|
03 Haziran 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İngiltere gazeteleri, Hollanda referandumlarının ardından Avrupa'nın yaşadığı çalkantıyı geniş şekilde işliyor.
"Avrupa'nın geleceği"ni irdeleyen haber ve yorumlara yer veren gazeteler, iki konuya odaklanıyor: Bunlardan ilki; İngiliz hükümetinin, anayasa referandumunu askıya alma kararını duyuracağı açıklamasının, Avrupa Birliği içinde yaratacağı olası yankılar. Guardian gazetesi, Almanya Başbakanı Gerhard Şröder'in, Hollanda ve Fransa'nın ''hayır'' yanıtlarına karşın, diğer ülkelere kendi onay süreçlerine devam etmeleri çağrısı yaptığını, ancak İngiltere'nin anayasa referandumunu rafa kaldırmaya hazırlandığını yazıyor. Bu durumun iki hafta sonra Brüksel'de yapılacak olan Avrupa Birliği zirvesinde ''çatışmaya neden olacağını'' vurgulayan Independent gazetesi de, İngiltere'nin önerisinin daha şimdiden Çek Cumhuriyeti ve Danimarka hükümetlerinin desteğini kazandığını aktarıyor okurlarına... 'Avrupa krizden nasıl çıkacak?' Gazetelerin yanıtını aradıkları ikinci soru ise, ''Avrupa, içinde bulunduğu bu krizden nasıl çıkacak?''. Daily Telegraph gazetesine göre, Tony Blair, Avrupalı liderleri, birliğin önceliğinin ekonomi olması gerektiğine ikna etmeye çalışacak: ''Dönem başkanlığını devralmadan bir hafta önce Avrupa Parlamentosu'nda üyelere, İngiltere'nin önceliklerini anlatacak olan Blair'den, anayasa karmaşasından ustaca bir çıkış stratejisi bekleyen Avrupalı milletvekilleri hayal kırıklığına uğrayabilir.'' ''Blair ve Maliye Bakanı Gordon Brown, anayasayı kurtarma planından çok, Avrupa Birliği'nin 21'inci yüzyılda nasıl bir ekonomik güç olması gerektiğine ilişkin planlarını anlatmak istiyor.'' Cook'tan Blair'e uyarı Ancak Guardian'daki yazısında, eski Dışişleri Bakanı Robin Cook'un, Blair'e önerisi ise, tam tersini yapması: ''Eğer İngiltere, dönem başkanlığını, Avrupa halklarının birliğe olan güvenlerini kazanmaları yönünde kullanmak istiyorsa; öncelikle, sanki ortada bir tehdit varmış gibi, ekonomik reformdan söz etmeyi bırakmalı.'' ''Fransız ve Alman halkları, eğer, ekonomi gündemini, tam istihdam ve zenginliğe yol açacağı şekilde anlatabilirse İngiltere'ye uyabilirler. Ama, sürekli olarak, iş güvencesi ve piyasalara müdahaleden vazgeçmeleri konusunda ders vermeyi sürdürürse, bu uyum olmaz. Ders vermeye başlamadan önce, biraz tevazu çok isabetli olur.'' 'Avrupa, ABD tarzı kapitalizm istemiyor' ''Avrupalı seçmenler daha fazla demokrasi istiyorlar, daha çok serbest piyasa değil'' başlıklı yazısında, Independent yazarı Johann Hari ise, ''Blair ister beğensin ister beğenmesin; Avrupalılar'ın, Atlantik'ten daha farklı bir kapitalizme bağlı olduklarını'' savunuyor: ''Fransa, Almanya ve İspanya halkları, bir derece zenginliğe ulaşıldıktan sonra, hep daha fazlası için tırmalamanın insan mutluluğunda yeterli bir artış getirmediğini anladı.'' ''Avrupalılar, haftada 60 saat, yılda 50 hafta çalışıp, çocuklarını nadiren görmek ya da başdöndürücü bir eşitsizlik ve cezaevlerinde çürüyen iki milyon kişi görmek istemiyor. Başka bir ifadeyle, Amerika Birleşik Devletleri gibi olmak istemiyorlar.'' 'Referandumlar Türkiye kaygısını özetledi' Gazetelerde, anayasa referandumlarının ardından, genelde Avrupa Birliği'nin genişlemesi; özelde de Türkiye'nin üyeliği konularında sıkıntılı bir döneme girildiği konusunda ortak bir görüş var: Independent, Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi, Olli Rehn'in genişlemenin süreceği yönünde vaatte bulunduğunu, ancak, sürecin zorluğunu da şu sözlerle ifade ettiğini aktarıyor: ''Avrupa halklarındaki, genişleme hüznünün farkındayız, bu da, referandumlarda ortaya çıkan sonuçta rol oynadı. Siyasi iklimin genişleme açısından zorlu olduğu inkar edilemez'' Financial Times gazetesi de, Rehn'in, gelinen aşamada, birliğin, aday ülkeler konusunda katı bir çizgi izlemesi gerektiğine inandığını aktarıyor. Gazete, bunun da, 2007'de üye olmaları beklenen, Romanya ve Bulgaristan'ın daha dikkatli izlenmesi anlamına geldiğini belirtiyor. Financial Times'a göre, Avrupa Birliği, Türkiye'yle ilişkileri konusunda da daha ciddi bir tercihle karşı karşıya. Gazete'nin haberi özetle şöyle: ''Türkiye'nin üyeliği konusunda çok sayıda seçmende varolan kaygıları özetleyen Fransa ve Hollanda referandumları, Avrupa Birliği üyesi çok sayıda ülkede hakim olan ruh halini gösteren ve üyelik şansı konusunda kötüye işaret eden uyarılar oldu.'' ''Fransız hükümeti, üyelik aşamasına geldiğinde, bu konuyu halka sorma vaadinde bulundu ve bu doğrultuda da, 2007 yılından sonra katılacak bütün yeni üyeler için referandum yapılmasını gerekli kılan bir anayasa değişikliği gerçekleştirdi.'' ''3 Ekim'de başlayacak müzakerelerin ''açık uçlu olması'' ve tam üyelik dışında bir anlaşmayla sonuçlanabileceği de Avrupa Birliği tarafından vurgulanmıştı. Almanya'da ise, bu yıl yapılacak seçimlerde iktidara gelmeyi uman Hıristiyan Demokratların lider Angela Merkel, ısrarla Türkiye'yle Avrupa Birliği arasında, 'imtiyazlı ortaklıktan yana'. Bu görüşle ilgilenen bir başkent de Paris. Fransa'nın cumhurbaşkanı olma umudu taşıyan Nikolas Sarcozy de, Türkiye'nin üyeliğine karşı.'' ABD ile İngiltere'nin Afrika anlaşmazlığı İngiltere Başbakanı Blair, gelecek ay yapılacak zengin ülkeler grubu G-8 zirvesinde, Amerika Birleşik Devletleri'ni, Afrika'nın yoksul ülkelerinin borçlarının silinmesi konusunda ikna etmeyi umuyor, bu kapsamda da, gelecek hafta Washington'da George Bush'la biraraya gelecek. Ancak, dün Güney Afrika Cumhurbaşkanı'yla görüşmesinde Bush, buna sıcak bakmadığını söyledi. Guardian gazetesi, başyazısında bu gelişmeyi ''Afrika'nın Washington'un öncelikleri arasında olmadığını anımsatan iç karartıcı bir haber olarak'' değerlendiriyor ve şöyle devam ediyor: ''Afrika ülkelerinin içinde oldukları tehlikeli koşullar dikkate alındığında bu çok garip bir durum. Zirveden daha iyi bir sonuç çıkmasını umudedebilirz, ama neticenin hayalkırıklığı olması daha yüksek bir olasılık.'' ''Peki Amerikan desteği olmadan ne yapılabilir? Afrika'nın son yıllarda karşı karşıya olduğu durum, sahte dostlardan acı çekmesi oldu. G-8'in Avrupalı üyeleri, bu kategoride yer almamaya dikkat etmeli. Afrika'ya yardımı arttırmak, borçlarını hafifletmek ve ticaret engellerini azaltmak için Amerika Birleşik Devletleri'ne ihtiyaçları yok.'' 'Poker sitesi borsaya giriyor' Times gazetesindeki bir habere göre, internet üzerinden poker oynanan ''Party-gaming'' şirketi, Londra Hisse Senetleri Piyasası'nda işlem görmeye başlayacak. İngiltere'nin en ünlü şirketleriyle birlikte borsada yer alacak olan partygaming'in gelirini; internet sitesini kullanarak poker oynayanlardan alınan komisyon oluşturuyor. Şirket, 2002 yılında, beş milyon İngiliz sterlini gelir elde etmiş, bu rakam, 2005 yılının ilk üç ayında ise, 115 milyon sterline ulaşmış. |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||