|
19 Temmuz 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Gazetelerin tümünde öne çıkan haberler, Londra bombalamalarına katıldığı açıklanan kişilerin Pakistan bağlantıları ve hükümetin, muhalefet partilerinin de desteğiyle yıl sonuna kadar geçirmeyi hedeflediği yeni terörle mücadele yasaları.
Times gazetesinin Pakistan muhabirleri, bu ülkede yetkililerle bir dizi görüşme yaptıktan sonra şu tezi ortaya atıyorlar. "İngiltere'de polis tarafından intihar eylemcisi oldukları açıklanan Hasib Hüseyin ve Şehzad Tanvir, Londra eyleminin beyniyle Karaçi'de buluştular. " Times, Pakistan polisinin, Londra saldırılarıyla ilintili oldukları kuşkusuyla gözaltına aldığı kişiler arasında, 2003 yılında Devlet Başkanı Pervez Müşerref'e yönelik bir suikast girişimine adı karışan ve 'Ceyş-i Muhammed' adlı yasaklanmış bir gruba mensup olduğu öne sürülen, Kari Muhammed'in de bulunduğunu yazıyor. Londra bombalamalarıyla ilgili soruşturma sürerken, Başbakan Tony Blair'in bugün, ülkedeki Müslümanların bir kısım lideriyle bir araya geleceğini, Independent gazetesi "Blair, Müslümanlara, 'aşırı görüşlerle mücadele edin' diyecek" başlığıyla duyurmuş. Habere göre başbakanlık, görüşmeye kimlerin ve hangi Müslüman örgütlerin davet edildiğini açıklamıyor fakat, listenin 'mümkün olduğu kadar geniş tutulduğu' ve radikal görülen bazı grupların da çağrıldığı söyleniyor. Tony Blair'in bugün yapacağı bir başka görüşme ise Financial Times'ın birinci sayfasında. "Siyasi partiler, yeni terörle mücadele yasalarını hızla geçirmekte anlaştı" başlıklı haberinde Financial Times, Londra'nın uğradığı bombalı saldırılar ardından terörle mücadele konusunda oluşan uzlaşmaya resmiyet kazandırmak üzere Başbakan Blair'in bugün Muhafazakar ve Liberal Demokrat Parti'lerin liderleriyle bir araya geleceğini duyuruyor. Times gazetesi de konuyu başyazısına çekmiş. Yasa tasarısının yıl sonuna kadar geçirilmesi hedefini çok geç bulan ve hükümeti süreci hızlandırmaya çağıran Times, tasarıda bazı önemli eksikler de olduğu görüşünde. Özetle şöyle diyor. "Yasaya telefon dinleme kayıtlarının mahkemelerde kanıt olarak sunulabilmesi konmamış. İkincisi, gerektiğinde bir zanlının gözaltı süresinin 14 güne kadar uzatılması mümkün olmalıydı. Üçüncüsü, İngiltere'ye, kuşkulu kişileri, insan hakları sicili kötü bile olsa ülkelerine iade edebilme olanağı vermek için, uluslararası anlaşmalardaki bazı mükellefiyetlerinden muafiyet tanınması konusunda da bir madde eklenmeliydi." Guardian da başyazısında bu konuya değiniyor. Ama tasarıda tanımlanan üç yeni suçtan özellikle biri konusunda tereddütleri var gazetenin. "Terör eylemlerini teşvik, zaten şu andaki kanunda suç olarak tanımlanmış. Bakan yardımcıları bile dolaylı teşvik kavramına örnek vermekte zorlanıyor. Sarf edilen sözlerin tonundan teşvik olup olmadığının anlaşılacağını söylüyorlar ama bu çok belirsiz. İntihar eylemlerinin haklı olduğunu, gerçekleştirenlerin de şahadet mertebesine eriştiğini söyleyen bir kişiden söz ediliyorsa, bu zaten terörü teşvik kapsamına giriyor. Başka düzenlemeye gerek yok. " Ve dün saygın bir araştırma kuruluşu tarafından yayımlanan raporda, Irak ve Afganistan savaşlarının El Kaide'yi güçlendirip, İngiltere'ye yönelik tehdidi artırdığı sonucuna varılmasının yankıları hala devam ediyor. Financial Times "Bu sahte bir tartışma" diyor. "Çünkü El Kaide hedeflerini on yıl önce zaten belirlemişti". Ama gazete, Irak savaşı ve terörle mücadele konusunda yapılması gereken bir başka tartışma olduğu kanısında: "Gazetemizin savaş öncesinde de dikkat çektiği gibi, esas tartışma, El Kaide'nin uluslararası istikrara yönelik ana tehdit olduğu açıkken, Irak'ın doğru hedef olup olmadığıydı." "Bunun cevabını o zaman 'hayır' diyerek vermiştik. Bu yanlış stratejinin sonuçları da bugün ortada. Gerçi hiç kimse Amerikalıların işgali böyle bir Arap saçına çevireceğini tahmin edemezdi ama en azından Irak'ın işgalinin cihad savunucularına nasıl güç vereceğini, Sünnilerle Şiileri birbirine düşüreceğini ve bölgesel istikrarı tehdit edebileceğini tahmin etmek zor değildi doğrusu. " Gazetelerin dış haber sayfalarında bugün Almanya Hıristiyan Demokratlarının lideri Angela Merkel'ın Fransa ziyaretine ilişkin haber ve yorumlar da dikkat çekiyor. Guardian haberi, "Yükselen yıldızlar Fransız-Alman stratejisini görüşecek" başlığıyla vererek ziyaretin Fransa'nın gelecek cumhurbaşkanı adayı Nicolas Sarkozy ile Almanya'da partisinin eylül ayında yapılacak seçimleri alması ve başbakan olması güçlü bir ihtimal olarak görülen Angela Merkel ayağına odaklanmış. Guardian yorumunda da bu görüşmenin önemini şöyle tanımlanmış. "Sarkozy'nin bugün Merkel'le yapacağı görüşme bize, her ikisi de işbaşına geldikleri takdirde, Avrupa Birliği'nin gelecekte neye benzeyeceğine dair bir fikir verecek." Ve basın özetimizi Daily Telegraph'dan bir haberle noktalayalım. "Kurbağa korosu Havai'yi sarstı" başlıklı haberde, gazete, gürültücü bir kurbağa türünün Havai ekonomisini tehdit ettiğini bildiriyor. "Memleketi Porto Riko'da doğal yaşamın sevilen bir unsuru olan Koki kurbağaları sadece beş altı santim boyunda ama eş bulmak için söyledikleri şarkı öyle bitip tükenmez ve öyle gürültülü ki, Havai emlak sektörü çökme tehlikesiyle karşı karşıya. Havai'de 1990'larda birdenbire ortaya çıkan Koki kurbağasının Porto Riko'dan gemiyle seyahat ettiği sanılıyor. Doğada düşmanı da bulunmayan kurbağaların yaygınlaşması bazı bölgelerde emlak fiyatlarını tamamen çökertmiş. Koki kurbağasının ekonomik etkilerini araştıran Havai Üniversitesi'nden bir uzman, evinizin yakınında kalabalık bir koki kurbağası kolonisi varsa, bunun, havaalanına yakın yaşamak kadar gürültülü olabileceğini söylüyor. " |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||