|
06 Haziran 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa basınında, Fransa ve Hollanda'nın önceki hafta Anayasa'ya hayır demesinin ardından, Avrupa Birliği'nin geleceğine ilişkin tartışmalar ve İngiltere'nin referandum ile ilgili kararı ön planda.
İngiliz gazetelerine göre, Dışişleri Bakanı Jack Straw bugün, İngiltere'de gelecek yıl yapılması planlanan Avrupa Anayasası referandumunun ertelendiğini açıklayacak. Financial Times, bugün Avam Kamarası'nda konuşacak olan Straw'un, İngiltere'de referandum yapılmasınının önünü açacak yasanın rafa kaldırıldığını duyuracağını yazıyor. Ancak gazeteye göre Straw, dikkatli ifadeler kullanacak; "Anayasa öldü" demeyecek. Ayrıca daha ileri bir tarihte yapılabilecek bir referanduma da açık kapı bırakılacak. Independent ise, İngiliz hükümetinin, Dışişleri Bakanı tarafından ortaya konacak tavrını şu satırlarla aktarıyor; "16 Haziran'da Brüksel'de yapılacak Avrupa Birliği zirvesinde, Anayasa konusunda bundan sonra atılacak adıma karar verilecek." "Jack Straw İngiltere'nin, bu tarihten önce biraz durup, Fransa ve Hollanda'nın kararının değerlendirilmesi gerektiği şeklindeki görüşünü yineleyecek." "Ancak Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ve Almanya Başbakanı Schroeder'in düşündüğü gibi, Anayasa'ya onay sürecinin hiçbir şey olmamış gibi devam edemeyeceğini de açıkça ortaya koyacak." Independent aynı haberde, İngiltere'nin referandum ile ilgili kararının, iç politikadaki yansımalarından birine de yer vermiş. "Blair, Thatcher'ın izinden giderek 10 yıl Başbakan olarak kalmak istiyor" başlıklı haberi şu satırlar takip ediyor; "Üçüncü döneminin sonunda başbakanlığa tekrar aday olmayacağını açıklamıştı Blair. Görevi parti içindeki rakibi Maliye Bakanı Gordon Brown'a devretmesi muhtemel tarih de, 2006 yılında yapılacak referandum sonrası olarak görülüyordu. "Kesin bir tarih açıklamaktan ise şimdiye kadar kaçınmıştı. Ancak Başbakan'a en yakın isimlerden biri olan, Avrupa Komisyonu üyesi Peter Mandelson dün yaptığı açıklamada, Blair'in iki üç yıl daha başbakanlığı sürdürmeye kararlı olduğunu duyurdu. "Mandelson'a göre Blair, İngiltere'nin Temmuz ayında devralacağı Avrupa Birliği dönem başkanlığı sırasında, birliği içinde bulunduğu krizden kurtaracak bir liderlik sergilemek istiyor." "Blair'in bu kararının, rakibi Gordon Brown cephesinde fazla tepkiye neden olması beklenmiyor. Zira Brown da, başbakanlık koltuğuna bu zor dönemde oturmak istemiyor." Peki İngiltere neden gelecek yıl yapılması planlanan Anayasa referandumunu rafa kaldırmakta bu kadar aceleci? Birçok gazeteye göre, böyle bir referandumdan "Hayır" çıkması ihtimali son derece güçlü. Dolayısıyla Başbakan Blair, Anayasa'nın ruhuna inansa da, bu siyasi riski almak istemiyor. Guardian ise başyazısında farklı bir açıklamada bulunmuş. Bunun İngiltere'nin geleneksel çizgisinin devamı olduğunu şu satırlarla anlatıyor gazete; "Emret Bakanım dizisinin 1980'lerde yayınlanan bölümlerinden birindeydi. Sağkolu Sir Humphrey, Bakan Jim Hacker'a, Avrupa'nın birlik olmasını engellemenin, son 500 yıldır İngiliz dış politikasının öncelikli hedefi olduğunu şöyle anlatır: 'Böl ve yönet taktiği. Avrupa Birliği'ni parçalamayı bu yüzden istiyoruz. Bunu önce dışarıdan yapmaya çalıştık ama işe yaramadı. Şimdi içeride olduğumuza göre, tüm hadiseyi berbat etmekte özgürüz.' Bu açıklama karşısında afallayan Bakan sorar; 'Peki Dışişleri Bakanlığı neden daha fazla ülkenin katılmasını sağlamaya çalışıyor?' Sir Humphrey cevap verir; 'Bir kuruluşun üye sayısı arttıkça, orada çıkacak karışıklık da artar. Etkisini ve gücünü yitirir.' Bakan; 'Ne dehşet verici bir ikiyüzlülük' der. Sağkolu cevap verir; 'Evet Sayın Bakanım, biz buna diplomasi diyoruz." Blair hükümetinin referandum konusundaki tavrı Avrupa basınında da yankı bulmuş. Avusturya gazetesi Der Standard, referandumu ertelemenin sorumsuzluk olacağını savunuyor. İngiltere'yi başka ülkelerin de izleyebileceğini söyleyen gazete şöyle devam ediyor; "Üçüncü kez iktidara gelen, ancak parlamento çoğunluğu eriyen Tony Blair, böylece Avrupa'daki siyasi sorumluluğundan da kaçmış oluyor. "Referandumun askıya alınması, Anayasa'ya halk oyuyla onay veren diğer ülke vatandaşlarının görüşlerinin dikkate alınmadığı izlenimi doğuracaktır. "Yapılması gereken, insanların Anayasa'ya hayır derken duydukları, sosyal politikalar konusundaki kaygılarını dikkate almaktır. Onay sürecini iptal etmek Avrupa'yı içine düştüğü krizden kurtarmaya yetmez." Anayasa ve Avrupa'nın geleceği konusunda, kıtanın üç önemli başkenti arasında giderek derinleşen fikir ayrılığına Fransız gazeteleri de yer vermiş. Avrupa'yı karaya oturmuş bir gemiye benzeten Liberation, bir yandan da geminin kontrolünü ele geçirmeye çalışan birbirine rakip iki ekipten söz ediyor. "Fransa ve Almanya, rotayı entegrasyona çevirerek gemiyi tekrar yüzdürmenin hayalini kuruyor. Bunu yapmak için de, süslü laflardan ve jestlerden medet umuyorlar. "İngiltere ise tam ters yöne kürek çekiyor. Liberalizasyonu savunarak rotayı Atlantik Denizi'ne çevirmeye uğraşıyor. Ancak birbirine rakip bu liderlerin, rotayı belirlemekten önce yapması gereken, referanduma hayır diyerek gemiden inen yolcuları, tekrar kamaralara sokmak." Avrupa'nın geleceği bu kadar hararetli tartışılır da Türkiye anılmaz mı? Financial Times, Fransa ve Hollanda'nın Avrupa Anayasası'na hayır demesine rağmen, Ankara'daki hakim görüşün Türkiye'nin bu gelişmeden etkilenmeyeceği yönünde olduğunu aktarıyor. Gazete, Avusturya ve Slovenya'nın aynı fikirde olmadıklarını belirtiyor. "Avrupa'nın, Türkiye'nin üyeliğine en çok karşı olan iki ülkesi, geçen haftaki gelişmeler ardından çekincelerini bir kez daha ortaya koydu. "Aşağı Avusturya eyalet hükümetince düzenlenen Avrupa Forumu yıllık toplantısında, Birliğin Romanya, Bulgaristan ve Batı Balkanları kucaklaması gerektiğinin altını çizen Avusturya ve Slovenya liderleri Türkiye konusunda ise sessiz kaldılar. "Slovenya lideri Janes Jansa, Türkiye'nin üyeliğinin referanduma sunulmasını savunurken, referandumdan çıkan hayır sonucunda, Türkiye karşıtlığının payını kabul etmemekte ısrar ettiğini savunduğu Fransa hükümetini de eleştirdi." |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||