|
15 Ağustos 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İsrail'in Gazze'den çekilmesinin başladığını birinci sayfasından duyuran Guardian, başyazısında, Filistinlilerin bu hafta yapacakları kutlama gösterileri için hazırladıkları, ''Bugün Gazze, Yarın Batı Şeria ve Kudüs'' pankartlarına dikkat çekiyor.
Gazete, ''Varsayalım ki Gazze'den çekilme tamamlandı, peki sonra ne olacak?'' diye soruyor ve şöyle devam ediyor: ''Başka bir deyişle, Batı Şeria ve Kudüs'e ne olacak? Kısa cevap, pek fazla bir şey olmayacak. Filistinliler, Arap dünyası ve Avrupa, İsrail'in Batı Şeria'yı tartışmaya başlamasında ısrar edecek.'' ''İsrail, 8 bin yerleşimcinin bulunduğu Gazze'nin sebep olduğu sorunlara işaret edecek, ve daha fazla yerleşimcinin, yani yaklaşık 150'şer bin kişinin bulunduğu Batı Şeria ve Doğu Kudüs için çok uzun zaman isteyecek.'' ''Batı Şeria ve eğer kabul ederse Kudüs'e bakmak için Filistin yönetiminin militanları engellemesi ve kurumsal reformlar yapmasından ısrarcı olacak.'' 'Gazze fırsatı değerlendirilmeli' Financial Times gazetesi, İsrail'in Gazze'den çekilmesini tarihi bir an olarak değerlendiriyor, ancak bu çekilmenin, Orta Doğu'nun kalbindeki bir yara olarak nitelediği İsrail-Filistin çatışmasının çözümü yönünde tutarlı bir planın bir parçası olmadığının altını çiziyor. Gazete, İsrail'e şu uyarıda bulunuyor: ''Bunun İsraillilere özlemle bekledikleri güvenliği sağlayacağını düşünmek hayal. Güvenliği getirecek olan tek şey, Filistinliler için adaleti sağlamaktır. Bu nedenle Gazze fırsatı değerlendirilmeli.'' Irak'ta anayasa pazarlıkları Bugün Irak'ta anayasa taslağını hazırlamakla görevli komisyonun çalışmalarını tamamlaması için belirlenen tarihin son günü. Bağdat'ta bulunan Independent yazarı Robert Fisk, ''sıradan Iraklılar için hiçbir şey ifade etmeyen bir anayasa'' başlıklı yazısında, komisyonun bazı konularda anlaşmaya vardığını söylüyor. Fisk, bu konuları; ''Ülkenin adının Irak Cumhuriyeti olması; mali kaynakların eyaletlere göre değil, nüfus yapılarına göre dağıtılması (ki bu Kürtler için kötü haber) ve İslam'ın yasamanın kaynaklarından yalnızca biri olması (bu da İslam cumhuriyeti isteyenlere kötü bir haber)'' diye sıralıyor. Fisk, yazısında anayasanın ardındaki asıl konunun ne olduğunun bilindiğini belirtiyor ve bu konuyu şöyle özetliyor: ''Yeni metin Irak'ı oluşturan temel gruplar, Şiiler, Sünniler ve Kürtlerin kendi federal devletlerini kurmalarına izin verecek mi? Bu olursa, o zaman Irak parçalanacak mı, yoksa parçalanmayacak mı?'' Nüfuslarının yoğunlaştığı bölgeler, petrol zenginliğinden yoksun olan Sünnilerin bu tür bir bölünmeye karşı çıktıklarını vurgulayan Fisk, şöyle devam ediyor: ''Bu bölünme, Irak'ı demokrasi için özgürleştirdiklerini savunan Amerika ve Batı'nın petrol anlaşmalarını, birleşik bir Irak ulusu yerine zayıflamış iki ayrı toplumla yapmalarına neden olacaktır.'' ''Bütün bunlara, Kürdistan'ın; Saddam Hüseyin döneminde Kürtlerin sürüldüğü, Arapların getirildiği ve Türkmen azınlığa sahip Kerkük kentinin nüfus yapısının anayasanın yazımından önce netliğe kavuşturulması taleplerini ekleyin, Amerikalıların sabırlarının neden tükendiği konusunda iyi bir fikir sahibi olursunuz.'' 'Kadınlar karanlık çağa sürükleniyor' Yine Independent'te yazan Irak'ta Kadın Özgürlüğü Örgütü'nün İngiltere'deki yöneticisi Houzan Mahmud ise, ''Irak'ın kadını köleleştiren anayasayı reddetmesi'' gerektiğini vurguluyor. İslamı kaynak alacak olan anayasada kadınların hem toplum hem de aile içinde haklarını sınırlamaya dönük hükümler içereceğini belirten Mahmud, şöyle devam ediyor: ''Kadınlara yönelik İslamcı baskı, ahlaki bir terör kampanyasıdır. Kadınlar, el ilanları, duvar yazıları ve sözlü bir şekilde, çarşafsız dışarı çıkmamaları, makyaj yapmamaları, erkeklerle tokalaşmamaları ya da aynı ortamda bulunmamaları yönünde uyarılmaktadır.'' Irak'ta kadınların karanlık çağlara sürüklenme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Houzan Mahmud yazısını şöyle bitiriyor: ''Bu trajediyi geç olmadan durdurmalıyız. Kadını köleleştirme, dinsel mezhepçilik ve aşiret esaslarına dayalı bu anayasa reddedilmelidir.'' Times gazetesi, birinci sayfadan duyurduğu haberinde, polisin, 7 Temmuz saldırılarının arkasındaki beyni bulmaya uzak olduğunu kabul ettiğini yazıyor. Gazeteye göre, İngiltere polisi, saldırıların arkasındaki kişi ya da kişileri belirlemek amacıyla daha çok polisi görevlendirmek istiyor, ama yeni bir saldırıyı önlemeye odaklanmak zorunda kaldı. ''Saldırının ihbarının ise, Washington'dan geldiğini'' yazan gazete, emniyet teşkilatının ''teröristlerin gelecek ay İngiltere'yle Amerikan kentleri, New York, Chicago ve Los Angeles kentlerini hedef alacakları istihbaratına yoğunlaştıklarını yazıyor. Times'a göre, Amerikalılar istihbarata nasıl ulaştıklarına ilişkin ayrıntıları açıklamıyor, ancak planlayıcıların, kaçıracakları petrol tankerleriyle benzin istasyonlarını hedef alacakları yönündeki istihbarat nedeniyle Ulaştırma Bakanlığı'nın petrol şirketlerine yeni güvenlik uyarıları gönderdiğini yazıyor. Schröder'e Alman basınından eleştiri Amerikan Başkanı George Bush'un, uranyum işleme faaliyetlerine yeniden başlayan İran'a karşı silah kullanma seçeneğinin masada olduğu açıklamasına Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'den gelen uyarıyı Alman basını seçim taktiği olarak yorumluyor ve eleştiriyor. Financial Times'ın Almanca yayımlanan sayısındaki başyazı, ''Zamanın durmadığını size farkettiren yalnızca harf değişikliği'' diyor, İran ve Irak isimlerine gönderme yaparak. Gazete, Schröder'in çıkışının gerçekler dikkate alındığında hem yanlış hem de aptalca olduğunu öne sürüyor: 'Yanlış, çünkü, Bush yalnızca daha önce söylediğini tekrarlıyor; aptalca, çünkü, Schröder'in sözleri, İran yönetimine Batı'nın bölündüğü sinyalini gönderiyor.'' Die Welt de, Başbakan'ın utanması gerektiğini savunuyor ve şöyle devam ediyor: ''Amerikalılara yönelik suçlamaları nedeniyle Başbakan gereksiz ve acımasız bir şekilde İran'ın nükleer bombası konusunda, uluslararası bir krizi daha da karmaşıklaştırıyor.'' ''Avrupalıların ve Amerikalıların müzakere pozisyonlarını torpilliyor. Alman hükümetinin güvenilirliği konusunda, 18 Eylül sonrasına uzanabilecek tereddütler uyandırıyor. Tarih kendini tekrarlamaz, tarih olan yalnızca Başbakan Gerhard Schröder.'' Der Tagespigel ise, 'Schröder seçim bölgesi Hanover'e gidince savaşı düşünüyor' diyor: ''Üç yıl önce, Hanover'de George Bush'u Irak'a karşı savaşa girmemesi için uyardı, yeniden seçildi, ama savaş yine de oldu. Bu kez Yine Hanover'de Bush'u İran'a saldırmaması için uyardı, ama zaman değişti, Schröder, muhtemelen seçilemeyecek, İran'a karşı da bir savaş olmayacak.'' |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||