|
25 Ağustos 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Temmuz ayındaki bombalı saldırılar sonrası teröre teşvik ettiğine kanaat getirilen kişilerin sınırdışı edilmelerine ilişkin planlar, İngiltere gazetelerinde bu sabah geniş yer buluyor.
Guardian gazetesi, Birleşmiş Milletler'in İngiltere hükümetinin sınırdışı kararını hukuka aykırı bulmasını manşete çıkarmış. Birleşmiş Milletler'in üst düzey temsilcilerinden Manfred Nowak, İngiltere hükümetini insan haklarını ihlâl ettiği gerekçesiyle Birleşmiş Milletler'e şikayet etmekle tehdit etti. "Örgütün insan hakları komisyonunda işkence üzerine özel müfettiş olarak görev yapan Nowak, Guardian'a konuyu İçişleri Bakanı Charles Clarke ile görüşmek üzere İngiltere'ye gelmeyi planladığından bahsetti. " Times gazetesi ise hükümetin aşırı uçlardaki din adamlarını tutuklamaya gelecek hafta başlayacağını ve böylece, hükümetin 'nefret yayan vaizleri' sınırdışı etmekteki başarısının sınanacağını aktarıyor. Financial Times gazetesi ise bu kişilerin sınırdışı edilmelerinin, daha kapsamlı bir planın parçası olması gerektiği inancında. "Akılda tutmakta fayda var, bulvar gazetelerine demeç veren din adamlarının, gizli ortaklarından daha az tehlikeli olmaları muhtemel. Sorun, ılımlı imamları reddeden genç Müslümanların dışarıda, yani evlerinde ya da ülke dışı seyahatlerinde daha radikalleşiyor olmalarında yatıyor olabilir. " "Bu sorun da dün açıklanan önlemlerle çözülmez. Bu nedenle sınırdışı uygulaması, ülke içinde gelişen aşırılıkları da hedef alan çok yönlü bir yaklaşımın parçası olmalı. Üç beş din adamını ortadan kaldırmak, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in söylediği gibi İnsan Haklarını Yasası'nı değiştirmeyi haklı çıkarmaz. Hükümet bu noktalarda dikkatli olmalı." Independent da benzer görüşte. Gazete başyazılarından birinde, "Ülke içinde yeşeren terörizmin önü bu düzenlemelerle kesilmez" yorumunu yapıyor. "En iyi ihtimalle, İçişleri Bakanı'nın bu planları, İngiltere'de yetişen bu tehlikeli terörist türünü bozguna uğratma çabalarıyla, yakından uzaktan alakalı olmayacak. En kötü ihtimal ise İngiltere'deki ölüm saçan İslamcı anlayışın yok edilmesini daha da zorlaştırması." ABD bir yıl içinde çekilme peşinde Financial Times, manşetten duyurduğu haberde, "Amerika Birleşik Devletleri Irak'tan vazgeçmeyi değerlendiriyor" başlığını atmış. Haber şöyle devam ediyor: "Tümgeneral Douglas Lute'un aktardığına göre, Amerika'nın devam eden şiddet olaylarına karşın, önümüzdeki 12 ay içinde Irak'taki asker sayısını büyük ölçüde azaltması bekleniyor. Lute'a göre ülkenin güneyindeki İngiliz askerlerin bu tarihten daha önce çekilmeleri de olasılık dahilinde." Financial Times iç sayfalarında ise bu kez Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon'un teröre karşı savaşını daha uzun süre devam ettirme planları yaptığını aktarıyor okuyucularına. Peter Spiegel imzalı habere göre, "Amerika Birleşik Devletleri Irak'ı sakinleştirdikten sonra, Afrika'nın doğu kıyısından Afganistan sınırlarına dek operasyon başlatarak El Kaide ve alt kollarıyla ile uğraşmaya başlama umudunda". ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, şimdiden Irak ve Afganistan'da barış sağlanır sağlanmaz başlayacak 'uzun bir savaşın' hazırlığını yapıyor. Haberin kaynağı ise yine Tümgeneral Douglas Lute'un açıklamaları. Lute, bu operasyonun temelinde El Kaide liderlerinden Ebu Mussab ez Zerkavi'nin izini sürmenin yattığını belirtti. Fransa içten kaynıyor mu? Guardian gazetesinin dış haber sayfalarında öne çıkan bir konu ise Fransa'da olası sosyal karışıklıklar. Gazete, uzmanların, yaz sezonu sona erdiğinde, Fransız hükümetinin son on yıldaki en ciddi sosyal huzursuzlukla karşı karşıya bulabileceği uyarısından bahsediyor. Petrol fiyatlarının tırmandığı, ekonomik büyümenin kararsız, sendikaların öfkeli olduğu ve halkın ülkeye ve siyasi liderlere güveninin sarsıldığı şu dönemde, Fransa'daki ortam, uzman Gerard Mermet'nin deyimiyle "tam bir sosyal karmaşa yaşamaya müsait." Fransız Liberation ise ülkedeki Sosyalist Parti'nin karşı karşıya olduğu sorunları irdeliyor. Liberation, Avrupa Anayasası hakkında Mayıs ayındaki referandumda ülkenin "Hayır" demesi karşısında Evet'i desteklemesi nedeniyle aşırı solla çekiştiğini yazıyor. Fransa'nın en büyük muhalif partisi içindeki görüş ayrılıkları, karşı gelinmeyecek bir liderin yokluğunda, gazetenin deyimiyle "kariyer düşkünlüğünün neden olduğu sorunlar"dan doğuyor. Türkiye acele etmeyebilir Alman gazetelerinden Der Tagespiegel'e geçiyoruz. Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle üyelik müzakerelerine başlamasına altı hafta kala bazı Avrupa başkentlerinin hararetle "bu görüşmeleri önleme ya da en azından erteleme"nin yollarını aradıklarından bahsediyor. Gazetenin başlığı: "Türkler zaten Viyana'nın kapısına dayanmak istemiyor" Gazete, Türkiye'nin üyeliğine muhalefet edenlerin kendilerini bu sorundan aslında kurtarabilecekleri yorumunu yapmış. "Türkiye müzakerelerin başlaması ardından işleri aceleye getirmek ya da Avrupa Birliği'nin kapısını mümkün olan en kısa sürede dayanmak istemiyor. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan zaten müzakere sürecinin on yıldan daha uzun sürebileceği ve de çetin geçeceğinin farkında. Alacağı kararların böyle bir uzun zaman takvimi içinde belirlenmesi işine gelmez. Nihayetinde, gelecek seçim dönemini düşünmesi gerek, seçimler en geç iki yıl içinde düzenlenecek." "Müzakereler başladığında ise Erdoğan'ın bir dizi zahmetli reform için acele edeceği kuşkulu. Bu da en çok Alman Hıristiyan Demokratların lideri Angela Merkel gibi Avrupa Birliği içindeki muhafazakar siyasetçilerin işine gelir." Henüz bir şey görmediniz Biri Bizi Gözetliyor'un (Big Brother ) ardından bu kez sperm donörleri spot ışıkları altında... Guardian, İngiltere'deki Big Brother yarışmasının son serisini sululuğun son noktası olarak görenler daha bir şey görmedi diyor ve sebebini şöyle anlatıyor: Programın yapımcısı Hollanda'da yeni bir yarışma hazırlığı içinde olduklarını söyledi. "Bir Bebek istiyorum O Kadar!" adı verilen programda 30 yaşında bir kadın, tüp bebek yöntemiyle sahip olmak istediği bebek için en uygun erkeği bulmak amacıyla kapı kapı dolaşacak. Elbette kameralar önünde.. Daily Telegraph gazetesindeki bir haberin başlığı: "Kütüphane raflarında unutulan insanlar ödünç verilecek" Habere göre Hollanda'da bir halk kütüphanesi, aralarında eşcinseller, uyuşturucu bağımlılıları, ilticacılar, çingeneler ve özürlü insanların olduğu bir grup insanı kitap gibi ödünç verme hazırlığında. Proje şöyle işleyecek: Almelo'daki kütüphanenin üyeleri, bu kişileri bir iki saatliğine ödünç alıp sohbet edebilecek ve istedikleri soruları sorabilecek. Irkçı bir dil kullanılması ise yasak. Amaç toplum içindeki önyargıları kırmak. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||