|
7 Kasım 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Guardian gazetesinin bugünkü manşeti, "Büyükelçinin suçlayıcı hükmü: Blair'in Irak konusunda tekrarlanan başarısızlıkları".
Gazetede, İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Sir Christopher Meyer'in bugün piyasaya çıkan "DC Confidential" adlı kitabından alıntılar var. Irak Savaşı sırasında büyükelçilik yapan Meyer, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in savaş öncesi performansını eleştiriyor. Christopher Meyer'e göre Blair ve ekibi, Amerikan gücünün yakınlığı ve cazibesince 'baştan çıkarıldı'. Meyer Blair'in, İngiltere'nin desteği konusunda Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'la, pazarlık yapmakta isteksiz olduğunu söylüyor. Irak savaşı hakkındaki görüşü de net: "Muhtemelen tarihin nihai hükmü, gerek başlangıcı gerek uygulanışı nedeniyle, savaşın hatalı olduğu yönünde olacaktır". Çelebi, İran ve Türkiye'ye hak verdi Irak Başbakan Yardımcısı Ahmed Çelebi ise Financial Times gazetesine verdiği mülakatta, "İran'la ilgili gerginlik, Irak'ı zor durumda bırakmamalı" demiş. Çelebi, Tahran'a yaptığı üç günlük ziyareti dün tamamlamıştı. Ahmed Çelebi, İngiliz askerlerinin geçen ay Basra'daki karakol baskınını; İngiltere, İran, Irak heyetlerinin birlikte soruşturması önerisine Tahran'ın sıcak baktığını söylüyor. Financial Times, geçen yıl Amerikan güçlerinin ofisini bastıkları ve İran'a gizli bilgileri sızdırmakla suçladıkları Çelebi'nin, Irak siyasetine yeniden görkemli bir dönüş yaptığına dikkat çekiyor. Gazetenin vurguladığı bir diğer nokta ise Çelebi'nin bu hafta Washington'a gidecek olması. Ahmed Çelebi mülakatta Irak'ın, İran'ın rejim muhalifi Halkın Mücahitleri Örgütü'nün ülkelerindeki faaliyetlerine yönelik 'meşru kaygılarının' farkında olduğunu söylemiş. Çelebi ayrıca Türkiye'nin bazı kaygılarına da dikkat çekmiş: "Irak Anayasası'nın, ülkemizin, komşularını istikrarsızlaştırmak için bir transit nokta ya da üs olmayacağı yolundaki hükmünü uygulamalıyız. Türkiye'nin de PKK konusunda bazı kaygıları var. Tüm bu konularla insani ve adil olduğu kadar kararlı bir şekilde de ilgilenmeliyiz". Clarke '7 Temmuz Fonu'na karşı Daily Telegraph'ın manşetindeyse, İngiltere İçişleri Bakanı Charles Clarke'la yapılmış bir mülakat var. Manşet, "Clarke, terör kurbanları için fon oluşturmanın uygun olmadığı hükmüne vardı'. Clarke, Londra'da 52 kişinin öldüğü 7 Temmuz saldırılarında zarar görenlere yardım amacıyla özel fon oluşturulmasına karşı çıkmış. Kararının nedeniniyse şöyle açıklamış: "İster bir bar dışında bıçaklanın, ister metroda bir trende meydana gelen patlamada sakat kalın. Önemli olan nasıl değil, ne kadar yaralandığınızdır". Daily Telegraph, Clarke'ın sözlerinin Londra saldırılarında yakınlarını kaybedenlerin bazılarını çileden çıkaracağı yorumunu yapmış. Gazete, 7 Temmuz'daki saldırılardan birinde eşini yitiren Nader Mozzaka'nın 5500 sterlin tazminatı, 'hakaret' olarak görüp reddettiğini de eklemiş. 'Tony Blair '90 Gün'den vazgeçiyor' Independent ise Başbakan Tony Blair'in, Terörle Mücadele Yasası'ndaki düzenlemelere yönelik planlarında değişikliğe gitmek zorunda kalacağını belirtiyor. Gazeteye göre Blair, terör zanlılarının resmen suçlanmaksızın 90 gün cezaevinde tutulabilmesine yönelik hükmün, yasa tasarısından çıkarılmasını kabul edecek. Ancak başbakan, hükme karşı çıkan partisindeki muhalifler, Muhafazakarlar ve Liberal Demokratları, sert dille eleştiriyor. Guardian'daysa Liberal Demokrat Parti lideri Charles Kennedy'nin bir yazısı yer alıyor. Yazının başlığı, "Özgürlük ve otoriterlik arasında bir mücadele". Kennedy bu mücadelede kendilerinin özgürlüklerin tarafında olduklarını, iktidardaki İşçi Partisi'nin ise otoriter anlayışın partisine dönüştüğünü yazmış. Yazısı ise şöyle sürüyor: "Yargı sistemimiz belli varsayımlar üzerine kuruludur: -Öncelikle savunmadan değil, iddia makamından tezlerini ispatlaması istenir. -Herhangi bir şekilde suçlanan kişinin, kendisini bir jüri önünde savunma hakkı vardır. -Kimse resmen suçlanmaksızın çok kısa bir süre dışında gözaltında tutulmamalıdır. -Yargıçlar, yürütmenin müdahalesinden bağımsız olarak yasaları yorumlarlar. Başbakan Tony Blair bir avukat olarak tüm bu hükümlere saldırmıştır." "Blair şimdi de insanları resmen suçlanmaksızın hapse atmak istiyor" diyen Kennedy yazısını şöyle noktalamış: "Denge ve hoşgörü geleneğimiz, El Kaide'ye kurban edilmemelidir". Fransa'da sloganlar ve gerçekler İngiliz gazeteleri, Fransa'da artık başkent Paris dışındaki kentlerde de görülen şiddet olaylarına geniş yer ayırmış. Fransız hükümetine en sert eleştiri Independent'tan gelmiş. Gazete manşetinde Fransız Devrimi'nin üç sloganından yola çıkarak Fransa'nın bugünkü durumunu yorumlamış. Independent'ın, sloganlar eşlğindeki yorumları şöyle: -Özgürlük (Fransız Müslümanların okullarda başörtüsü takmaları yasaklandı) -Eşitlik (Fransa'da beyaz olmayanlar arasında işsizlik oranı, beyazların muhtemelen iki katı) -Kardeşlik (Fransa hükümeti, bütünleştirme politikalarının başarısız olduğunu kabul ediyor) -Ve gerçek (Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Fransa çapındaki ayaklanmalar sonrası düzeni yeniden tesis sözü veriyor) Independent başyazısında da "Sosyal farklılıktan doğan şiddet" demiş. Gazete Başbakan Dominique De Villepin ve İçişleri Bakanı Nicholas Sarkozy'nin, şiddet olaylarını 'siyasi bir futbol maçına' çevirdiklerini söylüyor. Independent yazarı Maria Dejevsky yazısında "Fransa yanıyor" demiş ve eklemiş: "Çünkü siyasetçileri göçmenlerinin sorunlarını görmezden geldi". 'İsyanlar, yılların patlaması' Fransız gazeteci Naima Bouteldjia'nın Guardian'daki yazısının başlığı "Varoşlardaki patlama". Bouteldjia Fransa'yı sarsan isyanların yıllardır süren 'ırkçılık, yoksulluk ve polisin zalim uygulamalarının' sonucu olduğunu söylüyor. Yazıda dikkat çekici bazı satırlarsa şöyle: "Olayların başladığı Clichy-sois-Bois'de yaşayanların yarısı 20 yaşın altında. İşsizlik oranı yüzde 40'ın üstünde. Bölgede her gün kimlik kartları sık sık kontrol ediliyor, polisin tacizi gözleniyor. Zaten Uluslararası Af Örgütü de, Nisan ayındaki raporunda, Fransız polisini, Afrika kökenli gençlerin kimlik kartlarını kontrol ederken takındığı sert tutumdan dolayı eleştirmiş, polislerin davranışları nedeniyle genelde cezalandırılmayacaklarından emin olduklarını belirtmişti". 'Azerbaycan'da seçim felaket ötesi' Daily Telepraph gazetesinin iç sayfalarındaki haberin başlığı, "Azerbaycan"da iktidardaki hanedan, seçimlere hile karıştırmakla suçlanıyor". Gazete, Batılı bir gözlemcinin, ülkede dün yapılan parlamento seçimleriyle ilgili şu gözlemlerini aktarmış sayfalarına: "Aynı kişilerin iki kez oy kullandıklarını, seçmen kütüklerinde adları olmayanların oy kullanabildiklerini, kütüklerde adı olanların ise seçim sandıklarında geri çevrildiklerini gördük. Seçim felaket ötesiydi". | İlgili haberler 6 Kasım 2005 Basın Özeti06 Kasım, 2005 | Basın Özeti 3 Kasım 2005 Basın Özeti03 Kasım, 2005 | Basın Özeti 2 Kasım 2005 Basın Özeti02 Kasım, 2005 | Basın Özeti 1 Kasım 2005 Basın Özeti01 Kasım, 2005 | Basın Özeti 31 Ekim 2005 Basın Özeti31 Ekim, 2005 | Basın Özeti 30 Ekim 2005 Basın Özeti30 Ekim, 2005 | Basın Özeti 27 Ekim 2005 Basın Özeti27 Ekim, 2005 | Basın Özeti 26 Ekim 2005 Basın Özeti26 Ekim, 2005 | Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||