|
30 Mayıs 2005 Basın Özeti | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Avrupa gazetelerinde bu sabah öne çıkan konuların başında Fransız seçmenin Avrupa Anayasası'nı reddetmesinin yankıları yer alıyor.
Alman Bild gazetesi; "Avrupa Birliği için şok: Fransızlar anayasayı reddetti'' derken; Fransız Le Figaro; ''Avrupa anayasasına tarihi hayır'' başlığını kullanıyor. Paris'te yayımlanan Liberation gazetesi, referandum sonuçlarını; "küreselleşmenin etkilerinden endişe eden seçmenlerin kendi kendilerine zarar verdikleri bir mazoşizm şaheseri'' diye niteliyor. Anayasayı referandumla ilk onaylayan ülkelerden, İspanya'da yayımlanan El Pais gazetesi, Avrupa'nın geleceğine ilişkin yararlı tartışmalar ve yüksek katılıma karşın, derin üzüntüsünü saklamıyor: ''Kurucu üyelerden biri, uluslararası ilişkiler tarihinde bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir başarı, zenginlik ve barışın yaratılmasında frene bastı'' Dönem başkanı Lüksemburg'un onay sürecinin devam etmesi çağrılarına gönderme yapan gazete, Fransa olmadan yola devam edilemeyeceğini vurguluyor. İspanya'da yayımlanan bir başka gazete, El Mundo, Avrupa'nın geçmişe döneceği tahmininde bulunuyor: ’’Bütün gelişmeler, uzlaşma ve dayanışmanın yerine, ulusal bencillik ve çıkarların savunulması dönemine dönmekte olduğumuza işaret ediyor. Hem Avrupa hem de Avrupa Birliği'nin entegrasyonundan büyük yararlar sağlayan İspanya için kötü haber.’’ Guardian gazetesi iç sayfalarında Paris'teki muhabiri John Henley'in referandum izlenimlerini aktarıyor. Henley, oylarını henüz kullanmış olan Jean Baptiste ve iki oğlu, Mathieu ve Cedric'le sohbet etmiş. Baba ve 18 yaşındaki oğlu Mathieu, anayasaya evet oyu kullanmışlar, Mathieu'nun ''Ben gencim ve Avrupa'ya inanıyorum, o benim geleceğim'' sözlerine itiraz, 21 yaşındaki ağabeyinden geliyor: "Çok safsın. Anayasanın her tarafı para kokuyor. Anayasa metninde Rekabet, 174 kez, piyasa 78 kez geçiyor, sosyal ilerlemeye ise üç yerde yer verilmiş. Gerçekten istediğin Avrupa bu mu?’’ 'AB asla eskisi gibi olmayacak' Guardian'ın Avrupa editörü Nicholas Watt tarafından kaleme alınan bir analizde ise, Brüksel'i belirsiz bir geleceğin beklediği ve Avrupa Birliği kulübünün asla eskisi gibi olmayacağı vurgulanıyor. Watt, yazısında, Avrupa'nın genişlemesi konusunda en dramatik aşamanın Türkiye'yle ekim ayında başlayacak müzakere sürecinde yaşanacağı vurguluyor: ''Türkiye'yle müzakereler başlayıp sürerken; bu ülkenin birliğe üye olup olmayacağı konusunda güçlü tereddütler oluşturabilir. Fransızların hala 'Hıristiyan kulübü' olarak niteledikleri birliğe, müslüman bir ülkeyi kabul etmenin yarattığı derin kaygı, hayır cephesini desteklemede o kadar güçlü bir faktördü ki, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanlar güçlenecektir.'' Fransız halkının kararının İngiltere iç siyasetine yönelik olası etkilerinin de işaretleri gazetelerin erken baskılarına yansımış. İngiltere de, anayasayı, referanduma giderek halka onaylatmayı planlıyordu, ancak Guardian'ın haberine göre, İngiltere'deki Avrupa yanlıları, Fransa'nın kararının ardından, referandumun anlamsız olacağını düşünüyor. Daily Telegraph gazetesi ise, referandum yapılmasında ısrarlı: ''Başbakan Tony Blair defalarca kamuoyu önünde, Fransa'da ne olursa olsun, İngiltere'de oy kullanılacağına dair vaatte bulundu, Fransa'nın hayır kararını, Hollanda’nın ki izlese bile, bu taahhüdüne bağlı kalmalı. Burada söz konusu olan yalnızca Başbakan'ı sözü değil. Daha önemli neden, 1975 yılından bu yana, İngilizlerin önünde, Avrupa'nın entegrasyonu konusunda oy kullanma fırsatı olmaması.'' 'Bush'un yıldız savaşları projesi' Independent gazetesinin son günlerde tartışılan bir konuyu iç sayfalarında geniş şekilde işliyor: "Gerçek yıldız savaşları!'' Gazetenin sözünü ettiği yıldız savaşları, yönetmen George Lucas'ın gişe rekorları kıran filmi değil, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush'un gelecek aylarda, yaşama geçirmeyi planladığı silahlanma projesi. 58 milyar dolara mal olması öngörülen planın unsurları, gazeteye göre, ana hatlarıyla şöyle: ''Düşman uydulara zarar verecek ya da yok edecek olan katil uydular, 3 bin mil uzaktan hedeflere ani saldırıları düzenleyebilecek konvansiyonel ya da yörüngede kalabilecek ve yüzeydeki ya da gömülü hedefleri vurabilecek silahlar, uzayda konuşlu lazer silahları ve düşmanın iletişim sistemlerini etkisiz hale getirecek güçlü radyo dalgaları yayabilme kapasitesine sahip cihazlar.'' Gazete, 600 bin dolara malolan Tomahawk füzeleriyle karşılaştırıldığında tek bir hedefe yönelik lazer saldırısının maliyetinin 100 milyon dolar olduğuna da dikkat çekiyor. Irak'ta iç savaş riski Financial Times gazetesi, başyazılarından birini bu konuya ayırmış, Amerika liderliğindeki işgalin ardından Irak'a kayan cihad savaşçılarının taktik değiştirdiklerini yazıyor: ''Cihad savaşçıları, görünen o ki, Şiileri hükümete getirmekle suçladıkları Amerika ve müttefikleriyle, kendi ifadeleriyle 'haçlı savaşçıları'yla mücadele etmekle ilgilenmekten çok, Sünnilerle Şiiler arasında iç savaş istiyorlar. Şu ana kadar Şiiler, gözlerini demokratik yetkilendirmenin verdiği ödüle dikmişlerdi ve Ayetullah Ali el Sistani'nin de engellemesi nedeniyle Sünni kışkırtmalarına misillemede bulunmuyorlardı. Şimdi ise, bu, Irak işgalinin en tehlikeli dönemine işaret edecek bir şekilde, değişiyor.'' Gazete, Sünni direnişçilerin 'Irak sokaklarını kana boğmaya dönüştirmeye çalıştığını'', buna, Şiilerin misillemede bulunmaya başladıklarını, son dönemde Sünni liderlerin ölü bulunmaya başladıklarını kaydederek, Amerikan yönetimine şu uyarıda bulunuyor: ''Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'yi yüksek sesle, Irak'taki direniş hareketine göz yummakla suçluyor. Washington, ayrıca, dostları, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün'e, Irak'ta iç savaş alevlerini körükleyecek Şii karşıtı kışkırtmaları durdurmalarını da söylemeli.'' Siyah beyaz televizyon çalmanın cezası Amerika Birleşik Devletleri'nde 35 yıldır cezaevinde bulunan bir kişinin salıverilmesine ilişkin bir haber yer alıyor Guardian’da. Junior Allen, 65 yaşında ve 1970'te, yani 30 yaşındayken, yaşlı bir kadının evine girerek, siyah beyaz bir televizyon çalmış. Sonra ne mi olmuş? Guardian gazetesinden yer alan habere göre, mahkeme yargıcı Allen'ı ömür boyu hapis cezasına çarptırmış. Şimdiki yasalara göre, bunu cezası 3 yıl hapis. Allen, cezaevindeyken, 25 kez, şartlı tahliye talebinde bulunmuş, ama katiller, tecavüzcüler cezaevine girip daha sonra tahliye olurken, Allen, ''iyi hali görülmediği'' gerekçesiyle her seferinde şartlı tahliye talebi reddedilmiş. Geçen yıl, Kuzey Caroline Şartlı Tahliye Komisyonu'nun kararı doğrultusunda, bir lokantada, herhangi bir sorun çıkarmadan çalışınca, şartlı tahliyesine izin verilmiş Allen'ın. Lokantanın sahibi Enoch Hasberry, kendi aralarında yaptıkları bir espriyi aktarıyor: ''Siyah beyaz bir televizyon için ne kadar bedel ödemeniz gerekir. Ya renkli televizyon çalsaydı, kaç yıl hapis yatacaktı?'' |
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||