|
29 Ağustos 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Guardian gazetesi, yorum sayfalarında Türkiye ve Ukrayna'nın AB başvurularını ele alan bir makaleye yer vermiş.
"Onlara namus borcumuz var" başlığını taşıyan bu yorum, gazetenin sürekli köşe yazarlarından Peter Preston'ın imzasını taşıyor. Özetle bir bölüm aktaralım: "Fransa referandumunun sonuçları açıklandıktan sonra Tony Blair, AB içindeki muhalif kanadın ideolojik efendiliğine soyunmuştu. Ama bir de baktık ki, hiçbirşey değişmemiş. "Avrupa tatile gitmiş. Bay Avrupa, Barbados'a gitmiş. Birliği kurtarmak için altı değil, dört ayımız kalmış." Yazının devamında, Avrupa anayasasının Hollanda ve Fransa'da reddedilmesi ardından kendisini kurtarıcı olarak ortaya atan Tony Blair'in önerdiği vizyon hatırlatılıyor: Daha geniş, büyük ve doğal olarak dinamik bir Avrupa ideali. Buradaki 'geniş ve büyük'ten kastın, birliğe yeni üyeler kabul edilmesi olduğunu hatırlatan Guardian yazarı, şöyle devam ediyor: "Bir-iki yıla kadar Romanya ve Bulgaristan. Ardından Hırvatistan, Makedonya, hatta Bosna sıraya giriyor. "Sonra da büyükler var sırada: Uzun pazarlık maçlarına ekimde başlaması gereken Türkiye... Ve Ukrayna - yani kapımızda ricacı olan, kapımızı ısrarla çalan 130 milyon can daha. "İngiltere, o uzak görüşlü İngiltere, dikkatini bu tür şeylere yöneltmeye başladı mı acaba? Mecliste, ya da kamuoyunun dev salonlarında hayır belki de. "Ama Avrupa'nın diğer salonlarında çok daha hızlı, çok daha sert tartışmalar başladı bile. Fransa geçenlerde Türkiye'yle görüşmeleri krize sokacak açıklamalar yaptı. "Diplomatlığı hızla unutan eski diplomat Başbakan Dominique de Villepin, 'görüşmelerin gerçek anlamda başlaması için Ankara'nın Kıbrıslı Rumları adanın yasal hükümeti olarak tanımasını' istedi. Üstelik Türkler, Lefkoşa'yla gümrük birliğini büyük zorluklarla, daha yeni kabul etmişken.. "Bu hamleyle, Türkiye'nin üyeliğinden faydalanarak Kıbrıs sorununu çözme umutları suya düştü. Büyük reformlar yapan, Avrupa'ya hazırlanmak için çalışan Türklerin payına, her zamanki gibi kandırılmak düştü. "Türkiye'nin yeni hükümetine, kaderini bize emanet etmesi için biz yardım ettik. Kiev'deyse portakal devrimini yapanların yanında olduğumuzu söyledik. "İkisine de namus borcumuz var. Sonbaharla birlikte yağmurlar başlar başlamaz onları terk edemeyiz. Lider miyiz, değil miyiz?" Irak'ta bölünme kaygısı Bu sabahki Avrupa gazetelerinin ortak konularından biri, Irak'ta anayasa taslağının tamamlanarak meclise sunulması. Pekçok gazete gibi, Fransa'da yayımlanan Liberation da taslağın Sünnilerin beklentilerini karşılamadığına dikkat çekiyor. Gazeteye göre bu anayasa bölünmüş bir halkı biraraya getirecek bir uzlaşı olmaktan çok, bölünmeleri derinleştiriyor. Liberation haberini şöyle noktalamış: "Sünni temsilciler, Şiilerle Kürtlerin perde arkasında kotardığı metinde kendi kaygılarından eser bulamadı." Federalizm Guardian gazetesi ise iç sayfalarındaki bir haberde, Sünniler'de memnuniyetsizlik yaratan maddelere açıklık getirmiş. Gazeteye göre: "114. madde şöyle diyor: 'Bir ya da daha fazla eyalet biraraya gelip bölge oluşturabilir. Bölgeler isterlerse birleşip daha büyük bölgeler oluşturabilir.' "Zaten pazarlıklar öncesinde Kürtlerin 1991'deki Körfez Savaşı'ndan beri sahip oldukları özerkliği korumaları bekleniyordu. Bazı Şiiler güneydeki petrol zengini bölgede de buna benzer bir Şii bölgesi kurulmasını istiyordu. "Sünni Araplarsa, böylece İran'ın içişlerine karışmasının kolaylaşacağını, Irak'ın bir daha güçlü bir Arap ülkesi olamayacağını düşünüyor. Ayrıca Irak'ın petrolsüz, toz çanağı orta kesimlerinde yaşayan Sünniler, ekonomik açıdan da zora düşebilir. "Bir hükümet sözcüsünün söylediğine göre haftasonu bu düzenlemeye "Eyaletlerin birleşmesi için, gelecek meclisin üzerinden altı ay geçmesi gerekir" maddesi eklendi. "Seçimler aralıkta yapılacağına göre, Şiiler gelecek hazirana kadar hareket edemeyecek demektir. O zamana kadar da Sünniler güçlenmiş, bu adımı durdurabilecek pozisyonda olabilir." Guardian'ın Bağdat muhabirine göre ayrıca Irak'ın yeni anayasa taslağının ikinci maddesi, "Şeriatın tartışmasız kurallarına aykırı olan yasalar kabul edilemez" hükmünü içeriyor. İyimser yorum Almanya'da yayımlanan Die Welt ise, anayasa taslağı hakkında az sayıdaki iyimser haberden birini veriyor. "Irak için umut" başlığı altında, Almanya'nın 2. Dünya Savaşı sonrasındaki anayasasının da ilkin muhalefetle karşılandığını anımsatan Die Welt, özetle şöyle devam ediyor: "O zamanlar Iraklı Sünniler'in rolünü Bavyeralılar oynamıştı. Onlar da anayasayı toptan reddetti. Bu yüzden Irak için ne fazla sevinmeli, ne de abartılı bir karamsarlığa kapılmalı. Irak anayasasının mimarları, fevkalade bir demokratik başarıya imza attı." İngiltere'de yayımlanan Independent ise "Sünniler Irak anayasasını reddederken, Bush'un reytingleri düşüyor" manşetini atmış. Gazeteye göre Başkan George Bush'a destek oranları yüzde 36'lara indi; Irak'ta ölen Amerikan askerlerinin sayısıysa 1900'e çıktı. Independent'a göre Sünnilerin anayasa taslağına olan muhalefeti ülkede iç savaş olasılığını güçlendiriyor; iç savaş da Amerikan askerlerinin eve dönüşünü imkansız hale getiriyor. Humvee gözden düştü Daily Telegraph'sa Irak savaşının bir başka kurbanından söz ediyor: "Humveeler yolun sonuna geldi." Gazeteye göre son 20 yıldır Amerikan ordusunun simgesi olagelen Humvee jipleri, Irak'ta 350 askere mezar oldu. Bunun üzerine Humvee'lerden 2015'te vazgeçmeyi planlamış olan Pentagon, tarihi erkene aldı. Projelerin sonbahara verilmesini, prototiplerin de 10 ayda üretilmesini istedi. Daily Telegraph, Irak ve Afganistan'da bulunan 24 bin Humvee'ye ek zırh takıldığını, ama bu sefer de zırhlarla ağırlaşan jiplerin daha fazla arıza yapmaya, devrilmeye ve kuma saplanmaya başladığını yazıyor. Kahve faydalı Yine Daily Telegraph'tan seçtiğimiz son haberimiz, kahveseverlere. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre Amerikalılar, yaşlanmayı geciktiren, kanseri önleyen anti-oksidanların en büyük bölümünü kahveden alıyor. Araştırmayı yapan Pensilvanya'daki Scranton Üniversitesi'nden Profesör Joe Vinson, "Anti-oksidanların birincil kaynağı kahve, diğer besinler onu açık arayla takip ediyor," diyor. Kahvenin karaciğer ve bağırsak kanseri, Tip 2 diyabet ve Parkinson hastalığı riskini azalttığı bir süredir konuşuluyordu. Kahvedeki yüksek anti-oksidan özellik, bu etkilerin bir kısmını açıklıyor. Ancak araştırmayı yapan doktorlar şu uyarıda bulunmayı ihmal etmiyor: "Günde bir-iki kahveyi aşmayın. Taze sebze ve meyvenin yararlarını unutmayın. "Genel faydaları açısından baktığımızda sebze ve meyveler, içerdikleri vitamin, mineral ve lifler yüzünden çok daha yararlı." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||