BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 21 Ekim, 2005 - TSİ 08:12
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
21 Ekim 2005 Basın Özeti
Tüm haber bültenlerinin ilk haberi olan Refik Hariri suikastiyle ilgili BM raporu Avrupa gazetelerinin erken baskılarına yetişmemiş.

İngiltere gazeteleri

Gazetelerde öne çıkan konuların başında Pakistan depremi ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın acil yardım çağrısı geliyor.

İngiltere'nin Daily Telegraph gazetesi "yardım edilmezse birkaç hafta içinde 10 bin çocuk ölecek" diyor; açlık ve hastalık tehlikesi karşısında yavaş davranılmasını eleştiriyor.

"Sürekli tekrarlanan ve gitgide daha umutsuzlaşan çağrılara rağmen dünya orduları geçen geceye kadar topu topu 68 helikopter toplayabildi. İngiltere 3 adet helikopter göndereceğini ilan edene dek neredeyse 11 gün bekledi."

Independent da başyazısında bu konuya eğiliyor.

"Birleşmiş Milletler'in afet işleri koordinatörü Jan Egeland, 1948'deki Berlin hava köprüsüne benzer bir seferberlik istiyor. Bu alanda NATO kaynaklarının daha önce seferber edilmesi gerekirdi. Örgütse, Türkiye'den yardım nakline dün -yani depremden neredeyse iki hafta sonra- başladı."

Gazete bu krizin Batı için hem bir sınav hem bir fırsat olduğunu belirtiyor.

"Batılı ülkelerin ellerinden geleni hemen yapması şart. Pakistan, Müslüman bir ülke. Keşmir İslamcı radikalliğin başlıca yetişme alanlarından. Batının şimdi Müslüman dünyasındaki 'İslama karşı savaş açıldığı' düşüncesini yenmek için bir fırsatı var. Ama daha da önemlisi, mümkün olduğunca çok insanın yaşamını kurtarmak ahlaki bir görev."

Kuş gribine karşı tatbikat

Kuş gribi nedeniyle Uzak Doğu'da 67'inci kişinin ölümü ardından Times, Avrupalı yetkililerin önümüzdeki iki ay içinde hastalığa karşı hazırlıkları sınamak üzere iki günlük bir tatbikat düşündüğünü duyuruyor.

Independent, İngiltere'deki 150 milyon tavuk ve hindinin tamamının kayıt altına alınması için harekete geçileceğini yazıyor. Böylece, Avrupa Birliği'nin 2007 için öngördüğü merkezi kayıt uygulaması, itlaf ekiplerinin gerektiğinde çiftliklere daha hızlı müdahale edebilmesi için 2 yıl öne alınıyor.

Avusturya'da Die Presse ise, bilindik sıradan gribin insanlar için kuş gribinden çok daha somut bir tehlike arzettiğini düşünüyor.

"Önümüzdeki haftalarda Avusturya'da 2-3 bin kişi grip sonucu ölecek" diyen gazete, "kuş gribi olasılığına karşı mucize bir ilaç yok ama somut bir tehlike olan gribe karşı çözüm var" diyerek şöyle devam ediyor:

"Aşılanın. Özellikle de yaşlıysanız ve bağışıklık sisteminiz zayıfsa... Bu şekilde sadece kendinizi değil insanlığı da korumuş olacaksınız. Çünkü normal gribe yakalanmayanlar, kuş gribi virüsü alsalar bile (mutasyona yol açarak) yeni bir salgının başlangıç noktası olmayacaklar."

İspanya'da ise ABC, tavukçuluk sektörünü korumak istediğini söylediği Tarım Bakanı Elena Espinosa'nın "salgın ihtimali bilim kurgu senaryosu" sözlerini eleştiriyor.

"Madem öyle İspanya neden nüfusunun yüzde 25'ine yetecek kadar ilaç satın alıyor?" diye soruyor.

Hodorkovski Sibirya yolcusu

Bir diğer İspanyol gazetesi El Pais, Rus petrol devi Yukos'un hapisteki eski yöneticisi Mihail Hodorkovski'nin Sibirya'da bir cezaevine nakline dikkat çekiyor.

Gazeteye göre, Hodorkovski'nin Moskova'daki mal varlığı, demokratikleşme çağrıları, ve liberaller için bir referans noktası haline gelmesi Başkan Putin için rahatsız edici olmaya başlamıştı.

İngiltere'de Guardian gazetesi Azerbaycan'da hükümet içindeki hareketlenmenin yönetimin bir darbeden endişe etmesinden kaynaklandığını savunuyor.

Habere göre dün görevden alınan Ekonomi Bakanı Ferhad Aliyev'in bir darbe girişimi için eski bir bakana 1 milyon 700 bin sterlin sağlama sözü verdiği öne sürülüyor.

Gazete son 48 saatte toplam beş üst düzey yetkilinin görevlerinden alındığını belirtiyor.

Bunlar arasında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in iktidardaki partisinin kurucularından Sağlık Bakanı Ali İhsanov, Kabine İşlerinden Sorumlu Bakan Akif Muradverdiyev, Eğitim Bakanı Mizir Merdanov ve Çalışma Bakanı Ali Naciyev'in de olduğu belirtiliyor.

Ancak bazı gözlemciler bu kararların Ferhad Aliyev'in görevden alınma gerekçesinden farklı bir nedeni olabileceğini savunuyor.

"Aliyev belki de yolsuzluğa bulaşmış görülen bu bakanları görevden alarak 17 gün sonraki seçimlerden evvel destek kazanmaya çalışıyor." diyorlar.

Paris-Brüksel gerginliği

Küresel ticaret görüşmelerinde yaşanan anlaşmazlığı ilk sayfasından duyuran Financial Times, "ticaret görüşmeleri durdu, Avrupa eleştiri okları altında" diye yazıyor.

Bu konuda başlıca sorunun Fransa'dan kaynaklandığını düşünen gazete, Fransız İçişleri Bakanı ve 2007 için cumhurbaşkanı adayı Nicolas Sarkozy'nin tartışmalara bizzat katıldığını söylüyor.

Financial Times'a göre Sarkozy'nin açıklaması iç siyasi rant edinmeye yönelik bir "tirad".

"Sarkozy, Avrupa Komisyonu'nun ticaretten sorumlu yetkilisi Peter Mandelson'ın tarım teşviklerini ve tarım ürünlerine uygulanan gümrükleri azaltma konusunda Amerika'nın önerisine denk bir adım atılmasını gündeme getirmesini 'enayi yerine konulmak' olarak niteliyor."

Sarkozy'ye göre "Amerika, taktik gereği verdiği tavizlerle Avrupa'yı gereksiz açılımlar yapmak zorunda bırakmaya çalışıyor."

Fransız Le Monde "Bu Paris'in ticaret görüşmeleri konusunda Brüksel ile ilk takışması değil ama, Avrupa anayasa tasarısı ve bütçe görüşmeleri nedeniyle Avrupa Birliği'nin felç olduğu bir döneme rastladığı düşünülürse ciddiyeti artıyor" diye yazıyor. Gazetenin Paris yönetimine bir de uyarısı var.

"Fransa Avrupa'daki lider rolünü, referandum sonrasındaki iç siyaset hesaplarından kaynaklanan savunmacı bir taktikte ısrar ederek koruyamaz."

Cep telefonuyla gelen özgürlük

Guardian'ın Irak'ta kaçırılan muhabiri Rory Carroll serbest bırakıldı.

Gazetenin ilk sayfasındaki haberde yaşadıklarını anlatan İrlandalı gazeteci, kendisini kaçıranların cep telefonlarından yaptıkları bir görüşme sonrasında serbest bırakıldığını anlatıyor.

Carroll, kaçırıldıktan 20 dakika sonra bir araçtan diğerinin bagajına aktrarıldığını, tüm giysilerinin alınıp kendisine daha eski giysiler giydirildiğini, bir evin bodrumunda, yeraltındaki bir odada 36 saat kelepçeli olarak tutulduğunu söylüyor.

Guardian muhabiri serbest bırakılmasını uluslararası diplomatik baskıya ve Irak hükümetinin müdahalesine bağlıyor.

Irak savaşını en şiddetle eleştiren İngiliz siyasetçilerden Clare Short, ülke dışına asker sevki için hükümetin parlamentodan izin almasını şart koşan bir tasarıyı bugün parlamentoya sunuyor.

Independent'ta bir makale kaleme alan Claire Short, Tony Blair'in kabinesinden Irak savaşını protesto ederek ayrılmıştı. Eski bakan, tasarısını şu sözlerle savunuyor:

"Karar yetkisini başbakana veren şu anki düzenlemeler, demokrasiye son derece aykırı. Şahsileşen bu karar yetkisi, yanlış sonuçlara yol açabildiğinden bu tasarıyı sunuyorum... Yine kötü kararlar alınmayacağının garantisi yok ama en azından bu sürecin demokratik yollarla irdelenebilmesi, kamuoyunun siyasette etkisini güçlendirir ve daha etraflıca düşünülmüş kararlar sağlayabilir"

Gazete de başyazısında "nihai yetki parlamentoda olmalı" diyerek Short'un savlarına destek veriyor.

Amerikan askerlerine yeni utanç

Afganistan'da Amerikan askerlerinin öldürdükleri Taleban savaşçılarını, hakaret içeren sözler sarfederek yaktığı haberleri tüm gazetelerde yer buluyor.

Guardian, Amerika'nın bu olaya dair görüntülerin yayınlanması ardından tepkilerden endişe ettiğini yazıyor. Bush yönetiminden bir yetkiliye göre görüntüler "gerçekten kötü haber".

Görüntüleri 3 hafta önce kaydeden belgesel yapımcısı Stephen Dupont, askerlerin cesetleri sağlık gerekçeleri ile yaktığı savlarının akılcı olmadığını söylüyor:

"Bence bunu psikolojik savaç unsuru olarak kullanıyorlardı. Taleban'ı mümkün olduğunca öfkelendirmek ve kendilerine saldırtmak istiyorlardı. Zaten onları ancak böyle bulabiliyorlar."

Yine Guardian satırlarında Amerikan askerlerinin Guantanamo üssünde tuttukları ve açlık grevi yapan tutsaklara da zorla besleme sırasında işkence yaptığı suçlamaları yer alıyor.

"Açıklanan gizli belgelere göre, gıda tüpleri, tutsakların boğazından zorlamayla sokuluyor ve kan kusmalarına yol açılıyordu. Çoğu zaman da bir tutsağın burnundan çıkarılan tüp temizlenmeden diğerine aktarılıyordu. Amerikalı yetkililer ise suçlamaları reddediyor."

Bush zorda

İngiliz gazeteleri ABD Başkanı George Bush'un Yüksek Mahkeme'ye atadığı ve daha önce hiç yargıçlık yapmamış olan avukatı Harriet Miers'ın, Senato'ya kendisi ve görüşleri hakkında sunduğu bilgi formuyla sert tepki çektiğini yazıyor.

Times, gerek Cumhuriyetçi gerekse Demokratların Miers'ın yanıtlarını "yetersiz, kifayetsiz, onur kırıcı" bulduğuna dikkat çekiyor.

Gazeteye konuşan bir yorumcuya göre, Bush atamayı geri çekmezse, teyit oturumlarında "kelimelerle ifade edilemeyecek çirkinlikler" yaşanabilir.

Times, Bush'un yakın müttefiki Tom DeLay hakkında, karapara aklama suçlamasıyla dava açılması ve bir CIA ajanının kimliğinin basına sızdırılması olayına danışmanı Karl Rove'un isminin karışması ardından: "Kilit kurmaylarına çamur sıçrayan Bush baskı altında" diyor.

60 milyonluk İngiltere

İngiliz gazeteleri ülke nüfusunun ilk kez 60 milyon eşiğini geçmesine geniş yer ayırıyor. Gazetelere göre bunun nedeni artan göçmenlik. Göçmenlerin büyük bölümü ise eski Doğu Bloğu ülkelerinden.

Financial Times'a göre bu rakamlar Avrupa Birliği dışından göçmenlerin bir puan sistemine tabi tutulmasını isteyenlerin doktor ya da mühendis gibi vasıflı çalışanlara öncelik verilmesi taleplerini yeniden alevlendirecek.

Times, İngiliz hükümetinin "tehlikeli kişiler olarak nitelediği" ve sınırdışı etmek istediği dört terör zanlısının kefaletle serbest bırakıldığını duyuruyor.

Gazeteye göre, göçmenlik temyiz komisyonu adlı özel mahkemenin kararı hükümet açısından "suratının ortasına inen bir tokat".

Bu kişilerin iadesi için vatandaşı oldukları ülkelerle ikili anlaşmalar yapılmasına çalışılıyordu.

"Komisyon hepsi Cezayirli olan dört kişinin ulusal güvenliğe tehdit oluşturduğu savını reddetti ama kefaletle serbest kalmaları için sıkı koşullar getirdi. Bunlar uygulamada ev hapsi anlamına geliyor."

"Aralarında Müslüman radikal din adamı Ebu Katada'nın olduğu beş kişinin başvurusu reddedilirken, bir kişinin dosyasının görüşülmesine ara verildi."

'Konuşacak kadar Almanca'

Almanya'nın en üst düzey idari mahkemesi, dün vatandaşlık için başvuranların "yazılı Almanca'ya hakim olmalarının gerekmediği" hükmüne vardı.

Der Tagesspiegel bunun doğru bir karar olduğu kanısında.

"Alman vatandaşı olmak zaten belli bir ölçüde Almanca bilgisini de içeren pek çok koşulu sağlamayı gerektirdiği için hiç kolay değil. Mahkemeye göre Almanca bilgisi istenirken, gördüğü Almanca bir şeyi okuyabilmek ve konuşabilmek kastediliyor. İdari makamlarla iletişim kurulabildiği sürece yazım becerilerinde ustalaşmış olmak gerekmiyor.

Gazeteye göre bundan fazlasını istemekse "elitist bir yaklaşım" olur.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik