|
1 Eylül 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa basını dünyanın iki ayrı köşesinden, iki büyük felaketin haberleriyle dolu: ABD'deki kasırga ve Irak'taki izdiham.
Fransız Le Monde'un Louisiana'daki muhabiri, gördüklerini şöyle anlatıyor: "Sahil beldesi Biloxi'de ahşap evler tozla buz olmuş. Kayıklar ağaçlara çıkmış. Arabalar evlerin içinde. Burada gerçek dışı bir manzara var." İngiliz Guardian gazetesinin muhabiri ise kasırgada evi sular altında kalınca, yedi yaşındaki kızıyla birlikte sığınacak yer aramaya çıkan New Orleanslı Elisha James'in sözlerini aktarıyor. Kentin ana stadyumuna ulaşmaya çalışırken, yolların tehlikeli olduğunu söyleyen polis tarafından geri çevrilen James şöyle diyor: "Polis bize 'Başınızın çaresine bakın' dedi. 'Eğer stadyumda değilseniz, tek başınasınız. Kurtarma ekipleri bizi görüp dursun diye gece ateş yaktık. Ama yedi-sekiz kamyon geçti, hiçbiri durmadı. Karşıdaki araba parkında bir kadın doğum yaptı, kimse gelmedi." 'Baltanız var mı?' Daily Telegraph ise New Orleans'ta hala yayın yapan tek radyoda geçen bir konuşmayı aktarmış: "Spiker, tek katlı evine suların hızla dolduğunu söyleyen dinleyicisine 'Baltanız var mı?' diye sordu. 'Bilmem,' dedi kadın, 'Sular boğazıma kadar yükseldi, yanımda altı çocuk var.' "Spiker bir an duraksadıktan sonra, evde erkek varsa onların yardımıyla çatıya çıkmalarını ya da kapıları söküp çocuklar için sal gibi kullanarak evden çıkmalarını önerdi. 'Yanınıza bir de çarşaf alın ve tüm kuvvetinizle sallayın' diyordu." Petrol eleştirisi Yine Le Monde'a dönüyoruz. Gazete, Başkan George Bush'un artan petrol fiyatlarını kontrol edebilmek için, ülkenin ham petrol rezervlerinden bir kısmını piyasaya sürme kararını sorguluyor: "Durum, Amerika'nın stratejik rezervlerine başvurmasını gerektirecek kadar kötü müydü? Piyasalar Beyaz Saray'ın kararı üzerine biraz sakinleşti. "Ama etkisi kısa ömürlü oldu. Meksika Körfezi'ndeki petrol platformu ve rafinerilere verilen zararı gelecek haftadan önce öğrenemeyeceğiz. O zamana kadar da paniğe kapılmasalar iyi olur." Siyasi tehlikeler İsviçre'den Le Temps ise Katrina kasırgasının ülkede büyük siyasi yankıları olacağını söylüyor. Gazeteye göre: "İşin ilginci, Katrina küresel ısınma ve yükselen su seviyesinin en fazla tehdit ettiği bölgeyi vurdu. "Amerikalılar artık bu tehlikenin gerçek olduğunu ve başkanlarının bunu ciddiye almadığını biliyor." Financial Times ise kasırgada sadece petrolün çıkarıldığı platformların değil, işlendiği rafinerilerin de yok olduğuna dikkat çekerek, Başkan George Bush'un başını ağrıtacak bir başka eksikliğe dikkat çekiyor: "ABD'nin stratejik rezervlerinde 700 milyon varil ham petrol bulunuyor. Ama ülkenin şimdi ham petrole değil, benzine ihtiyacı var. "Oysa devletin benzin stoku yok. Dünyada 52 milyon varil benzin rezervi var. "Çoğu Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya'da. Ancak Avrupa'da fiyatlar rekor seviyelere yükselmişken, Amerika'ya benzin gönderlebilir mi, bilinmez." Korku kurbanları Avrupa basınında yayımlanan pekçok gazete gibi Almanya'da yayımlanan Frankfurter Allgemeine de, dün Bağdat'ta yaşanan izdihamın sebebinin intihar saldırısı söylentileri olduğunu duyuruyor okurlarına. Gazeteye göre: "Yaklaşık 1000 Şii hacının izdiham sonucu ölmesi, ülkede terör saldırıları korkusunun ne kadar büyük olduğunu gösteriyor." İngiltere'den Financial Times da bu yoruma katılıyor ve Şiilerin misilleme eylemlerine girişmesinden endişe edildiğini yazıyor: "Kimi Şiiler bu olayı isyancıların düzenlediği saldırılarla bir tuttuklarını, 'terör eylemlerine girişen ve onlara karşı sessiz kalan Iraklılar'ın sorumlu olduğunu' söylüyor. "Bu, isyancıları korumakla suçlanan Sünni azınlığa verilen bir gözdağı." 'Köprü kapatılmıştı' Ancak Times gazetesi, asıl sorumlunun Iraklı yetkililer olduğu inancında. Gazeteye göre: "El Kadimiye türbesinde intihar saldırılarını önlemek isteyen yetkililer, türbeye giden köprü üzerinde beton bloklarla bariyer kurdurup, hacıların teker teker aranmasını istedi. "Türbeye yaklaşık 1 milyon kişi akın etti. Muhafızların arama tarama operasyonu yetersiz kaldı; halk köprüde sıkıştı." Türkiye çalkantısı Times gazetesinin bir başka sayfasına geçiyoruz; buradaki bir haber "İngiltere, AB'deki Türkiye tartışmasına çözüm bulmak zorunda" başlığını taşıyor. Gazete, AB dışişleri bakanlarının bugün dönem başkanı İngiltere'de yapılacak toplantıyı "Avrupa politikasında oldukça çalkantılı bir dönem başlıyor" sözleriyle değerlendiriyor. Times'a göre bu çalkantının nedeni Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımayı reddetmesine, AB'nin vereceği yanıtın bu toplantıda görüşülecek olması. Muhafazakar eğilimli gazeteden özetle aktaralım: "Yaz boyunca giderek sertleşen Türkiye tartışması, Avrupa Birliği'ni zorlayan ve İngiltere'nin altı aylık dönem başkanlığını tehdit eden pekçok konudan biri. "AB'nin bugün yayımlayacağı deklerasyonda şöyle demesi bekleniyor: 'Türkiye'nin tek taraflı açıklaması, gümrük birliği anlaşmasının uygulanmasını engellememeli.' "AB ülkelerinin çoğunda, kamuoylarının çoğu Türkiye'nin üyeliğine karşı. Bir Müslüman göçü başlamasından ve AB'nin çalışamaz hale gelmesinden endişe ediyorlar." Pamuk'un davası Türkiye'yle ilgili bir diğer haber de Independent'tan. Gazete, dün yorum sayfalarında ele aldığı bir konuyu bugün haber sayfalarına taşımış. "Türk romancı, ulusal karaktere hakaretten hapse girebilir" başlıklı haberde, Orhan Pamuk hakkında dava açıldığı duyuruluyor. Gazeteye göre Pamuk'un yayıncısı şimdilik açıklama yapmayacaklarını, yazarın konuşmasını mahkemede yapacağını söylemiş. Fukuyama'dan pişmanlık Son haberimiz Guardian'dan. "Pişman olacak çok şey var," başlığı altında, ünlü düşünür Francis Fukuyama'ya ait bir yazı var yorum sayfalarında. Fukuyama dördüncü yıldönümü yaklaşan 11 Eylül saldırıları sonrasında Amerikan halkının Bush yönetimine açık çek verdiğini, ancak Bush yönetiminin önünde pekçok yol varken, El Kaide tehdidiyle yalnızca uzaktan ilgili olan, uzun vadeli bir sorunu çözmeye karar verdiğini söylüyor. Fukuyama'ya göre bu adımın sonuçları, Amerikan dış politikasını darmadağın edebilir. Yazı şöyle sona eriyor: "ABD erkenden çekilirse Irak daha büyük bir kargaşaya sürüklenebilir. Bu da Amerika'nın dünya nezdindeki prestijini daha da sarsacak bir dizi olayın başlangıcı olabilir. "Amerika'nın gözü bu yüzden daha yıllarca Orta Doğu'dan başka birşey görmeyebilir; örneğin Asya gibi diğer önemli bölgeler ihmal edilebilir. "Irak'ta nasıl bir sonuç alacağız, bilmiyoruz. "Bildiğimiz tek şey şu: 11 Eylül'ün üzerinden dört yıl geçmişken, tüm Amerikan dış politikasının kaderi, batacak mı çıkacak mı işte orası, Amerika'ya o gün olanların kaynağıyla ancak uzaktan ilgili bir konuya bağlı. "Bunda engellenemeyecek hiçbir şey yoktu. Ama pişman olacak çok şey var." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||