|
04 Ağustos 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiliz gazetelerinde, bundan tam bir ay önce, yine bir Perşembe günü gerçekleşen ve 56 kişinin hayatını kaybettiği 7 Temmuz bombalı saldırılarıyla ilgili haberler öne çıkıyor.
"İngiltere bir başka gergin Perşembe'ye hazırlanıyor" manşetiyle çıkan Times, olası bir saldırı girişimine karşı, başkent Londra'da kuş uçurtulmayacağını yazıyor. "Ülke üçüncü bir saldırı olasılığı karşısında, nefesini tutmuş durumda. Londra geçen Perşembe günü, istihbarat servislerinden gelen yeni bir saldırı uyarısıyla, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en geniş güvenlik önlemlerine sahne olmuştu. "Bugün ise aralarında 3 bin keskin nişancının da bulunduğu polislerin sayısın daha arttırılacak. 21 Temmuz'daki ikinci saldırı girişimi de Perşembe gününe denk getirilmişti. Polis ise neden bugünün seçildiğini bilmiyor." Times'ın manşetindeki bu haberin hemen yanında , ellerini çenesine dayamış, uzaklara bakan bir genç kızın fotoğrafı dikkat çekiyor. 7 Temmuz'da, Kings Cross istasyonundaki trenden kurtulmayı başaran 21 yaşındaki banka memuru Zeynep Başçı, yaşadıklarını Times'a anlatmış. "Karanlıkta uyuduğumda, çığlıkları ve kan kokusunu duyuyorum" diyen Başçı şöyle devam ediyor; Fiziksel yaralarım büyük ölçüde iyileşti. Ancak psikolojik yaralar çok çok derin. Geceyarısı titrekeyerek uyanıyor, ağlamaya başlıyorum. Diğerleri ölürken, kurtulduğum için suçluluk hissediyorum. O gün yolcuların neler gördüklerini, televizyon ve gazeteler sayesinde herkes biliyor. Ancak koku, kan ve kurum kokusu uzun süre belleğinizden silinmiyor." Independent ise, saldırıların ardından İngiltere'deki etnik azınlıklara yönelik saldırılardaki artışa ayırmış ön sayfasını. "Günah keçileri" manşetini, şu satırlar takip ediyor; "7 Temmuz'dan tam 4 hafta sonra yapılan araştırma, ırkçı saldırılarda büyük bir artış olduğunu ortaya koyuyor. Saldırıya uğrayanların altıda birinin Müslüman olmadığı, sadece Asyalı görünümleri nedeniyle hedef oldukları dikkati çekiyor. Gerilimi arttıran bir başka gelişme de, önde gelen bir muhafazakar politikacının İngiltere'deki Müslümanlara yönelik; 'Beğenmiyorsanız gidersiniz' şeklindeki sözleri oldu. llımlı bir din adamının çağrısı ise sorunun ulaştığı boyutları gösteriyordu. Saldırılara hedef olmamaları için, kadınlara başörtülerini çıkarmalarını öneriyordu bu din adamı." Guardian ise, polisin saldırılar ardından yaptığı baskınlardan birinde gözaltına alınan, ancak suçsuz olduğu anlaşılınca serbest bırakılan, Etyopya kökenli Girma Belay'ın hikayesine yer vermiş. 6 günlük gözaltı süresinde maruz kaldığı kötü muameleyi şöyle anlatıyor 52 yaşındaki Belay; "Evde otururken, birden içeri daldılar. Önce yere yatırdılar, sonra çırılçıplak soyunmamı istediler. Bu arada silahlarının lazer ışını sürekli olarak üzerimdeydi. Çırılçıplak kalmıştım. Polislerden biri birden bire vurmaya başladı. Bir kum torbasına vurur gibi, yumrukladı, tekmeledi. Daha sonra beyaz bir elbise giydirerek götürdüler. İki gün sonra beni serbest bırakan polis; 'Kusura bakma ahbap, yanlış zamanda yanlış yerdeydin' dedi." Financial Times, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği tartışmasına yer vermiş bugün. Fransa Başbakanı Dominique de Villepin'in, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımadan, üyelik müzakerelerine başlayamayacağı yönündeki açıklamasını mercek altına alan gazete, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın, bu görüşü paylaştığı yolundaki haberler karşısında sessiz kaldığını yazıyor. Türkiye ile müzakerelere 3 Ekim'de başlama kararının, tüm üye ülkeler tarafından onaylanması gerektiğine dikkat çeken Financial Times, Fransa'nın sürecin önünü tıkama ihtimalinden bahsediyor. Haberde Chirac'ın daha önce, Avrupa Birliği'nin Türkiye ile müzakerelere başlama sözünü tutması gerektiğini söylediği, ancak üyelik konusunda son kararı Fransız seçmenin vereceğinin de altını çizdiği hatırlatılıyor. Konuyu başyazısında da değerlendirmeye devam eden Financial Times, Fransa Başbakanı Dominique de Villepin'i "siyasi fırsatçılık" ile suçluyor. Gazete Villepin'in çıkışını, daha çok iç kamuoyuna oynayarak, cumhurbaşkanlığını Jacques Chirac'tan devralmaya yönelik bir adım olarak değerlendiriyor. Türkiye'nin Gümrük Birliği anlaşmasını yeni üyeleri de kapsayacak şekilde genişletirken, bunun Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıma anlamına gelmediğini açıklamasına da destek veren Financial Times şöyle devam ediyor; "Bu mantıklı bir pozisyon. Birincisi, Avrupa Birliği'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerine 3 Ekim'de başlama kararı aldığı Aralık zirvesinde, tüm üyeler tarafından benimsenen bir pozisyon bu. İkincisi, geçen sene Birleşmiş Milletler çözüm planını Kıbrıslı Rumlar reddederken, Ankara, Kıbrıslı Türkleri bunu kabul etmeye ikna etti. Üçüncüsü Ankara, Avrupa Birliği'nin yükümlülüklerini yerine getirmesini beklemekte son derece haklıdır. Bu nedenle, tam da müzakeler başlamak üzereyken, taşların yerinden oynatılmaması gerekir." Financial Times bu noktada, biraz gerilere gidiyor ve Kıbrıs sorununun geldiği noktadan Avrupa Birliği'ni sorumlu tutuyor. Buna göre Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler'in çözüm çabalarının sonucunu beklemeden Kıbrıslı Rumları üyeliğe kabul etmekle büyük hata yaptı. "Üstelik bu süreçte Erdoğan hükümeti, Türkiye'nin güçlü ordusunun, Kıbrıslı Türklerin uzlaşmaz tutumuna destek vermesini engellemek için tüm gücünü kullandı" diyen gazete, Avrupa Birliği'nin Rumların inadına boyun eğerek, sorunun çözümü konusunda tarihi bir fırsatı teptiğini savunuyor. Financial Times bundan sonra işlerin çok daha zor olacağını şu satırlarla dile getiriyor; "Avrupa Birliği'nin iyi niyetli olmadığı inancı, Türkiye'de sağ kanadı giderek cesaretlendiriyor. Kıbrıs konusunda ısrar etmek, Türkiye'nin üyeliğine Almanya, Fransa ve Avusturya'nın muhalefetinin arttğı bir dönemde, Ankara için kötü sürprizler doğurabilir. "Taviz vermesi durumunda ise, Erdoğan hükümeti ordu ile karşı karşıya gelecek ve düşecektir. Üstelik tüm bunlar, Ankara ile Washington'ın, Irak konusunda ve Türkiye'nin Suriye ve İran ile pragmatik ilişkileri nedeniyle zıtlaştığı bir döneme rastlıyor. " |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||