|
6 Eylül 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Independent gazetesinin ilk sayfasında, Amerika Birleşik Devletleri'nin New Orleans kentinde, Katrina kasırgası sonucu ölen bir kişinin mezarının resmi var.
Alelacele hazırlanan mezarda, cesedin çevresi tuğlalarla çevrilmiş. Tuğlalar içindeki örtünün üzerineyse, "Tanrı bize yardım et" yazılmış. Independent, mezarda cesedi bulunan Vera Smith'in, binlerce komşusu gibi, fakir olduğu için öldüğünü söylüyor. Gazete yorumunu şöyle sürdürmüş: "Vera Smith, sular yükseldiğinde, kaderine terk edildi. Vera'nın trajedisi bugün Amerika'daki büyük farkı simgeliyor." 'Bush'un felsefesi iflas etti' Independent yazarı Johann Hari de, "Kasırga sonrasındaki seller, bir başkanın iflas etmiş felsefesini gözler önüne serdi" demiş. Hari, kasırganın vurduğu New Orleans'ta, yağmalama olaylarının; suların yükselmesinden, salgın hastalık tehdidinden ve stadyumdaki açlık ihtimalinden daha büyük bir risk olarak görüldüğünü vurguluyor. Hari, Amerikan Başkanı George Bush'u sert dille eleştirmiş: "Bush'un arkadaşı ve danışmanı Grover Norquist 2001'de, Amerikan muhazafakar hareketinin amacının hükümeti, 'küvette boğulabilecek bir düzeye indirmek' olduğunu söylemişti. Sonuçta New Orleans'ta, küvetin, insanlarla dolu olduğu ortaya çıktı. Hatta boğulan belki de, George Bush ve siyasi felsefesi de olabilir." 'Irak saplantısının trajik maliyeti' New America Foundation adlı düşünce kuruluşundan Michael Lind de, Financial Times'taki yazısında Bush yönetimini eleştirmiş. Yazının başlığı, "Bush'un Irak saplantısının trajik maliyetleri". Michael Lind analizine, Amerikan Acil Durum Yönetim Kurumu'nun, başkan seçilmesinin heman ardından George Bush'a sunduğu bir raporu hatırlatarak başlamış: "Raporda, Amerika Birleşik Devletleri'ni vurabilecek üç felaket hakkında uyarı yapılmıştı. Bunlar; New York'ta bir terör saldırısı, New Orleans'ta kasırga sonrası sel ve San Fransisco'da bir depremdi. Bush yönetimi ise öncelik olarak Irak üzerinde odaklandı. New Orleans ve Meksika Körfezi kıyılarındaki dehşet, Amerika-Meksika sınırı üzerindeki kaos ve Afganistan'la Irak'taki anarşi, Bush Doktrini'nin iflasının kanıtıdır. Irak Savaşı'nı destekleyenler, Orta Doğu'da domino taşlarının düşeceği kehanetinde bulunmuştu. Domino taşları, bunun yerine Amerika'da düşüyor." Almanya'da TV tartışması hala gündemde Almanya'da önceki gün Başbakan Gerhard Schröder ve muhafazakar rakibi Angela Merkel'i karşı karşıya getiren tartışmanın yankıları sürüyor. Financial Times, Schröder'in televizyondaki güçlü performansının, henüz Merkel'in zaferini 'çalacak' boyutta olmadığını söylüyor. Independent yazarı Mary Dejevsky'nin yazısının başlığı ise "Almanya'nın Thatcher'ı niçin kazanmayı hak ediyor". Dejevsky, tartışmada Merkel'in daha açık ve doğrudan konuştuğunu, daha olumlu ve iyi fikirlerle seyircilerin karşısına çıktığını belirtmiş. Times ise başyazısında "Taze bir başlangıç" demiş. Gazeteye göre, Almanya'da hükümet değişikliği, hem kaçınılmaz, hem de memnuniyetle karşılanması gereken bir gelişme. "Almanya, radikal ekonomik değişim fikrini sevmiyor. Ancak açıkça ihtiyaç duyduğu şey bu. Avrupa'nın da değişime ihtiyacı var zira en büyük ekonomisi, 10 yıldan uzun süredir zayıf . Hristiyan Demokratlar ve Hür Demokratların kesin zaferi, Almanya'ya yeni bir başlangıç imkanı sağlayacaktır. Bu ulus, dört milyondan fazla işsizi artık daha fazla kaldıramaz." Daily Telegraph ise başyazısında "Almanya'nın ileri yolu" başlığını kullanmış. Muhafazakar eğilimli gazete, Almanya'ya ileri bir yolu, Hristiyan Demokratlarla Hür Demokratların sağlayacağı kanısında. Daily Telegraph, Hristiyan Demokratlarla Sosyal Demokratların oluşturacağı bir büyük koalisyona ya da sol partilerin oluşturacağı bir hükümete sıcak bakmıyor. "Birincisi bu iki hükümet de ülkeye, uzlaşmayla teşvik edilmiş bir durgunluk getirecektir. İkinci olarak da, bu hükümetlerle, Schröder'in gerçekleştirdiği sınırlı ekonomik reformlardan bile dönüş tehdidi var." Alman gazetelerinden Sueddeutsche Zeitung, televizyon tartışmasında, izleyicilerin çoğunun, Schröder'i kendinden daha emin gördüğünü söylüyor. Ancak gazeteye göre bu Schröder'e fazla oy kazandırmayacak: "Siyasi görüşler, daha uzun zaman diliminde oluşturulur, 90 dakikada değil." Der Tagesspiegel ise Schröder'in, tartışma sonrası, kararsız oyları kendine çekebileceği inancında. Gazete bu durumun, Sosyal Demokratlar için çok önemli olduğunu vurguluyor: "Başbakan, kararsız kampı kendi cephesine çekmekte büyük bir başarı sağladı. Bu, partisini de istikrara kavuşturabilir." 'Sutyen savaşlarına geçici son' Avrupa Birliği ve Çin'in, tekstil kotaları sorununa şimdilik orta yol formülüyle çözüm bulmaları, gazetelerin gündeminde. Varılan anlaşmayla, Çin mallarının yarısı için kota sınırlaması uygulanmayacak, diğer yarısı gelecek yılki kotadan düşecek. Independent başyazısında bu durum için, "Sutyen savaşlarının sonu ama acı sadece ertelendi" ifadesini kullanmış. Zira gazeteye göre Çin'in yükselişi karşısında, dar bir korumacılıkla haraket etmek, sürdürülemeyecek bir durum olduğu kadar, yanlış da... Financial Times ise başyazısında "Utanç verici bir tekstil anlaşması" demiş. Gazete, Avrupa Birliği'yle Çin arasında varılan anlaşmanın sadece 'Çıkarcılık için bir zafer' olduğu kanısında. Financial Times, başyazısını şöyle noktalamış: "Verimlilik, doğruluk ve serbest ticaretin geleceği hakkında ilgisi olan kimse, bu anlaşmayı kutlamamalı." Fransız gazetesi Liberation ise Avrupa Birliği'yle Çin arasında varılan anlaşmanın, 80 milyon Çin ürününün Avrupa limanlarında bekletilmesi gibi 'Acayip bir duruma çözüm bulunmasının' muhtemelen tek yolu olduğunu söylemiş. Liberation'a göre anlaşmayla, "Sutyen savaşları görülmeyecek. Ancak anlaşma, Avrupalıların yüzüne atılmış bir tokat niteliğinde." Putin'den Batı'ya uyarı Times gazetesinin iç sayfalarındaki bir haberde, Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'in, Kremlin'de Batılı gazeteciler ve akademisyenlerle yaptığı sohbetin ayrıntıları var. Putin, otoriter bir lider olmadığını ve yeniden seçilmek için anayasayı değiştirmeyeceğini söylemiş. Rusya lideri daha sonra da, Batı ülkelerini, eski Soyvet Cumhuriyetleri'nin içişlerine karışmamaları yolunda uyarmış. "Yabancı dostlarımız, yanlış yapıyor olabilir. Biz, eski Soyvetler Birliği ülkelerinde değişime karşı değiliz. Ancak bu değişimlerin, kaos ortamı yaratmasından endişeliyiz. Aksi takdirde, sesi en yüksek çıkanın kazanacağı muz cumhuriyetleri ortaya çıkar." Türkiye dostu Godfrey Goodwin'in ardından Guardian'da ise iki hafta önce ölen, Osmanlı mimarisi alanında en uzman İngiliz sayılan Godfrey Goodwin'le ilgili bir yazıya yer verilmiş. Yazıda Goodwin, 'Osmanlı mimarisinin harikalarına, Türkiye'yle ilgili herşeye aşık bir bilgin' olarak tanımlanmış. Guardian'daki yazıda Goodwin'le ilgili şu yorum da yapılmış: "Onun Londra'daki evi, Türkiye'yle ilgilenen çok sayıda insan için bir mıknatıstı." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||