|
28 Temmuz 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Londra saldırılarıyla ilgili devam eden soruşturma kapsamında, dün, 21 Temmuz'da saldırı girişiminde bulunan dört şüpheliden birisinin yakalanması gazetelerin manşetlerinde bu sabah.
Pekçok gazete, kapak sayfasında, Amerikan istihbarat kaynakları tarafından ABC televizyonuna sızdırılan bir fotoğrafı kullanıyor. Londra'ya düzenlenen ilk saldırının ardından polisin Luton istasyonunda bulduğu terkedilmiş bir arabadan çıkan bir çivili bombanın röntgen görüntüsü bu. Fotoğrafta, patlayıcı maddeyle dolu bir şişe, şişenin ağzındaki fünye ve çevresine sarılmış onlarca çivi görülüyor. Independent gazetesi bu fotoğrafın yanına, 'Terör planları ne kadar büyüktü?" manşetini atarken Guardian "Tutuklamayla bombacılar çevresindeki çember daralıyor" diye yazıyor. Financial Times ise, saldırı şüphelilerinden Yasin Hasan Ömer'in dün tutuklandığı bölgede çekilmiş bir fotoğrafla "Bombacı avında tutuklama" manşetiyle çıkıyor bu sabah. Daily Telegraph gazetesi, "Polis Shepherd's Bush bombacısını açıkladı" manşetiyle, elde edilen yeni bir güvenlik kamerası görüntüsünü yayınlıyor. Gazetenin siyasî editörü George Jones ise, dün Başbakan Tony Blair'in İspanya ve Türkiye başbakanlarıyla yaptığı görüşmelerde gündeme gelen 'güvenlik diplomasisini' değerlendiriyor. "İspanya Başbakanı, terör belasıyla mücadele etmek için İslam dünyası ve Batı arasında yeni bir ittifak önerdi. Tony Blair de, teröristlerin, ulusları din ve ırk gerekçeleriyle bölmesini önleyecek "medeniyetler ittifakı" önerisine sıcak baktığını belirtti. Ancak Blair, böyle bir öneriye Amerika Birleşik Devletleri'nin nasıl yaklaşacağı konusunda bir fikri olmadığını da itiraf etti. "İspanya, Türkiye ve diğer ülkelerin böyle bir öneriyle, farklı dinler arasında birlik çağrısı yapıyor olmaları çok önemli" diyen Blair bu tür bir işbirliğinin, teröristlerin yaymaya çalıştıkları "medeniyetler çatışması" fikrine zıt bir güç olacağını ifade etti." George Jones yazısında, Tony Blair’in, Recep Tayyip Erdoğan'la yaptığı görüşmede, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin Avrupa güvenliği için büyük önem taşıdığını söylediğini belirtiyor ve yazısını şöyle sürdürüyor. "Blair, yükselen tüm muhalif seslere rağmen Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecine sıkı sıkıya bağlı. Yaptıkları görüşmede Blair ve Erdoğan, aşırı İslamcı görüşlerin Batı ve Müslüman dünyası arasında bir uçurum yaratmaya çalıştığı konusunda anlaştılar. Erdoğan da "medeniyetler arasında işbirliği" görmeyi istediğini belirtti. Recep Tayyip Erdoğan'ın Londra ziyareti, Times gazetesinde de geniş yer buluyor. Erdoğan’ın gazeteye verdiği özel mülakatın yanısıra, Times'ın bu sabahki baş yazılarından birisi de Türkiye üzerine. "Ankara'ya yardım etme ve kucak açma ihtiyacı" başlıklı yazı, "Bombalı saldırılar genelde dikkat çeker, ancak Türkiye'nin sokaklarında ve sahillerinde bu yaz meydana gelen patlamalar, olması gerektiği kadar göze çarpmadı" sözleriyle başlıyor. "Kuşadası ve diğer yerlerde PKK'yla bağlantılı örgütlerin sorumlu olduğu düşünülen saldırılarda biri İngiliz en az yedi sivil öldü, onlarcası yaralandı. Bu saldırılar, bir ateşkes umudunu ortadan kaldırdı, Türk askerlerinin operasyonlarını tetikledi ve Kürt asileri bastırmak için, özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin harekete geçmemesi durumunda Ankara'nın, sınır ötesi harekât düzenleme tehditlerini alevlendirdi. Erdoğan, Times'a verdiği özel mülakatta, "Sabrımızın bir sınırı var" dedi. Geçmişte Türkiye, ne kavram olarak ne de siyasî bir gerçek olarak ayrılık yanlısı Kürtler'e hoşgörü gösterdi. Ancak, son yıllarda, özellikle de ceza kanununda ve yargıda yapılan değişikliklerle, Türkiye Kürtleri'nin durumunda köklü iyileşmeler yaşandı. Ancak bu reformların gerekçesi, Ankara'nın Marksist örgüte karşı birden bire yakınlaşması değil Avrupa Birliği üyeliğiydi." "Herşeye rağmen, en iyi sonuç, PKK'nın, zamanında temsil ettiği radikal Türkiye Kürtleri arasında bile marjinalleşmesi oldu" diyen Times yazısını şöyle sürdürüyor. "PKK'nın yeniden şiddete başvurmasının başlıca nedeni işte bu marjinalleşme. Bu, başarıya ulaşmasına izin verilmemesi gereken bir taktik. Başbakan Erdoğan, bu tehdidin ortadan kaldırılması için, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'nın desteğini hak ediyor. Türkiye'nin mücadelesinden çıkarılacak sonuç açıktır: Hangi şartlar altında olursa olsun, terör terördür. Erdoğan, çoğunluğu Müslüman Türkiye ile Hıristiyan Avrupa arasındaki farklılıklar konusunda gerçekçi ve "medeniyetler ittifakı" vizyonu önemli. O bir Müslüman, ancak pekçok siyasetçinin korktuğu gibi 'yalancıktan İslamcı' değil, ülkesi de öyle. Ve Türkiye'nin yeri Avrupa." Guardian gazetesinin bugünkü baş yazısı da İslamcı terörle mücadeleyi değerlendiriyor. 11 Eylül saldırıları gibi 7 Temmuz'da Londra'ya düzenlenen saldırıların da bir 'uyanış' olduğunu yazan gazete, buna rağmen "İngiliz toplumu olarak İslamcı terör'ün doğası ve karmaşıklığını algılayamıyoruz" yorumunu yapıyor. "Bu sorunun göstergelerinden birisi, bazı çevrelerin, saldırıları, Tony Blair'in Irak'ı işgal etmesine bağlaması. Sağduyu, bunun kısmen doğru olduğunu söylüyor, ancak bu, gerçeğin sadece bir bölümü. 7 Temmuz saldırıları sonrasında herkes, İngiltere'nin, kendi içinden çıkan 'İslamcı teröristlere' nasıl izin verdiğini konuştu. Pazar günleri kriket oynayan bu gençler, Perşembe günleri de gelip bizi öldürüyorlardı." "21 Temmuz sonrasında ise dikkatler, 'yerli bombacılara' değil, göçmen İslamcılara yoğunlaştı" diye yazan gazete yazısını şöyle sürdürüyor. "Sağcı basın, sadece bu kişileri değil yaşamlarıyla ilgili her ayrıntıyı haber yaptı. Bombacılar, 'sığınmacıydı, adi suçlulardı, hırsızlardı, uyuşturucu bağımlılarıydı ve sarışın bakirelerin peşindeydi' tabloid gazetelere göre. Solcu basın ise Irak Savaşı'na takıntılıydı. Bütün bu gerekçeler, saldırılarla sonuçlanan sürecin parçası olabilir ancak asıl önemli nokta, bu bombalı saldırıların, çözümü kolay olmayan daha karmaşık sorunlara bağlı olması. 7 Temmuz saldırılarından açık bir ders çıkarmadığımız sürece, eski cephelerde savaşmaya devam eder, bu yeni cephede yeniliriz." İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu IRA'nın silahlarını bırakmaya hazır olduğu yolundaki haberleri, Independent gazetesi bugünkü başyazısında ele alıyor. "Silahlara ve tüm suçlara veda" başlıklı değerlendirmesinde gazete, son dönemde tüm terör saldırılarının gerginliğinin yaşandığı bir dönemde, en eski sorunlardan birisinin çözülme yolunda olmasının rahat bir nefes aldırdığını belirtiyor. "Belfast'tan gelen haberler, IRA'nın silahları, terörü ve suç işlemeyi bırakıp cumhuriyetçi hedeflere ulaşmak için siyasî mücadeleye devam edeceğini gösteriyor. İrlanda tarihi açısından bu müthiş bir gelişme. Cumhuriyetçiler, uğrunda mücadele ettikleri 'İrlanda'nın birliği' ufukta bile görünmezken, bu hedefe bağlı kalarak taktiklerini değiştirme kararı aldılar. Bu süreçte iki söz verilmesi şart. Birincisi tam olarak silahsızlanmak ikincisi de suç eylemlerini sona erdirmek. Ancak bunlar son değil, atılacak ilk adımlar. Cumhuriyetçiler yeniden herkesin güvenini kazanmak zorunda. Silahlara veda, başlı başına önemli bir adım, ama daha da önemlisi bunun siyasî görüşmelere zemin hazırlayacak olması. Pek çok diğer sorunlu bölgenin aksine, Kuzey İrlanda, çözüme gittiği izlenimi veriyor." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||