|
29 Eylül 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz ekonomisine ilişkin olarak açıklanan son rakkamlar Financial Times ve Independent gazetelerinde manşete çıkmış.
Independent manşet haberinde, şöyle diyor: "Perakende satışlar 22 yılın, büyüme ise 12 yılın en düşük düzeyinde, enflasyon dokuz yılın en yüksek seviyesinde, işsizlik yükseliyor. Ekonomi daha da kötüye gidecek." Financial Times ise, daha iyimser bir bakış sunuyor ve büyüme hızındaki düşüşe rağmen, yılın ikinci yarısında düşüşün durduğuna ve bunun ekonomide yeniden bir canlanmaya işaret edebileceğine dikkat çekiyor. Guardian gazetesinin manşet haberi bir uyarıya ayrılmış. ''Polis uyarıyor: Londra'ya saldırı planlıyan yeni gruplar var.'' Haberde, Londra'nın terörle mücadeleden sorumlu polis yetkilisinin yeni saldırılar beklentisiyle birlikte, İngiliz Müslümanlardan yeterince destek alamadığından da yakındığı aktarılıyor. Buna karşılık, hükümetin terörle mücadele konusundaki son hamlesine gösterilen bir tepki de iç sayfalarda. Habere göre, önde gelen İngiliz modacı Vivian Westwood, dün, son tasarımı olan, üzerinde bir kalp resmiyle beraber ''Ben terörist değilim, lütfen tutuklamayın'' yazan tişörtler ve bunlarla bir örnek bebek tulumlarını tanıtmış. Tişörtler ve tulumların gelirinin, Liberty adlı insan hakları kuruluşuna bağışlandığı da ekleniyor. Bir çok gazetenin yer verdiği bir başka haber, Daily Telegraph'da manşet bugün. İngiltere İşçi Partisi'nin devam eden kongresinde, dün dış politika tartışılırken yaşananları gazete, ''Dışişleri Bakanı Straw'a yalancı diye bağıran 82 yaşındaki delege terörle mücadele yasasına çarptı'' başlığıyla vermiş. Haberde, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası'ndan kaçarak İngiltere'ye gelen ve 1948 yılından bu yana İşçi Partisi üyesi olan 82 yaşındaki Walter Wolfgang'ın başına gelenler şöyle özetleniyor. ''Dışişleri Bakanı kongreye hitaben yaptığı konuşmada, 'İngiltere'nin Irak'da bulunuşunun sadece bir sebebi var' dedi, 'seçimle işbaşına gelmiş Irak hükümetine yardımcı olmak'. Walter Wolfgang oturduğu sıradan haykırdı, 'Yalan, sen de çok iyi biliyorsun ki, yalan'. Bunun üzerine korumalar tarafından yaka paça kongre salonundan atılan ve delege kimliğine el konan Wolfgang, yeniden içeri girmek istediğinde, polis tarafından, terörle mücadele yasası gerekçe gösterilerek durduruldu.'' 'Avrupa da kaybeder' Ve 3 Ekim tarihi yaklaşırken Avrupa gazetelerinin Türkiye- Avrupa Birliği ilişkilerine ilişkin haber ve yorumları da dikkat çekiyor. Financial Times, Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel ile bir mülakat yapmış. Gazete Schüssel'in Türkiye'nin Avrupa Birliği ile müzakere sürecine ilişkin uzlaşmaz tonuna dikkat çekerek şu yorumu yapıyor: ''Bu durumda Türkiye ile müzakerelerin başlayabilmesi, giderek artan bir şekilde, Avrupa Birliği'nin Hırvatistan ile de müzakerelere başlamayı kabul etmesine bağlı görünüyor.'' Guardian gazetesinde yer alan bir haberde, İngiltere'de hükümetteki İşçi Partisi'nin devam eden kongresinde dış politika hedeflerini açıklayan Dışişleri Bakanı Straw'un, konuşmasında en büyük vurguyu Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne alınmasına yaptığı kaydediliyor ve Straw'un şu sözleri aktarılıyor. ''Türkiye'yi batıya sağlam bir şekilde bağlamakla, bulunduğu bölgede, tüm komşuları arasında demokrasi ve modernizmin meşalesi olarak parlıyacak bir ülkeyi kazanmış olucaz. Avrupa Birliği'nin olumsuz bir yanıtı Türkiye için kayıp olur. Ama Avrupa ve Avrupa halklarının kaybı çok daha büyük olacaktır.'' Times gazetesi, başyazısını Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik müzakerelerine ayırmış. Yazının başlığı: ''Doğuya verilen söz... Türkiye ile tam üyelik için müzakerenin hiç bir alternatifi olmamalıdır.'' ''İmtiyazlı ortaklık formülü Türkiye'ye verilen sözlerden onursuzca geri çekilmek anlamına gelir. Strasburg, Paris ve Berlin'deki politikacıların umudu aslında, Türkiye'nin iyice usanıp, görüşmeleri terketmesi.'' ''Çünkü aslında yüreklerinin derinliklerindeki korku, Türkiye'nin üyeliğinin tarım fonlarına etkisi, ülkenin insan hakları sicili ya da Kıbrıs sorunu değil.'' ''En ilkel düzeyde kültürlerin çatışması sorunu bu. Bu itirazların ardında Hristiyan değerleri ve kültürüne dayalı bir Avrupa'da müslüman bir ülkeye yer olmadığı inancı yatıyor.'' ''Times, Türkiye'yi bu nedenlerle dışlamanın sadece onursuzluk değil, büyük bir hata da olacağı görüşünde.'' Gazeteye göre, birlik üyeliği süreci Türkiye'de bir çok demokratik reformun gerçekleşmesini sağladı. Eğer bu sözden dönülürse, Avrupa Türkiye siyaseti üzerindeki tüm etkisini kaybetmiş olacak. Alman gazetesi Frankfurter Rundschau, Türkiye'nin tam üyeliğinin, destekleyicileri arasında bile rahatsızlık yarattığını savunuyor. Gazete, Avrupa Parlamentosu'nun öne sürdüğü koşulların bunun işaretleri olduğunu, Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanımayı reddetmesinin de bu rahatsızlıkları artırdığını yazıyor ve şu sonuca varıyor. ''Pazartesi günü muhtemelen başlayacak olan müzakereler, bu rahatsızlıklar nedeniyle daha başlayamadan, başarısızlığın eşiğine gelmiş durumda.'' 'Türkiye'ye haksızlık' Türkiye ile tam üyelik amaçlı müzakerelere en büyük direnişi gösteren Avusturya'dan Der Standard gazetesi ise, Viyana hükümetinin tutumunu şöyle yorumlamış. ''Görünen o ki, Başbakan Schüssel Türkiye ile müzakareleri geciktirme taktiğini izleyerek, Hırvatistan ile müzakerelerin biran önce başlatılmasını sağlamaya çalışıyor.'' Avusturya gazetesi Der Standaard, bu taktiği hem onaylayan hem de eleştiren iki ayrı yoruma yer vermiş. Bir yorumda Türkiye ve Hırvatistan'ın ayrı ayrı ele alınması gerektiği, bu taktiğin Ankara'ya haksızlık olduğu savunuluyor. Diğerinde ise ''Siyaset, çıkarlar arasında denge sağlama sanatıdır. Zaman zaman bu tür pazarlıklar kaçınılmazdır'' deniyor. Peki Avusturya bu taktiğiyle nereye gidebilir? Der Standaard yazarının tahmini şöyle. ''Avusturya Türkiye ile müzakerelerin başlamasını geciktiremeyecek ama en azından engelleme taktikleri sayesinde, bir çok birlik üyesi hükümetin Hırvatistan konusundaki itirazlarını yumuşatmayı başardı.'' İsviçre'de yayımlanan Le Temps ise, "Fransa, Kıbrıs ve Avusturya, Türkiye konusunda dönem başkanı İngiltere'nin işini zorlaştırıyor" diye yazmış. Gazeteye göre, birliğe üye ülkeler arasında konuyla ilgili görüş ayrılıkları yüzünden müthiş bir gerginlik yaşanıyor. Le Temps'ın sürece ilişkin tespiti şu. ''Avrupa, müzakerelerin başlaması öncesi azami bir güvensizlik içinde ama yine de süreci kesintiye uğratmaya cesaret edemiyorlar.'' |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||