BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 18 Temmuz, 2005 - TSİ 09:25
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
18 Temmuz 2005 Basın Özeti
Irak’ta intihar saldırılarıyla çoğu sivil yüzü aşkın kişinin yaşamını yitirdiği hafta sonundaki gelişmeler bir çok İngiliz gazetesinin manşetinde.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Independent gazetesi, "Londra saldırılarından bu yana Irak’ta 31 intihar eylemcisi 238 insanı öldürdü. Bu ülkede vahşet, günlük yaşamın bir parçası. Bu millet, kuşatma altında" diyor.

Independent, başyazısında da aynı konuyu işlemiş: "Irak’ta bir gün şiddetin sonu gelecek mi?" diye soran gazete, bütün olup bitenlere karşı ülkeye demokrasi gelmekte olduğu, seçimlerin yapılması gibi bir kaç pozitif iddianın da bu hafta ABD'de sorgulandığını yazıyor.

"Ebu Gureyb cezaevinde olup bitenleri ortaya çıkaran New Yorker dergisinin araştırmacı gazetecisi Seymour Hersh, bu kez, Başkan Bush'un Irak seçimlerinde belli adaylar ve belli siyasi partilere mali destek verilmesi yönünde gizli bir plana onay verdiğini yazdı.

Beyaz Saray, iddiaları yarım ağızla yalanlarken, ortaya rahatsız edici bir soru çıkıyor: Irak'ın o kadar çok alkışlanan demokratik seçimleri, acaba ne kadar demokratikti?"

Times ise "Bombalı saldırılar, Irak'ı iç savaşın eşiğine götürüyor" demiş.

Bu arada, Londra'ya yönelik bombalı saldırılardan sonra alttan alta başlayan, bu saldırılara uğramasında İngiltere'nin Irak savaşına girmesinin rol oynayıp oynamadığı tartışması giderek hararetleniyor.

Times, manşet haberinde Irak’taki son saldırılarla ilgili ayrıntıların yanısıra İngiltere'nin itibarlı iki düşünce kuruluşunun yayımladıkları rapora da yer veriyor.

Önde gelen akademisyenler ve eski üst düzey bürokratları bir araya getiren Chatham House ve Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Konseyi tarafından yayımlanan raporda kısaca şu sonuçlara varılmış Times'a göre.

"İngiltere hükümetinin, direksiyonu güçlü müttefikine bırakarak girdiği bu savaşın bedeli ağır oldu. İngiliz ve Amerikan askerleri, Iraklılar öldü. Büyük askeri harcamalar yapıldı ve terörle mücadele kampanyası zarar gördü. Buna karşılık El Kaide büyük propaganda avantajı sağladı, örgütüne para ve militan akışı hızlandı. "

Daily Telegraph ve Guardian gazeteleri de Chatham House raporunu öne çıkarmışlar. Daily Telegraph "Savaşa gitmenin bedelini terörle ödüyoruz", Guardian ise, "Londra saldırıları Irak'la bağlantılı" başlıklarını atıyorlar.

Daily Telegraph, raporun bulgularının, başından bu yana Londra saldırılarının Irak'la hiç bir ilgisi olmadığına kamuoyunu ikna etmeye uğraşan İngiltere Başbakanı Tony Blair'i zor durumda bırakacağını yazıyor.

Guardian'ın haberinde, Londra saldırılarının yarattığı tartışmaların değişik bir boyutu daha var.

İngiltere'deki yüzlerce Müslüman örgütü bünyesinde toplayan iki büyük örgütten biri olan ve Irak savaşına karşı, başından beri İngiltere'nin diğer muhalif hareketleriyle cephe oluşturan Müslümanlar Birliği'nden Doktor Azzam Tamimi'nin, dünkü bir gösteride yaptığı konuşmayı aktarıyor gazete.

Konuşmada Tamimi, Londra saldırıları ardından İngiltere'deki müslümanlara yaklaşıma gösterdiği tepkiyi yansıtıyor.

"Müslümanlara sesleniyorum. Sizi işaret eden parmakların baskısına boyun eğmeyin. 'Hayır' deyin. '7 Temmuz'da olanlardan ben sorumlu değilim.

Yüreğim kan ağlıyor. Kınıyorum, evet. Ama o çocukların öfkesinin sebebi ben değilim. Irak'ın bombardımanını ben emretmedim. Guantanamo'ya o insanları ben kapatmadım. Ebu Gureyb'le benim hiç bir ilgim yok. Politikacılar, dünyayı ne hale getirdiğinizi görmüyor musunuz' deyin."

Financial Times, Londra bombalamalarıyla ilgili bir haberinde, "soruşturmaya istihbarattaki başarısızlığın gölgesi düştü" diyor. Gazete, hala yanıtlanmayan bir çok temel soru bulunduğunu yazıyor. İşte bazıları.

"Dört zanlının Londra trenine binmek için girdikleri Luton istasyonunda kamera tarafından fotoğraflarının çekilmesinden ilk patlamaya kadarki bir buçuk saat içinde neler oldu? Saldırılar kim tarafından örgütlendi? Bombaları taşıyan dört kişinin hangi uluslararası terör örgütleriyle ne tür ilişkileri vardı? Nerede eğitildiler? İngiliz istihbaratı neleri gözden kaçırdı?"

Financial Times, polisin kimliklerini belirlediği dört kişinin intihar eylemcisi oldukları tezinin bile şu ana kadar kesin bir şekilde kanıtlanamadığını yazıyor.

Financial Times ayrıca, eylemcilerden biri hakkında İngiliz istihbarat örgütü MI5'in inceleme yapıp 'temiz' sonucuna vardığı, ya da diğer bir eylemci hakkında Amerikan istihbarat örgütlerinin 2001 yılından bu yana kuşkulu oldukları gibi ayrıntılar ortaya çıktıkça, istihbarat açıkları konusundaki soru işaretlerinin de arttığını kaydediyor.

Ve Türkiye'de Kuşadası’nda dün bir turist minibüsünde patlayan bombayla ilgili haberler, bütün İngiliz gazetelerinde geniş yer buluyor.

Guardian "Kim sorumlu: PKK mı El Kaide mi?" başlığını atarken, Daily Telegraph saldırının turizmi etkilemeyeceği yolunda bir habere yer veriyor. Bu tahmini yapan ise İngiltere Seyahat Acenteleri Birliği..

Financial Times gazetesi, Avusturya Maliye Bakanı Karl Heinz Grasser'in Türkiye hakkındaki açıklamalarına yer vermiş. Habere göre bakan, "Avrupa Birliği, Avrupalı seçmenin Türkiye'nin üyeliğine karşı olduğunu göz önüne almak zorunda" diyor.

Avusturyalı bakan Hollanda ve Fransa referandumlarından sonra Türkiye ile tam üyelik görüşmesi yapmanın yanlış olacağını söylüyor. Financial Times, şöyle devam ediyor.

"Tabi Avusturya Başbakanı Wolfgang Schussel, bu yorumlara katılmayabilir. Ama yine de 25 üye ülkenin tümünün Türkiye ile 3 Ekim'de başlaması planlanan müzakerelerin çerçevesi üzerinde görüş birliği içinde olması gerektiği düşünülürse, bunlar önemli açıklamalar.

İngiltere siyasetinin büyük bir ismi, eski muhafazakar başbakanlardan Sir Edward Heath'in dün akşamki ölüm haberi, gazetelerin geç baskılarına yetişmiş.

"İngiltere'yi Avrupa Ekonomik Topluluğuna sokan başbakan" olarak ölümünden çok önce tarihe geçen Edward Heath hakkında Daily Telegraph gazetesinden bazı satırlar:

"Sir Edward Heath, Muhafazakar Parti'nin üst yönetiminin aristokratlardan oluşması geleneğini değiştiren ve ülkeyi Avrupa'ya sokarak kaderini değiştiren bir liderdi.

"Ama Margareth Thatcher tarafından parti liderliğinden alaşağı edildiği günden itibaren otuz yıl küskünlüğünü sürdürdü."

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik