyor ve Pakistan'daki depremzedelere el uzatılması için başlattığı yardım kampanyasını duyuruyor okuyucularına.

İngilizlerin dünyanın başka noktalarındaki felaketzedelere gösterdiği ilginin geçmiş yıllara göre azaldığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını umduğunu yazan gazete, Pakistan'daki depremzedelere neden merhamet edilmesi ve yardım gönderilmesi gerektiğini de şu sözlerle açıklıyor:

"Ölü sayısının 40 binlere çıkacağı tahmin ediliyor. Ölenlerin neredeyse yarısı çocuk. Yaklaşık dört milyon kişi evsiz. Ayrıca şunu da farketmeliyiz: Afetler, daha yoksul ülkeleri vurduğunda, hükümetlerin elinde buna karşı etkili şekilde kullanacakları kaynakları bulunmuyor."

"Dünya, 272 milyon dolar yardım çağrısında bulunan BM'nin sesine kulak vermelidir. Ve bizim, Batı dünyasının refah içindeki vatandaşlarının da bağış yapma sorumlulukları bulunuyor. Ve Independent işte bu nedenle depremzedeler için yardım kampanyası başlatıyor."

Guardian gazetesinde yayımlanan Tarık Ali imzalı yazıda, sadece Balakot kasabasında ölenlerin sayısının 100 bini bulacağının tahmin edildiği ifade ediliyor.

Tüm bir genç kuşağın depremle birlikte yok olduğunun belirtildiği yazıda, yardım çabalarının ise yetersiz olduğu savunuluyor:

"Hükümet elinden gelenin en iyisini yapıyor, ancak bu yeterli değil. Doğru dürüst bir altyapının olmaması, beklenmedik felaketlerde kullanılmak üzere ayrılan bir rezerv fonunun eksikliği ve her yıl yaşanan daha küçük çaplı afetlere rağmen olası bir felakete karşı tamamen hazırlıksız olunması sayısız hayata mal oldu."

Tarık Ali, yazısında General Müşerref'in televizyonlarda helikopter çağrısı yaptığına da değinerek şu soruları soruyor:

"Felaket bölgesinin birkaç kilometre kuzeyinde, Afganistan'ın bazı bölümlerini işgal eden Batılı orduların çok sayıda helikopterleri bulunuyor. Amerikan, Alman ya da İngiliz komutanlar neden bunların hayat kurtarmak için kullanılmalarını sağlamadı? Buradaki savaş, bu helikopterlerin her gün kullanılmalarını gerektirecek kadar şiddetli mi? Depremden üç gün sonra Amerika sekiz helikopterini, ücra köylere gıda ve su taşınmasına yardım etmeleri için verdi. Ancak bu hem çok geçti, hem de çok yetersiz."

Daily Telegraph gazetesine yazan Ahmed Raşid de, yazısında General Müşerref'in deprem ardından kaldığı zor duruma işaret ediyor.

"Pakistan ordusu son olarak 1970 yılında, bir büyük felaket sonrası halkın yardımına koşmuş, sonuç iç savaş ve ülkenin yarısının kaybı olmuştu. Dönemin Doğu Pakistan'ında tayfunlar ve seller sonucu yarım milyon kişinin boğularak ölmesi ve ordunun yardım çalışmalarını başlatmakta gecikmesi halk nezdinde büyük öfkeye yol açmış ve sonuçta bugünkü Bangladeş kurulmuştu. Birkaç hafta sonra Müşerref 2007 yılında hem ordunun başında kalarak hem de yeniden devlet başkanı seçilmenin yollarını aramak üzere yeniden siyaset işlerine dönecek. Ancak o da, Amerika Başkanı Bush gibi, felaketlerin insanları statükoyu kabullenmekte çok daha çekimserliğe ittiğini görebilir."

'Türkiye'yle birlik bir ödül'

Financial Times'ta yer alan Martin Wolf imzalı yazıda "Türkiye'yle birlik, bölünmüş bir dünya için ödül olacaktır" görüşü savunuluyor.

Herşey yolunda gittiği takdirde, Avrupa Birliği'nin zengin, demokrat, kalabalık ve Müslüman bir Türkiye'yi içine alacağını belirten Martin Wolf, bunun vereceği mesajın paha biçilmez olacağını ifade ediyor.

Ancak Wolf'a göre, Türkiye'nin bu yolda atması gereken çok adım var:

"Türkiye, özellikle bürokrasi, vergi ve hukuk sistemleri, eğitim ile emek piyasalarındaki reformları kararlılıkla uygulamalıdır. Bu değişimler, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girebilmesi ve ülkenin kendi ekonomik ilerleyişi için gereklidir. Avrupa Birliği, Avrupa'yı kültürel olarak dışa kaşpalı bir bütün olarak değil, bir değerler topluluğu olarak inşa etmeye karar verdi. Avrupalılar şimdi bu cesur karardan geri dönmemelidir. Türkiye'nin üyeliği Avrupa Birliği'nin değişen gücünün ir kanıtı olacaktır. Türkler yapmaları gerekeni yaparlarsa, Avrupa da sözünü tutmalıdır."

'Irak'ta düşünülmeyeni düşünme zamanı'

Independent gazetesinde yayımlanan Irak'la ilgili Fahri Şahab'ın kaleme aldığı yazıda şu görüşler dile getiriliyor:

"Irak'ın toprak bütünlüğü birçok ülke için tabu olarak addedilen bir konu. Ancak önlenemez bir iç savaşın patlamasına engel olmak için çok geç kalmadan önce, bu tabunun ortadan kaldırılması gerek. En düşünülemeyeni; 80 yıl önce aceleyle çizilen sınırların değiştirilmesini düşünmenin zamanı şimdi... Bugünkü Irak bir anakronizm, bir tarihsel hata... Siyasi bir varlık olarak tarihi meşruiyetten, gerçeklikten ve mantıktan uzak. Tartışılması gereken şey, Kürtler ile Şiilerin üzerinde anlaşma sağladıkları ve Sünnilere de dahil olmasının ya da bunun yerine Irak'ın komşularından biriyle bir ortaklığa girmesinin teklif edileceği gevşek bir federal çatı kurulması olmalı."

Kuş gribine karşı eşgüdümlü hareket

Almanya'da yayımlanan Der Tagesspiegel, Türkiye'den canlı kümes hayvanı ithalatının durdurulmasının yeterli olmadığı görüşünde.

"Avrupa Birliği yasadışı itahalatı önlemeli, kontrolleri sıkılaştırmalı, Avrupa Birliği içerisinde seyahat edenleri uyarmalı. Virüsün yayılmasını sadece eşgüdümlü harekete geçilmesi engelleyebilir. Ve herşeyden önce, Avrupa'da insanları etkileyen tipteki virüse rastlanıp rastlanmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Önce teşhis yapılmalı, tedaviye sonra geçilmelidir."

Kuran satışına yasak

Guardian gazetesinde yer alan bir habere göre, İngiltere'de hükümetin ırkçı ve dinci nefreti önleme yasa tasarısına karşı çıkan bir Hristiyan baskı grubu, bu yasayı kullanarak Kuran'ın satışına karşı harekete geçecekleri uyarısında bulundu. Ayrıntılar şöyle:

"Protestan evanjelik bir baskı grubu, dinci nefrete yol açtığı gerekçesiyle İslamiyet'in kutsal kitabı Kuran'ı satan kitapçıları dava edecekleri yönünde hükümeti uyardı. Hristiyanların Sesi adlı grubun başkanı Stephen Green, Guardian'a yaptığı açıklamada, "Kuran eğer bir nefret söylemi değilse, nedir bilmiyorum. Kuran satan kitapçıları ihbar edeceğiz. İncil'in hiçbir yerinde inanmayanların öldürülmesi gerektiği söylenmez" şeklinde konuştu."

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik