|
23 Ağustos 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazetelerinde bu sabah Iraklı siyasi liderlerin günlerdir üzerinde anlaşmaya çalıştığı anayasa taslak metni üzerine fikri ayrılıklarının hala devam etmesi öne çıkıyor.
Guardian gazetesi "Irak'ta varılan anlaşma geleceğin istikrarını riske atıyor" başlığını kullanmış. Irak'ta iktidardaki koalisyonun nihayet anayasa taslağı üzerinde bir karara vardığını ancak bunun Sünni Arapları dışarıda bırakma yoluyla sağlandığını yazıyor. Gazete, "Anayasa metni üzerinde Sünnileri dışarıda bırakarak varılan anlaşma, ülkeyi birleştirmekten çok bölebilir." diyor. Sızan bazı haberlere göre Irak 'federal cumhuriyet' olarak İslam yasaları ile insan hakları ve demokrasiyi birleştirecek. Anayasa komitesinin Sünni üyelerinden biri ise bu durumun, ülkeyi iç savaşa sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor. Independent gazetesi ise "Yeni Irak doğuyor mu yoksa bu iç savaşın taslağı mı?" diye soruyor. Anayasanın Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak'tan çekilmek için öngördüğü koşullardan biri olduğuna dikkat çeken Independent, şiddetin artması ihtimalini Sünni bir delegenin şu sözlerine dayandırıyor: "Bu anayasayı geçirdikleri takdirde isyan, doruk noktasına ulaşacak" Haberin altında, Patrick Cockburn imzalı makalede ise her altı ayda bir Irak'ın 'aşabildiği takdirde önünü açabilecek' sorunlarla yüzleştiği varsayımından bahsediliyor. "Bir kez daha -uzun dönemdeki etkisi bilinmez ama- yeni bir Irak yolunda basit bir gelişme, büyük bir ilerleme gibi sunuldu. Taslak metnin hazırlanması yönündeki ısrar, daha çok Başkan Bush'un Bağdat'ta ilerleme sağlandığını göstermeye ihtiyaç duymasından kaynaklanıyor. "Ancak sonuç ne olursa olsun, Irak'ın gelecekte daha İslamcı olacağı kesin." Independent yazarı Patrick Cockburn, gelişmelere şüpheyle yaklaşılmalı yorumunu yapıyor. Londra polisine eleştiriler Brezilyalı bir gencin Londra'daki saldırı girişimi sonrasında yanlışlıkla öldürülmesi ve emniyet müdürünün bu olaydan bir gün sonra haberdar olmasına ilişkin haberler bugün de gazetelerde geniş yer bulmuş. Times gazetesi, olayın meydana geldiği Stockwell metro istasyonu çalışanlarının, polisin "olay anında gizli kameraların çalışmadığı" açıklamasının doğru olmadığına ilişkin iddialarına yer veriyor. Financial Times gazetesi ise başyazısında müfettişler ve polisin önce işlerini yapmalarına izin verilmesi çağrısı yapıyor: "Trajedilerin ardından yargıya varmak için acele etmek doğal bir istek. Ancak terörizmin temel hedeflerinden biri, varolan kurumlara güveni yıkmaktır. Bu nedenle, bizler polisin bu işleri ele almasına izin vererek bu güveni korumalıyız." Guardian gazetesinin başyazılarından birinde ise yeni hazırlanan terör yasalarına dikkat çekilerek "Savunmamız özgürlüğümüz" başlığı kullanılmış. Haber şöyle devam ediyor: "Guardian'ın yaptığı araştırmada, üçte ikimizin Londra'daki saldırıların bir yenisini önleyeceği umuduyla bireysel özgürlüklerden bazılarını feda edeceğini söylemesi çok da şaşırtıcı olmasa gerek. Kendi vatandaşlarını korumakta başarısız olmakla yüzleşen hükümetler de beklendiği biçimde davranır; suç işleyenlere karşı yeni ve daha iyi silahlar tasarlamaya başlarlar." "İngiltere Başbakanı Tony Blair, ay başında "Oyunun kuralları değişti" diyerek İnsan Hakları Yasası'nın baştan aşağı değiştirebilecek bir takım düzenlemeleri müjdeledi. Ancak terörün tarihi demokratik hükümetten daha eski. Demokratik hükümet, kolayca terörün kurbanı olabilir, bu nedenle tek silahımız, bunun dayandığı özgürlükleri savunmaktır." Almanya'da seçim Avrupa'yı nasıl etkiler? Times gazetesinden Bronwen Maddox, Almanya'da genel seçimlere bir aydan az zaman kala "Avrupa'nın neden daha güçlü bir Almanya'ya ihtiyacı var? " sorusuna yanıt arıyor: "Almanya'da yapılacak seçimler, önümüzdeki on yılda ülkenin - ve elbette İngiltere'nin de- ne kadar başarılı olacağını belirleyebilir. Almanya, artık Avrupa'nın ekonomik motoru olmadığının farkında ancak bunu nasıl geri kazanacağını bilmiyor. Almanya'nın gücünü kaybetmesine, Avrupa'nın kararsız adamına dönüşmesine örnekler çok. Ancak bu seçim farklı. Başlangıç için, Hıristiyan Demokratların lideri Angela Merkel'in başbakan olma şansı var. Bu seçim daha çok Almanların bir yanıt arayışını gösteriyor." Maddox, bu arayış karşısında İngiltere'nin dikkat etmesi gereken bazı unsurları sıralıyor: "Ekonomi: Onlar da hızlı büyüyor biz de. Merkel, işçi ve emeklilik reformları konusunda Gerhard Schröder'den daha girişken. Etik kök hücre? Amerikalı bilim adamlarının kök hücre konusunda buldukları yeni yöntem, dini çevrelerden gelen tepkilerin önünü kesmeye yardımcı olabilir. Independent bu konuda şu satırlara yer veriyor: "Uzmanlar, deri hücrelerinden, normalde insan embriyonlarında bulunan kök hücreleri elde etme konusunda yeni bir teknik geliştirdiklerini açıkladılar. Kök hücreler, herhangi bir tür doku hücresine dönüşme özelliğine sahipler. Ama embriyonlardan elde edilmeleri, ahlaki tartışmalara yol açıyordu." "Ancak bilim adamları embriyonlara yine de ihtiyaç olduğunu dile getiriyorlar." Daily Telegraph'taki bir haber ise İngiltere'de her üniversite mezununun iyi bir çalışan olmayabileceği tezini tartışıyor. 200'den fazla şirketin katıldığı ankete göre, üniversite mezunu çalışanlar not tutma ve telefon mesajı alma konusunda beceriksiz. Dörtte üçü bu gençleri, "çok zayıf, zayıf ya da idare eder" kategorisine sokuyor. Hemen tüm İngiliz gazetelerinde fotoğraflar ve büyük puntolarla sunulan bir haber göze çarpıyor: Rolling Stones dünya turunda.. Gazetelerin tamamında grubun 62 yaşında ancak hala dinamik solisti Mick Jagger'in sahnedeyken çekilen bir karesine yer verilmiş. Times, grup üyelerinin toplam yaşının 245'i bulduğunu belirterek 18 ay içinde 35 kez sahneye çıkacaklarını söylüyor. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||