BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 16 Eylül, 2005 - TSİ 07:44
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
16 Eylül 2005 Basın Özeti
Avrupa gazetelerinde, Almanya'da Pazar günü yapılacak seçimler öncesinde Başbakan Schröder'in, rakibi Hristiyan Demokrat lider Merkel ile arasındaki farkı hızla kapatmasına geniş ayrılmış.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Guardian, "Türkiye, Almanya seçimlerine damgasını vurdu" diyor. Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in Bild gazetesine verdiği demeçten bir alıntı ile başlamış gazete.

Fischer, Türkiye'ye üyelik yerine imtiyazlı ortaklık öneren muhafazakarların tutumunu, tehlikeli ve sorumsuz olarak niteliyor.

Şimdiye kadar seçim tartışmalarında küçük bir yer işgal eden Türkiye'nin, oylama yaklaştıkça ağırlığını hissettirdiğini yazıyor Guardian. Haberde, Hristiyan Demokrat lider Angela Merkel'e beklenmedik bir isimden de destek geldiği hatırlatılmış.

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olabileceğini düşünmek saçmalık diyen Almanya'nın eski sosyal demokrat Başbakanı Helmut Schmidt şöyle devam ediyor;

"Türkiye bizden tamamen farklı bir kültürden geliyor. Ekonomik işbirliği tamam, gümrük birliği tamam, ancak Türkiye'deki nüfus fazlasının serbest dolaşımına hayır."

Der Tagespiegel, Başbakan Gerhard Schröder'in son aylarda tam bir dönüşümden geçtiğini söylüyor. "Onu eleştiren bizleri cezalandırdı" diye devam eden gazete, Schröder'in mükemmel bir performans sergilediğini dile getiriyor ve noktayı şu sözlerle koyuyor;

"Eğer seçim kampanyasında sergilediği performansı iktidarda sergileseydi bu seçime gerek kalmazdı."

İsviçre'de yayımlanan Tribune de Geneve, Schröder'i canlandırıp kendine getirenin kıyasıya rekabet olduğunu savunuyor.

Gazete Başbakan'ın ayrıca, orta yolcu imajını da sağlamlaştırdığı, bir yandan ekonomide reformun gereğini savunurken, öte yandan sosyal duyarlılıktan ödün vermediğini yazıyor. Rakibi Angela Merkel ise, karizmadan yoksun olarak tanımlanmış.

Başka bir İsviçre gazetesi, Le Temps ise, Schröder'in başarısını, mücadelecilik ve kararlılığına, ayrıca kitleleri bir aktör edasıyla büyüleme yeteneğine bağlıyor.

Gazete bu kıyasıya rekabetten bir sosyal demokrat - muhafazakar koalisyonu çıkacağını savunuyor ancak şunu sormadan da edemiyor;

"Sosyal Demokrat Parti, sosyal ve mali reform için zamanında kendi başbakanından esirgediği desteği, koalisyonda bulunduğu Hristiyan Demokrat Merkel'e nasıl verecek?"

Schröder ve sosyal demokrat iktidarı ile ilgili övgü dolu bir yazı da Guardian'da. Nobel ödüllü edebiyatçı Günter Grass imzalı makalede, Schröder iktidarının karnesi çıkarılmış.

Grass'ın tam not verdiği derslerin başında, Başbakan'ın Irak politikası geliyor. "Sosyal Demokrat Yeşiller iktidarının kararlı tutumu sayesinde, askerlerimiz uluslararası hukuka aykırı bir savaşa bulaşmamış oldu. Bu siyaset Almanya'nın imajını güçlendirmiştir." diyor Günter Grass.

Avrupa basınında geniş yer bulan bir başka başlık da ikinci gününü tamamlayan Birleşmiş Milletler zirvesi.

Zirvenin, hedeflerinin gerisinde kalması eleştiri konusu olmaya devam ediyor. Özellikle de, terörizmin tanımının yapılamaması, silahsızlanma konusunda adım atılamaması ve yönetim reformunda yol alınamaması.

Fransa'dan Le Monde, örgütün barışı koruma, silahsızlanma, kalkınma konularındaki rolünü yeniden tanımlama fırsatını kaçırdığını vurguluyor. Kaçırılan bir fırsat da, Güvenlik Konseyi'nin günümüz dünyasını temsil eder şekilde yenilenmesi.

"Ama olsun" diyor Le Monde ve Birleşmiş Milletler'in olumlu yanları da olduğunu hatırlatıyor. Gazeteye göre, bunlardan en önemlisi örgütün 60 yıl sonra varlığını hala sürdürmesi.

"Birleşmiş Milletler kusurlu da olsa, hayati önemdedir" Financial Times yazarı Philip Stevens, bu başlıkla katılmış tartışmaya. Kusuru örgütten çok onu oluşturan ülkelerde aramak gerektiğini belirten yazar şöyle devam ediyor.

"Birleşmiş Milletler üyelerinin aynasıdır. Eğer küresel sistemle ilgili parlak bir tasarı ile ortaya çıkamadıysa, bunun nedeni üye ülkelerin bu konudaki görüş ayrılıklarıdır. Ancak umutsuzluğa kapılmak için de henüz erken.

"Zirve bildirisine dikkatli bakarsanız bardağın yarısının dolu olduğunu görürsünüz. Soykırım ile mücadelen insan haklarının korunmasına, terörün lanetlenmesine kadar.

"Tabii Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'un, Birleşmiş Milletler'in kalkınma hedeflerine destek verdiğini de unutmamak lazım. Kürsüde konuşan, örgütü Irak konusunda bir kenara iten Bush değildi artık.

"Güvenlik, kalkınma ve kriz yönetimi arasındaki yakın ilişki artık Beyaz Saray'da da kabul görmeye başlıyor. Bizzat kendi çıkarları, Amerika'yı tek taraflı dış politikadan uzaklaştırıyor."

New York'taki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturumundan gazete sayfalarına yansıyan bir başka haber de, "insani bir ihtiyaç" ile ilgili.

Konu, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'un, toplantı sırasında tuvaletinin gelmesi.

Times gazetesinde yer alan habere göre, uzun toplantı sırasında sıkışan Bush, çareyi hemen yanında oturan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'a bir not yazmakta buluyor; "Sanırım tuvalete gitmem gerekecek. Bu mümkün mü?" İmza W.

İşte ne olduysa o sırada oluyor ve Bush tam da notu Rice'a uzatacakken, Reuters haber ajansının keskin gözlü foto muhabiri deklanşöre basıyor ve notta yazanları açık seçik görüntülemeyi başarıyor.

Sonunda Bush, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in konuşması bitene kadar sabrediyor ve Benin Devlet Başkanı'nın konuşması sırasında, yardımcılarıyla birlikte salonu kısa bir süreliğine terk ediyor.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik