BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 21 Eylül, 2005 - TSİ 07:53
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
21 Eylül 2005 Basın Özeti
İngiliz gazeteleri soruyor: Irak'tan geri çekiliş ne zaman?, Basra'da bir rüyadan gerçeklere uyanan İngiltere, ABD'nin 'merhametsiz' Merkez Bankası, ve İran'dan AB ülkelerine ihale uyarısı.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Geri çekiliş ne zaman?

İngiltere basını bu sabah da manşetlerde en çok Irak'ı tartışıyor.

Times -iri puntolarla- ''Askerleri kurtarmak için hapishaneye SAS baskını'' diyor.

Hapishane, Basra'da Irak polisine ait bir karargahta. İçinde, Arap kıyafetleri giymiş halde yakalanan ve burada göz altında tutulan iki İngiliz asker var. Times'a göre, iki SAS komandosu.

İngiliz güçleri, bu iki adamın Şii milislere teslim edilip öldürüleceklerinden kaygı duyduğunu söylüyor, ve duvarlarını yıkarak baskın düzenlediği polis karargahından iki adamını geri alıyor.

Dün yaşanan bu olaylar, Basra'da konuşlanan İngiliz güçleri ile Iraklı Şiiler arasında gerginliği aniden tırmandırıverdi. DailyTelegraph, İngiltere Savunma Bakanı John Reid'in tepkisini manşete taşıyor:

''Ordumuz Irak'ta karanlık bir dönemle karşı karşıya, ama pes etmeyeceğiz.''

Daily Telegraph, bu sabah başyazısında, Basra konusunda hükümete verdiği nasihatta, ''Irak'tan kısmen geri çekilmekten bahsetmek yerine, daha çok asker konuşlandırın'' diyor.

Daily Telegraph'a göre, Irak'ta bütün gücünü direnişle savaşmaya harcayan İngiliz ordusunun yetersiz sayıdaki askeri, sokakta kamu düzeninin sağlanması işini Şii milislere devretmekten başka çare bulamadı; ancak şimdi, silahların kendilerine döndüğüne tanık oluyorlar.

Daha çok asker lazım

Gazete, ''Basra'da yaşanan bu son olay ardından'' diyor, ''Irak'taki 8500 İngiliz askerin bir kısmını Afganistan'a nakletmekten bahseden hükümet bu planı derhal rafa kaldırılmalıdır.'' Daily Telegraph'a göre, yeni bir anayasayla tekrar seçimlere hazırlanan Irak'ta demokratik sürecin korunması için şart bu.

Ama herkes aynı kanıda değil. İngiliz basınının haber ve yorum köşelerinde kaleme sarılanlar bu sabah daha ziyade ''Irak'tan ayrılma vakti artık geldi mi'' diye soruyor.

Times'ın dış haber editörünün ifadesiyle, ''Basra'da yaşananlar hafife alınamaz.' Yazıda Başbakan Blair'e yöneltilen soru ise: ''Ne zaman?''

Irak'tan geri çekiliş ne zaman? Times'ın satırlarına göre, ''İngiliz askerleri kazasız belasız Irak'tan geri çekme hayalleri, gerçeklere tosladı.''

Gazete soruyor: ''İngiliz askerlerin halen güney Irak'ta bulunma nedenlerinden birinin Irak polisini ve güvenlik birimlerini eğitmek olduğu söylenmiyor muydu?''

Ve devam ediyor: ''eğer eğittiğiniz polis sizin askerlerinizi tutuklar, geri vermeyi reddeder, ve siz de karakol duvarlarını yıkmak zorunda kalırsanız, hangi nedenle orada bulunduğunuzu yeniden düşünmeniz gerekir.''

İngiltere'nin çıkış yolu var mı?

Independent, askerlerin geri çekilişi için bir tarih belirlenmesini isteyenlerin Başbakan Blair'in üzerinde baskıyı artırdığını yazıyor.

Bu sabah ön sayfasında, Independent'ın Irak konusuna yaklaşımı bütün açıklığıyla gözler önünde:

''Bu keşmekeşten bir çıkış yolu var mı?''

Başyazısında Independent'ın hükmü: ''İngiltere'nin kendi kendini bir kördüğümün içine soktuğu'' şeklinde.

Gazete, ''Askerler derhal geri çekilsin diye panik içinde bağırıp çağıracak bir durum yok ama,'' diyor: ''bu iş nasıl bitecek diye şimdiden sorup düşünmenin vakti çoktan geldi''.

Independent'a göre Amerika da, İngiltere de kendi yarattığı bir ikilemin içine düştü; gazetenin ifadesiyle, hem sorunun kaynağı, hem de çözümü olarak görülüyorlar.

İngiliz askerlerin ayrılışının yöre halkını memnun edeceğini -ve direniş içinse mükemmel bir propaganda malzemesi olacağını yazan Independent, ''ama şimdi ayrılırsak yeni oluşan Irak hükümeti ve ordusunu militanlara karşı savunmasız bırakmış oluruz'' diyor.

Irak'ı Iraklılara bırakın

Fakat Guardian'ın yorum köşesindeki bir yazı, ''neden olmasın'' diye soruyor.

''Amerika, Vietnam'ı ve Lübnan'ı kendi kaderine terkedip gitti. Ve her iki ülke de ayakta kalmasını bildi.''

Guardian yazarı, ''İngilizler de kolonilerini birgün geldi terketti'' diye devam ediyor: ''Kimilerinde, örneğin Kıbrıs'ta, bölünmeler yaşandı, kan aktı. Fakat İngiltere haklı olarak, 'bu onların bileceği iş' dedi.''

Guardian'ın satırlarında, ''Irak için de aynı şey geçerli'' diye yazıyor: ''Irak'ı da Iraklılara bırakıp gidelim, çünkü herşeyi elimize yüzümüze yeterince bulaştırdık.''

ABD'nin 'merhametsiz' Merkez Bankası

FinancialTimes, Irak tartışmasını daha iç sayfalarda işliyor; manşetinde ekonomi var:

''Petrol krizine rağmen Amerika'da yükselen faiz hadleri'' diyor Financial Times.

Katrina kasırgasının yıkımıyla başetmeye uğraşan -üstelik Rita kasırgasının yıkım korkusunu da ensesinde hisseden Amerika'da petrol üretimi yeni tehditlerle yüz yüze.

Financial Times, buna karşın faiz hadlerini çeyrek puan yükselten Amerikan Merkez Bankası'nın, 'biraz merhametli davran ve kemer sıkma çizgisinden bir miktar sap'' çağrılarına uymadığını yazıyor.

Gazete, petrol fiyatlarındaki tırmanışı dizginlemek amacıyla Opec ülkelerinin, yani Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği'nin, stoklarındaki bütün ham petrolü dünya piyasalarına önerdiğine de aynı haberde dikkat çekiyor.

Opec fiyatları düşürebilir mi?

Peki bu adım, fiyatların düşmesini sağlayacak mı? Financial Times'ın görüşlerini aldığı Uluslararası Enerji Kurumu'nun tahmini, haber başlığında: ''Opec önerisinin etkisi çok az olur''

Uluslararası Enerji Kurumu'na göre, dünya piyasalarına istediğiniz kadar ham petrolü sürün, asıl sorun benzin gibi işlenmiş petrol ürünü stoklarının giderek artan talebe zar zor yetiyor olması.

Gene FinancialTimes'dan bir haberle devam edelim. ''İran'dan Avrupa ülkelerine uyarı'' diye yazıyor Financial Times: ''Tahran, petrol ve doğal gaz sözleşmelerini yeniden gözden geçirebileceğini söylüyor.''

İran'dan AB'ye 'ihale uyarısı'

Gerginliğin perde arkasında, aylardır süregiden nükleer anlaşmazlık var.

ABD ve AB, nükleer tesislerinde uranyum işlemeye başlayan İran'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne sevkini istiyor.

Amaç, ekonomik yaptırım tehdidiyle İran'ın nükleer programını kontrol altında tutmak. Viyana'da toplanan Birleşmiş Milletler diplomatları, bu hafta bu konuyu ele alıyor.

Enerji üretiminden başka bir hiçbir hedefi olmadığını söyleyen İran, Financial Times'a göre, dün tavrını sertleştirdi, ve İngiltere dahil Avrupa hükümetlerine üstü örtülü bir uyarı gönderdi.

İran, bundan böyle enerji ihalelelerini yabancı şirketlere dağıtırken ülkelerin nükleer anlaşmazlıktaki tutumunu göz önünde bulunduracağını söylüyor.

Financial Times, ''Avrupa'nın enerji şirketlerine bir gönderme yapıldığı açıkça ortada'' diyor.

İsrail: İran'da atom bombasına 6 ay kaldı

İran, nükleer silah niyetinde olmadığını ısrarla yineliyor ama, en başta Amerika Birleşik Devletleri'ni ikna edebilmiş değil. İkna edemediği bir ülke daha varsa, İsrail.

Independent'a göre İsrailli yetkililer, İran'ın nükleer tesislerinde 6 ay gibi çok kısa bir süre içerisinde atom bombası imal edebilecek teknolojik bilgi düzeyine erişeceğini öne sürüyor.

Independent, Birleşmiş Milletler'in İran'a sert tavır sergilemesini isteyen İsrail'in diplomatik atağa geçtiğini bildiriyor.

Peki İsrail, 1981 yılında Irak'ın Osirak nükleer reaktörüne düzenlediği hava saldırısının bir benzerini, İran için de düşünüyor mu?

Independent'a göre İsrail Başbakanı Ariel Şaron, bir Amerikan televizyonuna verdiği mülakatta, bu tip tek taraflı bir saldırı planının işaretlerini vermedi.

Şaron, nükleer güç haline gelmiş bir İran'la ''yaşamayacaklarını'' söylemekle birlikle, ''bu sorun tek başına İsrail'in değil, uluslararası baskı uygulanması gerekir'' diyor.

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik