BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 18 Ağustos, 2005 - TSİ 11:11
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
18 Ağustos 2005 Basın Özeti
Londra'da polisin geçen ay bir metro istasyonunda Brezilyalı bir genci öldürmesi olayına ilişkin soruşturmanın ayrıntılarının yarattığı tartışmalar, İngiltere gazetelerinde bu sabah geniş şekilde irdeleniyor.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Guardian gazetesinin manşetinde yer alan bir haber, Londra Emniyet Müdürü Ian Blair'in, Jean Charles de Menezes adlı Brezilyalı gencin öldürülmesi konusunda bağımsız yürütülecek soruşturmayı durdurma girişiminde bulunduğuna işaret ediyor.

Habere göre, olayın meydana geldiği gün İçişleri Bakanlığı'na bir mektup yazan Londra Emniyet Müdürü Sir Ian Blair, soruşturmanın dışarıdan bağımsız bir komisyon yerine, emniyetin kendi içinde yürütülmesi gerektiğini savunmuş.

Guardian'ın konuştuğu emniyet ve İçişleri Bakanlığı kaynakları, emniyet müdürünün, dışarıdan bağımsız bir soruşturma yürütülmesinin ulusal güvenlik ve istihbarat konularını etkilemesi ve seçkin silahlı polis timlerinin moralini bozmasından endişe ettiğini söylüyor.

Emniyet müdürü Blair'in soruşturmayı engelleme girişimine sayfalarında yer veren Times gazetesi de, İçişleri Bakanlığı'nın bu girişime ''yasadışı'' olacağı ve bağımsız soruşturma birimini güvenilirliğini zedeleyeceği gerekçeleriyle karşı çıktığını yazıyor.

Brezilyalı gencin öldürülmesine ilişkin ayrıntılar Avrupa basınında da yer buluyor.

'Beceriksiz ve hilekar' suçlaması

İspanyol, El Pais gazetesi, İngiliz polisini ''beceriksizlik ve hilekarlıkla'' suçluyor.

Polisin Brezilyalı gencin öldürülmesini ''trajik bir hata'' olarak nitelediğini anımsatan El Pais, ''Öyle olduğu konusunda şüphe yok'' diyor ve ''ama'' diye de devam ediyor:

''Şimdi ortaya çıkan gerçekler, olaylar hakkında resmi açıklamalarda anlatılanların çok sayıda yalanı içerdiğini de ortaya koyuyor.''

Gazete, varolan koşullar altında, polisin birkaç saniye içinde ölüm kalım kararları almak zorunda olabileceğine ve silaha da başvurabileceğine dikkat çekiyor, ama şu uyarının da altını çiziyor:

''Bu, polisin silahı sorumlu bir şekilde kullanma koşuluna bağlı. Halk, polisin hatalarını ve beceriksizliklerini bile affeder, ama yalana hoşgörü göstermek daha zordur.''

Polisin olayın ardından yaptığı açıklamaların, hem beceriksizliğini gizlemeye hem de terörist olmasa bile bir kişinin öldürülmesini haklı çıkarmaya dönük arayışları içerdiğini savunan İngiliz Independent gazetesiyse, başyazısında şöyle diyor:

''Üst düzey polis yetkililerimizin herhangi bir zamanda bile bu şekilde davranmaya çalışmaları utanç verici olur. Bu olayda ise skandaldır."

"Londra'daki saldırıların ardından polisin tetikte olma çağrısı yerindedir. Halkın işbirliğine de ihtiyaçları var. Ancak sözleri samimi olmazsa bu işbirliğinin gerçekleşmesi de, pek mümkün olmayacaktır. Bu, emniyet müdürü Sir İan Blair için ilk gerçek sınavdı, ama kendisi bu sınavda kusurlu bulundu.''

'Gazze'nin yaraları kapanmıyor'

Gazetelerde geniş şekilde işlenen konulardan biri de, İsrail güvenlik güçlerinin Gazze'deki yerleşimcileri zorla bölgeden uzaklaştırması.

Almanya'da yayınlanan Die Tageszeitung, İsrail polisinin bağıran bir yerleşimciyi kollarından ve ayaklarından taşıyarak götüren fotoğrafını birinci sayfasından, ''Etkisiz direniş'' başlığıyla duyuruyor.

Gazete, yerleşimcilerin evlerinden zorla çıkarılması sürecinin şaşırtıcı bir hızla ilerlediğine de dikkat çekiyor.

Fransız Liberation ise, başyazısında, ''Sonunda bir yerleşimciler savaşı yaşanmadı'' diyerek, ''gerilim, hüzün, yer yer direniş ve bir kişinin intihar girişimine karşın; yerleşimcilerin sivil itaatsizlikten öteye geçmeyen bir davranışla, evlerinden uzaklaştırılmaya izin verdiklerini'' belirtiyor.

Ancak, yerleşimcilerin evlerinden sökülüp çıkarılmasının, kendi ifadesiyle ''Gazze'nin yaralarının kapanması'' anlamına gelmeyeceğinin altını çizen Liberation, şöyle devam ediyor:

''Yerleşimcilerin ayrılmasından sonra da, orada, Gazze'yi aşırı kalabalık, yoksul ve geleceği olmayan bir açık hava cezaevi haline getiren İsrail ordusu bulunacak.''

İsrail toplumunun fay hatları

İngiliz gazeteleri de Gazze haberlerinde sayfalarında geniş şekilde yer veriyor.

Independent, birinci sayfasından duyurduğu habere, Yahudilerin Musa Peygamber refakatinde, eski Mısır'dan çıkışı için kullanılan ''Huruç'' başlığını atarken, iç sayfalarında da, hem İsrail hem de Filistin taraflarından görüşleri aktarıyor:

İsrailli bir avukatın, ''Sanki iki ayrı dünyada yaşıyoruz, Tel Aviv, yerleşim merkezi Guş Katif'e karşı'' sözlerine yer veren gazetenin, Filistinli görüşü başlığı altındaki haberindeyse ise, Hamas sözcüsünün, ''Topraklarımızın bir bölümünü özgürleştirdik; Batı Şeria'da direniş devam edecek'' açıklaması yer alıyor.

Financial Times gazetesi ise, Gazze'den çekilmenin İsrail toplumundaki fay hatlarını ortaya çıkardığını yazıyor.

İsrail tarihinde ilk kez, Gazze'den çekilme süreciyle tahrik edilen öfkenin, ülkenin bütünlüğü ve devletin varlığının tehdit altında olduğu yönünde dehşet verici uyarıların dile getirilmesine neden olduğunu yazan Financial Times'ın boşaltılan yerleşim merkezi Neve Dekalim'deki muhabiri Harvey Morris, şöyle devam ediyor:

''Hem çekilmenin destekçileri, hem de karşıtları birbirlerini ülkeyi bölmekle, devletin demokratik niteliğini riske atmak ve hatta ülkeyi iç savaşın eşiğine getirmekle suçluyor.''

''Ordu, başarıyla sonuçlanmasını umut ettiği Gazze'den çekilme hareketini başlatırken, her iki sonuç da uzaktan ya da yakından muhtemel görülmüyor.''

Ancak Financial Times muhabiri, çekilmenin, çekişme halinde olan çok sayıda farklı hizbi içeren yerleşimci hareketin, aşırı sağcı kanadının daha da yabancılaşmasına neden olabileceğini vurguluyor.

Karaciç ve Mladiç neden yakalanmıyor?

Bosna Hersek'te müslümanların önde gelen gazetelerinden Dnevni Avaz, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından aranan Bosnalı Sırp liderler Radovan Karaciç ve Radko Mladiç'in hala yakalanamamış olmasına dikkat çektiği yazısında, uluslararası kuruluşların yetkililerini eleştiriyor.

Gazete, Bosna Savaşı'na ilişkin herhangi bir etkinliğin ya da yıldönümünün yaklaşmasıyla birlikte Karaciç ve Mladiç'in olası tutuklanmasına ilişkin açıklamaların sıklıkla dillendirildiğini ama, sözlerin uygulamaya dönüşmediğini vurguluyor.

Son dönemde buna benzer açıklamaların yapıldığı etkinlikler ve yıldönümlerine gönderme yapan Bosnalı gazete, bunlara örnek olarak geçen yıl İstanbul'da yapılan NATO zirvesini, Srebrenitsa katliamı ve Bosna'da savaşı bitiren Dayton Barış Anlaşması'nın yıldönümlerini sıralıyor ve devam ediyor:

''2000'de ya da 2005 yılında; ne zaman olduğu farketmez, verilen mesajlar hep aynı. Tek fark, bu açıklamaları halka yapan üst düzey yetkililerinin isimlerinde yatıyor.''

Gazete, bütün çabalara karşın Karaciç ve Mladiç'in yargı önüne çıkarılamamış olmasının nedenlerini de sorgularken, şu yargıya varıyor:

''Ne yazık ki, Dayton'da 10 yıl önce, bu ikilinin Lahey'deki mahkemeye çıkarılmaları için bir nihai tarih belirlenmemiş; ve bu ikiliyi yakalamanın kimin sorumluluğu olduğu kayıt ve şarta bağlanmamıştı.''

'Cep telefon randevulara geç kalma nedeni'

Daily Telegraph, cep telefonlarının insanların toplumsal davranışlarına etkilerine ilişkin olarak teknoloji firması Intel tarafından yaptırılan araştırmasının bulgularını okurlarına aktarıyor:

''Bin yetişkin arasında yapılan bir araştırmaya göre, cep telefonları, insanları daha az düzenli olmaya ve arkadaşlarıyla randevularına daha geç gitme eğilimi sergilemeye itiyormuş.''

Habere göre, araştırmaya katılanların yüzde 20'si, cep telefonlarını sigorta olarak gördükleri için randevu saatlerine uyma ya da randevularını son dakikada iptal etmeme konusunda kendilerini daha az güvenilir buluyor.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik