BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 15 Eylül, 2005 - TSİ 07:49
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
15 Eylül 2005 Basın Özeti
Avrupa gazetelerinin sayfalarında, dünya liderlerini biraraya getiren ve Birleşmiş Milletler'de reform planlarının tartışıldığı zirvede varılan, daha doğrusu varılamayan kararlar yorumlanıyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

İsviçre'den Le Temps, tabloyu şu satırlarla özetliyor;

Terörizmin tanımı yapılamadı. Genel Sekreter'in yetkilerinin arttırılması konusunda çok az yol alınabildi. Silahsızlanma ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konusunda hiçbir adım atılamadı ve tabii ki, Güvenlik Konseyi'nin daha demokratik bir yapıya kavuşturulması konusunda da bir adım öteye gidilemedi."

Almanya'dan Süddeutsche Zeitung, zirvenin birinci gününü; "60'ıncı yıldönümü felaketi" sözleriyle tanımlamış. 191 ülkeyi biraraya getiren Birleşmiş Milletler'in, bu ülkelerin bencilliklerine kurban gittiğini savunan gazete, asıl sorumlunun ise Amerika Birleşik Devletleri büyükelçisi John Bolton olduğu görüşünde.

"Bolton, talepleri ve öne sürdüğü şartlar ile, müzakereleri son anda tıkadı. Sonunda, reform yolunda zar zor dengelenmiş milli çıkarlar bir anda sivrildi ve reform fikri çöpe atıldı."

Avusturya'dan Die Presse ise, tek suçlunun Amerika olmadığını, birçok ülkenin Washington'ın arkasına gizlendiğini savunuyor. Gazete Genel Sekreter Kofi Annan'ı da, farklı görüş ve çıkarlar arasında arabuluculuğa soyunmakta gecikmekle suçluyor.

Almanya'dan Frankfurter Allgemeine Zeitung'a göre de, zirveden en büyük darbeyi Annan aldı. Gazetenin kaybedenler listesinin ikinci sırasında ise, Güvenlik Konseyi'nin genişletilmesi yoluyla daimi üye olmayı düşleyen ülkeler, başta da Almanya geliyor.

Birleşmiş Milletler zirvesi, İngiltere basınının gündeminde de üst sıralarda. Daily Telegraph, Terörizmin tanımı, silahsızlanma ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi, Güvenlik Konseyi'nin genişletilmesi ve Genel Sekreter'in yetkileri konusunda yol alamayan Birleşmiş Milletler'in "etkisizliğini" bir kez daha sergilediği görüşünde.

"Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush, Birleşmiş Milletler'i 2002 yılında uyarmıştı. Saddam Hüseyin tehdidini algılayamaması durumunda, örgütün etkisiz kalacağını söylemişti. Birleşmiş Milletler üç yıl sonra bugün, bu uyarının doğruluğunu görmeli."

İngiliz gazetelerinde, son ayların en şiddetli saldırılarına hedef olan, El Kaide'nin üstlendiği dünkü eylemlerde 150 kişinin öldüğü Irak'ta geniş yer bulmuş.

Times, Şiilerin hedef alındığı saldırılarla ilgili olarak; "Teröristler Irak'ta iç savaş çıkarmak için birleşti" başlığını atmış. Dünkü olaya, Amerikan istihbarat kaynaklarının bulguları çerçevesinden bakan haberde şu satırlar dikkat çekiyor;

"Times'a bilgi veren kaynaklar, Irak'ta son iki yılın en kanlı eylemlerinden sorumlu tutulan Ebu Musab ez Zerkavi'nin, rakip gruplardan binlerce savaşçıyı biraraya getirdiğinin altını çiziyor. Amerikan istihbaratına göre hedef, Şiileri hedef alarak ülkede iç savaş çıkarmak."

Independent'ın ünlü Orta Doğu muhabiri Robert Fisk, Amerikan istihbaratının bu yaklaşımını eleştiren bir yazı kaleme almış bugün. "Irak'ta hiçbir zaman iç savaş olmadı ve olmayacak" diyan Fisk şöyle devam ediyor;

"Emperyalist güçlerin anlamadığı, Irak'ın mezhep çizgileriyle bölünmüş bir ülke olmadığı. Irak kabile ilişkilerinin daha hakim olduğu bir toplumdur.

"Bundan bir yıl önce, ağabeyi Şiiler tarafından öldürülen birine sormuştum; 'Irak'ta iç savaş çıkar mı?' diye. 'Neden siz ve Amerikalılar iç savaşa sürüklenmemizi istiyorsunuz? Ben Sünniyim, eşim ise Şii. Eşimi öldürmemi mi istiyorsunuz?' diye yanıt vermişti.

"Şiiler Amerikalıların istediği iç savaşı çıkarmamakta direniyor. Neden? Çünkü İmam Ali, zamanında bu insanlara şöyle demişti; 'Bir adamla karşılaştığınızda, ya dini bakımdan kardeşinizdir, ya da insani bakımdan kardeşisinizdir."

"Lübnan'da iç savaş kolay çıktı. Çünkü Sünniler ve Şiiler Hristiyan Marunilere karşı savaşıyordu. Lübnan'daki savaş 150 bin cana mal oldu? Iraklılar bunu istemezken biz niye böyle bir dilekte bulunuyoruz?"

Avrupa gazetelerinde geniş yer bulan bir başka konu da, Almanya'da Pazar günü yapılacak seçimler. Times, iktidar ile muhalefet arasındaki başabaş yarışta, Schröder'in umutlarını Türklerin oylarına bağladığını yazıyor.

Almanya'nın en çok satan gazetelerinden Bild'in dün attığı; "Seçimin sonucunu Türkler mi belirleyecek?" manşetinin yankılarını değerlendiren gazete şu satırlara yer vermiş;

"Almanya'da bir milyon sekiz yüzbin Türk yaşıyor. Bunların üçte biri seçmen, ki bu da toplam seçmenin yüzde 1,2'sine tekabül ediyor. Bu, seçimin kaderini belirleyen oran olabilir. Schröder'in 2002 seçimlerini yaklaşık böyle bir farkla, 6027 oyla aldığını unutmamak lazım."

Times, Almanya'daki Türklerin oylarını hedefleyen Schröder'in, Milliyet ve Hürriyet gazetelerinin Frankfurt yakınlarındaki tesislerini ziyaretinin de altını çizmiş.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik