BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 11 Ağustos, 2005 - TSİ 08:05
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
11 Ağustos 2005 Basın Özeti
İran'ın nükleer faaliyetlerine yeniden başlama kararıyla ilgili haber ve yorumlar Avrupa gazetelerindeki ağırlığını koruyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Times gazetesi başyazısında, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun Viyana'da devam eden toplantısında, Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin İran'a karşı birleştiğini yazıyor.

Başyazıda özetle şöyle deniyor:

"Bush Yönetimi müzakereleri desteklemeye başlayınca Atlas Okyanusu'nun iki tarafı arasındaki işbirliği güçlendi. Viyana'daki toplantıda Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden ikisi Rusya ve Çin, Tahran'ın uranyum dönüştürme programını derhal durdurmasını isteyen karar tasarısına destek veriyor.

"Üçüncü Dünya'nın tepkisini çekmemek için tasarıda konunun Güvenlik Konseyi'ne havale edileceği konusunda bir ibareye yer verilmedi. Ama beşlerin bu konuda uzlaşma sağlamasıyla artık İran'ı durdurmak mümkün.

İran'a sert bir dille kaleme alınmış resmi uyarının yapılmasından sonra Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nda bir ya da iki hafta içinde yeni bir toplantı daha düzenleneceği ve Tahran'ın burada Güvenlik Konseyi'ne havale edileceği anlaşılıyor."

Times, İran'ın nükleer faaliyetlerini konu alan bir haberinde ise "Nükleer enerji bölünmüş bir ulusu birleştirdi" diyor ve ekliyor:

"İran'ın nükleer enerji üretme hakkı ve Batı'ya verilecek yanıt konusu 1979 İslam Devrimi'nden sonra ilk kez toplumun tüm kesimlerini ortak bir noktada buluşturdu. Gencinden yaşlısına, muhafazakarından reformcusuna, rejim yanlılarından rejim düşmanlarına herkes; tüm İranlılar, bu konuda Batı'ya ödün verilmemesi gerektiği görüşünde.

İranlılar, Güvenlik Konseyi'nin kendilerine yaptırım uygulaması olasılığından korkmuyor"

'Batı İran karşısında sert durmalı'

Almanya'da yayımlanan Franfurter Allgemeine ise Batı'nın İran karşısında sert durması gerektiğini yazıyor. Gazete'nin yorumu şöyle:

"Yakın ve Orta Doğu'nun geleceği büyük ölçüde İran'ın nükleer silahlara sahip olmasına izin verilip verilmeyeceğine bağlı. Eğer İran bunu başarısırsa bölgede mantar gibi nükleer güçler türeyecek.

"En büyük tehdit ise bu silahların İslamcı militanların eline geçmesi ve büyük bir Avrupa kentine saldırı düzenlenmesi. İran bir taraftan ne kadar ileri gidebileceğini yoklamaya çalışıyor ama diğer taraftan Avrupa'yla yeni müzakerekleri de reddetmiyor. İşte bu yüzden Avrupa İran'ın karşısında sert durmalı."

Avusturya'da yayımlanan Die Presse, İran konusunda Avrupa diplomasisinin başarısız bir sınav verdiği görüşünde:

"İran, son birkaç gün içinde yaptıklarıyla Avrupalıları aşağıladı ve aptal durumuna düşürdü. İran'ın nükleer silaha sahip olmasını istemeyen Amerika Birleşik Devletleri bu ülkeyi vuracaksa Avrupalıların artık şikayet etme hakkı yok. Zira, Avrupa şansını kullanmadı."

Fransa'da yayımlanan Le Monde ise başyazısında şöyle diyor:

"Avrupa Troykası İngiltere, Almanya ve Fransa ile Tahran arasında Kasım 2004'ten beri oynanan satranç şu gerçeği gizleyemez: İran nükleer caydırıcılığa sahip bir güç olmak istiyor. Tahran'ın bu stratejik amacı çok eskilere dayanıyor.

Avrupa ise İran'ın kararlılığı karşısında kekeliyor. Artık Washington'un da açık desteğine sahip olan Troyka, hala diplomasinin etkili olabileceğine inanıyor. Son çare askeri seçenektir"

Independent yazarı Mary Dejevski ise Batı'nın Tahran'a çifte standart uyguladığını savunuyor. Yazar şunları söylüyor:

"ABD Irak'a ve Orta Asya'ya yerleşirken, İsrail'in nükleer güce sahip olduğuna inanılırken, Hindistan ve Pakistan da bu silahlara sahipken, hassas bir bölgede tehlikelere açık sınırları olan İran için nükleer caydırıcılık cazip bir seçenek.

Bize güvenilir olduğumuz için nükleer güce sahip olma hakkı verilirken, onlara; İranlılara ve birinci dünya klübünün dışında olan ve ucuz yakıta en az bizim kadar ihtiyaç duyan diğerlerine güvenilmez ülke muamelesi yapılıyor."

Hukukçulardan hükümete tepki

Independent, başsayfasını terörle mücadele önlemleri konusunda yargıyla hükümet ve muhalefet arasındaki kavgaya ayırmış.

Hükümet yetkililerinden sonra dün de ana muhalefetteki Muhafazakar Parti'nin lideri Michael Howard, özgürlükleri engelleyeceği gerekçesiyle terörle mücadele önlemlerine şüpheyle yaklaşan hukukçulara "Halka hesap verecek olan biz seçilmiş temsilcileriz. Meclis'in iradesine saygı gösterin" çağrısı yapmıştı.

Hukukçular gazetedeki demeçlerinde, bu suçlamalara yanıt veriyor ve yargının bağımsızlığını korumak için mücadelelerini sürdüreceklerini söylüyor.

Lord Goodhart, "Eğer siyasetçiler, özgürlükleri kısıtlayacak yasalar yaparsa, buna müdahale etmek hukukçuların sadece hakkı değil aynı zamanda görevidir" diyor.

Lord Carlile ise "Eğer hükümet yargıyı yıpratırsa, yargı da öyle davranmak zorunda kalabilir" uyarısında bulunuyor.

Başka bir hukukçu Lord Clyde da "Yargının bağımsızlığı tartışılmaz. Yargının görevi anayasayı korumaktır. Eğer bir yargıç İnsan Hakları Sözleşmesi'nin tehlike altında olduğuna inanıyorsa, üzerine düşeni yapmalıdır. Bu demokrasinin gereğidir" diyor.

Times gazetesi ise hükümetin terörle mücadele önlemleri konusundaki kararlılığının bugün sınanacağını yazıyor.

Gazete 'El Kaide'nin Avrupa'daki dini temsilcisi' olarak nitelediği Ebu Katada adlı Ürdünlü dinadamının sınır dışı edilme işlemlerinin başlatılacağını yazıyor. Haberde şöyle deniyor:

"Hükümet, Ürdün'den iade edilecek kişilerin işkence görmeyeceği ve idam edilmeyeceği konusunda güvence aldıktan sonra, ülkede nefret duyguları saçmakla suçlanan Katada'nın sınır dışı edilmesine karar verdi.

Ürdün, bazı bombalama eylemlerinde rolü olduğu gerekçesiyle Katada'yı 1998'de gıyabında müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.

İnsan hakları grupları Ürdün'ün verdiği güvencelere rağmen, Katada'nın işkence görebileceğini, bunu denetlemenin imkansız olduğunu söylüyor.

Katada örneği İngiliz mahkemelerinin hükümetin bu uygulamasına nasıl yaklaşacağını da ortaya koyacak."

Guardian yazarı Karen Armstrong, din adına yapılan saldırılarla kutsal kitaplar arasındaki ilişkiyi değerlendirdiği yazısında, intihar eylemcilerinin Kuran'ı yanlış yorumladığını belirtiyor. Yazıda şöyle deniyor:

"Kuran gerçekten, Müslümanlara inanmayanları nerede bulurlarsa öldürmelerini mi emrediyor? Kuran intihar bombacılarına gerçekten cennet mi vadediyor?

Öyleyse Kuran, teröre kucak açıyor demektir. Burada sorun kutsal kitapların tam olarak anlaşılamamasında. İncil'in satırlarını herkes harfiyyen uygulayacak olsaydı, dünya, düşmanlarını seven, bir yanağına tokat atıldıktan sonra diğer yanağını uzatan Hıristiyanlarla dolu olurdu.

Kuran'ın kendisi, burada yazılı olanların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini yazıyor"

'Küresel ısınma daha da artacak'

Guardian'a göre Batı Sibirya'da 11 bin yıl önce donan, Fransa ve Almanya'nın toplam yüzölçümüne eşit bir alanı kaplayan bataklık bir alan erimeye başladı.

Bilimadamları çürümüş bitki artıklarını barındıran bu bataklığın çözülmeye başlamasıyla buradan milyarlarca ton metan gazı yayılacağını belirtiyor.

Metan, karbondioksitten 20 kat daha fazla sera etkisi yapan bir gaz. Bu durum küresel ısınmayı daha da artıracak.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik