BBCTurkish.com
NEWS
SPORT
WEATHER
Son güncelleme: 27 Mayıs, 2005 - TSİ 06:01
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
27 Mayıs 2005 Basın Özeti
Liverpool'un İstanbul'da kazandığı Avrupa şampiyonluğu haberi, pekçok gazetenin dünkü ilk baskılarına yetişmemişti.

İngiltere'de yayımlanan gazeteler

Liverpool dün İngiltere'ye döndü ve Liverpool kentinde çoşkulu bir kalabalık tarafından karşılandı.

Bu sabah tüm gazeteler, hem final karşılaşmasını ayrıntılarıyla değerlendiriyor hem de sayfa sayfa Liverpool'daki karşılama töreninin fotoğraflarını yayınlıyor.

Zafer kutlamalarının yanısıra gazeteler Liverpool'un gelecek yıl büyük olasılıkla Şampiyonlar Ligi'ne katılamayacak olmasını değerlendiriyorlar.

Times gazetesi baş sayfasında takımın Liverpool'da attığı zafer turundan bir fotoğrafa yer veriyor. Yayınladığı özel ekte ise final maçını ve oyuncuları değerlendiren Times "Futbol tarihinde tersine dönen en büyük maç" tanımını kullanmış.

Takım oyuncularının Liverpool'daki zafer turunun bir fotoğrafı da Daily Telegraph'ın baş sayfasında.

Gazete fotoğrafı, "Kırmızı halı: Kırmızılara bürünmüş 500 bin Liverpool taraftarı, kahramanlarını karşıladı" başlığıyla yayınlıyor.

Daily Telegraph'ın özel ekinde ise "Spor tarihinin en önemli hayata dönüşü" manşeti var.

Üzeri "Avrupa Şampiyonu Liverpool, İstanbul 2005" yazılı pankartlarla süslenen otobüsle taraftarlarını selamlayan Liverpool takımının fotoğrafı Guardian'ın da baş sayfasında.

Guardian, fotoğraf için, "Şampiyonlar Ligi zaferinin ardından Liverpool'a muhteşem karşılama" başlığını seçmiş.

Atlı polislerin korumasındaki otobüs ve çevresindeki kalabalık taraftar topluluğunun fotoğrafı Daily Mirror'ın da kapağında.

Gazete, Liverpool kökenli müzik grubu Beatles'ın bir şarkısını manşet olarak kullanmış: "We Love You Yeah, Yeah, Yeah!"

Independent gazetesi ise orta sayfasını geniş açıyla çekilmiş ve Liverpool'un merkezinde toplanan taraftarları gösteren bir fotoğrafa ayırmış.

Kırmızı Liverpool formaları içindeki taraftarlar için gazete "Kızıl dalga" başlığını atmış.

Ancak tüm kutlamaların arkasında İngiltere'deki futbol yetkililerinin başka bir telaşı var. Liverpool bu yıl Prömiyer Ligi'ni beşinci sırada tamamladı. Bu nedenle, dört takımla mücadele etme hakkı olan İngiltere adına gelecek yıl Şampiyonlar Ligi'ne katılamıyor.

Yetkililer, şimdi, Şampiyonlar Ligi'ni kazanan Liverpool'a bir istisna yapılması için lobi çalışmalarına başladı.

Independent UEFA'nın kuralını şöyle açıklıyor.

"Şampiyonlar Ligi'ne, takımlardan 16'sı eleme grubu maçları oynamadan doğrudan katılma hakkına sahip. Ülkelere ayrılan iki, üç ya da dört takımlık kontenjanların yanısıra, bir takım kontenjanı da Şampiyona'yı kazanan takıma ayrılmış.

Ancak Liverpool ligi beşinci sırada bitirdiği ve İngiltere dört takım hakkını doldurduğu için şampiyona ait kontenjanı kullanamayabilir.

Lige katılacak diğer 16 takım grup eleme karşılaşmalarıyla belirleniyor. Eğer Liverpool'a şampiyon kontenjanı kullandırılmazsa, Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan katılacak bir takımlık yer boş kalıyor. UEFA'nın derecelendirme kuralları çerçevesinde, bu yere sahip olacak takım Türkiye ligi şampiyonu Fenerbahçe olacak."

Nükleer silahların yayılmasını önleme konusunda düzenlenen dört haftalık bir konferans bugün New York'ta sona eriyor. Ancak uzmanlar toplantıda çok fazla bir ilerleme sağlanamadığı görüşünde.

Guardian gazetesinin bugünkü makalelerinden birisinde de bu konu ele alınıyor.

Eski bakanlardan İşçi Partisi milletvekili Robin Cook, yazısında, Amerika'nın tutmadığı sözlerin herkesi tehlikeye attığını belirtiyor.

"Gün geçmiyor ki, Bush yönetiminin bir yetkilisi bize kitle imha silahları konusunda bir nutuk atmasın. Ancak dört haftalık bu toplantıda ne yazık ki elle tutulur bir sonuç elde edilemiyor.

Tüm eksiklerine rağmen Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması, bu konuda, uluslararası toplumun üzerinde anlaştığı etkili bir uygulamaydı. Ancak anlaşılan, Washington'a göre bu anlaşmaya uyma, imza koyan ülkelerin hepsi için bir zorunluluk, Amerika içinse canı istediği zaman hatırlayacağı bir uygulama."

Robin Cook, konferansın devam ettiği bir sırada Başkan Bush Kongre'den 'sığınak-delen' bir nükleer bomba için kaynak istediğini hatırlatıyor ve şöyle noktalıyor yazısını:

"Eğer bu konferans, üzerinde anlaşma sağlanan yeni bir sonuçla bitmezse, Washington'da kendi çapında zafer kazandığını sanıp kutlayan bir kesim olacaktır. Aslında yaptıkları uluslararası bir anlaşmayı zayıflatmak ve üzerlerine düşen görevi yerine getirmedikleri için gelecek eleştirilerden kurtulmak olacak.

Ancak bu yetkililer bize yine kitle imha silahları konusunda nutuk atmaya kalkarlarsa onları ciddiye almamak gerekir."

Times gazetesinin baş yazılarından birisi ise Irak'ta direnişçilere karşı başlatılan büyük operasyonu konu ediyor.

"Yeni hükümet sonunda terör tehdidine karşı harekete geçiyor" diye yazan Times, 40 bin Irak askerinin katılımıyla düzenleneceği duyurulan operasyonun Irak halkına güven vereceğini ve hükümetin direnişle mücadele etmeye kararlı olduğunu göstereceğini belirtiyor.

"Bu operasyon geç bile kaldı. Son bir ayda yaklaşık 600 kişi saldırılarda öldü. Irak halkı, saldırıları düzenleyen kişilerin amacının olabildiğince kan dökmek ve etnik çatışmayı arttırmak olduğunun farkında.

Irak Başbakanı İbrahim el-Caferi, yeni hükümetin başarılı olması için kararlı. Ancak, intihar bombacıları konusunda kendisinden önceki Başbakan İyad Allavi kadar sert değil, daha ılımlı bir yol izlemeyi tercih ediyor.

Bu, dış dünyaya olumlu bir mesaj verebilir ancak şiddet sona ermezse Iraklılar'ın güvenini kazanamayacaktır. Sokaklarda akan kan durmadan Irak'ın bir adım ileriye gitmesi mümkün değil."

Financial Times gazetesi ise İran ve Batılı ülkeler arasında devam eden nükleer pazarlıklarla ilgili bir yorum yayınlamış.

Gazete baş yazısında "İran görüşmelerinde faydalı bir mola" başlığını kullanmış. Tahran yönetiminin Avrupa Birliği'yle yürüttüğü görüşmelerde olumlu sinyaller alınması ardından Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'ın Dünya Ticaret Örgütü üyeliğine olan vetosunu kaldırdığını yazan Financial Times şöyle devam ediyor.

"Bunlar iyi işaretler ancak sadece bir anlık soluklanma fırsatı veriyor. yapılması gereken bu molayı iyi değerlendirip, Amerika ve Avrupa Birliği'nin işe yarar bir İran politikası oluşturmasıdır. Kimse İslam Cumhuriyeti'yle, George Bush Cumhuriyeti'nin doğrudan görüşmelere başlamasını önermiyor. Taraflar arasında geçmişin yaraları var."

Financial Times, "Amerika, 1983-84'te Beyrut'tan İran yanlısı bombacılar tarafından çıkarıldığını, Tahran'daki Amerikan Büyükelçiliği baskınını unutmadı. İran ise 1953'teki İngiltere-Amerika darbesini, Irak'ın 1980'de İran'ı işgal etmesine ses çıkarılmamasını ve hatta Saddam Hüseyin'in silahlandırılmasını unutmadı, affetmedi. Ayrıca tüm bunlar George Bush İran'ı şer eksenine dahil etmeden önce oldu" diyor ve yazısını şöyle noktalıyor.

"Sonuç olarak ilişkiler toz pembe değildi, hâlâ da değil. Washington artık Avrupa Birliği girişimlerini sadece desteklemekle kalmamalı bu girişimlere fiilen katılmalı. Amaç İran'ın nükleer çalışmaların kontrol altında tutarken, Tahran yönetiminin haklı güvenlik kaygılarına yanıt vermek olmalı. Bu, Washington'un istediği sonuç olmayabilir ama başka bir alternatifleri var mı?"

İlgili haberler
BAŞLICA HABERLER
Bu sayfayı arkadaşıma gönderYazıcı için
Programlarımız|Frekanslarımız|Türkçe Bölümü hakkında|İşbirliği|Bize ulaşın
BBC Copyright Logo^^ Başa dön
Haberler | Basın Özeti | Dünyaya Açılan Pencere | Özel Dosyalar | Haberlerle İngilizce
BBC News >> | BBC Sport >> | BBC Weather >> | BBC World Service >> | BBC Languages >>
Yardım|Görüşleriniz|Gizlilik