|
7 Temmuz 2005 Basın Özeti | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
'Londra, ne tatlı bir kelime', Fransızlar soruyor: Neden herkes sırtını döndü?, Tony Blair'den alınacak dersler ve G8'den umudunu kesen bir Alman gazetesinin yorumu.
İngiltere'nin altın günü Söylemeye gerek var mı; İngiltere'de gazetelerin ön sayfaları tam bir şenlik havasında. 2012 Olimpiyatları'nın talibi Londra adaylığa ilk soyunduğunda, doğrusu rakibi Paris'i geride bırakabileceğini düşünen çok az kişi vardı. Kraliçe İkinci Elizabeth bile "En güçlü aday Paris gibi duruyor" demişti. Ama Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin dünkü oylamasından çıkan karar Londra olunca, bu anı Trafalgar meydanında öğrenen İngilizler'in hep birden coşkuyla havaya zıplayışı, birçok gazetede ön sayfalarda büyük boy fotoğraflarla yer alıyor. Independent'ın manşeti, 'İngiltere'nin altın günü'. Guardian ise manşetinde "Londra" diyor, "ne tatlı bir kelime." Daily Telegraph, Olimpiyatlar'a ev sahipliği yapmanın coşkusunu bütün ön sayfasını kaplayan İngiliz bayrağıyla göstermiş. Kendini aşırı heyecana kaptırmayan Financial Times ise serinkanlı üslubuyla "2012 Olimpiyatları'nı Londra kazandı" diyor; ön sayfasına taşıdığı diğer haberlerin arasında. Fakat diğer gazetelerde Fransa'ya nispet yapan yorum ve karikatürler hiç eksik değil. Hatta reklam ilanları. 'Hey Jacques!' Havayolu şirketi Easyjet, "Hey Jacques" diyor bugün Daily Telegraph'ın önsayfasındaki ilanında, "2011'in aralığından sonra Londra uçuşlarımız indirimli." Sözkonusu Jacques, daha birkaç gün önce İngilizler'in damak tadıyla ulu orta dalga geçen ve İngiltere'de bir hayli öfke uyandıran Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'tan başkası değil. Manş Denizi'nin öte yakasındaki gazetelere göz atacak olursak Le Figaro iri puntolarla, 'Paris'in rüyalarını alt üst eden Londra' diye yazıyor. Gazete "Birşey kesin" demiş: "Londra'nın bu zaferi Paris'in Olimpiyat hayallerini en azından bir süreliğine rafa kaldırmış oldu." Le Figaro, yenilginin gerekçelerini deşerken özeleştiriyi elden bırakmıyor. Fransa'nın 'imaj sorunu' Gazete hatırlatmış: "Son 20 yıldır Olimpiyat kenti olmaya talip Paris üçüncü kez geri çevrildi." Le Figaro'ya göre bu son başvuruda Fransa'nın kendisinden gayet emin davranmasına karşın alınan yenilgi açıkça, Fransa'nın uluslararası arenadaki negatif imajına işaret ediyor. Le Figaro ülkede hem spor dünyasının hem de siyasi elitin derin bir üzüntü ve şaşkınlık içinde olduğunu yazıyor. Liberation, pek o kadar yas tutmuyor ama... Bu sabahki baş yazısında, "Paris iyi oynadın, aferin Tony" diye okuyoruz. Liberation, Londra'nın adaylık yarışında ipi göğüslemesini 'gayet mantıklı' buluyor. Gazetenin ifadesiyle başarı başarıyı takip eder. Liberation, "Hayırcıları ise hayır" diye ekliyor: "Olimpiyatlar'ı ulus olarak çöküşümüzü perde arkasına gizlemek için kullandığımız görüşü hakimdi. Kendini sahnenin orta yerinde görmekten çekinir gibi durursan, sana da baş rolü vermezler." Avrupa Anayasası'na 'hayır' diyen Fransızlara serzenişte bulunan Liberation'a göre, "Hem saf hem de küstah bir izlenim veren, dünyadaki yerini belirlemekte zorlanan Fransa'dan artık yalnız ortakları değil, tüm kıtalar yaka silkiyor." Liberation, Paris'in Olimpiyat rüyasının reddini, "Herkes bizi yalnız bırakıyor" diye yorumluyor. Tony Blair'in 'avantajlı imajı' "Öte yandan Tony Blair'e bakın," diye devam ediyor Fransız gazetesi, "Lobi faaliyetlerinin kurdu. Kamu parasını kullanarak liberalizm denizinde sörf yapan o; Avrupa artık onun çaldığı saza göre oynarken, Afrika konusunda da siyaseti gene o yönlendiriyor." Liberation'ın kıssadan hissesi, 'Fransız solunun bu başarıdan öğreneceği çok dersler olduğu' şeklinde. Ama Afrika konusunda Tony Blair dahil G8 liderlerinin gündemindeki öneriler acaba bir başarı öyküsünün ilk satırları mı; yoksa trajik bir romanın devamı mı? Almanya basınından Die Welt, G8 zirvesini eleştiriyor. G8, hava dolu bir balon mu? Die Welt'e göre sanayileşmiş ülke liderleri küresel ekonominin temel sorunlarıyla başetmedikçe, Afrika'ya önerdikleri borçları silme teklifiyle kıtanın sorunlarına bir çare sunduklarını zannetmemeli. Alman gazetesi, "Afrika'nın sorunlarını ortadan kaldırmak için Avrupa ve Amerika'da tarım sektörünün aldığı devlet teşviklerini, korunmacı ekonomi politikalarını ve Afrika'daki yolsuzluğa karşı yaptırım önerilerini tartışmaya açmak gerek" diyor. Die Welt, "Fakat bu G8 zirvesinden çok birşey çıkmayacak çünkü liderler bu anahtar konuların üzerine gitmekten kaçınıyor" hükmüne varmış. Gene bir Alman gazetesinin, Die Tageszeitung'un bakış açısı ise biraz daha farklı: Die Tageszeitung, 2001 yılında Cenova zirvesinde sokak protestocuları ile G8 liderleri arasındaki ihtilaf havasıyla karşılaştırıldığında, bu yılın Edinburg zirvesinden 'dünyalar kadar farklı' bir izlenim alındığını; göstericiler gene aynı göstericiler olsa da, Cenova sokaklarındaki öfkenin Edinburg'ta buharlaşıp gittiğini düşünüyor. Görece sükunet Gazeteye göre bunun nedeni, Tony Blair'in öncülük ettiği Afrika'ya yardım girişiminin, protestocuların dile getirdiği düşünceleri G8'lerin zirve masasına taşımış olması. "Artık" diyor die Tageszeitung, "Bu toplantının meşru olup olmadığı değil, neye yarayacağı sorgulanıyor." Fakat gazete uyarmış: "Eğer gerçek bir değişimin sinyalleri alınmazsa, Cenova'daki sert hava bu zirvede de sokaklarda esmeye başlayabilir." |
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||